GENEL - 01 Mart 2012 Perşembe 17:46

SDÜ KURUCU REKTÖRÜ GÜRBÜZ ANILDI

A
A
A
SDÜ KURUCU REKTÖRÜ GÜRBÜZ ANILDI

Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Kurucu Rektörü Prof. Dr. Hasan Gürbüz, vefatının 16. yıldönümünde Prof. Dr. M. Lütfü Çakmakçı Kültür Merkezi’nde düzenlenen törenle anıldı.
Tören öncesinde Prof. Dr. Hasan Gürbüz’ün ailesi Rektör Prof. Dr. Hasan İbicioğlu’nu makamında ziyaret etti. SDÜ Radyo- TV Araştırma ve Uygulama Merkezince hazırlanan "O’nun Adı Hasan Gürbüz" isimli belgesel filmin izlenmesiyle başlayan anma töreninin açılış konuşmasını Rektör Prof. Dr. Hasan İbicioğlu yaptı. Ölümü tadacak her canlının, bu dünyanın bir imtihan olduğunun farkına vararak erdemli ve kendini sorgulayarak yaşaması gerektiğini söyleyen İbicioğlu, "Bu dünyada bir yolcunun yaşadığı gibi
yaşamalı, arkamızda güzellikler bırakmalıyız. Bazı insanlar yaşamlarıyla da vefatlarıyla da ders verirler. Yaşamıyla örnek olan Hasan Gürbüz de arkasında bıraktığı sevgi haresiyle ölümünde de örnek olmuş bir insandır. Bize onun izinden gitmek, onun açtığı ve belirttiği idealler etrafında yolumuzu aydınlatmak kalmıştır" dedi.
İbicioğlu sözlerini, "Aramızdan ayrılan tüm şehitlerimize, SDÜ ailesinin üyesiyken vefat eden tüm öğrencilerimiz ile eğitmenlerimize ve ideallerimizi kristalize eden, bize yol gösteren ve yaşamıyla örnek olan Prof. Dr. Hasan Gürbüz’e Allah’tan rahmet diliyoruz" diyerek noktaladı.
Daha sonra katılımcılara Hasan Gürbüz’ü, Isparta ve üniversiteye yaptığı hizmetleri anlatan İstanbul Medeniyet Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu, Hasan Gürbüz’ün girişimci, ekip çalışmasına önem veren bir insan olduğunu belirterek halkın problemlerine çözüm üretmeyi, aklı fen ile, vicdanı ise din ile tamamlayıp dünyayla rekabet edebilmeyi hedeflediğini söyledi.
SDÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Akkaya ise "İnsanlığa faydalı hizmetler veren Hasan Gürbüz’den insan sevgisini, mert olmayı ve garibanı ve insanları sevmeyi öğrendik" diye konuştu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Siirt Siirt’te doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı Siirt’te gerçekleştirilen doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı. Siirt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yılmaz Çekmen ve üniversite yürüyüş ekibi, Bağgöze köyü ve Botan Milli Parkı bölgesinde yaptıkları 15 kilometrelik yürüyüş sırasında dikkat çeken fosil kalıntılarıyla karşılaştı. Bağgöze köyündeki havuzlu çeşme bölgesine ulaşan ekip, köydeki çobanların çevredeki dağlardan topladıkları fosilleri sergileyerek adeta açık hava müzesi oluşturduğunu belirtti. Bölgedeki fosillerin milyonlarca yıl öncesine ait olduğu ifade edilirken, herhangi bir eğitim almadan fosilleri toplayan köylülerin bölgenin doğal tarihine ışık tuttuğu kaydedildi. Konuya ilişkin açıklamada bulunan Çekmen, bölgede 35 milyon, 66 milyon ve hatta 400 milyon yıl öncesine uzanan fosillerin bulunduğunu söyledi. Çekmen, bulunan kalıntılar arasında gastropodlar, ammonitler, deniz kestaneleri, istiridyeler ve farklı deniz canlılarına ait fosillerin yer aldığını ifade etti. Bölgedeki fosil yoğunluğunun, milyonlarca yıl önce burada deniz canlılarının yaşamış olmasından kaynaklandığını belirten Çekmen, yaşanan depremler ve jeolojik hareketler sonucu canlı kalıntılarının kireç ve toprak tabakaları altında fosilleşerek günümüze ulaştığını dile getirdi. Bağgöze ve Botan bölgesinin sahip olduğu fosil çeşitliliğiyle açık hava müzesi niteliğinde olduğunu vurgulayan Yılmaz Çekmen, bölgenin akademik açıdan detaylı şekilde araştırılması gereken önemli alanlardan biri olduğunu söyledi.
Aydın "Adnan Menderes idam edilmeden önce hemşehrilerinin silahlarını topladılar" Aydın’da medya ve darbelerin toplumsal etkilerinin ele alındığı "Medya ve Darbeler" konulu panelde bugüne kadar kaleme alınmayan bazı gerçekler dile getirildi. Panele katılan köylüler Adnan Menderes’in idam edildiği yıl, köylülerin önce tüm silahlarının toplandığını ardından Çine çayından karşıya geçişlerinin bile izin verilmediğini anlattılar. Köyün eski muhtarı Mehmet Demir, "O yıl köylülerimizin tarlaya gidişine bile izin verilmediği için ekilen pamuklar susuzluktan kurumuş" diyerek Aydın halkının baskı altında tutulduğunu belirtirken, köy halkından Lütfi Küçük ise "Ben de adını taşıdığım dedemden dinlerdim. Merhum Başvekil Adnan Menderes’i diam etmeden önce köylülerin evlerine baskın yapıp silah sayılabilecek ne varsa hepsini didik didik arayıp toplamışlar. Hemşehrileri Menderes’e sahip çıkar diye her türlü baskı yapılmış" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda Aydın Adnan Menderes Müzesi’nde gerçekleştirilen ‘Medya ve Darbeler’ panelinde 27 Mayıs 1960 darbesinin bilinmeyen yönleri de ele alındı. Panelde, Türkiye’de darbelerin medya üzerindeki etkileri ile medyanın darbeler sürecindeki rolü akademik ve tarihsel boyutlarıyla değerlendirilirken, 27 Mayıs 1960 Darbesi öncesi ve sonrasında Aydın’da yaşanan ve kayıtlara geçmeyen olaylar da dile getirildi. Panelin moderatörlüğünü, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Sinema Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turan Akkoyun yaptı. Hüsna Yılmaz, Bircan Kayacan ve İrem Delice’nin konuşmacı olarak katıldığı panelde en ilginç konuları ise köyün eski muhtarı Mehmet Demir ile köy sakinlerinden Lütfü Küçük dile getirdi. "Menderes idam edildiği yıl pamukların sulanmasına bile müsaade edilmedi" Panelde, ülkede yaşanan darbeler öncesi, darbe sırasında ve sonrasında medyanın tutumu durumu ve özellikle dış basının dış kaynaklı yazıları ve manşetleri de ele alınırken panel sonunda katılımcıların soruları cevaplandırıldı. 15 Temmuz hain darbe girişiminde demokrasiye sahip çıkan halkın 27 Mayıs 1960 darbesinde aynı refleksi niçin gösteremediğine ilişkin sorular üzerine söz alan köyün eski muhtarı Mehmet Demir ve köy halkından Lütfü Küçük, bu dönemde yaşananların pek çok kişi tarafından bilinmediğini ve o dönemde yazılmadığını belirtti. Menderes’i aslında hemşerilerinin sahip çıktığını ancak o dönem insanların evlerinin dışına çıkmasına bile müsaade edilmediğini belirten Demir ve Küçük, "1960 yılında Çakırbeyli ve çevresindeki pamuk tarlalarındaki pamuklar maalesef sulanmasına bile müsaade edilmediği için kurudu. Bu halkın pamuk tarlasına gitmesine bile askeri cunta müsaade etmedi. Maalesef bazı ortamlarda Menderes’in hemşerileri ‘Menderes’e sahip çıkmadı’ diye suçlanır. O zamanlar iletişim araçları yaygın değil. Demokrasinin durumu belli. Maalesef Menderes idam edilmeden önce ev ev dam dam bu memlekette aranmadık yer kalmamış. Dolma tüfekten tabancaya kadar vatandaşın tüm silahları yatak yorgan arasından alınıp toplanmış. Yetmemiş insanların evlerinden çıkıp tarlasındaki pamuğu sulamasına dahi müsaade etmemişler. O yıl pamuklar bile kurumuş" diyerek 27 Mayıs 1960 darbesinin Aydın’da kayda geçmeyen acı yönlerini dile getirdiler.