GENEL - 02 Mart 2012 Cuma 12:28

BÜYÜKŞEHİR AMBULANS HİZMETİ KAR KIŞ DEMEDEN HİZMET EDİYOR

A
A
A
BÜYÜKŞEHİR AMBULANS HİZMETİ KAR KIŞ DEMEDEN HİZMET EDİYOR

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, son 33 yılın en soğuk kış mevsiminin yaşandığı Kocaeli’de hastaların ulaşımlarını aksatmadan yürütüyor. Ambulans Nakil Hizmeti ile yürütülen sağlık hizmeti, kar kalınlığının bir buçuk metreye kadar çıktığı köylere kadar ulaşarak hastaların imdadına yetişti. Hasta vatandaşlar ücretsiz olarak sağlık kuruluşlarına oradan da evlerine ulaştırıldı.
Tıbbi müdahale gerektirmeyen ancak sedye ile nakil edilmesi gereken vatandaşlara anında müdahale eden hizmet ile hastalar güvenle taşındı. Kar yağışının etkisini sürdürdüğü son iki günde 321 hasta taşınarak olumsuz vakaların önüne geçildi.
Kar kalınlığının 1 metreyi bulduğu Gölcük İlçesi İhsaniye beldesinde bir hasta yakını tarafından aranan Hasta Nakil Ambulans ekibi kısa sürede bölgeye ulaştı. Yoğun kar yağışına aldırmadan İhsaniye’ye ulaşan doktor ve hemşireden oluşan hasta nakil ekibi, 70 yaşındaki Hüseyin Avniçat adlı hastayı Kocaeli Devlet Hastanesi’ne nakletti. Sorunsuz bir şekilde hastayı nakil eden ekipler tedavisi bittikten sonra tekrar evine sorunsuzca ulaştırdı.
Ambulans Nakil Hizmeti 2004 yılında sadece 10 hasta nakil aracı hizmete başladı ve o yıl 7 bin 940 hasta nakli gerçekleştirdi. Hizmetten faydalanmak isteyen vatandaş sayısının artması ile çalışma kapasitesi artırılarak araç sayısı 22’ye çıkarıldı. Kent genelinde hizmet yürüten bir birim haline gelen Ambulans Nakil Hizmeti’nden 2011 yılında 34 bin 395 kişiye ulaşıldı.
Hizmetten yararlanmak isteyen vatandaşların 444 11 41 numaralı telefonu aramalarının yeterli olduğu belirtildi. 24 saat hizmet verilen çalışmada hastalarını sağlık kuruluşlarına nakledecek vatandaşların gelen istekleri değerlendirip ekipler verilen adreslere yönlendiriliyor. Komuta merkezine gelen ihbarlar hemşireler tarafından alınıyor. Hastanın adı, soyadı ve adres bilgilerinin yanı sıra o anki durumu da telefonda soruluyor. Bilgilerin alınmasının ardından hemşire ambulans şoförüyle bağlantıya geçerek
kısa sürede aracı istenilen adrese gönderiyor. Tedavilerin ardından hasta tekrar aynı nakil aracıyla evine bırakılıyor.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzincan Erzincan’da kene sezonu açıldı Havaların ısınmasıyla birlikte kenelerde çıkmaya başladı. Kene ısırması sonucu meydana gelebilecek Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının insan sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini belirtilerek vatandaşlar uyarıldı. Erzincan’da kene ısırması sonucu 1 kişi hastanede tedavi altına alındı. Erzincan’da her yıl Toplum Sağlığı Merkezi personelleri tarafından, köylerde yaşayan vatandaşlara Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı hakkında eğitim verilerek, bilgilendirmeler yapılıyor. Sağlık ekipleri "Keneyi hafife almayın tedbiri elden bırakmayın" sloganıyla uyarılarda bulunarak şu bilgilere yer verdi: "Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi, keneler tarafından taşınan Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirüs grubuna ait bir virüsle oluşan ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve ağır vakalarda kanama gibi bulgular ile seyrederek ölümlere neden olabilen zoonotik (hayvanlardan insanlara bulaşan) karakterli bir enfeksiyon hastalığıdır. KKKA ilk olarak 12. yüzyılda Tacikistan’da tanımlanmıştır. Hastalık, keneler tarafından insanlara tutunmasını takiben idrarda, tükürükte, rektumda ve abdominal kavitede kan görülmesi ve vücutta yaygın kanamalarla tarif edilmiştir. 1944-45 yıllarında Rusya’nın Kırım bölgesindeki Batı Kırım steplerinde çoğunlukla ürün toplamaya yardım eden Sovyet askerleri arasında görülmüştür. Hastalığa Kırım Hemorajik Ateşi adı verilmiştir. 1956 yılında Zaire’de de ateşli bir hastadan Kongo virüsü tespit edilmiştir. 1969 ise Kongo virüs ve Kırım hemorajik ateşi virüslerinin aynı virüs olduğu belirlenmiş ve Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi olarak hastalık yeniden adlandırılmıştır. Hastalık ülkemizde ilk olarak 2002 yılında dikkatleri çekmiş ve 2003 yılında kesin tanısı konmuştur. KKKA vakaları, hastalığın başlıca bulaştırıcısı olan kenelerin aktifleştiği dönemden başlayarak ülkemizde bahar ve yaz aylarında görülmektedir. Hastalık ülkemizde bulaştırıcısı kene türünün yaşam alanlarıyla uyumlu bir şekilde görülmektedir. İlk kez Tokat ili ve civarında dikkatleri çeken Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakaları çoğunlukla İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzeyinde yoğunlaşmaktadır. Etken Bunyaviridae ailesinden Nairovirus grubundan tek sarmallı RNA virüsü olan Crimean-Congo haemorrhagic fever virüsüdür. Hastalık ülkemizde başlıca hastalık etkenini taşıyan kenenin tutunması veya bununla temas sonucunda bulaşmaktadır. Ülkemizde hastalığın bulaştırıcısı asıl kene türü Hyalomma marginatum’dur. Bunun yanı sıra hastalık viremik dönemdeki hayvanların veya hasta kişilerin kan, doku, vücut çıkartılarına korunmasız temas sonucunda da bulaşabilmektedir. İnkübasyon süresi kene tutunmasından sonra genellikle 1-3 gün, en fazla 9 gün olabilmektedir. Enfekte kan, vücut sıvısı ve diğer dokularla temas sonrasında 5-6 gün; en fazla ise 13 gün olabilmektedir. Hastalığın tedavisinin esasını destek tedavisi seçenekleri oluşturmaktadır. Bu gün için hastalıktan korunmaya yönelik etkinliği kanıtlanmış bir aşı veya etkene spesifik bir ilaç bulunmamaktadır. Ülkemizde hastalığa karşı aşı geliştirme çalışmaları devam etmektedir. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının kontrolüne yönelik çalışmalar Bakanlığımız tarafından bir program dâhilinde yürütülmektedir. Kişisel korunma önlemlerinin alınması hastalığın kontrolü için ön planda olduğundan Bakanlığımızca vatandaşlarımızın hastalık ve korunma önlemleri konusunda bilgilendirilmesi ve toplumda farkındalık oluşturulması çalışmaları yoğun bir şekilde yürütülmektedir. Ülkemizde KKKA bahar aylarında görülmeye başlamakta olup yaklaşık %4-5 fatalite hızıyla seyretmektedir. Yıllar itibariyle vaka görülme durumlarına bakıldığında artış ve azalış eğilimlerinden bahsedilebilmekte olup en yüksek vaka 2009 yılında 1318 vaka olarak gerçekleşmiştir. Her ne kadar 2017 yılında 343 KKKA vakası tespit edilmiş olsa da ülkemizde hala önemini korumaktadır. Kırım Kongo Kanamalı Ateşinden korunmak için; Tarla, bağ, bahçe, orman ve piknik alanları gibi kene yönünden riskli alanlara gidilirken, kenelerin vücuda girmesini engellemek maksadıyla mümkün olduğu kadar vücudu örten giysiler giyilmeli, pantolon paçaları çorapların içerisine sokulmalı ve ayrıca kenelerin elbise üzerinde rahat görülebilmesi için açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir. Kene yönünden riskli alanlardan dönüldüğünde kişi kendisinin ve çocuklarının vücudunda (kulak arkası, koltuk altları, kasıklar ve diz arkası dâhil) kene olup olmadığını kontrol etmeli, kene tutunmuş ise hiç vakit kaybetmeden çıplak el ile dokunmamak şartıyla vücuda tutunduğu en yakın yerden tutarak uygun bir malzeme ile (bez, naylon poşet, eldiven gibi) çıkarmalıdır. Kişi keneyi kendisi çıkaramadığı durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Kene ne kadar erken çıkarılırsa hastalığın bulaşma riskinin de o kadar azalacağı unutulmamalıdır. Hastalık hayvanlarda belirti göstermeden seyrettiğinden hastalığın sık olarak görüldüğü bölgelerde bulunan hayvanlar sağlıklı görünse bile hastalığı bulaştırabilirler. Bu sebeple hayvanların kanlarına, vücut sıvılarına veya dokularına çıplak el ile temas edilmemelidir. Hastalığa yakalanan kişilerin kan, vücut sıvıları ve çıkartıları ile hastalık bulaşabildiğinden, hasta ile temas eden kişiler gerekli korunma önlemlerini (eldiven, önlük, maske v.b.) almalıdır. Kene tutunan kişiler, kendilerini 10 gün süreyle halsizlik, iştahsızlık, ateş, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma veya ishal gibi belirtiler yönünden izlemeli ve bu belirtilerden bir veya bir kaçının ortaya çıkması halinde derhal en yakın sağlık kuruluşuna müracaat etmelidirler. Hastalığa sebep olan mikrobun taşıyıcısı, saklayıcısı ve bulaştırıcısı olan keneler uçmayan, zıplamayan, yerden yürüyerek vücuda tırmanan eklem bacaklı hayvanlardır. Vücuda tutunan veya hayvanların üzerinde bulunan keneler kesinlikle çıplak el ile öldürülmemeli ve patlatılmamalıdır. Keneler üzerine sigara basmak, kolonya, gaz yağı gibi maddeler dökmek kenenin kasılmasına sebep olarak vücut içeriğini kan emdiği kişiye aktarmasına sebep olacağı için yapılmamalıdır."
Erzurum Erzurumspor FK Başkanı Ahmet Dal, "Erzurum zor bir deplasmandır. Ama bu zorluk hava şartlarından değil, sahadaki mücadeleden kaynaklanacaktır" Erzurumspor FK Başkanı Ahmet Dal, Erzurum’da kar yağışından dolayı son 10 yılda ertelenen bir maç olmadığını belirterek, "Buna rağmen dışarıda sürekli bir "zor deplasman, hava şartları" algısı oluşturuluyor. Birileri "Süper Lig’in en zor deplasmanlarından biri Erzurum" diyor. Evet, Erzurum zor bir deplasmandır. Ama bu zorluk hava şartlarından değil, sahadaki mücadeleden kaynaklanacaktır" dedi. Ligin başından sonuna kadar her maçı adeta bir final gibi oynayan Erzurumspor’un, ortaya koyduğu mücadele, inanç ve karakterle ligi şampiyon olarak tamamladığını ifade eden Erzurumspor FK Başkanı Ahmet Dal, basın mensuplarıyla yaptığı toplantıda "Bu başarı, uzun süredir verilen emeğin, sabrın ve doğru adımların bir sonucudur. Erzurumspor her zaman var olmaya devam edecektir. Bu büyük başarıda emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyorum. Zaman zaman paylaşımlarımızla, mikrofon başında, televizyon ekranlarında ve sosyal medyada bu teşekkürleri dile getiriyoruz. "Ben Erzurumluyum" diyen, Erzurumspor’u gönülden destekleyen, maçına gelen ya da gelemeyen, televizyon başında izleyen ya da telefonundan takip eden herkes bu gururu hak etmiştir. Bu şampiyonluk coşkusunun ve duygusunun herkesi saracağına ve herkese yeteceğine inanıyorum. Spor bir çatıysa, bir gök kubbeyse, onun altında bütün Erzurumlular sığar. Kimseyi ötekileştirmeden, farklı düşünceleri ve yorumları dışlamadan herkesin bu coşkuyu yaşaması gerekir. Bu gurur Erzurum’un gururudur. Bu şampiyonluk tüm Erzurumlulara hayırlı olsun, uğurlu olsun" dedi. "Kulübe değil kendilerine faydalı oluyorlar Erzurumspor’a zor günlerinde katkı veren, vermeyen, veremeyen; iyi günlerinde yanlarında olan, olmayan; her şartta destek sunan herkese teşekkür ettiklerini vurgulayan Dal, " Çünkü ben her zaman şuna inandım: eğer ortada bir başarı varsa, bu başarıyı herkesin sahiplenmesi gerekir. Ancak bugün geldiğimiz noktada, işimizin hiç de kolay olmadığını da özellikle ifade etmek isterim. Erzurumspor’un ihtiyaçları her geçen gün artarken, verilen desteklerin daha planlı ve daha faydalı alanlara yönlendirilmesi büyük önem taşıyor. Sosyal medyada yapılan paylaşımlar, afişler ve çeşitli çalışmalar için emek veren herkese de teşekkür ediyorum. Fakat şunu da belirtmek zorundayım. Bu tür çalışmalar çoğu zaman kulübe doğrudan katkıdan ziyade bireysel görünürlük sağlayabiliyor. Oysa biz istiyoruz ki, bu destekler Erzurumspor’un kasasına, futbolcusunun primine, deplasman giderlerine ve kulübün gerçek ihtiyaçlarına dönüşsün. Bu güne kadar bu anlamda arzu ettiğimiz düzeyde bir yapı maalesef oluşmadı" şeklinde konuştu. "Taraftarımızdan zaman zaman haklı serzenişler duyduk" Sezona Serkan Özbalta ile başladıklarını hatırlatan Erzurumspor FK Başkanı Ahmet Dal, " Evimizde oynadığımız maçlarda, son dakikalarda yediğimiz goller nedeniyle puan kayıpları yaşadık. Öne geçtiğimiz halde 3-3 berabere bitirdiğimiz karşılaşmalar oldu. Deplasmanda da beklemediğimiz beraberlikler ve puan kayıpları yaşayınca, doğal olarak büyük Erzurumspor taraftarımızdan zaman zaman haklı serzenişler duyduk. Ancak biz, onların takımımızın daha iyi olmasını isteyen iyi niyetini her zaman bildik. Biz de bu kulübü sadece bugünü kurtaran değil, geleceği planlayan bir anlayışla yönettiğimiz için, anlık reaksiyonlarla karar vermedik. Geçmişte çok sayıda teknik direktör değişikliği yaşayan Erzurumspor gerçeğini göz önünde bulundurarak, benim başkanlığım döneminde üç buçuk yıllık süreçte; yaklaşık iki buçuk yıl Hakan Kutlu ile, ardından bir buçuk yıl Serkan Özbalta ile çalıştık. Bu süreç bize şunu açıkça gösterdi: İstikrar başarıyı getirir. Bugün baktığımızda, bizden üç dört kat, hatta beş kat daha fazla bütçelerle yola çıkan kulüplerin; sezon başında başka bir teknik direktörle, başka bir kadroyla başladığını, transfer döneminin ortasında bile kadrolarını değiştirdiğini görüyoruz. 5-10 hafta içinde yeni hocaların geldiğini, "bu takımı ben kurmadım" diyerek süre istendiğini, devre arasında ise tamamen yeni oyuncuların talep edildiğini hepimiz biliyoruz" diye konuştu. "Erzurumspor’da başarı istikrarı getirdi Bu durumun her lig için geçerli olduğunu anlatan Dal, "Sadece bizim ligimizde değil, Süper Lig dahil birçok ligde yaşanıyor. Bazen bir-iki mağlubiyet sonrası bile teknik direktör değişikliğine giden takımlar var. Ama şunu net gördük ki; bu sürekli değişim başarı getirmiyor. Biz Erzurumspor’da daha önce de şahit olduk. İstikrar başarı getiriyor. Bu sezon da bunun karşılığını aldık. Elbette teknik direktör değişikliği sadece saha içi bir karar değildir. Her değişiklik; tazminat yükü, yeni teknik ekibin maliyeti, adaptasyon süreci ve kulübü tanıma zamanı gibi ciddi ekonomik ve sportif yükler getirir. Bunlar kolay süreçler değildir. Futbolda başarı istikrardan geçer. Ancak zaman zaman da işler kötü gittiğinde değişiklik yapmak gerekebilir. Biz bu süreçte sabırlı davrandık. Taraftarımızın önemli bir kısmı da bu sabrı bizimle birlikte gösterdi. Ve sonunda bu istikrarın karşılığını aldık. Erzurumspor’umuz, 1. Lig tarihindeki en yüksek puanına ulaşarak sezonu şampiyon tamamladı" dedi. "Biz işimize baktık, sahaya odaklandık" Basit ve sıradan kulüpler gibi hareket etmenin, uzun vadede Erzurumspor’a itibar kaybettireceğini anlatan Başkan Dal, sözlerini şöyle sürdürdü "Bugün Erzurumspor, bu ligde mücadele ederken aslında bir Süper Lig takımı kimliğiyle sahaya çıktığını herkese göstermiştir. Bu süreçte tabii ki çok ciddi baskılar altında kaldığımız dönemler oldu. Özellikle Iğdır maçında benim şahsen yaşadığım bazı olaylar vardı. Ancak biz hiçbir zaman bu olayları camialara mal etmedik. Biz işimize baktık, sahaya odaklandık ve bize gerekli olan 3 puanları aldık. Bugün biz şampiyonluk kutlaması yaparken, rakiplerimiz son haftaya kadar bu stresin içinde kaldı ve yaşamaya da devam ediyorlar. Erzurumspor Süper Lig’e yükseldiğinde de haddini bilen, ancak hakkını her şartta aramaktan asla vazgeçmeyen bir anlayışla yoluna devam edecektir" "Erzurum zor bir deplasman olacak" Geçmişte yaşanan hakem hatalarının, Erzurumspor’a ve Erzurum’a yönelik algı operasyonları, soğuk hava, rakım ve saha şartları üzerinden oluşturulan söylemleri hatırlatan Erzurumspor FK Başkanı Ahmet Dal, "Biz bu sezon bu tür algılara teslim olmayacağımızı gösterdik. Bu ligi etkileyen bir lobi yapısından da bahsediliyor. Rakip takımlar, teknik direktörler, futbolcular, sahadaki hakemler, gözlemciler ve temsilciler üzerinde etkiler olduğu söyleniyor. Biz bunların hepsinin farkındayız. Ancak şunu net olarak ifade etmek isterim: Erzurum’da kar yağışından dolayı son 10 yılda ertelenen bir maç yoktur. Sezon içinde soğuk hava sadece kısa bir döneme denk gelmektedir. Buna rağmen dışarıda sürekli bir "zor deplasman, hava şartları" algısı oluşturuluyor. Ben televizyonda da görüyorum; "Süper Lig’in en zor deplasmanlarından biri Erzurum" deniyor. Evet, Erzurum zor bir deplasmandır. Ama bu zorluk hava şartlarından değil, sahadaki mücadeleden kaynaklanacaktır. Rakipler burada soğuktan değil, Erzurumspor’un sahadaki oyunundan dolayı zorlanacak ve buradan puan almadan dönecektir. Erzurumspor, Türk futbolunun köklü ve asırlık çınarlarına karşı sahada hak ederek mücadele eden bir takımdır ve bu kimliğini her zaman koruyacaktır" ifadesini kullandı. "Erzurumspor mücadele eden ve saygıyı esas alan bir camiadır" "Türk futbolunun lokomotifi olan, futbolu bu ülkeye sevdiren ve memleket takımlarının kurulmasına öncülük eden; Fenerbahçe, Galatasaray ve Anadolu’dan gelen ilk büyük temsilcilerden Trabzonspor başta olmak üzere tüm camialara saygı duyuyoruz" diyen Erzurumspor FK Başkanı Ahmet Dal, "Biz Erzurumspor olarak, bu büyük kulüplerle hem saha içinde hem de saha dışında her zaman saygı çerçevesinde rekabet eden bir anlayışı benimsiyoruz. Rakiplerimiz kim olursa olsun, onlara aynı saygıyı gösteriyoruz. Bu sadece kendi sahamızda değil, deplasmanda da böyle olacaktır. Sahamıza gelen her takımı en iyi şekilde ağırlamak, misafirperverliğimizi göstermek bizim görevimizdir. Biz de gittiğimiz her yerde bir misafire yakışır şekilde davranacağız. İnanıyorum ki Erzurumspor’un Süper Lig yolculuğunda, tüm kulüplerle kurduğumuz sağlıklı ilişkiler ve diyaloglar, geçmişte yaşanan bazı olumsuzlukların tekrarını engelleyecektir. Biz her maçımıza kazanmak için çıkacağız. Ancak Anadolu kulüplerinin büyük takımlarla gereksiz ve anlamsız gerilimlere girmesini doğru bulmuyorum. Bizim önceliğimiz saha içidir. Bu camialar çok kıymetlidir. Her biri Türk futbolunun devamlılığı açısından büyük emekler vermektedir. Özellikle yüksek bütçelerle kadro kuran, Türk futboluna ve milli takıma katkı sağlayan kulüplerin varlığı önemlidir. Biz Erzurumspor olarak, rakibimiz kim olursa olsun sahada mücadelemizi en üst seviyede ortaya koyacağız. Taraftarımızın bu sezon bizi sonuna kadar desteklediği ve alkışladığı gibi, biz de sahada futbol oynamaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Erzurumspor futbol oynayan, mücadele eden ve saygıyı esas alan bir camiadır" diye konuştu. "Bu köprü yıkılırsa hepimiz altında kalırız" Artık geriye bakmanın bir anlamı olmadığını söyleyen Başkan Dal, "Tüm Türkiye Erzurumspor’u konuşurken, Erzurum’un önde gelenlerinin, iş insanlarının ve şehrin kanaat önderlerinin bu takıma sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum. Erzurumspor artık sadece sportif bir yapı değil; idari olarak güçlendirilmesi, ekonomik anlamda desteklenmesi ve güçlü bir futbol lobisiyle temsil edilmesi gereken bir sürece girmiştir. Siyasi, iş dünyası, spor çevreleri ya da ilişkiler fark etmeksizin, Erzurumspor’un futbol dünyasında güçlü bir konum oluşturması artık bir zorunluluktur. Normal şartlarda taraftar inanır, camia inanır ve takımı motive eder. Ama bu sezon tam tersi bir tablo gördük. Takımımız sahadaki performansıyla taraftarı inandırdı. "Biz inanıyoruz, siz de inanın" diyerek camiayı ve tribünleri kendine bağladı. Transfer yasağının olduğu dönemde şunu söylemiştim: "Köprünün üzerindeyiz. Bu köprü yıkılırsa hepimiz altında kalırız. Ya geçeceğiz ya da o köprünün altında kalacağız." Bugün yine benzer bir eşikteyiz" şeklinde konuştu. "Biz kimsenin kendi cebinden, kendi rızkından bir beklenti içinde değiliz" Erzurumspor’un, tarihi bir fırsatın eşiğinde olduğunu ve sadece bir futbol takımı değil, aynı zamanda bir şehrin yükselişini temsil ettiğini vurgulayan Erzurumspor FK Başkanı Ahmet Dal, " Son 15 günde Erzurumspor’un ve Erzurum’un tanıtımı, milyonlarca liralık reklamla yapılamayacak seviyede gerçekleşmiştir. Ulusal medya, spor yorumcuları, futbol dünyasının önemli isimleri, siyasetçiler ve taraftarlar Erzurumspor’u konuşmuştur. Şu anda Erzurumspor büyük bir ilgi ve takdirin merkezindedir. Ancak bunun sürdürülebilir olması sadece bireysel çabalarla mümkün değildir. Bu süreç, yalnızca başkan Ahmet Dal’ın ya da birkaç gönüllü yöneticinin ya da Onursal Başkanımızın Mehmet Sekmen’in tek başına yürütebileceği bir süreç değildir. Basın mensuplarımızın katkısı da önemlidir, ancak daha geniş bir yapıya ihtiyaç vardır. Bazı kulüplerde gördüğümüz gibi, arkasında güçlü bir organizasyon bulunan yapılar vardır. Erzurumspor için de ekonomik anlamda kurumsal bir destek ve organizasyon yapısının oluşturulması artık bir gerekliliktir. Biz kimsenin kendi cebinden, kendi rızkından bir beklenti içinde değiliz. Ancak Erzurum’da kazanılanın, Erzurumspor’a da yansıması gerektiğine inanıyoruz. Bu şehirden elde edilen değerlerin bir kısmı Erzurumspor’un geleceğine aktarılmalıdır. Bu doğrultuda görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Hedefimiz nettir. Önce ligde kalıcı olmak, ardından Süper Lig’de güçlü bir şekilde yer almak ve daha büyük başarılar elde etmektir"