YEREL HABERLER - 07 Mart 2012 Çarşamba 15:40

GİRESUNSPOR’UN MOTİVASYONA İHTİYACI VAR

A
A
A
GİRESUNSPOR’UN MOTİVASYONA İHTİYACI VAR

Giresunspor teknik direktörü Erhan Altın düzenlediği basın toplantısında bütün camiayı birlik ve beraber olmaya davet etti.
Giresunspor futbolcularının en önemli sorununun baskı altında kalmak olduğunu kaydeden teknik direktör Erhan Altın “Takımın teknik kadrosu, bu takımın düşmeyeceğine güveniyor ve inanıyor. Bu yüzden buraya geldik. Kesinlikle sezonun kalan maçlarına çıkalım da biraz para kazanalım amacıyla gelmedik. İnandığımız için geldik fakat gördük ki bu takımın motivasyona ihtiyacı var. Biz teknik heyet olarak gerekeni yapıyoruz. Camia olarak da birlik ve beraberlik gerekli. Bu konuda da gerekenin yapılacağına inancım sonsuz. Her maç 90 dakikadır. Taraftar 90 dakika takımının yanında olmalı. Maç içerisinde 90 dakika bitmeden yapılan her olumsuzluk futbolcuları etkileyecektir. Camianın desteği ve bizdeki bu inanç Giresunspor’un ihtiyacı olan en önemli etkendir” dedi.
Giresunspor’un bundan sonra seri yakalaması gerektiğini de belirten Altın “Geçen hafta son dakikada yediğimiz golle galibiyeti kaçırdığımız maç aslında bizim çıkış noktamız olacaktı fakat bu haftaya kaldı. Artık bir seri yakalama ihtiyacımız var ve bunu bu hafta kendi sahamızda seyircilerimizin desteği ile yapacağız. Şunu da ifade etmeliyim ki takımda bir sorun daha var oda 60. dakikadan sonra takımın performansı düşüyor .Oyuncularımız ilk yarı çok iyi oynuyor istenilen pozisyonlara giriliyor fakat 60. dakikadan sonra performans düşüyor. Zaten bu dakikadan sonra gol yiyoruz. Fakat şu aşamadan sonra yapılacak çok şey yok. Çünkü bu aşamaya neden geldiler bilemem fakat kondisyonu yakalayalım diye aşırı yüklenme yapmamız halinde futbolcuların sağlığı tehlikeye girebilir. Bu kondisyon aşama aşama sezon başından beri yüklenmeliydi. Şimdi ise mevcut şartları değerlendireceğiz” diye konuştu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Iğdır Iğdır’da çiftçiler meyve ağaçlarını dumanlama yöntemi ile soğuktan korudu Iğdır’da çiftçiler dumanlama yöntemi uygulayarak meyve ağaçlarını zirai don riskine karşı korudu. Iğdır’da etkisini artıran soğuk hava ve gece saatlerinde sıfırın altına düşen sıcaklıklar, çiftçileri harekete geçirdi. Meyve ağaçlarını zirai don tehlikesinden korumak isteyen üreticiler, gece boyunca bahçelerinde kalarak çeşitli önlemler alıyor. Özellikle kayısı üreticileri, don riskinin en yüksek olduğu 02.00 ile 06.00 saatleri arasında bahçelere yerleştirilen saman balyalarını yakarak "dumanlama yöntemi" uyguluyor. Oluşan yoğun dumanın, bahçede ısı kaybını azaltarak ağaçların don olayından etkilenmesini önlediği belirtiliyor. Uzun yıllardır uygulanan bu yöntem sayesinde üreticiler, çiçeklenme dönemindeki ağaçlarını koruyarak muhtemel ürün kaybının önüne geçmeyi hedefliyor. Meyve ağaçlarını dumanlama yöntemi ile soğuktan koruyan Töbet Turan meteoroloji sürekli takip ettiklerini belirterek, "Biz meyve ağaçlarıyla ilgilendiğimiz için hava durumunu meteorolojiden sürekli takip ediyoruz. Meteoroloji verilerine baktığımızda, son iki gün gece saat 02.00 ile sabah 06.00 arasında hava sıcaklığının -3 dereceye kadar düşeceğini gördük. Bu nedenle, daha önce babalarımızla birlikte uyguladığımız dumanlama yöntemini kendi meyve bahçemizde de uyguladık" dedi. Dumanlama yöntemi ile ağaçlarını soğuktan koruduklarını söyleyen Turan, "Yaklaşık 300 adet saman balyası getirdik. İlk gün 100 tanesini bahçeye dağıttık. Bahçede yaklaşık 500’e yakın anjelik ve kiraz ağacı bulunuyor. Gece saat 02.00’de samanları yaktık ve sabah 06.00’ya kadar başında bekledik. Duman tüm bahçeyi kapladı. Saat 06.00’dan sonra evimize gittik. Allah’ın izniyle şu ana kadar yaptığımız kontrollerde herhangi bir zarar görünmüyor" diye konuştu. Dumanlama sisteminin eski bir yöntem olduğunu dile getiren Turan, "Samanlar tamamen yandığında bahçede adeta bir bulut tabakası oluşuyor. Bu duman, ağaçların hem içinde hem de üstünde yoğunlaşıyor. Oluşan bu tabaka, soğuğu kesip kırıyor ve ortam sıcaklığını yaklaşık 3-4 derece artırıyor. Zaten bahçenin içine girildiğinde bu sıcaklık farkı açıkça hissedilebiliyor. Bilindiği gibi soğuk hava genellikle aşağıda birikir. Daha yukarıda, yaklaşık 7-8 metre yükseklikte hava daha ılıktır. Biz alttan verdiğimiz sıcaklıkla üstteki sıcak havayı buluşturuyoruz. Bu birleşme sayesinde bahçenin genel sıcaklığı 3-5 derece kadar artıyor ve don riski önemli ölçüde azaltılıyor" dedi.
Adana Bahar yorgunluğu ile başa çıkma yöntemleri İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yunus Coşkun, bahar yorgunluğunun mevsim geçişine bağlı olarak ortaya çıkan geçici bir durum olduğunu belirterek, "Yorgunluk, baş ağrısı, uykusuzluk, motivasyon kaybı ve konsantrasyon güçlüğü gibi şikayetlere neden olarak iş ve yaşam kalitesini olumsuz etkiler" dedi. Bahar yorgunluğu, mevsim geçişlerinde vücudun değişen sıcaklık, nem oranı ve gün ışığı süresine uyum sağlama sürecinde ortaya çıkıyor. Vücudun biyolojik ritmi bu dönemde yeniden düzenlenirken bazı kişilerde enerji düşüklüğünün daha fazla hissedildiğini ifade eden Medline Adana Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yunus Coşkun, bu dönemi daha konforlu geçirmek için yapılabilecekleri anlattı. Yaşam kalitesini düşürüyor İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yunus Coşkun, bahar yorgunluğunun genellikle mevsim geçişine bağlı olarak ortaya çıkan geçici bir durum olduğunu belirterek, "Ancak yorgunluk, baş ağrısı, uykusuzluk, motivasyon kaybı ve konsantrasyon güçlüğü gibi şikayetlere neden olarak iş ve yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Özellikle kapalı ortamlarda uzun süre çalışan kişilerde bu belirtiler daha sık görülebilir. Bahar yorgunluğunun etkilerini azaltmak için günlük rutine eklenecek basit ama etkili alışkanlıklar faydalı olacaktır. Düzenli uyku, dengeli beslenme, yeterli su tüketimi ve her gün yapılan hafif egzersizler vücudun bu sürece daha kolay uyum sağlamasına yardımcı olur. Ayrıca sabah saatlerinde güneş ışığından faydalanmak ve açık havada vakit geçirmek de enerji seviyesini artırabilir. Stres yönetimi de bu süreçte büyük önem taşır. Nefes egzersizleri, açık havada yapılan tempolu yürüyüşler ve kişiyi rahatlatan aktiviteler hem zihinsel hem de fiziksel açıdan denge sağlar. Meditasyon, hafif esneme hareketleri veya doğayla temas gibi aktiviteler de sinir sistemini sakinleştirerek genel iyilik halini destekler. Bu tür yaklaşımlar, bahar yorgunluğunun etkilerini hafifletirken kişinin günlük yaşam kalitesini de artırır" dedi. Uzayan şikayetler gözden kaçırılmamalı Bahar yorgunluğunun genellikle birkaç hafta içinde kendiliğinden düzeldiğini kaydeden Dr. Coşkun, "Ancak her yorgunluk tablosunu da bahar yorgunluğu şeklinde tanımlamamak gerekir. Kansızlık, tiroid hastalıkları, enfeksiyonlar, uyku bozuklukları ve depresyon gibi farklı sağlık sorunlarının da benzer şikayetlere yol açabileceği unutulmamalıdır. Belirtilerin uzun sürdüğü ve yaşam kalitesini belirgin şekilde etkilediği durumlarda ise bir sağlık kuruluşuna başvurulması önerilir" diye konuştu. Günlük yaşamda yapılacak küçük düzenlemelerin bahar yorgunluğunun etkilerini azaltmaya yardımcı olurken mevsim geçişini daha konforlu hale getirebildiğini söyleyen Coşkun, "Güne başlarken ılık duş almak, kan dolaşımını hızlandırarak vücudun daha dinç hissetmesine katkı sağlar. Gün içinde rutinlere kısa molalar vermek de zihinsel yorgunluğu azaltacaktır. Beslenme düzenini korumak, yeterli su içmek ve her gün düzenli olarak açık havada yürüyüş yapmak enerji seviyesini destekler. Sebze ve meyve ağırlıklı beslenme vücudun vitamin ve mineral dengesine katkı sunarak metabolizmayı destekler. Uyku saatlerini düzenli hale getirmek oldukça önemlidir. Her gün benzer saatlerde uyuyup uyanmak, kaliteli uyku alışkanlığı kazanmayı kolaylaştırır. Fazla kafein ve şeker tüketiminden uzak durmak da gün içi enerji dalgalanmalarını azaltır. Mümkünse kısa süreli şehir dışı bir mola vermek ya da bulunduğunuz ortamdan uzaklaşmak zihinsel yenilenme sağlayarak enerji düzeyini yükseltebilir. Gün ışığından daha fazla yararlanmak ve mümkün olduğunca sabah saatlerinde dışarı çıkmak, vücudun biyolojik ritmini düzenleyerek daha enerjik hissetmeye yardımcı olur" dedi.