YEREL HABERLER - 08 Mart 2012 Perşembe 19:58

AK PARTİ MİLLETVEKİLİ YETİŞ, "KADIN ERKEK AİLE" SEMPOZYUMUNA KATILDI

A
A
A
AK PARTİ MİLLETVEKİLİ YETİŞ, "KADIN ERKEK AİLE" SEMPOZYUMUNA KATILDI

AK Parti Adıyaman Milletvekili Murtaza Yetiş İstanbul’da düzenlenen "Kadın Erkek Aile Sempozyumu"na konuşmacı olarak katıldı.
Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen sempozyuma sosyologlar, psikologlar, akademisyen ve yazarlar katıldı. Sempozyuma davetli konuşmacı olarak katılan AK Parti Adıyaman Milletvekili Murtaza Yetiş, "Her açıdan değişen bir dünya ile karşı karşıyayız. Bu değişimden her şey nasibini alıyor. Kavramlar değişiyor, roller değişiyor. Bakış açıları, konumlanma, değerlendirme kriterleri yenileniyor. Yüzyılın başında dünyanın sarıldığı ve tabu haline getirilen sistemlerin çoğu terk edildi. Çoğu
tezlerin çürüdüğü, terk edildiği, birçok konuda yeni farkındalıkların zorlandığı bir teknik zaman diliminde yaşıyoruz. Değişim süzgecinden geçen sistemler ya modifiye oldu ya da mutasyon geçirerek var olma adına törpülendi, yeni bir şekil aldı. Bunun sonucunda yeni roller, yeni anlamlar, yeni tezler, yeni teoriler, yeni yasalar oluşuyor. Doğal olarak yüzyılın başında konuşulmayan birçok kavram bugün hayatımızda yer bulurken ve yeni sorunların meydana geldiği yeni bir zaman dilimi içinde, insanoğlu bu
sorunlara çareler bulmaya çalışıyor. Kadına ait bugün ortaya konulan, tartışılan sorunlar üzerine yasal mevzuatlar yazılıyor, çözümler üretilmeye çalışılıyor. Kadın ve erkek, insan olarak var olma sebebi bir soru olarak çözümünü bulamadığı sürece kadının erkeğe, erkeğin kadına bakışı yasal bir zihin haritası oluşturamaz, insan zihin haritalarının hep tanımlanmayan, tanımlanmak istenmeyen bazı bölgelerinde bu konular sürekli muğlaklığını sürdürmeye devam eder" dedi.
"Ben kadına bakış konusunda, öncelikli sorunun bir zihinsel algılama sorunu olduğunu düşünüyorum" diyen Yetiş, şunları söyledi:
"İnsan zihnini bu konuda sürekli ritüellerle bir alana mecbur bırakıyoruz. Farklı bakış açıları üretilmesine izin vermeyen bir kamusal alan mecburiyeti kadına, erkeğe, aileye, çocuğa bakışı insanlık tarihinin her devrinde farklı uygulamalara ama aynı sonuca götüren bir paradoksa dönüştürmüştür. Bugünün küresel kapitalizmi kadının bedeniyle ilgilenmekte, ruhunu ve zihnini ise hep sistem dışı bırakmaya gayret etmektedir. Ulus aşırı, neoliberal düzen mekanizmalarının tamamında kadına, erkeğe, aileye bakış
açısı; kökleri geleneklerine, atalarının dinine gömülü güdümlü ve yoz bir kültürden öteye gitmemiştir. Son dönemlerde, erkek hegemonyalı bir dünyanın varlığının insanlığı buhranlara sürüklediği tezlerini ortaya atan kadın örgütleri "her açıdan kadın eşittir erkek" formülünü bulmuşlardır. Bu düşünce zamanla evirilerek kadın örgütleri içinde zihinsel olarak kadın hegemonyası saplantısına dönüştüğü için kadın sorunlarının çözümü yine gecikmelere girmiştir. Çünkü gerek erkek hegemonyası gerekse kadın hegemonyası
cinsleri birbirinden üstün kılma çabalarıdır ve kutuplu bir dünyanın oluşumuna sebep olmaktadır. O halde bütün konularda olduğu gibi kadın sorunları, kadın hakları, kadın erkek ilişkileri ve kurulacak olan aile yapıları için yine bir İslam Medeniyeti düşüncesine ihtiyaç vardır."
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Iğdır Iğdır’da çiftçiler meyve ağaçlarını dumanlama yöntemi ile soğuktan korudu Iğdır’da çiftçiler dumanlama yöntemi uygulayarak meyve ağaçlarını zirai don riskine karşı korudu. Iğdır’da etkisini artıran soğuk hava ve gece saatlerinde sıfırın altına düşen sıcaklıklar, çiftçileri harekete geçirdi. Meyve ağaçlarını zirai don tehlikesinden korumak isteyen üreticiler, gece boyunca bahçelerinde kalarak çeşitli önlemler alıyor. Özellikle kayısı üreticileri, don riskinin en yüksek olduğu 02.00 ile 06.00 saatleri arasında bahçelere yerleştirilen saman balyalarını yakarak "dumanlama yöntemi" uyguluyor. Oluşan yoğun dumanın, bahçede ısı kaybını azaltarak ağaçların don olayından etkilenmesini önlediği belirtiliyor. Uzun yıllardır uygulanan bu yöntem sayesinde üreticiler, çiçeklenme dönemindeki ağaçlarını koruyarak muhtemel ürün kaybının önüne geçmeyi hedefliyor. Meyve ağaçlarını dumanlama yöntemi ile soğuktan koruyan Töbet Turan meteoroloji sürekli takip ettiklerini belirterek, "Biz meyve ağaçlarıyla ilgilendiğimiz için hava durumunu meteorolojiden sürekli takip ediyoruz. Meteoroloji verilerine baktığımızda, son iki gün gece saat 02.00 ile sabah 06.00 arasında hava sıcaklığının -3 dereceye kadar düşeceğini gördük. Bu nedenle, daha önce babalarımızla birlikte uyguladığımız dumanlama yöntemini kendi meyve bahçemizde de uyguladık" dedi. Dumanlama yöntemi ile ağaçlarını soğuktan koruduklarını söyleyen Turan, "Yaklaşık 300 adet saman balyası getirdik. İlk gün 100 tanesini bahçeye dağıttık. Bahçede yaklaşık 500’e yakın anjelik ve kiraz ağacı bulunuyor. Gece saat 02.00’de samanları yaktık ve sabah 06.00’ya kadar başında bekledik. Duman tüm bahçeyi kapladı. Saat 06.00’dan sonra evimize gittik. Allah’ın izniyle şu ana kadar yaptığımız kontrollerde herhangi bir zarar görünmüyor" diye konuştu. Dumanlama sisteminin eski bir yöntem olduğunu dile getiren Turan, "Samanlar tamamen yandığında bahçede adeta bir bulut tabakası oluşuyor. Bu duman, ağaçların hem içinde hem de üstünde yoğunlaşıyor. Oluşan bu tabaka, soğuğu kesip kırıyor ve ortam sıcaklığını yaklaşık 3-4 derece artırıyor. Zaten bahçenin içine girildiğinde bu sıcaklık farkı açıkça hissedilebiliyor. Bilindiği gibi soğuk hava genellikle aşağıda birikir. Daha yukarıda, yaklaşık 7-8 metre yükseklikte hava daha ılıktır. Biz alttan verdiğimiz sıcaklıkla üstteki sıcak havayı buluşturuyoruz. Bu birleşme sayesinde bahçenin genel sıcaklığı 3-5 derece kadar artıyor ve don riski önemli ölçüde azaltılıyor" dedi.
Adana Bahar yorgunluğu ile başa çıkma yöntemleri İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yunus Coşkun, bahar yorgunluğunun mevsim geçişine bağlı olarak ortaya çıkan geçici bir durum olduğunu belirterek, "Yorgunluk, baş ağrısı, uykusuzluk, motivasyon kaybı ve konsantrasyon güçlüğü gibi şikayetlere neden olarak iş ve yaşam kalitesini olumsuz etkiler" dedi. Bahar yorgunluğu, mevsim geçişlerinde vücudun değişen sıcaklık, nem oranı ve gün ışığı süresine uyum sağlama sürecinde ortaya çıkıyor. Vücudun biyolojik ritmi bu dönemde yeniden düzenlenirken bazı kişilerde enerji düşüklüğünün daha fazla hissedildiğini ifade eden Medline Adana Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yunus Coşkun, bu dönemi daha konforlu geçirmek için yapılabilecekleri anlattı. Yaşam kalitesini düşürüyor İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yunus Coşkun, bahar yorgunluğunun genellikle mevsim geçişine bağlı olarak ortaya çıkan geçici bir durum olduğunu belirterek, "Ancak yorgunluk, baş ağrısı, uykusuzluk, motivasyon kaybı ve konsantrasyon güçlüğü gibi şikayetlere neden olarak iş ve yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Özellikle kapalı ortamlarda uzun süre çalışan kişilerde bu belirtiler daha sık görülebilir. Bahar yorgunluğunun etkilerini azaltmak için günlük rutine eklenecek basit ama etkili alışkanlıklar faydalı olacaktır. Düzenli uyku, dengeli beslenme, yeterli su tüketimi ve her gün yapılan hafif egzersizler vücudun bu sürece daha kolay uyum sağlamasına yardımcı olur. Ayrıca sabah saatlerinde güneş ışığından faydalanmak ve açık havada vakit geçirmek de enerji seviyesini artırabilir. Stres yönetimi de bu süreçte büyük önem taşır. Nefes egzersizleri, açık havada yapılan tempolu yürüyüşler ve kişiyi rahatlatan aktiviteler hem zihinsel hem de fiziksel açıdan denge sağlar. Meditasyon, hafif esneme hareketleri veya doğayla temas gibi aktiviteler de sinir sistemini sakinleştirerek genel iyilik halini destekler. Bu tür yaklaşımlar, bahar yorgunluğunun etkilerini hafifletirken kişinin günlük yaşam kalitesini de artırır" dedi. Uzayan şikayetler gözden kaçırılmamalı Bahar yorgunluğunun genellikle birkaç hafta içinde kendiliğinden düzeldiğini kaydeden Dr. Coşkun, "Ancak her yorgunluk tablosunu da bahar yorgunluğu şeklinde tanımlamamak gerekir. Kansızlık, tiroid hastalıkları, enfeksiyonlar, uyku bozuklukları ve depresyon gibi farklı sağlık sorunlarının da benzer şikayetlere yol açabileceği unutulmamalıdır. Belirtilerin uzun sürdüğü ve yaşam kalitesini belirgin şekilde etkilediği durumlarda ise bir sağlık kuruluşuna başvurulması önerilir" diye konuştu. Günlük yaşamda yapılacak küçük düzenlemelerin bahar yorgunluğunun etkilerini azaltmaya yardımcı olurken mevsim geçişini daha konforlu hale getirebildiğini söyleyen Coşkun, "Güne başlarken ılık duş almak, kan dolaşımını hızlandırarak vücudun daha dinç hissetmesine katkı sağlar. Gün içinde rutinlere kısa molalar vermek de zihinsel yorgunluğu azaltacaktır. Beslenme düzenini korumak, yeterli su içmek ve her gün düzenli olarak açık havada yürüyüş yapmak enerji seviyesini destekler. Sebze ve meyve ağırlıklı beslenme vücudun vitamin ve mineral dengesine katkı sunarak metabolizmayı destekler. Uyku saatlerini düzenli hale getirmek oldukça önemlidir. Her gün benzer saatlerde uyuyup uyanmak, kaliteli uyku alışkanlığı kazanmayı kolaylaştırır. Fazla kafein ve şeker tüketiminden uzak durmak da gün içi enerji dalgalanmalarını azaltır. Mümkünse kısa süreli şehir dışı bir mola vermek ya da bulunduğunuz ortamdan uzaklaşmak zihinsel yenilenme sağlayarak enerji düzeyini yükseltebilir. Gün ışığından daha fazla yararlanmak ve mümkün olduğunca sabah saatlerinde dışarı çıkmak, vücudun biyolojik ritmini düzenleyerek daha enerjik hissetmeye yardımcı olur" dedi.