GENEL - 08 Mart 2012 Perşembe 20:37

KADINLARDAN MEŞALELİ YÜRÜYÜŞ

A
A
A
KADINLARDAN MEŞALELİ YÜRÜYÜŞ

Adana’da ’Dünya Kadınlar Günü’ kapsamında alanlara çıkan kadınlar, ’Erkeklerin sevgisi her gün 5 kadını öldürüyor’ sloganları eşliğinde ellerinde meşalelerle yürüdü.
5 Ocak Meydanı’nda bir araya gelen kadınlar, meşaleler yakıp sloganlar eşliğinde yürüyüşe geçti. ’Erkeklerin sevgisi her gün 5 kadını öldürüyor’, ’Kimsenin namusu olmayacağız’, ’Yaşasın kadın dayanışması’ şeklinde sloganlar atan kadınlar, üzerinde; ’Kadın katliamları taciz, tecavüz, güvencesizlik son bulana kadar mücadeleyiz’ ifadesinin yer aldığı pankart açtı.
Çakmak Caddesi’ni takip edip, İnönü Caddesi’ne ulaşan eylemci kadınlar, yoğun trafiğe rağmen yürüyüşlerini sürdürdü. Polis, yürüyüş boyunca olası bir taşkınlığa karşı tedbirli davranırken, trafik polisleriyse trafik akışının tıkanmaması için yoğun çaba sarf etti. Atatürk Caddesi boyunca yürüyen kadınlar, Atatürk Parkı’na ulaşarak, yürüyüşlerini burada sonlandırdı. Park içinde kurulan platformda ’Dünya Kadınlar Günü’nü anlatan sinevizyon gösterisini izleyen kadınlar, daha sonra Türkçe, Kürtçe ve Arapça
şiirler okudu.
Burada konuşan Adana 8 Mart Platformu Sözcüsü Serpil Arslan, kadına yönelik şiddete dikkat çekerek, "Bu yıl da şiddet, sadece tanımadığımız erkeklerden gelmedi. Aynı işyerinde çalıştığımız iş arkadaşımız tarafından taciz edildik, patronumuz tarafından cinsel saldırıya maruz kaldık. Kadına yönelik cinsel taciz ve tecavüz olaylarında son 5 yılda yüzde 30’luk artış var" dedi.
"Tecavüz dosyalarında hem çaresiz, hem de öfkeli bir halde randevu vermesini beklediğimiz Adli Tıp Kurumu, verdiği kararlarla tecavüzleri korumaya devam etti" diyen Arslan, "Transkadın cinayetleri artarak devam etti. Eşcinsellere yönelik nefret cinayetlerinde de katilleri kollayan haksız tahrik indirimleri uygulandı. Eşcinsel, travesti ve transseksüeller, cinsiyetçi sistemin en ağır şiddetine maruz devam etti. Biz kadınlar, homofobi ve heteroseksist yaklaşımlarla her türlü cinsel yönelime karşı
sürdürülen toplumsal ve hukuki baskıya, şiddete karşı mücadeleye devam ediyoruz" diye konuştu.
Konuşmaların ardından bir süre daha slogan atan kadınlar, daha sonra olaysız bir şekilde dağıldı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Iğdır Iğdır’da çiftçiler meyve ağaçlarını dumanlama yöntemi ile soğuktan korudu Iğdır’da çiftçiler dumanlama yöntemi uygulayarak meyve ağaçlarını zirai don riskine karşı korudu. Iğdır’da etkisini artıran soğuk hava ve gece saatlerinde sıfırın altına düşen sıcaklıklar, çiftçileri harekete geçirdi. Meyve ağaçlarını zirai don tehlikesinden korumak isteyen üreticiler, gece boyunca bahçelerinde kalarak çeşitli önlemler alıyor. Özellikle kayısı üreticileri, don riskinin en yüksek olduğu 02.00 ile 06.00 saatleri arasında bahçelere yerleştirilen saman balyalarını yakarak "dumanlama yöntemi" uyguluyor. Oluşan yoğun dumanın, bahçede ısı kaybını azaltarak ağaçların don olayından etkilenmesini önlediği belirtiliyor. Uzun yıllardır uygulanan bu yöntem sayesinde üreticiler, çiçeklenme dönemindeki ağaçlarını koruyarak muhtemel ürün kaybının önüne geçmeyi hedefliyor. Meyve ağaçlarını dumanlama yöntemi ile soğuktan koruyan Töbet Turan meteoroloji sürekli takip ettiklerini belirterek, "Biz meyve ağaçlarıyla ilgilendiğimiz için hava durumunu meteorolojiden sürekli takip ediyoruz. Meteoroloji verilerine baktığımızda, son iki gün gece saat 02.00 ile sabah 06.00 arasında hava sıcaklığının -3 dereceye kadar düşeceğini gördük. Bu nedenle, daha önce babalarımızla birlikte uyguladığımız dumanlama yöntemini kendi meyve bahçemizde de uyguladık" dedi. Dumanlama yöntemi ile ağaçlarını soğuktan koruduklarını söyleyen Turan, "Yaklaşık 300 adet saman balyası getirdik. İlk gün 100 tanesini bahçeye dağıttık. Bahçede yaklaşık 500’e yakın anjelik ve kiraz ağacı bulunuyor. Gece saat 02.00’de samanları yaktık ve sabah 06.00’ya kadar başında bekledik. Duman tüm bahçeyi kapladı. Saat 06.00’dan sonra evimize gittik. Allah’ın izniyle şu ana kadar yaptığımız kontrollerde herhangi bir zarar görünmüyor" diye konuştu. Dumanlama sisteminin eski bir yöntem olduğunu dile getiren Turan, "Samanlar tamamen yandığında bahçede adeta bir bulut tabakası oluşuyor. Bu duman, ağaçların hem içinde hem de üstünde yoğunlaşıyor. Oluşan bu tabaka, soğuğu kesip kırıyor ve ortam sıcaklığını yaklaşık 3-4 derece artırıyor. Zaten bahçenin içine girildiğinde bu sıcaklık farkı açıkça hissedilebiliyor. Bilindiği gibi soğuk hava genellikle aşağıda birikir. Daha yukarıda, yaklaşık 7-8 metre yükseklikte hava daha ılıktır. Biz alttan verdiğimiz sıcaklıkla üstteki sıcak havayı buluşturuyoruz. Bu birleşme sayesinde bahçenin genel sıcaklığı 3-5 derece kadar artıyor ve don riski önemli ölçüde azaltılıyor" dedi.
Adana Bahar yorgunluğu ile başa çıkma yöntemleri İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yunus Coşkun, bahar yorgunluğunun mevsim geçişine bağlı olarak ortaya çıkan geçici bir durum olduğunu belirterek, "Yorgunluk, baş ağrısı, uykusuzluk, motivasyon kaybı ve konsantrasyon güçlüğü gibi şikayetlere neden olarak iş ve yaşam kalitesini olumsuz etkiler" dedi. Bahar yorgunluğu, mevsim geçişlerinde vücudun değişen sıcaklık, nem oranı ve gün ışığı süresine uyum sağlama sürecinde ortaya çıkıyor. Vücudun biyolojik ritmi bu dönemde yeniden düzenlenirken bazı kişilerde enerji düşüklüğünün daha fazla hissedildiğini ifade eden Medline Adana Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yunus Coşkun, bu dönemi daha konforlu geçirmek için yapılabilecekleri anlattı. Yaşam kalitesini düşürüyor İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yunus Coşkun, bahar yorgunluğunun genellikle mevsim geçişine bağlı olarak ortaya çıkan geçici bir durum olduğunu belirterek, "Ancak yorgunluk, baş ağrısı, uykusuzluk, motivasyon kaybı ve konsantrasyon güçlüğü gibi şikayetlere neden olarak iş ve yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Özellikle kapalı ortamlarda uzun süre çalışan kişilerde bu belirtiler daha sık görülebilir. Bahar yorgunluğunun etkilerini azaltmak için günlük rutine eklenecek basit ama etkili alışkanlıklar faydalı olacaktır. Düzenli uyku, dengeli beslenme, yeterli su tüketimi ve her gün yapılan hafif egzersizler vücudun bu sürece daha kolay uyum sağlamasına yardımcı olur. Ayrıca sabah saatlerinde güneş ışığından faydalanmak ve açık havada vakit geçirmek de enerji seviyesini artırabilir. Stres yönetimi de bu süreçte büyük önem taşır. Nefes egzersizleri, açık havada yapılan tempolu yürüyüşler ve kişiyi rahatlatan aktiviteler hem zihinsel hem de fiziksel açıdan denge sağlar. Meditasyon, hafif esneme hareketleri veya doğayla temas gibi aktiviteler de sinir sistemini sakinleştirerek genel iyilik halini destekler. Bu tür yaklaşımlar, bahar yorgunluğunun etkilerini hafifletirken kişinin günlük yaşam kalitesini de artırır" dedi. Uzayan şikayetler gözden kaçırılmamalı Bahar yorgunluğunun genellikle birkaç hafta içinde kendiliğinden düzeldiğini kaydeden Dr. Coşkun, "Ancak her yorgunluk tablosunu da bahar yorgunluğu şeklinde tanımlamamak gerekir. Kansızlık, tiroid hastalıkları, enfeksiyonlar, uyku bozuklukları ve depresyon gibi farklı sağlık sorunlarının da benzer şikayetlere yol açabileceği unutulmamalıdır. Belirtilerin uzun sürdüğü ve yaşam kalitesini belirgin şekilde etkilediği durumlarda ise bir sağlık kuruluşuna başvurulması önerilir" diye konuştu. Günlük yaşamda yapılacak küçük düzenlemelerin bahar yorgunluğunun etkilerini azaltmaya yardımcı olurken mevsim geçişini daha konforlu hale getirebildiğini söyleyen Coşkun, "Güne başlarken ılık duş almak, kan dolaşımını hızlandırarak vücudun daha dinç hissetmesine katkı sağlar. Gün içinde rutinlere kısa molalar vermek de zihinsel yorgunluğu azaltacaktır. Beslenme düzenini korumak, yeterli su içmek ve her gün düzenli olarak açık havada yürüyüş yapmak enerji seviyesini destekler. Sebze ve meyve ağırlıklı beslenme vücudun vitamin ve mineral dengesine katkı sunarak metabolizmayı destekler. Uyku saatlerini düzenli hale getirmek oldukça önemlidir. Her gün benzer saatlerde uyuyup uyanmak, kaliteli uyku alışkanlığı kazanmayı kolaylaştırır. Fazla kafein ve şeker tüketiminden uzak durmak da gün içi enerji dalgalanmalarını azaltır. Mümkünse kısa süreli şehir dışı bir mola vermek ya da bulunduğunuz ortamdan uzaklaşmak zihinsel yenilenme sağlayarak enerji düzeyini yükseltebilir. Gün ışığından daha fazla yararlanmak ve mümkün olduğunca sabah saatlerinde dışarı çıkmak, vücudun biyolojik ritmini düzenleyerek daha enerjik hissetmeye yardımcı olur" dedi.