Zonguldak Karaelmas Üniversitesi’nde, "Hocalı katliamı ve Ermenistan durumu" ile ilgili konferans düzenlendi. ZKÜ Prof. Dr. Arif Amirov Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen konferansa Türk Dünyası Yazarlar ve Sanatçılar Vakfı (TÜSAV)
Başkanı Yahya Akengin konuşmacı olarak katıldı. ZKÜ Rektör
Yardımcısı Prof.Dr. Muhlis Bağdigen, Dr. Nurettin Hatunoğlu, ZKÜ Fen Edebiyat Dekanı Prof.Dr. Kemal Büyükgüzel ve öğretim üyeleri ile öğrenciler katıldı. Hocalı katliamının anlatıldığı slayt gösterisinin ardından konuşmacı Yahya Akengin kürsüye geldi. Hiçbir millete hor bakmaktan yana olmadıklarını söyleyen Akengin, şöyle konuştu: "Kendi milletimize bağlılığımızı sürdürürken ırkçılık peşinde değiliz. Ama eğer bir millet yaşayacaksa o milletin milli duygular ile bezenmesine donatılmasına da ihtiyaç vardır.
Dünyada bize karşı bir cereyan var. Bizim bazı tepkilerimizi reflekslerimizi hemen ırkçılık diye damgalıyorlar. Ben ırkçılığa karşıyım ama milliyetçiyim. Bir milletin evlatları milliyetçidir. Fakat ırkçılığı da insanlık
ayıbı olarak gördüğümüzü de ifade etmek istiyorum."
Türk milletinin milliyetçiliğinin, ırkçılığı çoktan aşmış bir büyük
kültür olduğunu anlatan Akengin, şunları söyledi: "Türk Milleti daima imparatorluklar kurmuş, her milletten insanları bağrında kurmuş ve onlarla her şeyi paylaşmıştır. Daima da sahip çıkmıştır. İsterse bazıları bundan rahatsız olsa bile"
IRKÇILIK İNSANLIK AYIBIDIR
Irkçılığın insanlık ayıbı olduğunu yineleyen Yahya Akengin, Ermeni halkının Türklerin Anadolu’ya gelmeden önce Anadolu’da Bizans’ın egemenliği altında yaşayan bir halkı olduğunu ifade etti.
Her milletin fetihler yoluyla kendine vatan edindiğini ifade eden Akengin, sözlerine şöyle devam etti: "Ermeni halkı Bizans’ın egemenliği altında zaman zaman beylikleri oldu. Ama hiçbir zaman memnun değildi. Çünkü, Bizans, Ermeniler Gregoryan mezhebinde oldukları için onlara hor bakıyordu. Hatta onları mezhep değiştirmeye zorluyordu. Bu yüzden de sık sık çatışmalar oluyordu. Zaman zaman Ermeni halkını sürgünlere de tabi tutuyordu. Onları daha mahrumiyet sayılabilecek yerlere sürüyordu. İşte Alparslan
Anadolu kapılarına dayandığı zaman Romen Diyojen’in komutanlığını yaptığı Bizans ordusunda Ermeni askerler de vardı. Bu askerler savaşta Bizans ordusuna içten gelen yardım destek vermemişlerdir. Bu sebeplerden dolayı, hor görülüyorlardı. Alparslan,
Malazgirt Zaferi’ne rağmen Anadolu’ya el koyma girişiminde bulunmadı. Ermeniler, Anadolu’da Selçuklu egemenliğinin başlaması ile rahata
kavuşmuşlardır."
ÖZÜR DİLEMESİ GEREKENLER BAŞKA ÜLKELERDİR
Türklerin Anadolu’daki 800 yıllık hakimiyeti sırasında Ermeniler’in sıkıntı yaşamamasına rağmen, 20. yüzyılda Ermenistan’ın sorunlar çıkarttığını ifade eden Yahya Akengin, şunları söyledi: "Bize diyorlar ki siz Ermenilerden özür dileyin. Bir kere bizim de tarihçilerimiz fikir adamlarımız şunu kabul ediyorlar. Karşılıklı katliam vardır. Buna mukatele denir. Dış güçlerin maşası oldular kendilerine yazık ettiler. Kurban oldular, kurban edildiler. Öteden beri tezim şudur. Özür dilemesi gereken birileri varsa
bunlar hem Türklerden hem de Ermenilerden özür dilemelidir. Bunlar Ruslar, Amerikalılar, İngilizler ve Fransızlardır. Esas dikkati çekmemiz konu budur.
Zayıflıktan yararlanarak Ermenilere bir takım vaatler bulunmuşlardır. Bu vaatleri de Osmanlı’dan doğru vereceklerdi. Bizim yönetimimizde
olan, hangi dilden ırktan olursa olsun emanettir. Onun öldürülmesine asla
müsaade edilmemelidir."
HRANT DİNK ÖLDÜRÜLMEMELİYDİ
Hrant Dink’in öldürülmemesi gerektiğini ifade eden Akengin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hrant Dink ayrıca bir uyarı daha yapmıştı. Kürt halkına batılı
güçlerin oyununa gelmemesi gerektiklerini söylemişti. PKK terörü de Türkiye’nin içinden kaynaklanan bir hareket değildir. Emperyalist güçler her dönem kullanacak bir yer ararlar. Türkiye’nin genel durumuna böyle bakmak gerekiyor. Onların yöntemleri farklıdır. Senin
içinden truva atları bulurlar, beslerler, sana karşı senden olarak
hareket etmiş gibi görünür onlara hizmet ederler. Emelleri
gerçekleştirmek üzere hareket ederler."
Tarihin milletler mücadelesi olduğunu anlatan Akengin, şu konulara dikakt çekti: "Milletler daima mücadele halindedirler. Bana diyor ki, ’Empati yap kendini onun yerine koy, onu da anla.’ Bende diyorum ki ’O beni anlıyor mu, kendisini benim yerime koyuyor mu?’ eğer öyle olursa, 1914-1918
yılları arasında bizim askerimiz cephelerde savaşırken bu
vatandaşımız olan Ermeniler, arkadan onun gelinine, kızına,
sarkıntılık ettiler. Cephedeki askerin iaşe yollarını kestiler.
Dağlara kaldırdılar, eşkıyalık yaptılar. Onların da bunları
düşünmesi benim hakkımdır. Benim doğum yerim Bayburt, biz o Ermeni
mezaliminden kurtulmuş insanların anlattıkları hikayeler ile büyüdük.
Bir camiye topluca dolduruluyor, benzin dökülüp yakılıyor. Kapıların
altından yanmış insan yağı akıyor. Bunları dinleyerek büyüdük.
İnsanı değerlerinden ayrılmamış Ermeniler de var. Bu gün Doğu’da
PKK’ya ayak uydurmayanları öldürdükleri gibi o zaman da o kişileri
öldürüyorlardı. Osmanlı, sırtındaki hançerden kurtulmak için
Ermenileri göçe zorluyor. Mesele bu noktaya gelmemekti. O noktaya
geldikten sonra işin nerede bittiğini kimse bilemezdi. Ama şu var ki
eğer Osmanlı soykırım yapmak isteseydi, hem yolluk veriyor, hem başına asker koyuyor. Bir bölgeden başka bir bölgeye Ermeniler göç ettiriliyor."
HOCALI KATLİAMI
Hocalı’da öldürülen insanların masum olduğunu ifade eden Yahya
Akengin, şöyle konuştu: "Ermeniler, Hocalı’daki insanları süngülüyor, öldürüyor. Karabağ bölgesindeki bir milyon insan, yerinden yurdundan
ediliyor. Bunlar yirmi senedir, sefalet içinde yaşıyorlar. Ben bu
insanları gördüm. Bunun da temelinde yine Rusya’nın Türk politikası
vardır. Rusya, kendi toprakları içindeki Ermenileri, kendi toprakları
içerisindeki Türklere karşı kullanıyor. Bu günkü Ermenistan, aslında rmenistan’ın sorunlar çıkartt
temelde Türk bölgesidir. Orada yapay bir Ermenistan oluşturuyor. Bu Çarlık döneminde de böyleydi, Sovyet döneminde de böyleydi. Bizim
bir gafletimiz de 19. yıl sonu 20. yüzyıl başında siyasi bakımdan gaflete
düştük. İkinci Abdülhamit Devletin başındaydı. Onu sevenler
sevmeyenler vardı. Çatırdayan devleti korumak için zaman zaman kararlar
almış ve baskı uygulamıştır. Yoksa devlet zarar görüyordu.
Meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakkiciler, Abdülhamid’den kurtulmak
için de Ermeniler ve Rumlar ile ortak iş yapmıştır. İyi niyetlidirler
ama zannediyorlar ki ’Biz dostluk ve kardeşlik diye bağıracağız,
Rumlar ve Ermeniler de etrafımızda toplanacaklar. Ayrılıkçı
hareketlerden uzak olunacak.’ Böyle iyimser düşüncelerde bulunsalar da ayrılıkçı hareketlerin sürecinin hızlanmasına sebep olmuştur"
Empatinin tek taraflı olmadığını ifade eden Yahya Akengin,
şu ifadeleri kullandı: "Türkler Balkanlarda katledildi. Empati yapılmak gerekiyorsa karşılıklı yapalım"
Akengin, Hocalı’daki Türklerin Ermeniler tarafından katledilmesine kayıtsız
kalamayarak Kafkaslardaki problemi çözmek için Kafkas Ordusu’nu kurup,
Bakü’de yapılmaya başlayan soykırımı önlediğini ifade etti.
Konferansın sonunda konuşmacı Yahya Akengin’e üniversite tarafından çeşitli hediyeler verildi.








