GENEL - 16 Mart 2012 Cuma 18:06

KEMAL ÖZTÜRK`TEN "İLETİŞİM DANIŞMANLIĞI" STRATEJİLERİ

A
A
A
KEMAL ÖZTÜRK`TEN "İLETİŞİM DANIŞMANLIĞI" STRATEJİLERİ

Marmara Belediyeler Birliği’nin düzenlediği "İletişim Danışmanlığı" konulu konferansa katılan Anadolu Ajansı Genel Müdürü Kemal Öztürk, iletişimin son 10 yıldır çok yoğun bir şekilde hem tartışılan hem de konuşulan bir mesele olduğunu söyledi.
Marmara Belediyeler Birliği’nin Eminönü’ndeki binasında gerçekleşen "İletişim Danışmanlığı" konulu konferansa Marmara Belediyeler Birliği’ne bağlı üye belediyelerin basın danışmanları katıldı. Daha önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın basın danışmanlığını yapan ve şu anda Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü görevini yürüten Kemal Öztürk, belediye basın danışmanlarına iletişim danışmanlığının stratejilerinden söz etti. İletişimin son 10 yıldır çok yoğun bir şekilde hem tartışılan hem de konuşulan bir mesele
olduğunu belirten Kemal Öztürk, "İletişim danışmanlığı kavramı özel sektörde kullanılan bir kavramdır. İlk defa Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bu kavramı biz kullandık. Gazeteler o kavramı kullandığımızda bizimle çok dalga geçmişlerdi. Kendisine iletişim danışmanı dedirtiyor diye. Ama sağ olsun dönemin meclis başkanı Bülent Arınç Bey bu kavramı kullanmamız konusunda ısrarlı desteğini sürdürdü. Bugün Türkiye’de birçok kurumda, devlet kurumunda iletişim daire başkanlığı, iletişim danışmanlığı ismi
kullanılıyor. Kendimiz açısından sevindirici bir gelişme olduğunu düşünüyorum" dedi.
Öztürk, "Türkiye’de benim kanaatime göre üzerinde hassasiyetle durulan, önem verilen konulardan bir tanesi iletişim çalışmalarıdır. Örneğin Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı ya da Üsküdar Belediyesi çok büyük yatırımlar yaparak, belediye etkinliklerini yaptığında bunun iletişimini gerçekleştiremezse bu faaliyetlerden kimsenin haberi olmaz. Bilakis şöyle bir şey de olabilir. Mesela bir belediye metro çalışması yaptığı için, yolları kapatıp toz toprak içerisinde
kaldığında bu bir ters tepki de doğurabilir. Halbuki Üsküdar Belediye Başkanlığı vatandaşlarının çok daha rahat ulaşım sağlayabilmesi için milyon dolar yatırım yapmıştır. Ama onun iletişimini iyi yönetemediği zaman, bu yol niye kapalı, niye bu yol toz toprak oldu diye eleştirilir. O açıdan bir faaliyetin iletişimini iyi yönetebilmek gibi bir etken vardır. Bu iletişimi yönetmek belediyelerin bana göre birinci derecede üzerinde durması gereken konulardan birisi olması gerekir. Sadece belediyeler için
demiyorum tabi ki. Bu bir bakanlık için de, bir kurum içinde yapmamız gereken şeylerdir. Artık öyle bir çağda yaşıyoruz ki pazarlamanın bile iletişimini yönetmek gerekir. Çıkardığınız bir ürünün, mesela Beylikdüzü Belediye Başkanlığı’nın yapmış olduğu bir parkın hizmete girmesinin iletişimini de pazarlamanız gerekiyor" şeklinde konuştu.
Programa katılan Beylikdüzü Belediyesi Basın Danışmanı Hüseyin Türkoğlu ise Marmara Belediyeler Birliği’nin yapmış olduğu programın basın danışmanlarına çok şey kattığını belirterek, memnuniyetini dile getirdi.Kemal Öztürk’ün konuşmasının ardından belediye basın danışmanları Öztürk’e çeşitli sorular yöneltti. Program sonunda Marmara Belediyeler Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Recep Bozlağan, Kemal Öztürk’e çini vazo hediye etti.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum BBP Genel Başkanı Destici, Erzurum kongresinde konuştu: Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Türkiye’nin hiçbir emperyal ajandanın veya haksız bir işgal stratejisinin "cephe ülkesi" olmayacağını ifade ederek, "Türkiye, ne yapılmak istendiğinin bilincinde, tecrübeli, basiretli ve güçlü bir Cumhurbaşkanına ve yönetime sahiptir" dedi. İbrahim Erkal Kültür Merkezi’nde düzenlenen BBP 13. İl kongresinde konuşan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, yaklaşık bir aydır devam eden ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve bölgede yaşanan süreci değerlendirdi. İçinden geçtiğimiz sürecin bölgemizde güç dengelerinin yeniden şekillendiği, stratejik denklemlerin yeniden yazıldığı bir süreç olduğunu anlatan BBP Genel Başkan Mustafa Destici, "Sadece askeri değil; dezenformasyon, algı yönetimi, psikolojik harp unsurları ve dijital/siber alanı kapsayan çok boyutlu bir enformasyon mücadelesinin yürütüldüğü kritik bir eşiktir. Bu toz duman içerisinde "son günler" Türkiye Cumhuriyeti’nin duruşu, bazı kesimlerce speküle edilmeye çalışılsa da, esasen devletimiz tek bir pusulaya odaklıdır: o da Tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti ve sarsılmaz milli egemenliktir" dedi. Son dönemde bölgemizdeki krizin uzaması ihtimaline binaen dile getirilen "geniş koalisyon" tartışmaları, kamuoyumuzda bazı soruları beraberinde getirdiğini ifade eden BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, "Şunun altını net bir şekilde çizmek gerekir: Türkiye, hiçbir emperyal ajandanın veya haksız bir işgal stratejisinin "cephe ülkesi" olmamalıdır ve olmayacaktır. Bu çerçevede, Türkiye’nin herhangi bir askeri veya siyasi angajmana dahil olması ancak uluslararası hukukun meşruiyet zemini, doğrudan milli güvenlik tehdidi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iradesiyle, Cumhurbaşkanımız ve hükümetin kararıyla mümkün olabilir" diye konuştu. "Birilerinin bölgedeki vekalet savaşları üzerinden kurguladığı koalisyon senaryoları, Türkiye’nin milli çıkarları ve bölgesel barış vizyonuyla uyuşmadığı sürece bizim için sadece birer dış gözlemdir" diyen Genel Başkanı Destici konuşmasını şöyle sürdürdü; "İsrail’in saldırgan tutumu karşısında Türkiye ve Türk Milleti olarak sergilediğimiz ilkeli duruş, sadece söylemde değil, bölgedeki dengeleri koruma gayretimizde de vücut bulmaktadır. Ne ABD-İsrail saldırılarının yanında taraf olmalıyız ne de İran karşıtı blok diye oluşturulmaya çalışılan yapı içinde aktif bir şekilde yer almalıyız. Tarafsızlığımızı korumalı ve tarafsızlık sıfatımız algısına zarar verecek hamlelerden ve siyaset dilinden uzak durmalıyız. Bizim için asıl olan, komşularımızın istikrarsızlaştırılması üzerinden ülkemize yönelebilecek tehditlerin önüne geçmektir. Bilhassa saldırgan ABD ve İsrail kaynaklı hem de resmi ve gayri resmi ağızlardan gelen "Sıradaki hedef Türkiye" tehditlerinin farkındayız ve daha da mühimi devlet aklımız, şüphesiz ve tereddütsüz her türlü senaryoya karşı en üst düzeyde teyakkuz halindedir. Bu kapsamda sınır ötesi risk projeksiyonları, göç dalgaları, terör örgütlerinin yeniden yapılandırılması ve enerji arz güvenliği gibi başlıklar devletimiz tarafından bütüncül bir güvenlik perspektifiyle ele alınmaktadır. Kamuoyunda son günlerde artış gösteren; ülkemizde yeni askeri kapasite artırımları veya yabancı güçlere ait yeni üs inşaatları gibi spekülasyonlara dair de bir çift sözümüz bulunmaktadır. Türkiye, NATO üyesi bir devlet olmanın getirdiği sorumlulukları, kendi egemenlik haklarının önüne hiçbir zaman geçirmemiştir, geçirmeyecektir. Topraklarımızdaki her askeri varlık, sadece ve sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin kontrolünde ve milli güvenlik doktrinimize hizmet ettiği sürece mevcudiyetini sürdürebilir. Milli üniter yapımıza ve egemenlik haklarımıza aykırı hiçbir planın parçası olmamız katiyen söz konusu değildir." Gelinen aşamada ne NATO’dan, ne Ankara’dan, ne de uluslararası güvenilir kaynaklardan "Türkiye topraklarına 40 bin NATO askeri konuşlandırılacak" iddialarını doğrulayan resmi bir bilgi bulunmadığını belirten Destici; "Her şey genellikle sosyal medya da yoğunluk gösteren iddialardan ibaret. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz diyenler olabilir. Devletimiz, güvenlik politikalarının doğası son günlerde bilhassa sosyal medyada artan spekülasyon ve iddialar karşısında bazen sessiz kalmayı tercih edebilir. Ancak biliyoruz ki, bilgi çağında oluşan her boşluk, psikolojik harp unsurları tarafından gerçek dışı iddialarla doldurulmaya müsaittir. Binaenaleyh Buradan ilan ediyoruz: Sivil ve askeri makamlarımız, halkımızın tatmin olacağı, şeffaf ve berrak bir bilgilendirme sürecini kararlılıkla devreye sokmalıdır. Kamuoyu indinde dezenformasyona ve spekülasyonlara yol açan iddialara karşı anlaşılır ve şeffaf bir şekilde "resmi" açıklamalar yapılmalıdır. Bu günlerde panik atmosferine yer yoktur; çünkü Türkiye, ne yapılmak istendiğinin bilincinde, tecrübeli, basiretli ve güçlü bir Cumhurbaşkanına ve yönetime sahiptir. Sonuç olarak; bu saatten sonra Türkiye’nin ihtiyacı olan şey panik değil, sağduyulu bir "berrak akıl"dır. Bizler, ne batı merkezli bir dayatmanın figüranı, ne de bölgesel kaos planlarının sessiz izleyicisiyiz. Devlet Kendi stratejik ortaklıklarını yönetebilir. Lakin yönetirken, bağımsızlığımızdan ve milli onurumuzdan asla ödün vermeyecek anlayışta olduğumuzu tüm dünyaya bir kez daha hatırlatıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti, tarihî tecrübesi, kurumsal kapasitesi ve Türk milletinin iradesiyle bu tür küresel kırılma anlarından güçlenerek çıkma potansiyeline sahiptir. İnşallah bu sıkıntılı günlerde de üstümüze başımıza emperyalistlerin ve Türkiye’ye hasım olanların atacağı çamur ve pisliklere mani olup yüzümüzün akıyla ülkemizi ve milletimizi rengini şehitlerimizin kanından alan, ay yıldızlı al bayrağımız altında tek ve birlik içinde ayakta tutacağız. Diri olacağız. Birlik içinde olacağız. Büyük birlik olacağız" şeklinde konuştu. Genel kurul sonunda BBP İl kongresinde mevcut başkan Ahmet Eşref Yılmaz yeniden il başkanlığına seçildi. Kongreye AK Parti İl Başkanı Av. İbrahim Küçükoğlu, Yakutiye Belediye Başkanı Mahmut Uçar, AK Parti Palandöken ve Aziziye ilçe başkanları, STK temsilcileri ile çok sayıda partili katıldı.