POLİTİKA - 21 Mart 2012 Çarşamba 14:04

MHP GRUP TOPLANTISI...(1)

A
A
A
MHP GRUP TOPLANTISI...(1)

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 12 evladımızı taşırken bir binanın üstüne çakılan helikopterin, teknik sorundan mı, yoksa kalleşçe yapılan saldırıdan mı, böyle bir akıbete uğradığı hususunun kısa süre içinde netleştirilmesi gerektiğini belirterek, "Zaman kaybına, ihmale ve işi ağırdan almaya müsaade etmeden, konunun gizemli tarafları açığa çıkarılmalı ve milletimiz mutlaka bilgilendirilmelidir. Türkiye artık Afganistan defterini kapatmak için harekete geçmeli, buradaki sayıları bin
850`ye yaklaşan askeri varlığımızı geri çekmek amacıyla AKP hükümeti gerekli girişimleri ve hazırlıkları bir an önce başlatmalıdır" dedi.
Partisinin TBMM`deki grup toplantısında konuşan Bahçeli, 18 Mart Şehitler Günü dolayısıyla vatan uğruna can veren, kan döken, baş koyan, ama taviz vermeyen millet iradesini gururla ve dualarla hatırladıklarını belirtti. Çanakkale elleri öpülesi bir neslin, rengi kıpkırmızı olan inanç ve iman mürekkebiyle yazdığı fedakarlık manifestosu, ürkmeyen, çekinmeyen, korkmayan ve yenilmeyi aklından bile geçirmeyen millet kudretinin uyanışı ve şahlanışı olduğunu kaydeden Bahçeli, "Mermiye karşı sevdanın, gülleye
karşı tutkunun, esarete karşı bağımsızlık ruhunun galip gelmesi ve üste çıkmasıdır. 97 yıl önceki destan; adanmışlığın emperyal bileği bükmesi, kahramanlığın çelikten kuleleri eritmesi, inanmışlığın sömürge hevesini devirmesi ve azmin işgali tepelemesidir. Çanakkale`den yükselen şuur, arşa ulaşan cesaret örneği; hamdolsun ki tuzakları boşa çıkarmış, saldırıları püskürtmüş ve hesapları tümüyle bozarak geleceğimizi aydınlatmıştır. Türk milleti, üzerine gelen yedi düveli, boğazına çöken düşman unsurları,
kalbine hançer vurmak için pozisyon almış kirli emelleri şehitliğe koşar adım giden evlatları sayesinde def etmiştir. Alayına gününü göstermiş, Çanakkale`nin geçilmezliğini, son yurdumuzun teslim alınamayacağını imrenilecek bir özveriyle ispatlamıştır. Cephelerde millet fertleri yekvücut olmuş, kimse kimsenin mezhebiyle, yöresiyle, kökeniyle ve dünya görüşüyle ilgilenmemiş, üstelik bunları da merak etmemiştir. Bu itibarla, Çanakkale farklılıkları teşvik ederek, bizi birbirimizden koparmaya çalışan AKP
zihniyetine ders olmalıdır. Herkesin kimliğini tanıma, kültürünü kabul etme ve dilini benimseme arayışında ve utanmazlığında olan gafillere ibret vesikası olmalıdır. Milletimizi 36`ya ayırma konusunda ayak direyen, etnik kimlikleri birer birer sayarak bu konuda gözünü hırs bürüyen Başbakan Erdoğan`a da bir sonuç vermelidir. Çanakkale; birliğin ve beraberliğin şehit kanlarıyla bestelenmiş ve gönüllere emanet edilmiş nağmesidir. Kardeşliğin, kadirşinaslığın, kader ortaklığının ve bin yıllık kadirliğin ete ve
kemiğe bürünmüş halidir. Yozgatlı`nın, Iğdırlı`nın, Erzurumlu`nun, Diyarbakırlı`nın, Rizeli`nin, Sinoplu`nun, Antalyalı`nın, Balıkesirli`nin, Sakaryalı`nın göz nuruyla, alın teriyle ve kefensiz bedeniyle bir araya gelip hiç düşünmeden tutuşturduğu bağımsızlık meşalesidir" dedi.
Türkiye`nin yeni bir Çanakkale ruhuna ihtiyacı ve muhtaçlığı bulunduğunu ifade eden Bahçeli, "Yeniden silkinmesine, derlenip toplanmasına, kutsalları etrafında buluşmasına, deyim yerindeyse iman tazelemesine acilen gerek vardır. Doğudan batıya, kuzeyden güneye; bu topraklara vatanım diyen, geleceğini burada gören, dünün müşterek hatıralarını hürmetle anan herkesin; büyük bir aile olan Türk milletini sahiplenmesi, yaşatması ve ilelebet var etmek için üzerine düşeni yapması şüphesiz manevi ve ahlaki bir
vecibedir. Unutmayınız ki, millet olarak üzerinde yaşadığımız coğrafyayı; Malazgirt`le vatanlaştırdık, Çanakkale`yle kilitledik ve milli mücadeleyle sonsuza kadar mühürledik. Bize kanlarıyla muhteşem bir miras bırakan kutlu ecdadımıza, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere milli mücadele kahramanlarına, Çanakkale`yi destanlaştıran muhterem şehitlerimize bir kez daha Cenab-ı Allah`tan rahmet diliyorum. Mekanları nur dolsun, kabirleri cennet köşesi olsun ve Allah hepsinden razı olsun" şeklinde konuştu.
"HELİKOPTER, TEKNİK SORUNDAN MI, YOKSA SALDIRIDAN MI BÖYLE BİR AKIBETE UОRADI..."
18 Mart Şehitler Günü`nü idrak ettiğimiz sıralarda, Afganistan`dan gelen acı haberle milletimizin yasa boğulduğunu ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti:
"NATO`nun Afganistan`da faaliyet yürüten Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti bünyesinde, Türkiye`nin komuta ettiği Kabil Bölge Komutanlığı emrinde görev yapan bir helikopterimizin düşmesiyle, milletimizin 12 evladı ne yazık ki şehit olmuştur. Hüznümüz tarifsiz, yürek acımız tanımsızdır. Şehitlerimize Cenab-ı Allah`tan rahmet diliyor, kederli ailelerine, silah arkadaşlarına ve aziz milletimize sabır ve başsağlığı temennilerimi tekrarlıyorum. Aldıkları görevi layıkıyla yapan, milletimizi hakkıyla ve
iftihar edilecek bir şekilde temsil eden şehitlerimiz bizim gurur kaynaklarımız arasında olacaktır. Bakınız, şehit ailelerinin gösterdiği vakar ve metanet de fazlasıyla dikkatimizi çekmiş ve bizi oldukça duygulandırmıştır. Bunlar arasında, şehit üsteğmenimiz Murat Yıldız`ın babası tarafından dile getirilen şu sözler hepimiz için düşündürücü ve hayranlık uyandırıcı vatanseverlik örneğidir: `Vatan sağ olsun, evladımızı şehit verdik. Allah`ım Sana binlerce hamdü senalar olsun ki ben şehit babası oldum. Ne
mutlu bana, tek tesellim o.` Bu ifadeler Türk milletinin gücünü, sabrını ve manevi olgunluğunu apaçık ortaya koymaktadır. Ancak bu yüksek ruhu ve tertemiz vicdanı artık zorlamamak, çileye ve feryada daha fazla katlanmasına müsaade etmemek hepimizin boynunun borcudur. Elbette şehitlerimizle övünüyoruz, onları şükranla yad ediyoruz. Ancak doğal ve doğru olanın da, önce insanı yaşatmak, güçlü, sağlıklı ve değerli kılmak olduğunu hiç aklımızdan çıkarmıyoruz. Geldiğimiz bu aşamada, askerlerimizin şehit olmasına
neden olan kazanın nedenlerini derinlemesine ve çok yönlü soruşturmak büyük bir zaruret ve ehemmiyet arz etmektedir. 12 evladımızı taşırken bir binanın üstüne çakılan helikopterin, teknik sorundan mı, yoksa kalleşçe yapılan saldırıdan mı böyle bir akıbete uğradığı hususu kısa süre içinde netleştirilmelidir. Zaman kaybına, ihmale ve işi ağırdan almaya müsaade etmeden, konunun gizemli tarafları açığa çıkarılmalı ve milletimiz mutlaka bilgilendirilmelidir. Dost ve kardeş ülke Afganistan`ın yaşadığı işgal ve
esaret, özellikle son günlerde iyice gerilen sosyal ve siyasal yapısı bu kazanın tesadüfen olmadığı yönündeki kanaatimizi ister istemez belirginleştirmektedir."
"AFGAN HALKI YAKLAŞIK 11 YILDIR KANIN, ŞİDDETİN VE ACIMASIZLIОIN KAPANINA KISILMIŞ..."
ABD askerlerinin Bagram hava üssünde yüce kitabımız Kur`an-ı Kerim`i yakmaları, arkasından Kandahar`da, aralarında çocukların ve kadınlarında da bulunduğu 16 sivil Afgan`ının katledilmesi provokasyona açık bir ortamı ziyadesiyle teşekkül ettirdiğini kaydeden Bahçeli, "Başbakan Erdoğan, bu izansızlığı ve yüz karası gelişmeleri nedense suya sabuna dokunmayan ifadelerle gündemine almış ve hemen geçiştirmeyi tercih etmiştir. Suriye`yi ezber yapan, Gazze istismarıyla beslenen bu zihniyetin, Afganistan`da
Kur`an-ı Kerim`in yakılmasına ve 16 sivilin öldürülmesine birkaç söz dışında etkili cevap üretememesi acziyetinin ve kimlerin paçasına tutunduğunun da bir bakıma göstergesi olmuştur. Gerçekten de Başbakan`ın ağzından Afganistan`daki olayları kınayan bir ifade çıkmamıştır. Çünkü Başbakan, işgalcilerin yanında hizalanmış olup, en az zayiatla ülkelerine dönmeleri konusunda istekli, ısrarlı ve ne hazindir ki kendi ifadeleriyle söyleyecek olursak, duacıdır. Anlaşıldığı kadarıyla, yüce kitabımızın yakılmasıyla
Afganistan`daki gerilim düzeyi bir hayli artmış, toplumsal tansiyon haklı olarak alabildiğine yükselmiştir. Bu ahlaksızlığı, saygısızlığı, kabalığı, kural ve insaniyet tanımazlığı buradan tekrar kınıyorum. ABD`li askerlerin bu densizliklerine ve edepsizliklerine karşı, Taliban`ın misillemeyle cevap vereceğine dair tehdidi, helikopter kazasıyla ilgili şüphelerimizi doğal olarak artırmıştır. Şayet Afganistan`daki son olaylarla, evlatlarımızı aramızdan alan trajik kazanının bağ ve bağlantısı ortaya çıkarsa ve
başkalarının diyetini ödediğimiz anlaşılırsa, biliniz ki bunun altından hiç kimse kalkamayacak ve şehitlerimizin hesabını ne AKP, ne de başkaları veremeyecektir. Bugün Afganistan`da, dünyanın gözü önünde cinayetler işlenmekte, işkenceler ve vahşi kıyımlar yapılmaktadır. ABD`nin `Sürekli özgürlük harekatı` ve demokrasi getirme propagandasıyla başlattığı operasyonlar doğrultusunda Afgan halkı yaklaşık 11 yıldır kanın, şiddetin ve acımasızlığın kapanına kısılmış ve nefes alamaz hale getirilmiştir. Elbette
Türkiye, terör gibi insanlık suçuyla mücadeleye katılabilmek ve destekleyebilmek maksadıyla oluşturulan uluslararası güce tutarlılık gereğince omuz vermiştir. Terör konusunda küresel ölçekte dayanışma ve yardımlaşmanın önemi büyüktür" dedi.
"TÜRKİYE ARTIK AFGANİSTAN DEFTERİNİ KAPATMAK İÇİN HAREKETE GEÇMELİ"
Bu itibarla, TBMM`nin 10 Ekim 2001 tarihinde aldığı bir kararla, Türk Silahlı Kuvvetleri`nin yabancı ülkelere gönderilmesi konusunda hükümete yetki verildiğini belirten Bahçeli, şunları söyledi:
"Bu çerçevede de, Türk askeri Afganistan`a gitmiş ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmek için takdire şayan bir vazife şuuru sergilemiştir. Milletimizi temsilen dost ve kardeş ülke Afganistan`da bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının, muharip bir niteliği olmadığından dolayı operasyonel faaliyetlere de iştirak etmemişlerdir. Ve yalnızca barışçı bir yaklaşımla; güvenliğin sağlanması kapsamında çalışmalar yürütmüşler, Afganistan`ın yeniden yapılandırılmasına yardımcı olmaya çalışmışlardır. Ne
var ki, yıllarca terörist avı bahanesiyle esir edilen Afganistan`da istikrar ve toplumsal düzen bir türlü tesis edilememiştir. Bin Ladin`in öldürülmesi de işe yaramamış, Batı`nın kanlı emelleri ve karanlık niyetleri, Karzai yönetiminin çürümüşlüğü, Taliban`ın ilkelliği kabus gibi Afganlı kardeşlerimizin üzerine çökmüştür. Yapılan açıklamalardan 2014 yılına kadar ABD`nin ve diğer ülke askerlerinin bu ülkeden çekileceği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetleri mevcudiyetinin Afganistan`da
stratejik bir önemi kalmamış, üstelik burada bulunmamız can ve mal kaybımıza neden olmaya başlamıştır. Her ne olursa olsun, Türk askeri Afganistan`a işgali meşrulaştırmaya değil, terörle mücadele için ülkeler arası kurulan dayanışma ve işbirliği sürecine katkıda bulunmak niyetiyle gitmiştir. Şimdi ise asıl terör Kabil`de, Ferah`da, Gazni`de, Herat`da, Kunduz`da, Lagman`da olmayıp; Ankara`dadır, İstanbul`dadır, Şırnak`tadır. Bizim sorunumuz zaten çok fazladır ve kendi derdimiz bize yetmektedir. Bu yüzden
nafile yerlerde, sonu olmayan işlerde ve yüksek riskli coğrafyalarda zaman geçirmenin ve buralarda can kaybına göz yummanın makul ve mantıklı hiçbir yanı yoktur. Deneyimlerimizden anlaşılmaktadır ki, Tora Bora ve Beyaz Dağlarında terörist izi sürenlerin gayesi ne Afganistan`ı özgürleştirmek ne de bu ülkeye huzur ve istikrar getirmektir. Hedef bu ülkede işgali derinleştirmek, yağma ve talanı genişletmek, kaynakları vakumlamaktır. Bu nedenle, Türkiye artık Afganistan defterini kapatmak için harekete geçmeli,
buradaki sayıları 1850`e yaklaşan askeri varlığımızı geri çekmek amacıyla AKP hükümeti gerekli girişimleri ve hazırlıkları bir an önce başlatmalıdır. Ayrıca AKP hükümetinin, Afganistan`daki askeri varlığımızın tekrar gözden geçirilmesi yönündeki çağrımız karşısında rahatsızlık duyduğu görülmektedir. AKP`nin sulu gözlü başbakan yardımcısının, bizi Afganistan üzerinden rant elde etmeye çalışmakla suçlaması ise komedi olduğu kadar basiretsiz bir siyasetçinin zavallılığından başka bir manaya gelmemiştir.
Bununla yetinmeyen ilgili başbakan yardımcısı, Türk askerinin bulunduğu her yerde huzur bulunduğunu ileri sürerek vahim bir çelişkinin altına imza atmıştır. Madem Türk askerinin bulunduğu her yerde huzur vardır; o halde AKP 9 yılı aşkın bir süredir darbeci diyerek kiminle mücadele etmektedir? Dışarıda itibar, içeride itham altında bulunan Mehmetçiği, yan gelip yatmakla suçlayan bu hastalıklı siyaset anlayışı değil midir? `Vesayetten kurtuluyoruz, darbecilerden temizleniyoruz, kirlerden arınıyoruz, yükleri
atıyoruz, demokrasiye kavuşuyoruz ve eski Türkiye`yi geride bırakıyoruz` diyen AKP yönetimi, acaba bu sözlerin birinci dereden muhatabı olarak, Türk ordusunu gördüğünü itiraf edecek midir? Bizim tavsiyemiz, gözlerinden yaş eksik olmayan başbakan yardımcısının, "Söz gümüşse sukut altındır" nasihatinden nasiplenmesi, biraz dilini tutması, fakat bundan dolayı bunalırsa da, dizine vurarak hıçkıra hıçkıra ağlamayı sürdürmesidir."
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Bir ton 250 kilogramlık dev tosun 550 bin TL’ye satıldı Erzurum Canlı Hayvan Pazarı’nda Kurban Bayramı öncesi hareketlilik artarken, pazarın şu ana kadar en büyük kurbanlıklarından biri rekor fiyata alıcı buldu. Üretici Ahmet Çelik tarafından özenle yetiştirilen ve baskülde tam 1 ton 250 kilo gelen dev tosun, pazarlıklar sonucunda Samih Adanır isimli vatandaş tarafından 550 bin TL’ye satın alındı. Erzurum Büyükşehir Belediyesi Canlı Hayvan Pazarı’na getirildiği andan itibaren heybetli görünümüyle tüm dikkatleri üzerine çeken dev tosun, kurban severlerin ve diğer üreticilerin de ilgi odağı oldu. Güçlükle zapt edilen ve "pazarın şampiyonu" olarak adlandırılan kurbanlık için satıcı ve alıcı arasında sıkı bir pazarlık yaşandı. Uzun süredir hayvancılıkla uğraştığını belirten satıcı Ahmet Çelik, hayvana gözü gibi baktığını ifade ederek şunları söyledi: "Et fiyatlarının artışı ile birlikte canlı hayvan fiyatları da doğal artıyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da büyük bir hayvan yetiştirdik. Yıl boyunca özenle besledik. 50 - 55 hayvanla başladık. Şu ana kadar hayvanlarımızın büyük bir bölümünü sattık. Allah herkesin kurbanını kabul etsin hayırlı olsun. Pazarda her bütçeye göre kurban var." Pazarın en büyük kurbanlığını satın alan Samih Adanır ise hem ağırlığı hem de sağlıklı yapısıyla dikkat çeken tosunu kaçırmak istemediğini belirterek, "Erzurum kurban pazarında böyle heybetli ve vasıflara uygun bir hayvan bulmak her zaman nasip olmaz. Ahmet bey ile el sıkıştık, kurbanlığımızı aldık. Her iki taraf için de hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Allah herkese nasip etsin" dedi. Yılın rekor satışlarından biri olarak kayıtlara geçen bu alışveriş, pazardaki diğer üreticilere de moral oldu.
Erzurum Erzurum’da bıçak bileyicilerinde bayram yoğunluğu Erzurum’da Kurban Bayramı öncesinde faaliyet gösteren bıçakçı esnafı, gelen talepleri karşılamak için yoğun bir mesai harcamaya devam ediyor. Erzurum’da Kurban Bayramı’na bir gün kala, kurbanlık ibadetlerini sorunsuz bir şekilde yerine getirmek isteyen vatandaşlar, bıçakçıların yolunu tuttu. Kentin tarihi merkezlerinden Bakırcılar ve Habib Baba Çarşısı’ndaki bileyiciler, artan talebi karşılamak adına sabahın erken saatlerinden gecenin ilerleyen saatlerine kadar çark başında mesai yapıyor. Vatandaşlar, kurbanlık hayvanların eziyet görmemesi ve kesim esnasında kazaların önüne geçilmesi amacıyla evlerindeki eski bıçak, satır ve baltaları ustaların maharetli ellerine teslim ediyor. "Kör bıçak hem hayvana hem de insana zulüm verir" Erzurum’un Oltu ilçesinde bıçak bileme zanaatını sürdüren İmdat Doğan, modern ekipmanlara rağmen babadan kalma geleneksel yöntemlerin çeliğin kalitesini korumada daha etkili olduğunu vurgulayarak, "Bıçak ve diğer kesici aletler özellikle kurban kesiminde hayati önem taşıyor. Kör bir bıçak hem hayvana eziyet çektirir hem de kesimi yapan insana zulüm verir. Kazaların en büyük sebebi iyi bilenmemiş ya da kalitesiz bıçaklardır" ifadelerini kullandı. "Merdiven altı bileyicilere dikkat edilmeli" Bayram öncesi sokak aralarında beliren ve "merdiven altı" tabir edilen geçici bileyicilere karşı vatandaşları uyaran Erzurumlu bıçak ustaları, işin ehli olmayan kişilerin bıçağın çeliğini yaktığını belirtti. İmdat Doğan, "Yol kenarına tezgah açanlar sadece bıçağın yüzeyini parlatıp geri veriyor. Bu durum bıçağın özelliğini kaybettiriyor ve hayvanı mundar etme riski taşıyor. Vatandaşlarımız mutlaka asıl mesleği bu olan zanaatkarları tercih etmeli" diye konuştu. Bıçak bileyicileri, yoğunluğun gece geç saatlere kadar aralıksız şekilde sürmesini beklediklerini belirterek vatandaşların işlemlerini son güne bırakmalarının kendilerini de zora soktuğunu ifade ettiler. Erzurum’da bu yıl kurban bıçağı bileme ücretleri ise adet başına ortalama 40-50 TL’den işlem görüyor.
Erzurum Bir ton 250 kilogramlık dev tosun 550 bin TL’ye satıldı Erzurum Canlı Hayvan Pazarı’nda Kurban Bayramı öncesi hareketlilik artarken, pazarın şu ana kadarki en büyük kurbanlıklarından biri rekor fiyata alıcı buldu. Üretici Ahmet Çelik tarafından özenle yetiştirilen ve baskülde tam 1 ton 250 kilo gelen dev tosun, pazarlıklar sonucunda Samih Adanır isimli vatandaş tarafından 550 bin TL’ye satın alındı. Erzurum Büyükşehir Belediyesi Canlı Hayvan Pazarı’na getirildiği andan itibaren heybetli görünümüyle tüm dikkatleri üzerine çeken dev tosun, kurban severlerin ve diğer üreticilerin de ilgi odağı oldu. Güçlükle zapt edilen ve pazarın "şampiyonu" olarak adlandırılan kurbanlık için satıcı ve alıcı arasında sıkı bir pazarlık yaşandı. Uzun süredir hayvancılıkla uğraştığını belirten satıcı Ahmet Çelik, hayvana gözü gibi baktığını ifade ederek şunları söyledi: "Et fiyatlarının artışı ile birlikte canlı hayvan fiyatlarıda doğal artıyor. Her yıl olduğu gibi bu yılda büyük bir hayvan yetiştirdik. Yıl boyunca özenle besledik. 50 - 55 hayvanla başladık. Şu ana kadar hayvanlarımızın büyük bir bölümünü sattık. Allah herkesin kurbanını kabul etsin hayırlı olsun. Pazarda her bütçeye göre kurban var" dedi. Pazarın en büyük kurbanlığını satın alan Samih Adanır ise hem ağırlığı hem de sağlıklı yapısıyla dikkat çeken tosunu kaçırmak istemediğini belirterek, "Erzurum kurban pazarında böyle heybetli ve vasıflara uygun bir hayvan bulmak her zaman nasip olmaz. Ahmet Bey ile el sıkıştık, kurbanlığımızı aldık. Her iki taraf için de hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. allah herkese nasip etsin" dedi. Yılın rekor satışlarından biri olarak kayıtlara geçen bu alışveriş, pazardaki diğer üreticilere de moral oldu. (MEP-AT-Y)
Kahramanmaraş Başkan Görgel: "8 bin 250 küçükbaş, 200 büyükbaş hayvan satışta" Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, Kurban Bayramı hazırlıkları kapsamında canlı hayvan pazarında incelemelerde bulunarak, vatandaşların sağlıklı, hijyenik ve huzurlu bir bayram geçirmesi için tüm hazırlıkların tamamlandığını söyledi. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, hayvan pazarında esnaf ve vatandaşlarla buluştu. Canlı hayvan pazarında açıklamalarda bulunan Başkan Görgel, hayvan sahipleri ve esnaftan olumlu geri dönüşler aldıklarını belirterek, her yıl daha iyi şartlar oluşturmak için yoğun çaba gösterdiklerini ifade etti. Şehrin farklı noktalarının yanı sıra komşu illerden de üreticilerin hayvanlarını getirerek alıcılarla buluşturduğunu kaydeden Başkan Görgel, "Hayvan sahipleri ve esnaflarımızın bu noktada iyi dileklerini almak, olumlu görüşlerini duymak bizleri fazlasıyla memnun ediyor. İnşallah her geçen yıl daha iyi şartlar oluşturmak için büyük bir gayret sarf ediyoruz. Canlı hayvan borsamızda 37 büyükbaş, 37 küçükbaş hayvan satış yerimiz bulunuyor. Şehrimizin dört bir yanından ve komşu şehirlerden üreticilerimiz gelerek burada alıcılarla buluşuyor. Hijyenik bir ortam oluşturabilmek adına tüm daire başkanlıklarımız yoğun bir şekilde çalışıyor. Kurban Bayramı’nda vatandaşlarımızın herhangi bir sorun yaşamaması için hem burada hem de şehrimizin her noktasında gerekli planlamaları yaptık" dedi. Canlı hayvan pazarında hayvan sayısını da bildiren Başkan Görgel, "Canlı hayvan pazarında 8 bin 250 küçükbaş ve 200 büyükbaş hayvan bulunuyor. Kesim ücretlerimiz küçükbaş için bin 500 TL, büyükbaş için ise 7 bin 500 TL olarak belirlenmiş durumda. Ulaşım noktasında vatandaşlarımızın herhangi bir mağduriyet yaşamaması için ciddi bir gayret içerisindeyiz. 26 Mayıs’a kadar bulunduğumuz pazara ücretsiz seferlerimiz vatandaşlarımızın hizmetinde olacak. Güzergahlara ilişkin ayrıntılar internet sitemiz ve sosyal medya hesaplarımız üzerinden takip edilebilir. Bayram hazırlıkları kapsamında Büyükşehir Belediyesi otobüslerimiz bayram boyunca ücretsiz ulaşım hizmeti verecek. Onikişubat ve Dulkadiroğlu ilçelerinden Kapıçam Şehir Mezarlığı’na da ücretsiz otobüs seferleri düzenlenecek. Toplu kullanım alanlarında ilaçlama ve dezenfeksiyon işlemlerine yönelik tüm planlamalarımız tamamlandı. Bayram boyunca sağlık şartlar uygun bir ortam sağlamak için sahada olacağız. Vatandaşlarımızın sağlıklı, hijyenik ve huzurlu bir bayram geçirmesi temel önceliğimiz. Valiliğimiz, emniyet birimlerimiz ve tüm daire başkanlıklarımızla koordinasyon içerisindeyiz. Bayram hazırlıkları kapsamında ekiplerimiz çalışmalarını sürdürüyor. İnşallah huzurlu, sağlıklı ve ailelerimizle birlikte güzel bir bayram geçirmeyi temenni ediyoruz" diye konuştu. Kahramanmaraş Kasaplar Odası Başkanı Mehmet Uyduran, canlı hayvan pazarı satış noktasında üreticilerin hayvanlarının yüzde 80’inin satıldığını ifade etti. Canlı hayvan pazarında hayvanların büyük bölümünün satıldığını belirten Uyduran, "Üreticimiz ve esnaflarımız adına burada satış yapan esnaf ve üreticilerimiz için oldukça verimli, güzel bir bayram dönemi geçiyor. Elhamdülillah, hayvanların yaklaşık yüzde 80’i satıldı. İşler iyi, Kurban Bayramı bereketli geçiyor. Rabbim nice bayramlara erişmeyi nasip etsin inşallah. Bizim en mutlu olduğumuz noktalardan biri ise deprem yaşamış bir şehir olmamıza rağmen vatandaşlarımızın buraya yoğun ilgi göstermesi oldu. Bağış noktasının yanı sıra halkımızın akın akın gelmesi bizleri çok mutlu etti" dedi.