YEREL HABERLER - 23 Mart 2012 Cuma 15:08

ERZURUM`DA SARI GELİN TEPKİSİ

A
A
A
ERZURUM`DA SARI GELİN TEPKİSİ

Erzurum Genç Girişimci İş Adamlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Nuri Alim, Erzurum`un Sarı Gelin Türküsünün Sezen Aksu tarafından son albümünde Ermenice seslendirecek olmasına sert tepki gösterdi.
``Erzurum`un milli Türküsü ``Sarı Gelin`` e Ermeniler sahip çıkmaya çalışırken, Ermenilerin amaçlarına destek olmak isteyen Sanatçı Sezen Aksu, Sarı Gelin`i Ermenice okuyacağını ve yeni albümüne ekleyeceğini açıkladı sezen aksunun Sarı Gelin türkü Erzurum türküsüdür`` diyen Alim, ``Bir Türk boyu olan Kıpçak beyinin kızı ile Erzurumlu bir delikanlının sonu ölümle biten aşkını anlatır. 900 yıl boyunca Türklerle birlikte yaşayan Ermenilerin de bu Türküden etkilenip, bu Türküyü söylemiş olmaları, bu Türkünün Ermeni Türküsü olduğunu göstermez`` diye konuştu.
Alim, yaptığı açıklamada şunları kaydetti; ``Sarı Gelin türküsü Dadaş türküsüdür, Rahmetli Faruk Kaleli hocamız türküyü derleyerek bugünkü hale getirmiştir.
Kıpçakların, güzel, sarışın, mavi gözlü oldukları tarihte bilinmektedirler
Sanatçı Sezen Aksunu bu türkü kimler tarafından yazılmışsa zahmet edip okursa birazda olsa bilgi dağarcığının artacağı kanaatindeyim. Bir halka mal olmuş sanatçının Erzurum` un milli türküsü haline gelen bir türkünün Ermenice okuması kabullenemez.
Erzurum` Dadaşları bu türkü ile kına gecelerinde bu türkü söyledik, askerimizin eline kına yakarken bu türkü ile gönderdik, çocuklarımızı bu türkü ile büyüttük bunu Ermenilere mal etmek yararlarımızı yeninden açmaktır.
Sarı Gelin, eski çağlardan beri Çoruh ırmağı boyunda yaşayan Hıristiyan Kıpçak beyinin kızıdır. Erzurumlu bir delikanlı sarışın Kıpçak beyinin kızına âşık olur ve Erzurumlu delikanlı ile sarışın Kıpçak kızının arasında Erzurum ve yöresinde yaşamaktadır.
Türk kültüründen etkilenen Ermeniler arasında birçok şifahî halk edebiyatı ürünümüzün yaşıyor olması, Sarı Gelin türküsünün, bir Ermeni türküsü olduğu iddiasının ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Böyle bir şey yoktur. Sarı gelin türküsünde Ermenice kelime yoktur.
Sarışın Kıpçak kızına âşık olan delikanlıyı ailesi kız ile evlenmesine karşı çıkar. Delikanlı ise kıza deli gibi âşık olur ve aşkını şiirle mırıldanarak söyler. Kız bey kızıdır zaten bey de kızını vermez bu delikanlıya. Delikanlı sarışın güzel kızı kaçırmağa karar verir ve kaçırır. Kıpçak beyinin adamları iki kaçağın peşine düşer ve uzun bir takipten sonra bulurlar ve oğlanı öldürürler. O günden beri halkımız arasında bu hikâye dilden dile dolaşır.
Türkü Dadaş türküsüdür ve Rahmetli Faruk Kaleli hocamız türküyü derleyerek bugünkü hale getirmiştir.
Kıpçakların, güzel, sarışın, mavi gözlü oldukları tarihte bilinmektedirler
Sezen Aksu Bu türkü Dadaşların türküsüdür bunu hangi dilden söylersen söyle ama Ermenice söyleme ne buna razı olmamız mümkün değildir.``
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa 5 yaşındaki oğlunu ölüme böyle götürdü Bursa’nın Mudanya ilçesinde bir kadın, 5 yaşındaki oğlunu yüzme bahanesiyle denize atarak ölümüne neden oldu. Güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde annenin küçük çocuğu elinden tutarak sahile götürdüğü, daha sonra ıslak kıyafetlerle tek başına geri döndüğü anlar yer aldı. Olay, dün saat 16.00 sıralarında Mudanya ilçesi Güzelyalı Yat Limanı mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, S.G. (30) isimli kadın 5 yaşındaki oğlu M.B.G. ile birlikte sahile geldi. İddiaya göre anne, elinden tuttuğu oğlunu denize attıktan sonra kendisi de suya atladı. Kadın bir süre sonra kıyıya çıkarken, çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine deniz polisi ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı çalışmalar sonucu bulunarak denizden çıkarılan 5 yaşındaki çocuğun hayatını kaybettiği belirlendi. Küçük çocuğun cansız bedeni, cumhuriyet savcısının incelemesinin ardından Mudanya Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Gözaltına alınan S.G.’nin ilk ifadesinde, "Psikolojik sorunlarım vardı. Yüzmek istedik, sonra ölmek istedik. Çocuğu denize attım, ben de atladım. Daha sonra kıyıya çıktım, çocuğu çıkaramadım. Pişmanım" dediği öğrenildi. Öte yandan sahildeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde, S.G.’nin saat 13.54’te oğlunun elinden tutarak limana doğru yürüdüğü, yaklaşık 28 dakika sonra ise ıslak kıyafetlerle ve ayakkabısız tek başına geri döndüğü görüldü. Kadının oğluyla yürürken üzerinde bulunan yeleğin dönüş anında olmadığı da görüntülere yansıdı.
Samsun Damak çatlatan tescilli lezzet: Çarşamba Pidesi Tadı, dünyadaki lezzet otoriteleri tarafından da tescillenerek ’Dünyanın en iyi turtası’ seçilen Çarşamba’nın coğrafi tescilli lezzeti Çarşamba pidesi, vatandaşların vazgeçilmez lezzetleri arasında yer alıyor. Gastronomi dünyasının önemli kaynaklarından biri olan Taste Atlas’ın en iyi turtalar listesinde ilk sırada yer alan tescilli lezzet Çarşamba pidesinin tadı yiyenlerin damağında kalıyor. Bölgenin en önemli kültürel yiyeceklerinden olan Çarşamba pidesinin püf noktalarını 10 yıllık pide ustası Oğuzhan Gülşen anlattı. "Odun ateşinde pişmeli" Çarşamba pidesinin diğer pidelerden farklı olduğunu belirten pide ustası Oğuzhan Gülşen, "Tescilli Çarşamba pidesi 2018 yılında tescillendi. Hamuru ince yapılır. Çiğ kıyma odun ateşinde kendi yağında pişiyor. En önemli özelliği budur. Çıtır ve lezzetlidir" dedi. Pidenin kıvamını yakalaması için mutlaka 250 derecede pişmesi gerektiğini belirten Gülşen, "Pidenin önce hamuru yoğurulur, kendi hamurumuz. Sıvı ve sulu hamurdur. Yağına ve tuzuna dikkat edilmeli. 250 derecede pişmesi. Buna dikkat edilmeli" diye konuştu. "Kapalı pide tercih ediliyor" Bölge halkının daha çok kapalı pideyi tercih etmesine vurgu yapan Gülşen, "Çarşamba’da en çok kapalı kıymalı tercih edilir. Açıklarda karışık, kuşbaşı, çiğ kıyma; hepsinden olur." diyerek Çarşamba halkının ilgisine dikkat çekti. Gülşen, Çarşamba ve Terme pidelerinin ayrı özelliklere sahip olduğunu ve karıştırılmaması gerektiğini söyledi. İlk defa yiyenlerin çok beğendiğini ve yurt dışından da gelenler olduğunu söyleyen tecrübeli usta, herkesin farklı bir damak zevki olduğunu belirtti. Çarşamba pidesinin herkesin denemesi gerektiğini söyledi. 2018 yılında Türk Patent ve Tescil Kurumu tarafından tescil altına alınan Çarşamba pidesinin ünü, bölgeyi aşarak ulusal çapta yayılmaya başladı.
Kocaeli TMO silolarındaki patlama davasında sanıklara 15 yıla kadar hapis talebi Kocaeli’de Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) silolarında meydana gelen, 2 kişinin hayatını kaybettiği ve 8 kişinin yaralandığı patlamaya ilişkin davada mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, 6 sanığın "taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan 2 yıldan 15’er yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi. Kocaeli’nin Derince ilçesinde 7 Ağustos 2023’de Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) silolarında meydana gelen patlamada Ekrem Kalkan ve Elif Dayıoğlu hayatını kaybetmiş, 8 kişi de yaralanmıştı. Olayda TMO’nun 60 silosundan 13’ü zarar görmüştü. Soruşturmada ismi geçen 6 sanık hakkında "Taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan ayrı ayrı 2 yıldan 15 yıla kadar hapis talebiyle dava açılmıştı. Olaya ilişkin açılan dava, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Duruşmaya ölen Elif Dayıoğlu’nun eşi Arif Dayıoğlu ile taraf avukatları katıldı. Tutuksuz sanıklar ise duruşmaya katılmadı. Müşteki Dayıoğlu, sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi. Mütalaa açıklandı Cumhuriyet savcısı, esas hakkında hazırladığı mütalaada, olayla ilgili uzman bilirkişi raporuna geniş yer verdi. Raporda, TMO Derince Liman Silosu’nda gerekli önlemlerin alınmadığı, eksikliklerin giderilmediği ve 2023 yılı olağan bakımının yapılmadığı vurgulandı. Çalışma esnasında ortamda toz oluşumunun engellenmediği, zeminde toz birikimine müsaade edildiği ve düzenli temizlik yapılmadığına dikkat çekilen raporda, patlamanın hububat tozlarından kaynaklı "toz patlaması" olduğu belirtildi. Sanıkların kusur durumları tek tek açıklandı Mütalaada, sanıkların görev ve sorumlulukları çerçevesinde kusur durumları şu şekilde sıralandı: Başmüdür Kenan D. (asli kusurlu): İş sağlığı ve güvenliği yönetmeliklerinde belirtilen gereklilikleri yerine getirmediği, gerekli organizasyonları yapmadığı, Patlamadan Korunma Dokümanı’ndaki şartları sağlamadığı, ekipman iyileştirme (exproof cihaz kullanımı) çalışmalarını yaptırmadığı, düzenli toz temizliği ve periyodik bakımları zamanında yaptırmadığı gerekçesiyle asli kusurlu bulundu. Müdür Yardımcısı Kemal Ö. (asli kusurlu): Düzenli toz temizleme çalışmalarını etkin yönetmediği, toz emme sisteminin kontrolünü ve periyodik bakımları yaptırmadığı, taşeron çalışmasında risk analizi ve personel eğitimi konularında yetersiz kaldığı, çalışmaya nezaretçi sağlamadığı, elektrik ve topraklama tesisatı kontrollerindeki eksiklikleri gidermediği ve geçmişte yaşanan yangınlara rağmen alanda sigara içilmesine göz yumduğu gerekçesiyle asli kusurlu sayıldı. Şef Vekili Bahri B. (asli ve tali kusurlu): Toz oluşumunu engelleyecek önlemleri aldırmadığı, risk analizi ve taşeron personel eğitimi konularında eksik kaldığı, hububat boşaltımı sürerken taşeron firmaya hazırlık talimatı verdiği, elektrik ve topraklama eksikliklerini gidermediği için asli kusurlu; alanda sigara içilmesine müsaade edilmesi nedeniyle de tali kusurlu bulundu. Mühendis Ahmet S. (tali kusurlu): Toz temizlik çalışması ve toz emme sisteminin etkin kontrolünü yaptırmadığı, iş güvenliği önlemlerinin yetersizliği ve sigara içilmesine göz yumulması nedeniyle tali kusurlu olduğu belirtildi. Taşeron firma sahibi Osman T. (asli kusurlu): Mersin Hidrolik firması sahibi olarak personeline iş güvenliği eğitimi aldırmadığı, risklere karşı bilgilendirmediği ve gerekli risk analizini yaptırmadığı gerekçesiyle asli kusurlu bulundu. Taşeron firma alan yetkilisi İsmail Ç. (asli kusurlu): Hububat boşaltım çalışması devam ederken personeline katlarda tamirat ve kaynak işlemi yaptırdığı gerekçesiyle asli kusurlu sayıldı. 15’er yıla kadar hapis ve meslekten men talebi Cumhuriyet savcısı mütalaasında, bilirkişi raporuna atıfta bulunarak sanıkların ihmali kusurları nedeniyle ölüm ve yaralanmalara sebebiyet verdiklerinin tespit edildiğini vurguladı. Savcı, 6 sanığın da "taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan ayrı ayrı 2 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Mütalaada ayrıca, mahkumiyet kararı verilmesi halinde sanıklar hakkında Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 53/6. maddesi uyarınca, hapis cezasına ek olarak belirli süreyle görev yapma ve mesleklerini icra etme yasağı uygulanması istendi. Mahkeme heyeti duruşmayı erteledi.