YEREL HABERLER - 25 Mart 2012 Pazar 12:10

EMEKLİ OLDUОU GÜN OKUL YAPTIRDI

A
A
A
EMEKLİ OLDUОU GÜN OKUL YAPTIRDI

Gaziantep Üniversitesi`nden 29 Mart 2010 tarihinde emekli olan ve aynı gün eğitime destek amacıyla eşinin ve kendisinin ismini taşıyan Nurel-Enver Taner İlköğretim Okulu`nun temelini atan Nurel Taner, 29 Mart`ın kendisi için büyük bir anlam ifade ettiğini belirtti.
Gaziantepli hayırsever Nurel ve Dr. Enver Taner tarafından yaptırılarak devlete bağışlanan Nurel-Enver Taner İlköğretim Okulu, akademik başarıları ve fiziki yapısıyla adeta özel okullarla yarışıyor. Temeli 29 Mart 2010 tarihinde eğitim gönüllüsü, edebiyatçı yazar, Türk Dili Edebiyatı öğretim görevlisi Nurel Taner`in emekliye ayrıldığı gün atılan ve geçtiğimiz yıl eğitim öğretime başlayan Nurel-Enver Taner İlköğretim Okulu`nda ziller başarı için çalıyor.
Bütün öğrencileri bir anne şefkatiyle kucaklayan ve ``Benim 950 çocuğum var`` sözleriyle herkesi duygulandıran Nurel Taner, boş zamanlarını okulda öğrencilerle baş başa geçirerek 950 çocuğun yeni bilgilere ulaşabilmesi için gecesini gündüzüne katıyor. Daha önce 24 derslik olarak tasarlanan ancak yetersiz olabileceği düşünülerek 32 derslik olarak inşa ettirilen Nurel Enver Taner İlköğretim Okulu, eğitim öğretim faaliyetine başladığı daha ilk yılda başarıdan başarıya koşan Gaziantep`in en saygın eğitim kurumları arasındaki yerini aldı. Zamanının büyük bir bölümünü Nurel Enver Taner İlköğretim Okulunda eğitim öğretim görmekte olan çocuklara vakfeden Nurel Taner, okulun eksiklerini gidermeyi de kendisi için önemli bir görev edinmiş.
Uzun yıllar Gaziantep Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde Türk Dili Edebiyatı alanında öğretim görevlisi olarak hizmet veren Taner, kendi adını taşıyan okuldaki öğretmen ve öğrencilerle kurduğu duygusal ilişki sayesinde onların daha nitelikli eğitim alabilmeleri için çalışmalarını sürdürüyor. Zaman zaman öğrencilerle uygulamalı derslere de girerek el sanatları konusundaki çalışmaları destekleyen Nurel Taner, son olarak okulda düzenlenen Ebru Sanatı konulu derslerde öğrencilerle birlikte ebru yaparak onlarla aynı heyecanı yaşadı.
Ülke kalkınmasının sadece ve sadece eğitimle mümkün olduğunu savunan Nurel Taner, çalışmalarının yaşamının son anına kadar süreceğini belirterek, ``29 Mart 2010 tarihinde emekliye ayrıldığım gün, okulumuzun temelini 24 derslik düşünülerek atmıştık. 2011-2012 eğitim öğretim dönemimde 32 derslik sayısıyla tamamladık. Okulumuzda ilk ders zili 20 Eylül 2011 günü çaldı. Geniş kütüphanesi, toplantı salonu, spor salonu, müzik ve resim atölyeleri ile göz dolduran bir okul oldu. Okul bizim ikinci evimiz şimdi. Geniş girişi, aydınlık koridorları, mermerle kaplanmış derslikleri, hepsinden önemlisi eğitime gönül vermiş deneyimli 42 öğretmeni ve 950 öğrencisi var. Öğretmenlerimizin, müdürümüzün, idarecilerimizin güler yüzleri, çalışma istekleri öğrencilerimize de yansımaya başladı. Her geçen gün daha iyiye giden eğitim-öğretim gururlandırıyor bizleri. Öğrencilerimize kitap okuma alışkanlığı kazandırma çalışması görülmeye değer. Bu yıl boyunca en fazla kitap okuyan, bunu kanıtlayan öğrencilerimizi yılsonunda bisikletle ödüllendireceğiz. Dileriz okulumuzdan okuyan, düşünen, başaran nice öğrenciler yetişir. Okul 40 yıllık idealimizdi, kavuştuk. Şimdi idealimiz öğrencilerimizin başarılı olması. İnanıyoruz ki okul idaresi, öğretmenlerimiz, velilerimiz, okul aile birliğimiz el ele vererek bu ideale de kavuşacağız. Bizim için önemli olan 29 Mart tarihini coşkuyla yaşıyoruz. Bu toplumdan kazandıklarımızı, bu toplumun geleceğini oluşturacak çocuklar için yatırdık, böylece iç huzura kavuştuk. Şimdi okulumuzun kapısından girerken bizi kucaklayan onlarca çocuk mutluluğumuz oluyor. Bu mutluluk satırlara sığmaz dilerim sizlere de nasip olur`` dedi.
1945`de doğan Nurel Taner, Gaziantep Lisesi`nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi, Türkoloji Bölümü`nden mezun olan Taner, Gaziantep Lisesi, Erzurum Atatürk Üniversitesi ve Erzurum Lisesi ve Gaziantep Atatürk Lisesi`nde uzun yıllar öğretmenlik yaptı. 1985`de Gaziantep Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü`nde çalışmaya başlayan Nurel Taner, 29 Mart 2010`da emekli oldu. Emekli olduğu gün Nurel Enver Taner İlköğretim Okulu`nun temelini eşiyle birlikte atarak Gaziantep eğitimine önemli bir bağışı gerçekleştirdi. 950 çocuğun Nurel annesi olarak ismini yüreklere yazdırmayı başaran Nurel Taner, ``Okulumuzun bütün ihtiyaçlarını yaşadığımız sürece eşimle birlikte karşılamaya devam edeceğiz`` dedi.
Edebiyat alanında çeşitli yayınları bulunan Nurel Taner ``Bir Demet Kuru Çiçek`` adlı kitabında kendi yaşamından kesitleri anlatıyor.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Okullardaki saldırılar sonrası uzmanlardan dikkat çeken analiz: "En kritik eşik, suç aracına ulaşılabilirlik" Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda peş peşe yaşanan silahlı saldırılar Türkiye’yi yasa boğarken, uzmanlardan dikkat çeken değerlendirmeler geldi. Psikiyatri Uzmanı Dr. Akif Taşdemir, çocukları şiddete sürükleyen sürecin tek bir nedene indirgenemeyeceğini vurgulayarak, en kritik kırılma noktasının "suç aracına erişim" olduğunu söyledi. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda 1 gün arayla meydana gelen silahlı saldırılar sonucu yaşanan can kayıpları ve yaralanmalar toplumda büyük üzüntüye neden oldu. Olayların ardından çocukları bu noktaya getiren etkenler yeniden gündeme gelirken, Samsun’da Büyük Anadolu Hastanesi’nde görev yapan Psikiyatri Uzmanı Dr. Akif Taşdemir, şiddete yönelimin tek bir nedene bağlı olmadığını belirterek, aile yapısından sosyal çevreye kadar birçok faktörün bu süreçte etkili olduğunu söyledi. "Ailenin fazla baskıcı olması veya ilgisiz olması, her ikisi de benzer sonuçlar doğurabilir" Psikiyatri Uzmanı Dr. Akif Taşdemir, "Çocukları bu noktaya getiren risk faktörleri tek bir nedene bağlı değildir. Birkaç nedenin bir araya gelmesi böyle bir sonucu doğurabilir. Bu olayların başlıca nedeni çocuğun duygusal ve psikolojik durumudur. Uzun süreli öfke, dışlanmışlık ve depresyon, böyle bir şiddete yönelmeyi tetikleyebilir. Öncesinde çocuğun aile içinde gördüğü davranışlar ve tutumlar, bu konuya maalesef katkı sağlayabilir. Ailenin fazla baskıcı olması veya ilgisiz olması, her ikisi de benzer sonuçlar doğurabilir. Ailede şiddetin normalleştirilmesi, şiddete sık sık maruz kalmak veya buna şahit olmak, bu tür durumların tetikleyici ya da destekleyici unsurları olarak yorumlanabilir" dedi. "En önemli kilit etken, suç aracına ulaşabilmek" Çocuğun sosyal çevredeki konumunun da kritik olduğuna işaret eden Dr. Taşdemir, özellikle dışlanmanın yoğun öfke ve kin duygusunu besleyebileceğini dile getirdi. Ancak bu duyguların davranışa dönüşmesinde belirleyici olanın farklı bir eşik olduğunu vurgulayan Taşdemir, "Düşünceden eyleme geçişte en önemli kilit etken, suç aracına ulaşabilmektir. Bu tür düşünceler çoğu zaman zihinde kalır fakat silah ya da kesici aletlere kolay erişim, olayların yaşanma ihtimalini ciddi şekilde artırır" diye konuştu. "Dijital oyunlar da etkenlerden biridir; ancak diğerlerine göre daha belirleyici değildir" Taşdemir, şöyle devam etti: "Önemli etkenlerden biri de sosyal medyada görünür olma motivasyonudur. Hiç beklenmeyen anlarda, hiç beklenmeyen davranışlar görülebilmektedir; sırf görünür olmak, konuşulmak adına. Dijital oyunlar da etkenlerden biridir ancak diğerlerine göre daha belirleyici değildir. Bu tür içerikteki oyunları oynayan çocukların çok büyük bir kısmı bu tür davranışlara yönelmez. Bu noktada oyunların içeriğinden ziyade, çocuğun bunlara ne derece maruz kaldığı ve hayatında ne kadar yer tuttuğu daha önemlidir. Çocuk bu tür dijital içeriklerle çok fazla vakit geçiriyorsa, sosyal izolasyonu artıracak derecede bu oyunlarla meşgulse ve oyunlarda yoğun rekabetçi tutumlara maruz kalıyorsa, bu tür durumlar ortaya çıkabilir." Aileler bu belirtilere dikkat Ailelerde en uyarıcı olması gereken etken, çocuklardaki değişiklikler olduğuna dikkat çeken Taşdemir, "Hiç beklenmeyen tutumlar gözlenmeye başlandıysa, daha önce kendi hâlinde olan çocuk öfke patlamaları yaşamaya başladıysa, sosyal medyada garip içerikli mesajlar paylaşmaya başladıysa veya birilerini tehdit etmeye başladıysa, aileler mutlaka durumu sorgulamalıdır. Önemli uyarıcılardan biri de çocuğun sosyal izolasyonudur. Bir çocuk içine kapandıysa ve odasından çok fazla çıkmıyorsa, bu da aileler için önemli bir uyarı işareti olarak değerlendirilmelidir" ifadelerini kullandı.
Edirne Edirne’de Selimiye’nin gölgesinde tava ciğer dağıtıldı Edirne’de 50’inci Turizm Haftası etkinlikleri çerçevesinde vatandaşlara kentin meşhur lezzeti tava ciğer ücretsiz olarak dağıtıldı. Tava ciğer almak isteyen vatandaşlar, uzun kuyruklar oluşturdu. Geçtiğimiz yıl Turizm Haftası’nda hayatını kaybeden kentin Turizm Elçisi Bahri Dinar’ın anısını yaşatmak amacıyla Mimar Sinan’ın Ustalık Eseri Selimiye Camii’nin gölgesinde etkinlik düzenlendi. Etkinlik çerçevesinde kurulan stantta kentin meşhur lezzeti tava ciğer pişirilerek vatandaşlara ücretsiz olarak dağıtıldı. Etkinlikte konuşan Edirne İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk, kentin meşhur lezzeti coğrafi işaretli tava ciğeri hep birlikte pişirip vatandaşlara ikram ettiklerini ve rahmetli Bahri Dinar’ı yad ettiklerini ifade etti. Edirne’yi Tanıtma ve Tava Ciğer Kalite Koruma Derneği Başkanı Uğurcan İmrak, Turizm Haftası’nın 50’inci yıl dönümünde kentin resmi turizm elçisi rahmetli Bahri Dinar’ın da programa dahil edilmesinde emeği geçenlere teşekkürlerini sundu. Edirne Valisi Yunus Sezer, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan acı olaydan dolayı bir taraflarının buruk olduğunu belirtti. Edirne’nin bir turizm şehri olduğunu vurgulayan Sezer, geçmişte birlikte etkinlikler gerçekleştirdikleri merhum Bahri Dinar’ı rahmetle anan Sezer, onun Edirne’nin tanıtımında önemli bir turizm elçisi olduğunu ifade etti. Edirne’nin değerlerine sahip çıkan ustalara da teşekkür eden Sezer, özellikle tava ciğeri başta olmak üzere kentin gastronomi zenginliğinin tanıtımına devam edeceklerini belirtti. Edirne’nin kültür, tarih ve gastronomi alanlarında güçlü bir merkez olduğuna dikkat çeken Vali Sezer, kentin turizm anlamında önemli bir rota haline geldiğini söyledi. Önümüzdeki yıllarda ziyaretçi sayısının 20 milyona ulaşmasını hedeflediklerini ifade eden Sezer, Edirne Sarayı’nın ihyası, tarihi yapıların restorasyonu ve konaklama imkanlarının geliştirilmesiyle kentin dünya çapında bir turizm destinasyonu olacağını dile getirdi. Konuşmaların ardından hep birlikte kentin meşhur lezzeti tava ciğer pişirildi ve ücretsiz olarak vatandaşlara dağıtıldı. Pişirilen tava ciğerler kısa sürede tükendi.
Antalya Mendil sattığı ışıkta tırın altında kalan yaşlı katdın öldü, kaza anı güvenlik kamerasında Antalya’da trafik ışıklarında mendil satarak geçimini sağlayan ve evsiz olduğu öğrenilen yaşlı kadın tırın altında kalarak hayatını kaybetti. Kaza anı ise güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Olay, saat 12.30 sıralarında Kepez ilçesi Teomapaşa Mahallesi Gazi Bulvarı yan yol üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Düden kavşağında bulunan üst geçidin altında oluşturduğu alanda barınan ve geçimini mendil satarak sağlayan Durdu Aldemir, öğlen saatlerinde ışıkta bekleyen araçlara mendil satmak için bölgeye geldi. Bu sırada kavşak sisteminde bulunan trafik ışıklarında bekleyen Uğur Y.’nin kullandığı 07 DHV 61 plakalı tır yeşil ışığın yanması ile hareketlendi. Bu sırada tırın kör noktasında bulunan Durdu Aldemir, aracın altında kaldı. Olay yerinde hayatını kaybetti Çevredeki araçların uyarısı ile duran tır sürücüsü Uğur Y., aracın altını kontrol ettiğinde Durdu Aldemir’in hareketsiz şekilde yattığını fark etti. Olayın 12 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirilmesi üzerine kaza yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edilirken, yapılan kontrollerde Durdu Aldemir’in hayatını kaybettiği belirlendi. Trafik ekipleri kaza nedeniyle yolu araç trafiğine kapatırken, Durdu Aldemir’in cansız bedeni Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Cenazesinin olay yerinden kaldırılmasının ardından yol yeniden araç trafiğine açıldı. Kaza anı güvenlik kamerasında Öte yandan Durdu Aldemir’in hayatını kaybettiği kaza bir işyerinin güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Görüntülerde trafik ışıklarında bekleyen tırın yeşil ışığın yanması ile birlikte hareketlendiği ve o sırada kör noktada bulunan Durdu Aldemir’in tırın altında kaldığı görüldü.
Ankara Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "(Okul saldırıları) Bazı kesimlerin bu tür acıları siyasi birtakım rant arayışlarıyla değerlendirmelerini milletimizin vicdanına havale ediyorum" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, okul saldırılarına ilişkin, "Sayısı az da olsa bazı kesimlerin bu tür acıları polemiklerle, siyasi birtakım rant arayışlarıyla değerlendirmelerini de milletimizin vicdanına havale ediyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bu yıl 8’incisi düzenlenen Verimlilik ve Teknoloji Fuarı’na katıldı. Fuarda konuşan Yılmaz, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırılarına dair üzüntüsünü dile getirdi. Yaşanan olaylarda acıyı siyasi görüşlerden bağımsız olarak paylaştıklarını ifade eden Yılmaz, "Sayısı az da olsa bazı kesimlerin bu tür acıları polemiklerle, siyasi birtakım rant arayışlarıyla değerlendirmelerini de milletimizin vicdanına havale ediyorum. Onlarla tartışacak durumda değiliz. Biz millet olarak bu acıyı öncelikle yaşayacağız ve bu ortak acımızı birliğimizle, beraberliğimizle paylaşacağız" ifadelerine yer verdi. "İlgili kurumlarımız en küçük detaylara bakarak analiz ediyorlar, değerlendiriyorlar" Yılmaz, okul saldırılarıyla ilgili çok boyutlu inceleme ve soruşturma sürecinin başlatıldığını belirterek, "İlgili tüm kurumlarımız gece gündüz bu konuda çalışmalarını sürdürüyorlar. İçişleri Bakanlığımızdan, Adalet Bakanlığımızdan, İstihbarat Teşkilatlarımızdan Bilgi ve İletişim Teknolojileri’ne ulaşan kurumlarımıza varıncaya kadar, yine Milli Eğitim, Sağlık, Aile, tüm bakanlıklarımız olayın kendileriyle ilgili boyutunu çok dikkati bir şekilde ve en küçük detaylara bakarak analiz ediyorlar, değerlendiriyorlar. Bu yaşanan olayların çok boyutlu bir şekilde soruşturulması, incelenmesi sonucunda kamuoyumuz da zamanı geldiğinde çok daha doyurucu bir şekilde bilgilendirilecektir diye ifade etmek istiyorum" diye konuştu. Bu tür hadiselerin tekrar yaşanmaması adına gerekli tedbirlerin alınması ve uzun vadeli neler yapılması gerektiğini gelecek süreçlerde konuşmaya devam edeceklerini kaydeden Yılmaz, "Bu tür hadiselerin maalesef dünyanın farklı ülkelerinde de geçmişte yaşandığını gördük. Biz de maalesef ilk defa böyle bir farklı hadiseyle karşı karşıyayız. Bunun sosyolojik boyutundan, kültürel boyutundan teknolojik bağımlılık meselelerine varıncaya kadar uluslararası bağlantılı istihbarat örgütlerinin veya farklı modern radikal örgütlere varıncaya kadar birçok boyutuyla ne tür tedbirler alabiliriz, neler yapabiliriz, bunlar üzerine de önümüzdeki haftalarda, aylarda muhtemelen çok daha yoğun bir tartışma yaşayacağız. Ben tekrar kaybettiğimiz canlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum" şeklinde konuştu. "İstikrarımızı korumaya devam edeceğiz" Yılmaz, dünyanın farklı bir yere doğru geldiğini, bu yeni ortamın çok boyutlu bir şekilde okunması gerektiğini dile getirerek, ekonomik güç dağılımının da yeniden şekillendiğine, bu şekillenmeye bağlı olarak siyasi gerilimlerin, jeopolitik gerilimlerin arttığına dikkat çekti. Yılmaz, bölgede yaşananlara da değinerek, "Bu dönemde Türkiye Cumhuriyeti olarak istikrarımızı korumaya devam edeceğiz. Kim ne yaparsa yapsın, hangi provokasyonları ortaya koyarsa koysun bir taraftan gücümüzü tahkim etmeye, caydırıcı bir güç olarak konumumuzu daha üst seviyelere taşımaya devam edeceğiz. Bir taraftan da barıştan, istikrardan, adaletten, hukuktan yana tavrımızı kararlı bir şekilde sürdüreceğiz. Ve inanıyoruz ki bu politikamız, bu yaklaşımımız, önümüzdeki dönemde çok farklı perspektifler açacak" dedi. "Teknoloji, verimliliği artırmak, çok daha etkili bir çalışma düzeni oluşturmak için büyük fırsatlar sunuyor" Dünyanın bu ekonomik, jeopolitik, gerilimli dönemden geçerken teknolojik olarak da büyük bir dönüşüm içinde olduğunu ifade eden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yapay zeka başta olmak üzere büyük bir küresel teknolojik dönüşümün içindeyiz. Bu teknolojik dönüşüm sıradan bir dönüşüm değil. Yapay zeka dediğimiz hadise teknolojilerden bir teknoloji değil. Bunu iyi okumamız gerekiyor. Kamu yönetiminden savunma sanayiine, sağlıktan eğitime her alanı derinden etkileyen bir teknolojik dönüşümden bahsediyoruz. Dolayısıyla biz de bunu çok iyi görmek ve ona göre tutum geliştirmek durumundayız. Bir taraftan bu yeni teknoloji, verimliliği artırmak, çok daha etkili bir çalışma düzeni oluşturmak için yenilikler yapmak için büyük fırsatlar sunuyor. Bir taraftan da bu teknolojiler maalesef insanlık tarihinde görülmemiş ölçüde zulümler işlenmesine de zemin hazırlıyor. İkisini aynı anda gerçekleştiriyor. Bizim görevimiz işte bu dengeyi korumak." Teknolojiyi geliştiren, üreten ve yöneten bir politika anlayışıyla hareket ettiklerini dile getiren Yılmaz, ‘HIT-30’ Programı ile 30 milyar dolarlık bütçe çerçevesinde dijital teknolojiler, yapay zeka ve veri merkezleri gibi kritik alanlardaki yatırımları desteklediklerini kaydetti. Dijitalleşme ve teknolojiye ayak uydurmada gerçekleştirilen projelere değinen Yılmaz, "TCMB ile yürüttüğümüz ve 5 bin kişilik gerçek saha testini başarıyla tamamladığımız Dijital Türk Lirası projesi, parasal egemenliğimizin dijital dünyadaki kalesi olacaktır. Ayrıca kripto varlık düzenlemeleri ve kamu SM altyapısıyla desteklenen Travel Rule standartları ile finansal sistemimizin güvenliğini tahkim ediyoruz. Önümüzdeki dönemde hayata geçireceğimiz Ulusal Veri Stratejisi ile bu alandaki kurumsal çerçevemizi daha da güçlendireceğiz. Hazine ve Maliye Bakanlığımız ile geliştirdiğimiz Bütünleşik Kamu Mali Yönetim Sistemi ile bütçeleme ve harcama süreçlerini modüler bir yapıda dijitalleştiriyoruz. Safir Depo, Safir Posta ve Safir Bulut gibi yerli ve milli çözümlerimizi kamuda yaygınlaştırarak, veri güvenliğimizi dışa bağımlılıktan kurtarıyoruz. Tıbbi cihazların tekil takibinde dünyada bir ilk olan Ürün Takip Sistemi (ÜTS) ve SGK bünyesindeki uygulamaların daha hızlı, güvenli ve etkin yönetimini sağlayan Dijital Devlet Ara Katman (DİDAK) projesini kamudaki başarımızın somut göstergesi olarak görüyoruz" dedi. Yılmaz, yapay zeka ve yeni teknolojilerin en önemli risklerinden birinin sosyal adaletsizliği arttırma riski olduğunu hatırlatarak, "En büyük amaçlarımızdan biri hükümet olarak bu teknolojileri tüm ülkeye yaymak, tüm nüfusumuzun bu teknolojilere erişimini sağlamak ve böylece sosyal adaleti zayıflatıcı değil, aksine azaltıcı, sosyal fırsatları arttırıcı, nerede doğmuş olursa olsun, hangi sosyoekonomik aile yapısından gelirse gelsin tüm çocuklarımız için fırsat eşitliğini arttırıcı bir şekilde yeni teknolojileri kullanmak istiyoruz" dedi. Yılmaz, 2030 yılına kadar 291 binden 500 bine çıkarmayı hedefledikleri bir araştırmacı kadrosu olduğunu, 81 ildeki 131 Deneyap Teknoloji Atölyesi’nde eğitim alan 41 bini aşkın öğrenciyi Deneyap Teknoloji Atölyeleri, Milli Teknoloji Atölyeleri, Milli Teknoloji Kulüpler Birliği ve üniversite-sanayi iş birlikleri ile bu dönüşümün aktif bir parçası haline getirdiklerini kaydetti.