ASAYİŞ - 30 Mart 2012 Cuma 18:10

YÜKSEKOVA`DAKİ OLAYLAR SONA ERDİ

A
A
A
YÜKSEKOVA`DAKİ OLAYLAR SONA ERDİ

Hakkari`nin Yüksekova ilçesinde PKK üyesinin cenaze töreni sonrasında çıkan olayların sona erdiği belirtildi.
Bitlis`in Hizan ilçesi ile Siirt`in Baykan ilçesi arasında bulunan Çeltikli bölgesinde çıkan çatışmada ölü ele geçirilen Meyaser Orbay isimli PKK`lının cenazesinin ardından Cengiz Topel Caddesi`nde toplanan yüzü maskeli gruplar yolu trafiğe kapatarak slogan atınca polis gaz bombası ve tazyikli suyla müdahale etmişti. Göstericilerin de polise ses bombası ve taşlarla saldırması üzerine ilçenin değişik noktalarında devam eden olayların akşam saatlerinde sona erdiği belirtildi. Cenaze gerginliği nedeniyle
ilçede kepenklerin halen kapalı olduğu bildirildi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Alaşehir’de "3K Bağcılık" ile kalıntısız üretim başladı Manisa’nın Alaşehir ilçesinde başlatılan "Birlikte 3K (Kontrollü-Kaliteli-Kalıntısız) Bağcılık" projesiyle Sultaniye üzümünde kalite artışı, pestisit kalıntısının azaltılması ve sürdürülebilir üretim hedefleniyor. Alaşehir ilçesinde üretilen dünyaca ünlü sofralık Sultaniye üzümünde kaliteyi artırmak, pestisit kalıntısını azaltmak ve sürdürülebilir üretimi yaygınlaştırmak amacıyla Türkiye’de ilk kez "Birlikte 3K (Kontrollü-Kaliteli-Kalıntısız) Bağcılık" projesi hayata geçirildi. Zafer Kalkınma Ajansı tarafından finanse edilen proje; Manisa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Alaşehir İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü, Alaşehir Ziraat Odası Başkanlığı, Manisa Büyükşehir Belediyesi ve ilgili kurumların iş birliğiyle Alaşehir’e bağlı Caberfakılı Mahallesi’nde başlatıldı. Proje ilk etapta 272 dekarlık bağ alanında, 9 üretici ile taze meyve sebze ihracatçısı Cena Dış Ticaret ve Tarım Ürünleri Sanayi A.Ş. arasında imzalanan sözleşmeli üretim modeliyle uygulanmaya başladı. Caberfakılı Mahallesi’nde düzenlenen toplantıda üreticilere proje hakkında teorik ve uygulamalı eğitim verildi. Toplantıya; Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Tarık Memiş, Alaşehir İlçe Tarım ve Orman Müdürü Bilgin Sarısu, Alaşehir Ziraat Odası Başkanı Özer Demir, Alaşehir Tariş Kooperatifi Müdürü Yasin Uysal ile teknik personel ve üreticiler katıldı. Amaç kontrollü ve izlenebilir üretim Projeyle biyolojik preparat kullanımının artırılması ve birlikte zirai mücadele yöntemiyle kontrollü üretim modelinin oluşturulması hedefleniyor. Bu sayede çoklu aktif madde kullanımının azaltılması ve pestisit kalıntısından kaynaklı sorunların önüne geçilmesi planlanıyor. Sözleşmeli üretim modeli kapsamında tüm üretim süreçleri kayıt altına alınarak izlenebilirlik sağlanacak. Üretim faaliyetleri tarım danışmanları rehberliğinde yürütülürken, sahadaki uygulamalar yetkinliği belgelendirilmiş profesyoneller tarafından gerçekleştirilecek. Proje alanına kurulan erken uyarı istasyonları sayesinde hastalık ve zararlı gelişimi anlık olarak izlenecek. Elde edilen veriler doğrultusunda oluşturulacak ilaçlama takvimi ile gereksiz ilaçlamaların önüne geçilmesi ve doğru zamanda doğru dozda müdahale edilmesi sağlanacak. Proje kapsamında ayrıca 5 adet elektrostatik pulverizatör, 2 adet dron ve bir adet erken uyarı sistemi temin edildiği belirtildi. Modern teknoloji ile daha az kimyasal Projede kullanılan Low Volume Elektrostatik İlaçlama sistemi hakkında bilgi veren Ziraat Mühendisi Hayri Türkeş, "Damlacıklara elektrik yükü veriyoruz. Bitki nötr olduğu için ilaç mıknatıs gibi yaprağa tutunuyor. Daha az su, daha az kimyasal ve daha az yakıt kullanılıyor. Amaç daha fazla ilaç atmak değil, doğru miktarı doğru hedefe ulaştırmak" dedi. Sistem sayesinde su ve ilaç tüketiminin azaldığını anlatan Türkeş, yaprak altı dahil homojen kaplama sağlandığı, çevresel yayılımın düştüğü ve kalıntısız üretimin desteklendiğini ifade etti. İhracatta rekabet gücü artacak Alaşehir Tariş Kooperatifi Müdürü Yasin Uysal ise projeden beklenen verimin alınması halinde bölgedeki üzümlerin dünya pazarında daha güçlü yer bulacağını belirterek, "Üreticimizin emeğini işleyip dünya piyasasına sunmak bizim için gurur olacaktır" diye konuştu. Üreticilerden İbrahim Zengin, projenin kalıntısız ve kaliteli üretim açısından önemli bir başlangıç olduğunu ifade ederken, Osman Gündüz ise Avrupa standartlarında üretim hedeflediklerini ve projenin yaygınlaşmasını istediklerini söyledi. Toplantının ardından üretici Osman Gündüz’e ait bağda elektrostatik ilaçlama sistemi uygulamalı olarak gösterildi. Demonstrasyon sırasında üreticilerin soruları yanıtlanırken, çiftçiler uygulamanın hem ekonomik hem de çevreci bir yöntem olduğunu dile getirdi.
Mersin Geçmişin izi su üstünde: Minare ayakta Mersin’in Anamur ilçesinde bulunan Alaköprü Barajı’nda doluluk oranı yüzde 99 seviyesine ulaştı. Bahar yağışlarının etkisiyle hızla yükselen su seviyesi, eski Akine yerleşim alanını tamamen sular altında bırakırken, cami minaresinin yalnızca şerefeye kadar olan kısmı su yüzeyinde görünür halde kaldı. Anamur’daki Alaköprü Barajı’nda su seviyesinin son bir ayda dikkat çekici şekilde yükseldiği gözlemlendi. Şubat ayında minarenin gövde kısmına kadar ulaşan suyun, mart itibarıyla şerefeye kadar yükseldiği tespit edildi. Aynı noktadan kaydedilen dron görüntüleri, doluluk oranındaki artışı net şekilde ortaya koydu. Daha önce kısmen görülebilen köy evleri ve yapılar ise tamamen su altında kaldı. Akine Mahallesi Muhtarı Süleyman Duman, eski yerleşime ait tüm izlerin sular altında kaldığını belirterek, "Baraj doluluk oranı üst seviyeye ulaştı. Eski köyümüz tamamen sular altında kaldı. Cami minaresi hala görünüyor. Onu gördükçe dedelerimizden kalan hatıralarımızı hatırlıyoruz. Bu durum bizim için hem hüzün hem de bir hatırlayış vesilesi. Ancak devletimiz yeni yerleşim alanında konut, okul ve cami imkanlarıyla yaşamımızı sürdürmemizi sağladı" dedi. Bölgede görev yapan İmam Hatip Taner Şahin ise ibadet hayatının kesintisiz devam ettiğini ifade ederek, "Eski camimiz su altında kaldı. Minarenin ayakta kalması, geçmiş ile bugün arasında bir bağ kuruyor. Yeni yerleşim yerinde inşa edilen camimizde cemaatimizle ibadetlerimize devam ediyoruz. Aynı zamanda gençlerimize yönelik sosyal ve dini faaliyetler yürütüyoruz" diye konuştu. Baraj projesi kapsamında tahliye edilen eski yerleşim alanının yerine daha yüksek kotta modern bir mahalle kuruldu. Bölgede konut, eğitim ve ibadet alanlarının yanı sıra sosyal donatılar da hizmete alındı. Mahalle sakinleri, barajın sağladığı sulama imkanlarıyla birlikte Anamur Ovası’nda tarımsal üretimin artırılmasının hedeflendiğini belirtti. Öte yandan, baraj gölü üzerinde yalnız başına yükselen minare, su yüzeyindeki yansımasıyla dikkat çekiyor. Dron ile kaydedilen görüntüler, hem doğadaki değişimi hem de sular altında kalan bir yerleşimin izlerini gözler önüne sererken, ortaya çıkan manzara geçmiş ile bugünün aynı karede buluştuğu etkileyici bir görüntü sunuyor.
Kastamonu Uyuşturucu sevkiyatı yapan kadın: "Beni çocuğumla tehdit ettiler" İstanbul’dan Kastamonu’ya uyuşturucu sevkiyatı yapan kadın ile diğer sanığın yargılanmasına başlandı. Duruşmada savunma yapan kadın, çocuğu ile tehdit edildiğini belirterek pişman olduğunu söyledi. Edinilen bilgiye göre, 23 Eylül 2025 tarihinde İstanbul’dan Kastamonu’ya yüklü miktarda uyuşturucu getirileceği bilgisine ulaşan Kastamonu İl Jandarma Komutanlığı ekipleri harekete geçti. Ekipler tarafından tespiti yapılan Hediye Ç. ile Atagan Y. isimli iki şüpheli takibe alındı. Hediye Ç. isimli kadın, düzenlenen operasyonda şehirler arası yolcu otobüsünde yakalandı. Operasyonda tanınmamak için çarşaf giyen Hediye Ç.’nin yanındaki çanta içerisinde 848 gram metamfetamin ele geçirildi. Konuyla ilgili Atagan Y. de gözaltına alındı. Olayın ardından tutuklu sanıklar Hediye Ç. ve Atagan Y. hakkında ’uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama’ suçlarından dava açıldı. Davanın ilk duruşması Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada sanık Hediye Ç. ve avukatlar hazır bulunurken, Atakan Y. ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katıldı. "Çok pişmanım" Duruşmada kendisini savunan Hediye Ç., "İstanbul’a uyuşturucu almaya gittim. 3 tane engelli çocuğum var. Ben eşimden boşandım, 6 aydır çocuklarımı hiç görmedim. En son otogarda yattım. Kaymakamlıktan aldığım yardımla geçiniyorum. Eşim eve üvey anne getirdi. İki çocuğumu aldım, bir çocuğum kaldı. O da beni arayıp, ’anne onlar senin çocukların da ben değil miyim’ dedi. Ben de Atagan ile konuştum, mecbur kaldım. ’Bana arabaya bin’ dedi. Aynı arabayla gittim, geldim. Ben çantaya hiçbir şey yapmadım. Alıp sadece kenara koydum. Uyuşturucuyu İstanbul’da ’Sarı’ denilen Ramazan adında birisinden aldık" dedi. Uyuşturucu almaya çocuğuyla gittiğini ve uyuşturucuyu veren şahıslar tarafından tehdit edildiği için taşımaya mecbur kaldığını iddia eden Hediye Ç. "İstanbul’da çantayı almadan önce iki kişi geldi. Bana, ’çocuğu bir yere bırakman gerekiyor’ dediler. Ben de o zaman eşim Savaş ile konuştum. Savaş da ’idare etmiyorlar mı’ diyerek küfür etti. Onu da tehdit ettim. İnkar etmiyorum. Çünkü gerçekten çok kötüydüm, çocuğum orada kalmıştı. Onların elinden zor kurtuldum. Benim hayatım hep sokaklarda geçti. Sokaklarda yatıp kalktım. İstedim ki çocuklarım rahat etsin. Kaymakamlık sağ olsun çocuklarıma yardım etti. İnkar etmiyorum ama beni kullanacaklarını nereden bilebilirim? Çok pişmanım, çok özür dilerim" diye konuştu. Hediye Ç., hiçbir suçunun olmadığını ve talimatı kendisine tutuklu sanık Atagan G. ile eşinin verdiğini belirterek, "Ben böyle bir insan değilim. Çocuklarımla vurdular beni. O çanta Atagan ile Ramazan’a ait. Ben, Kastamonu’ya inince hiçbir şekilde telefon açmadım. Talimatı bana Savaş ile Atagan verdi. Atagan yakalandığında Savaş, ’metamfetamini yarı yarıya paylaşalım’ dedi. Beni çocuğumla tehdit ettiler. Çocuğum için her şeyi yaparım" şeklinde konuştu. "Yakalanan uyuşturucu maddelerle bir ilgim yoktur" Suçlamaları reddeden Atagan Y. ise, "Yakalanan uyuşturucu maddelerle bir ilgim yoktur. Ben kimseyi bir yere uyuşturucu alması için göndermedim. Hediye’ye 22 bin TL parayı ben gönderdim. Bu dosyada neden tutuklandım anlamış değilim. Olayla benim bir ilgim yoktur. Hediye’nin HTS kayıtları ile telefonundaki teknik incelemelere bakıldığında zaten görülüyor. Hediye, alacağı uyuşturucunun pazarlığını yapmıştır. Ben, savcılık soruşturması aşamasında Hediye’ye 22 bin lira attığımı söyledim. Ama uyuşturucunun pazarlığını 2 bin dolara yapılmıştır. Benim attığım bu parayla kesinlikle hiçbir şekilde uyuşturucu alınamaz. Hediye beni gecenin bir yarısında telefonla aradı, ’çocuklarım aç, sokakta kaldım, zor durumdayım. Allah rızası için bana biraz para gönder’ dedi. Ben insanlık namına bu parayı gönderdim. Yeni bir ev bulmuş, evini taşıdık. Allah rızası için yaptım. Eğer ben uyuşturucu almaya göndermiş olsaydım, bu uyuşturucuyu Hediye’den almış olmam gerekirdi. Fakat ben evden hiç çıkmadım, evdeydim. HTS kayıtlarına bakıp inceleyebilirsiniz. Ben kimseden uyuşturucu da almadım, kimseyi uyuşturucu satmaya da göndermedim" diye konuştu. Mahkeme heyeti, sanıkların avukatlarını da dinleyerek, Hediye Ç.’nin tutukluluğunun devamına, Atagan Y.’nin ise tahliyesine karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Ayrıca mahkeme heyeti, ‘sarı’ lakaplı Ramazan D. hakkında da yakalama kararı çıkartılmasını kararlaştırdı.