GENEL - 02 Nisan 2012 Pazartesi 17:12

ULUSAL KANSER HAFTASI SEMPOZYUMU

A
A
A
ULUSAL KANSER HAFTASI SEMPOZYUMU

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, eskiden `Türk gibi sigara içmek` diye bir deyim olduğunu hatırlatarak, "Şimdi ise `Türk gibi sigarayla mücadele etmek` var. Sigarayla olduğu gibi alkolle de mücadele etmeliyiz" dedi.
Ankara Grand Rixos Otel`de gerçekleştirilen `Ulusal Kanser Haftası Sempozyumu`na Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Tuncer, Avrupa Jinekolojik Onkoloji Derneği (The European Society of Gynaecological Oncology-ESGO) Başkanı Nicoletta Colombo, Dünya Sağlık Örgütü Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar ve Sağlığın Teşviki Avrupa Direktörü Gauden Galea ve çok sayıda doktor katıldı. Sempozyumun açılışında konuşan Sağlık Bakanı Akdağ, insanoğlunun karşıya karşıya kaldığı en önemli
sağlık sorununun kanser olduğunu kaydederek, sigara ve alkol kullanımına ve sağlıklı beslenmeye dikkat etmenin çok önemli olduğunu vurguladı. Akdağ, "Sağlık, herkesin hakkı. Birey olarak her insan nasıl yaşarsa, sağlıklı oluru göstermek lazım. `Türk gibi sigara içmek` deyimi vardı. Şimdi `Türk gibi sigarayla mücadele etmek` var. Topluma mal olmuş bir anti-sigara kavramı var Türkiye`de. Sigarayla mücadele ettiğimiz gibi alkolle de mücadele etmeliyiz. Alkol, karaciğer, pankreas kanserlerinin hazırlayıcısı"
dedi.
Türkiye`de kanserle ilgili duruma değinen Akdağ, "Akciğer kanseriyle ilgili ciddi bir problemimiz var. Geç kalmış değiliz. Hızlı adımlar atarak mücadele edebiliriz. İşletmelerde sigara içilmesine izin verdiği zaman insan sağlığına büyük bir zarar vermiş oluyorlar. Adeta cinayet işliyorlar. İkram sektöründeki bütün işletmeler sahip çıksın. Bu meselede hükümete ve bakana yardımcı olsunlar. Kanser kayıtçılığı hakkında iyi bir konuma geldik. Kanser tedavileri bütün hastalar için ücretsiz. Yoksulsanız çaresiz
değilsiniz. Bütün tedavilere ücretsiz olarak ulaşılmaktadır" diye konuştu.
Akdağ, aynı zamanda ailelerden acil olmayan durumlarda acile başvurmamalarını, gerçekten acil durumda olanları zor durumda bırakmamalarını rica etti.
Sempozyumda konuşan Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Tuncer ise, 1982 yılından itibaren kanserin bildirilmeye başlandığını belirterek, kanser hastalığından ölüm oranlarının 2002`de yüzde 12 iken, 2012 yılında yüzde 20.7`ye çıktığını söyledi. Kanser tedavisine en çok para yatıran 6. ülke olduklarını kaydeden Tuncer, kanser tedavilerinde hastadan hiç para alınmadığını ve sigara kullanımı kontrol edilebilirse kanserin 2030 yılında daha da azalacağını ifade etti. Tuncer ayrıca, kanserle savaş
konusunda Macaristan`la birlikte örnek ülke olduklarını söyledi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum BBP Genel Başkanı Destici, Erzurum kongresinde konuştu: Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Türkiye’nin hiçbir emperyal ajandanın veya haksız bir işgal stratejisinin "cephe ülkesi" olmayacağını ifade ederek, "Türkiye, ne yapılmak istendiğinin bilincinde, tecrübeli, basiretli ve güçlü bir Cumhurbaşkanına ve yönetime sahiptir" dedi. İbrahim Erkal Kültür Merkezi’nde düzenlenen BBP 13. İl kongresinde konuşan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, yaklaşık bir aydır devam eden ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve bölgede yaşanan süreci değerlendirdi. İçinden geçtiğimiz sürecin bölgemizde güç dengelerinin yeniden şekillendiği, stratejik denklemlerin yeniden yazıldığı bir süreç olduğunu anlatan BBP Genel Başkan Mustafa Destici, "Sadece askeri değil; dezenformasyon, algı yönetimi, psikolojik harp unsurları ve dijital/siber alanı kapsayan çok boyutlu bir enformasyon mücadelesinin yürütüldüğü kritik bir eşiktir. Bu toz duman içerisinde "son günler" Türkiye Cumhuriyeti’nin duruşu, bazı kesimlerce speküle edilmeye çalışılsa da, esasen devletimiz tek bir pusulaya odaklıdır: o da Tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti ve sarsılmaz milli egemenliktir" dedi. Son dönemde bölgemizdeki krizin uzaması ihtimaline binaen dile getirilen "geniş koalisyon" tartışmaları, kamuoyumuzda bazı soruları beraberinde getirdiğini ifade eden BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, "Şunun altını net bir şekilde çizmek gerekir: Türkiye, hiçbir emperyal ajandanın veya haksız bir işgal stratejisinin "cephe ülkesi" olmamalıdır ve olmayacaktır. Bu çerçevede, Türkiye’nin herhangi bir askeri veya siyasi angajmana dahil olması ancak uluslararası hukukun meşruiyet zemini, doğrudan milli güvenlik tehdidi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iradesiyle, Cumhurbaşkanımız ve hükümetin kararıyla mümkün olabilir" diye konuştu. "Birilerinin bölgedeki vekalet savaşları üzerinden kurguladığı koalisyon senaryoları, Türkiye’nin milli çıkarları ve bölgesel barış vizyonuyla uyuşmadığı sürece bizim için sadece birer dış gözlemdir" diyen Genel Başkanı Destici konuşmasını şöyle sürdürdü; "İsrail’in saldırgan tutumu karşısında Türkiye ve Türk Milleti olarak sergilediğimiz ilkeli duruş, sadece söylemde değil, bölgedeki dengeleri koruma gayretimizde de vücut bulmaktadır. Ne ABD-İsrail saldırılarının yanında taraf olmalıyız ne de İran karşıtı blok diye oluşturulmaya çalışılan yapı içinde aktif bir şekilde yer almalıyız. Tarafsızlığımızı korumalı ve tarafsızlık sıfatımız algısına zarar verecek hamlelerden ve siyaset dilinden uzak durmalıyız. Bizim için asıl olan, komşularımızın istikrarsızlaştırılması üzerinden ülkemize yönelebilecek tehditlerin önüne geçmektir. Bilhassa saldırgan ABD ve İsrail kaynaklı hem de resmi ve gayri resmi ağızlardan gelen "Sıradaki hedef Türkiye" tehditlerinin farkındayız ve daha da mühimi devlet aklımız, şüphesiz ve tereddütsüz her türlü senaryoya karşı en üst düzeyde teyakkuz halindedir. Bu kapsamda sınır ötesi risk projeksiyonları, göç dalgaları, terör örgütlerinin yeniden yapılandırılması ve enerji arz güvenliği gibi başlıklar devletimiz tarafından bütüncül bir güvenlik perspektifiyle ele alınmaktadır. Kamuoyunda son günlerde artış gösteren; ülkemizde yeni askeri kapasite artırımları veya yabancı güçlere ait yeni üs inşaatları gibi spekülasyonlara dair de bir çift sözümüz bulunmaktadır. Türkiye, NATO üyesi bir devlet olmanın getirdiği sorumlulukları, kendi egemenlik haklarının önüne hiçbir zaman geçirmemiştir, geçirmeyecektir. Topraklarımızdaki her askeri varlık, sadece ve sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin kontrolünde ve milli güvenlik doktrinimize hizmet ettiği sürece mevcudiyetini sürdürebilir. Milli üniter yapımıza ve egemenlik haklarımıza aykırı hiçbir planın parçası olmamız katiyen söz konusu değildir." Gelinen aşamada ne NATO’dan, ne Ankara’dan, ne de uluslararası güvenilir kaynaklardan "Türkiye topraklarına 40 bin NATO askeri konuşlandırılacak" iddialarını doğrulayan resmi bir bilgi bulunmadığını belirten Destici; "Her şey genellikle sosyal medya da yoğunluk gösteren iddialardan ibaret. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz diyenler olabilir. Devletimiz, güvenlik politikalarının doğası son günlerde bilhassa sosyal medyada artan spekülasyon ve iddialar karşısında bazen sessiz kalmayı tercih edebilir. Ancak biliyoruz ki, bilgi çağında oluşan her boşluk, psikolojik harp unsurları tarafından gerçek dışı iddialarla doldurulmaya müsaittir. Binaenaleyh Buradan ilan ediyoruz: Sivil ve askeri makamlarımız, halkımızın tatmin olacağı, şeffaf ve berrak bir bilgilendirme sürecini kararlılıkla devreye sokmalıdır. Kamuoyu indinde dezenformasyona ve spekülasyonlara yol açan iddialara karşı anlaşılır ve şeffaf bir şekilde "resmi" açıklamalar yapılmalıdır. Bu günlerde panik atmosferine yer yoktur; çünkü Türkiye, ne yapılmak istendiğinin bilincinde, tecrübeli, basiretli ve güçlü bir Cumhurbaşkanına ve yönetime sahiptir. Sonuç olarak; bu saatten sonra Türkiye’nin ihtiyacı olan şey panik değil, sağduyulu bir "berrak akıl"dır. Bizler, ne batı merkezli bir dayatmanın figüranı, ne de bölgesel kaos planlarının sessiz izleyicisiyiz. Devlet Kendi stratejik ortaklıklarını yönetebilir. Lakin yönetirken, bağımsızlığımızdan ve milli onurumuzdan asla ödün vermeyecek anlayışta olduğumuzu tüm dünyaya bir kez daha hatırlatıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti, tarihî tecrübesi, kurumsal kapasitesi ve Türk milletinin iradesiyle bu tür küresel kırılma anlarından güçlenerek çıkma potansiyeline sahiptir. İnşallah bu sıkıntılı günlerde de üstümüze başımıza emperyalistlerin ve Türkiye’ye hasım olanların atacağı çamur ve pisliklere mani olup yüzümüzün akıyla ülkemizi ve milletimizi rengini şehitlerimizin kanından alan, ay yıldızlı al bayrağımız altında tek ve birlik içinde ayakta tutacağız. Diri olacağız. Birlik içinde olacağız. Büyük birlik olacağız" şeklinde konuştu. Genel kurul sonunda BBP İl kongresinde mevcut başkan Ahmet Eşref Yılmaz yeniden il başkanlığına seçildi. Kongreye AK Parti İl Başkanı Av. İbrahim Küçükoğlu, Yakutiye Belediye Başkanı Mahmut Uçar, AK Parti Palandöken ve Aziziye ilçe başkanları, STK temsilcileri ile çok sayıda partili katıldı.