YEREL HABERLER - 07 Nisan 2012 Cumartesi 14:36

EİB`DE GENEL KURUL MARATONU BAŞLIYOR

A
A
A
EİB`DE GENEL KURUL MARATONU BAŞLIYOR

Türkiye genelinde 55 bin ihracatçı, Nisan ayında 60 ihracatçı birliğinin olağan mali genel kurul toplantılarında bir araya gelecek. İhracatçılar, genel kurullarda bir yılın değerlendirmesini yapma ve ileriye yönelik fikir alışverişinde bulunma fırsatı yakalayacak.
Bünyesinde 12 ihracatçı birliği bulunan ve Türkiye`de en fazla ihracatçı birliğine sahip olan Ege İhracatçı Birlikleri`nde (EİB) genel kurul maratonu 16 Nisan Pazartesi günü başlıyor. 5910 sayılı Türkiye İhracatçılar Meclisi ve İhracatçı Birlikleri Kanunu`nda, ihracatçı birlikleri yönetim kurulları görev süreleri 4 yıla çıkarıldığı için, ihracatçı birlikleri yönetim kurulları seçimleri 2014 yılındaki genel kurullarda yapılacak.
İhracatçı Birlikleri Genel Kurulları`nın en üst karar organı olduğunu ve sektörlerin ihracat politikalarına yön verici özelliği bulunduğunu belirten EİB Koordinatör Başkanı Mustafa Türkmenoğlu, birliklerinin genel kurullarına katılma hakkına sahip olan tüm ihracatçıları genel kurul toplantılarına katılmaya davet etti. Türkiye`nin 2023 yılı için 500 milyar dolar ihracat hedefi bulunduğunu hatırlatan Türkmenoğlu, ``Genel Kurul, ihracatçı birliklerinin rutin işleri ile ilgili karar aldığı bir organ olmakla birlikte sektörün tüm üyelerinin bir araya geldiği ve ihracatın sorunlarının görüşüldüğü, bir sinerjinin ortaya çıktığı bir ortamı sağlıyor. Bu nedenle, ihracatçılarımızın mali genel kurulları da bu gözle değerlendirmelerini ve yoğun katılım göstermelerini bekliyoruz. Türkiye, 2023 yılında 500 milyar dolar ihracat hedeflerken, Ege Bölgesi olarak 100 milyar dolar ihracat gerçekleştirebilecek potansiyeli ortaya koymak istiyoruz. Bu hedeflere ulaşmak için genel kurullardaki istişarelerin büyük önemi olacaktır`` diye konuştu.
Ege İhracatçı Birlikleri`nde tüm birliklerin ilk genel kurul tarihleri 16 Nisan Pazartesi günü olarak belirlendi. İlk toplantı tarihlerinde çoğunluğun sağlanamaması halinde EİB`nde ilk genel kurul toplantısını, 17 Nisan Salı günü saat 10.00`da Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği gerçekleştirecek.
Ege Ağaç Mamulleri ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği ile Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği de, 17 Nisan Salı günü arka arkaya genel kurul toplantılarını yapacak.
Genel kurul toplantılarını aynı gün yapmayı gelenek haline getiren Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği ile Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği ise, 19 Nisan Perşembe günü genel kurullarını toplayacaklar.
Türkiye`de sektöründe tek birlik olan Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği, 20 Nisan Cuma günü saat 10.00`da genel kurul toplantısını gerçekleştirirken, aynı gün öğleden sonra Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği üyeleri Ege İhracatçı Birlikleri Genel Kurul Salonu`nun konukları olacak.
Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği üyeleri 24 Nisan Salı günü saat 15.00`te Genel Kurul Toplantısı için bir araya gelecek. 25 Nisan Çarşamba günü de Ege Tütün İhracatçıları Birliği, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği ve Ege Kuru Meyve İhracatçıları Birliği 2011 yılı olağan mali genel kurul toplantılarını yapacak.
EİB`nde genel kurul maratonu 27 Nisa Cuma günü saat 16.00`da Ege Maden İhracatçıları Birliği`nin genel kurul toplantısı ile sona erecek.
EİB üyelerinin genel kurullara katılım için Temsilci/Vekaletname yazılarını 10 Nisan Salı günü mesai bitimine kadar Ege İhracatçı Birlikleri`ne vermeleri ve mali yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerini kontrol etmeleri gerekiyor.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Türkiye barış arayan coğrafyaların umudu haline gelmiştir" MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’deki grup toplantısında küresel sistemi sert sözlerle eleştirdi. İsrail’in politikalarının bölgeyi istikrarsızlaştırdığını belirten Bahçeli, Türkiye’nin barış ve istikrar için kritik rol üstlendiğini vurguladı. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında yaptığı konuşmada, küresel gelişmeler, Orta Doğu’daki çatışmalar ve Türkiye’nin dış politikadaki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 21’inci yüzyılın beklentilerin aksine krizlerle ilerlediğini ifade eden Bahçeli, "Uluslararası sistem ağır yaralı haldedir ve adeta can çekişmektedir. Küresel dengelerin değiştiği, siyasi ve ekonomik kırılmaların derinleştiği ağır bir buhran döneminden geçilmektedir. Çivisi çıkan dünyada; savaşlar, krizler ve hatta soykırımlar bile ne yazık ki normal hale gelmiştir. İnsanlık unutulmuş, Batı değerler sistemi hepten çökmüştür. Savaşların yayılması, uluslararası hukukun örselenmesi, enerji krizlerinin derinleşmesi, masum sivillerin hedef haline gelmesi, insanlık vicdanının ağır bir imtihandan geçmesine neden olmaktadır. Korkarım ki dünya, çok kutuplu bir gerilim sarmalına doğru hızla sürüklenmektedir. Beşikteki bebeklerin, okullardaki çocukların, hastanelerdeki yaşlıların acımasızca katledildiği bir dünyada yaşamak, insanlık değerlerini yaşatmayı varlık sebebi sayan bizim gibi asil milletler için elbette ki tarifsiz bir hüzün vesilesidir" dedi. Küresel düzende çifte standartlara işaret eden Bahçeli, "ABD ve İsrail, her canı istediğinde İran’a ya da tahakkümü altına girmeyi reddeden herhangi bir başka ülkeye saldırma hakkına sahip değildir. Olmamalıdır. Nükleer tesislerin hedef alınması, enerji hatlarının işlevsiz bırakılması ve stratejik geçiş noktalarının kapanması gibi ihtimallerin gerçekleşmesi, dünya ekonomisinden uluslararası güvenliğe kadar birçok alanda telafisi çok zor, belki de imkânsız sonuçlar doğuracaktır. Hürmüz Boğazı başta olmak üzere kritik deniz yollarının tehlikeye girmesi, enerji arzında ciddi kırılmalara neden olurken bu durum şimdiden yalnızca Türkiye gibi bölge ülkelerini değil, küresel sistemi derinden sarsmaya başlamıştır. Nitekim, Yemen’deki İran destekçisi Husilerin de savaşa dâhil olduklarını duyurmasıyla Hürmüz’den sonra Babül Mendeb Boğazında da askerî hareketliliğin artması, enerji güvenliği risklerini ve tedarik zinciri sorunlarını derinleştirebilecek niteliktedir. Daha da vahimi; karşılıklı tehditlerin dozajının artması, diplomatik kanalların zayıflaması ve Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların sessizliği ve etkisizliği, kontrolsüz bir tırmanışın yaşanabileceğine işaret etmektedir. Nükleer silah kullanımına yönelik imalar bile insanlığın nasıl bir uçurumun kenarına sürüklendiğini açıkça göstermektedir. Bu çerçevede uluslararası toplumu sağduyuya, itidale ve sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet ediyoruz. ABD ve İsrail’in oluşturduğu Siyonist-emperyalist cinayet şebekesinin aklını başına alması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Bu savaşın kazananı olmayacaktır ama dünyanın öbür ucundaki bir masum insan dahi bu savaşın ceremesini çekmek zorunda kalabilecektir" ifadelerini kullandı. "İsrail hem bölge hem dünya için tehdittir" İsrail’in Gazze başta olmak üzere bölgedeki politikalarını sert sözlerle eleştiren Bahçeli, yaşananların insanlık vicdanını yaraladığını kaydetti. Bahçeli, "İsrail, Gazze başta olmak üzere İran ve Lübnan üzerinde izlediği saldırgan politikalarla bölgeyi adeta cehenneme çevirmiştir. Çok açıktır ki İsrail, hem bölgenin hem dünyanın huzur ve istikrarı için ciddi bir tehlike ve tehdittir" diye konuştu. ABD’nin bölge politikalarına da değinen Bahçeli, "ABD’nin Ortadoğu politikasının İsrail tarafından esir alındığı algısı, Batı kamuoyunda büyük tepkiye neden olmaktadır" değerlendirmesinde bulundu. "Savaşın yayılması küresel krizleri derinleştirir" Savaşın genişlemesinin küresel etkilerine dikkat çeken Bahçeli, enerji ve gıda güvenliği başta olmak üzere birçok alanda risklerin arttığını söyledi. Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Üzülerek ifade etmeliyim ki, savaşın yaygınlaşması, Petrol, Doğalgaz ve bunların türev ürünleri ile gıda fiyatlarında artış, Körfez’deki Arap coğrafyasından göç, Lübnan’da geri döndürülemez bir yıkım ve mahvolma, Kızıldeniz’de çatışma ve Babülmendeb Boğazının kapanması, Irak’ın yeni bir belirsizlik ve çatışma içine girmesi, İsrail’in tüm dünyadaki Yahudilerin hayatını riske atması ve Yahudi karşıtlığının yükselmesi ve Radikalizmin köklerinin güçlenmesine sebep olacaktır. Bunun için diyorum ki dünya; haksız ve hukuksuz saldırganlığın bedelinin ödenmediği bir dünya olarak kalmamalıdır. Bebek, çocuk, kadın yaşlı demeden yapılan katliamların cezasız kaldığı bir dünya olmamalıdır. Dünya; rafinerilerin, gaz yataklarının, petrol üretim sahalarının, elektrik santrallerinin vurulup çevre felaketlerine yol açanların serbest gezebildiği bir yere dönüşmemelidir. İnsan hak ve hürriyetlerine, emeğe, alın terine, gözyaşına, adalet ve eşitlik arayışına sırt çevirenlerin insafına ise asla terk edilmemelidir. O sebeple Dünya, Türkiye’nin samimiyetle yürüttüğü diplomatik çabalara ses vermeli, savaşa karşı ortak bir tavır geliştirme basiretini göstermelidir. Dünyanın mazlum ülkeleri ve yardım eli bekleyen insanlık umut aramaktadır. Bu nedenle Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı olarak; milletimizin huzur ve refahını sağlama ve egemenlik haklarımızı koruma sorumluluğuyla birlikte İslâm toplumlarına, Türk dünyasına ve bütün insanlığa adalet, ahlak ve akıl üçgeninde şekillenecek ihmal edemeyeceğimiz sorumluluklarımız vardır." Uluslararası topluma çağrıda bulunan Bahçeli, "Silahların sustuğu, diplomasinin konuştuğu bir sürecin başlaması artık zorunluluktur" dedi. "Türkiye barış arayan coğrafyaların umudu haline gelmiştir" Türkiye’nin dış politikadaki rolüne vurgu yapan Bahçeli, Ankara’nın krizlerin çözümünde dengeleyici bir aktör olduğunu belirtti. Bahçeli, "Türkiye, barış arayan tüm mazlum coğrafyaların umudu, istikrar arayan tüm tarafların güven kapısı haline gelmiştir. Daha önce Rusya-Ukrayna krizinde de ortaya koyduğu, Türk devlet aklı ve Türk medeniyetinin manevi gücünden beslenen bu çabalar; huzurlu ve müreffeh bir dünya inşa etmeye yönelik stratejik bir vizyonun da tezahürüdür. İnanıyorum ki; Türkiye’nin akılcı, sabırlı ve kararlı diplomatik hamleleri, içinde bulunduğumuz bu karanlık tabloyu aydınlatacak; bölgemizde ve dünyada barışın, huzurun ve istikrarın yeniden yeşermesine vesile olacaktır. Ekonomik gelişmişlik açısından kuzey ve güneyin ortasında, kültür ve medeniyet akımları açısından da doğu ile batının arasında bir köprü görevi gören Türkiye jeopolitik ve jeostratejik konumu itibariyle dünyanın merkezindedir. O sebeple Türkiye’nin Batıyı ve Doğuyu Ankara merkezli kuşatan, dengeleyen ve okuyan bir dış politika anlayışına ihtiyacı vardır. ‘Çift Başlı Selçuklu Kartalının’ doğuya ve batıya dönen yüzünden ilhamla, Türkiye’nin güvenlik ihtiyaçları ve milli çıkarları doğrultusunda ittifak bloklarını kuran ve bölgesinde bozulan statükoyu yeniden inşa etmeye çalışan bir vizyona dayanması gerekmektedir" değerlendirmesinde bulundu. "Terörsüz Türkiye milli birlik projesidir" İç politikaya ilişkin mesajlar da veren Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" sürecinin önemine işaret etti. Bahçeli, "Milletçe huzur iklimi inşa etmeye çalıştıkça öfkeden köpüren bazı başkentlerin, bazı gizli servislerin ülkemiz içindeki gönüllü ve ücretli devşirmeleri, toplumu ayrıştırmaya çalışmaktadır. Amacımız provokasyonlara aldırmadan daha demokratik, etkin, istikrarlı ve müreffeh bir Türkiye’dir. Gayemiz ve gayretimiz oyunları bozarak, kendi yazdığımız senaryoda milletimizin rol aldığı bir iklimde emperyalizmin bilindik hedeflerini çöpe atmaktır. Ülkemiz hatta bölgemiz için tarihi bir fırsat olan ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi güçlü bir toplumsal katkı ve siyasi iradeyle tartışmasız gerçekleştirilecektir. Devletimiz bir, Milletimiz birdir. Vatanımız bir, Bayrağımız bir, İstiklal marşımız birdir. Kimse yanlış hesap yapmasın, tahriklere meyletmesin" diye konuştu. MHP Genel Başkanı Bahçeli tarafından, Araştırma ve Strateji Geliştirmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirilen Özgür Bayraktar da TBMM Grup Salonu’nda yerini aldı.