SAĞLIK - 19 Şubat 2023 Pazar 11:22

Depremzedeler ile ilgili terapi desteği için akut döneminin geçmesi lazım

A
A
A
Depremzedeler ile ilgili terapi desteği için akut döneminin geçmesi lazım

Nöroloji Uzmanı Dr.

Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, depremlerden etkilenen vatandaşların akut dönemi sonrasında terapi desteği alması gerektiğini söyledi.


Dr. Yavuz, Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen vatandaşların nasıl bir psikolojik destek almaları gerektiğiyle ilgili açıklamalarda bulundu.


"6 Şubat günü yüreğimizden iki defa vurulduk" diyerek sözlerine başlayan Dr. Yavuz, "10 ilimizde peş peşe büyük bir yıkım oldu. Bu kadar büyük bir depremi kimse tahmin etmiyordu. Her şeyden önce mutlaka psikolojik destek lazım. Maddi yardımların yanı sıra psikolojik yardımlar da düzenleyebilmemiz lazım. Güven, insan hayatında çok önemli bir konudur. Ruhsal destek için de yardım kampanyaları düzenlemek zorundayız. Evini, yakınlarını yitirenler mutlaka psikolojik destek alması lazım. 10 ilimizde insanlar travmatik bir durum yaşadı. Kolunu, bacağını kaybeden insanlar var. Bunları gören çocuklar var. Hiçbir akrabası sağ kalmayanlar var. Travmaların etkileri ilk günlerde anlaşılmaz. 10 gün, 1 ay sonra ortaya çıkarlar. İntihara kadar varabilecek ağır depresyon vakalarına dönüşmemesi için insanlara mutlaka motivasyonlarını da yükseltmeyi, hayata tutunmayı öğretmeliyiz. Özellikle depremi yaşayan, depreme tanık olan, enkaz altından kurtarılan, enkaz altında bir yakını olan kişiler için psikolojik destekler daha önemli. Psikososyal destek anlamında yardımlar çok önemli. Terapi destekleri bu tarz travmaların hemen ilk günlerinde çok doğru olmayan durum. Öncelikle akut dönemi geçmesi lazım. Akut dönem geçtikten sonra terapi programları başlar. Şu dönemde ilk olarak psikososyal destekler önemli. Çocukların bu travmalardan etkilenmemesi için ben kişisel olarak yurtlar, yuvalar yerine uygun ailelere evlatlık verilmesi veya herkesin kendi akrabasını, eşini dostunu sahiplenip desteklemesi gerektiğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı.



"Kötü senaryolardan uzak durmalıyız"


İnsanların sakinleştirilmesi gereken bir dönemde olduğumuzu belirten Mehmet Yavuz, "Bizler bireysel olarak kötü senaryolardan uzak durmalıyız. Eleştiri, üzüntü şikayet konusunda yarışmayı bırakmalıyız. Hep birlikte hangi sorunu nasıl çözeriz, kime nasıl destek olabiliriz diye düşünmeliyiz. Bu süreç elbette hemen bitmeyecek, diğer şehirlerde yaşayanlar desteklerini gönderebilirler. Şikayet etmeyi bırakıp, desteği daha da arttırmalıyız. Depremzedeler açısından nerede nasıl geçici olarak barınacakları çok önemli bir konu. Evini kaybeden insanlar nerede yaşayacak? Bu durumdaki bir insanın hemen moralini yükseltmesini bekleyemeyiz. Onların mutlu olmasını beklemek merhametsizlik olur ama depremzedelere ilgi göstereceğim derken evinizde kalan misafirlere sürekli ne olduğunu sormanız da iyi değil. Misafir ettiğiniz insanları sürekli aynı hikayeleri anlatmaya zorlamayın veya sürekli aynı hikayeyi tekrar ediyorlarsa anlayışla dinleyin. Bırakın bir süre nasıl rahat edeceklerse öyle davransınlar. Depremden çıkan insan günlerce durmak da isteyebilir hemen yeni hayatını inşa etmeye de girişebilir. Bunlar kişiden kişiye değişir. Kimseyi zorlamamak gerekir. Güven, insan hayatında çok temel bir konudur. Bütün felaket senaryolarını, komplo teorilerini ve bunlarla paranoyak hale dönmeyi ancak bu güvenle önleyebiliriz. Burada biz neyi gördük? Türk halkı her zorluğu yenebileceğine inanıyor. Diğerlerine karşı çok duyarlı bir halkımız var. Bu birliktelik ve ünlü, ünsüz herkesin, sanatçıların, iş adamlarının, yardımsever ve hayırsever insanlarımızın duruşu, içimizi ısıttı. Ama yardım konvoylarının yağmalanması kadar dayak görüntüleri de dahili anlamda güveni zedeledi. Ayrıca yabancı düşmanlığı da oluşmaya başladı ki bunları hep çok iyi yönetmek gerekir. Şu ülkeden gelenler çıkıp gitsin diye bağıranlar, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşların halini düşünüp biraz empati yapabilmeliler. Ülkemize göçmen gelenler de başı boş çete görüntüsü vermekten uzak durmalı, çetevari davrananlara da derhal ülkeden çıkartılmalılar bence" dedi.



"Deprem uzmanlarının, halkın psikolojisini düşünerek, mesaj verirken çok dikkatli olmaları gerekiyor"


Dr. Yavuz, deprem uzmanlarıyla ilgili ise, “Depremin birinci gününden itibaren deprem uzamanı arkadaşlarımız, dostlarımız sıklıkla televizyonlara davet edildiler. Elbette ki depremden sonraki, özellikle böyle yıkıcı depremlerden sonra halkımız bundan sonra nerelerde deprem olabilir, nasıl deprem olabilir oldukça merak ediyor. Tabii ki bu tarz durumlarda deprem uzmanlarının, halkımızı yeri ve zamanına göre uyarılarda bulunması ve tedbirlerinin alınması için gayret göstermeleri çok güzel bir davranış. Ben de takdir ediyorum bunu. Lakin, sürekli sürekli, her kanalda bir çok deprem uzmanının deprem hakkında konuşması, bundan sonra şu noktada deprem olacak, şu kadar yıkım olacak gibi yorumlarda bulunmaları zaten şu anda mevcut olan yüksek kaygımızı daha da fazlalaştırıyor. Bu sebepten dolayı, deprem uzmanı arkadaşlarımızın halkın psikolojik durumlarını göz önünde bulundurarak, mesaj verirken çok dikkatli olmaları gerekiyor. Zaten artık depresyon ve panik bozukluk çok ciddi anlamda potansiyel olarak hastalık düzeyine gelen insanımızı daha fazla hasta etmeyelim. Bu yüzden ellerindeki bilimsel verileri daha çok devlet yöneticilerine ya da belediye yetkililerine dile getirsinler. Halkımızı bunları sürekli dile getirmek, insanın ve toplumun kaygılarını çok fazla yükseltiyor. Travmalar özellikle insan için, bizler için iki şekilde kendini gösterebiliyor. İlki, her şeyden önce bu travmalar insanların şuuraltına yükleniyor. Beyin unutuyor ama beden unutmuyor. Travmaların sonraki etkileri, bedensel tepkimelerle kendini gösteriyor. Bunlar daha çok panik ataklar şeklinde oluyor. Çok sonraları kronik bedensel tepkileri ortaya çıkabiliyor. İnsanlarımıza, yıllar boyu çok sonradan çeşitli şekilde görülmemesi için de özellikle bu tarz depremlerle ilgili haberler konusunda etkileyecek konulara çok dikkat edilmesi gerekiyor. Söylenecek bir kelime, şuuraltı kayıt olup yıllarca kişi için bir hastalık pozisyonu oluşturur. Bu nedenden dolayı, herkesin söylemlerine dikkat etmesi gereken bir noktadayız” şeklinde konuştu.



"Psikologların hemen bölgeye inip terapilere başlamaları gibi bir durum söz konusu olamaz"


Mehmet Yavuz, depremzedelere yapılması gereken terapilerin zamanlamasıyla alakalı, "Her şeyden önce akut dönemde, bu travmalar belirlenmeden herhangi bir terapi pozisyonu uygulanmaz. Daha çok psikososyal destek yapılır. Akut dönem sonrasında tramvaya göre terapi yöntemleri uygulanmaya başlanır. Dolasıyla psikologların hemen bölgeye inip terapilere başlamaları gibi bir durum söz konusu olamaz. Bu sebepten dolayı, psikolog ve sosyologlarımızın yapması gereken şey; psikososyal destek, insanlara yardımcı olmak. Biz Türk halkı olarak yardımsever bir milletiz. Bu depremin yıkıcı etkileri çok büyük ama bizim de şefkatimiz, merhametimiz çok büyük. İnşallah bununda üstesinden geleceğiz" cümlelerine yer verdi.



"Sportif faaliyetlere dönülmesi gerekildiğinin kanaatindeyim"


Sportif faaliyetlerin başlamasının deprem sonrası insan psikolojisine etkisine de değinen Yavuz, "Bunun olumlu yanları da var, olumsuz yanları da var. Halk olarak çok üzücü ve çok yıkıcı bir deprem yaşadık. Bunu yüreğimizde hissediyoruz ama insanlarımızın da bir an önce rutine dönmeleri gerekiyor. Bir insanı kendi haline bırakmak, o acısı daha çok hissetmesini sağlıyor. Artık yavaş yavaş rutine dönmemiz gerekiyor. İnsanları meşgul edecek şeylerle, mesela futbol müsabakaları insanları meşgul eden bir uğraş. Dolasıyla bu acıyı artık yüreğimizde her zaman hissedeceğiz ama bir yandan da normalleşme çabalarına dönüp bir an önce bu tarz sportif faaliyetlere dönülmesi gerekildiğinin kanaatindeyim. Bir yandan yardım vazifelerimizi, olabilecek en üst düzeyde yerine getirirken, bir yandan da halkımızın zihnini depremden uzaklaştırmaya çalışmalıyız. Bu demek değil ki destekler yardımlar bitecek. Yardımları da, destekleri de sonuna kadar yapacağız ama artık zihinleri başka tarafa almamız gerekiyor. Yoksa halkımız psikolojik anlamda daha çok etkilenecek. Bu psikolojik etkilenmelerin faturaları hemen ortaya çıkmıyor. Yıllar sonra çıkabiliyor ve yıllarca sürebiliyor. O yüzden toplumumuzun zihin sağlığı da bizim için çok önemli" diye konuştu.


Mehmet Yavuz, bu sene içerisinde depremzede vatandaşların sportif faaliyetlere ücretsiz katılmalarının çok anlamlı olacağını söyleyerek, "Bu sportif faaliyetleri canlı olarak yayınlayan televizyon kanallı afet bölgesindeki şehirlere müsabakaları ücretsiz bir şekilde verebilir. O illerde yaşayan insanlarımız, futbol müsabakalarını ya da diğer sportif faaliyetleri ücretsiz takip edebilirler. Birçok insan yaralı, yakınını kaybeden insanlar var fakat bu vatandaşları acılarıyla baş başa bırakmamak ve destek olmak gerekiyor. Depremzedelerin zihinlerini başka tarafa yönlendirmek için bu tarz yapılacak yardımlar ve destekler de mutlaka bölge halkı için çok önemli olacaktır" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Sahte e-imza davasında karar çıktı: Elebaşı Ziya Kadiroğlu 116 yıl 3 ay hapis cezası aldı Bazı kamu kurumlarındaki yöneticilere ait elektronik imzaların taklit edilerek sahte belge düzenlendiği iddiasıyla 29’u tutuklu 286 sanık hakkında açılan davada karar çıktı. Mahkeme, elebaşı Ziya Kadiroğlu’nu 116 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı. Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmada ‘örgüt elebaşı Ziya Kadiroğlu, Gökay Celal Gülen, Zeynep Karacan ile bazı tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları katıldı. Mahkeme hakimi bu celse kararı okuyacağını ifade etti. Kararı açıklayan mahkemece 257 sanık hakkında mahkumiyet, 29 sanık hakkında beraat kararı verildi. Suç örgütü kurucusu ve lideri olduğu belirtilen Ziya Kadiroğlu, 116 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, örgüt yapılanması içerisinde yer aldıkları belirtilen sanıklar hakkında da farklı oranlarda hapis cezaları verdi. Buna göre; Sanıklar Gökay Celal Gülen, Zeynep Karacan, Mıhyeddin Yakışır ve Yalçın Maraşlı 94 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Sanıklardan Ali Çiçekli 86 yıl 6 ay, Taner Dağhan 53 yıl 7 ay, Yaren Özkarakaş 44 yıl 9 ay, Gülseren Üstün 40 yıl 9 ay hapis cezası aldı. Ayrıca Fuat Tanış Arslan 38 yıl 5 ay, Oğuz Deniz 31 yıl 5 ay, Oğuzhan Ercan 36 yıl 11 ay ve İbrahim Akyüz 31 yıl 5 ay hapis cezasına mahkum edildi. Dosya kapsamında tutuklu bulunan 29 sanıktan 15’inin, örgüt lideri ve üyeleriyle birlikte hükümle beraber tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Diğer 14 sanık hakkında ise mahkeme, hükümle birlikte tahliye kararı verdi.
Van Bahçesaray yolunda gece mesaisi Van’ın Bahçesaray ilçesini kent merkezine bağlayan ve yaklaşık 5 aydır ulaşıma kapalı bulunan yolda çalışmalar aralıksız sürüyor. Kar kalınlığının yer yer birkaç metreyi bulduğu yüksek rakımlı bölgelerde ekipler, yolu yeniden ulaşıma açabilmek için gece saatlerinde de yoğun mesai yapıyor. Türkiye’nin en zorlu coğrafyalarından birine sahip olan ve kış aylarında düşen çığlar nedeniyle her yıl aylarca kapalı kalan Van-Bahçesaray kara yolunda özlem bitiyor. Yaklaşık 5 aydır güvenli geçiş sağlanamadığı için kapalı tutulan yolda, havaların ısınmasıyla birlikte hummalı bir çalışma başlatıldı. Karayolları 11. Bölge Müdürlüğü ekipleri, kar kalınlığının yer yer 4-5 metreyi bulduğu 3 bin rakımlı Karabet Geçidi ve çevresinde, yol açma çalışmalarını gece saatlerinde de sürdürüyor. Özellikle çığ riski ve sert hava şartları nedeniyle uzun süre kapalı kalan Bahçesaray yolunda Karayolları ekipleri iş makineleriyle zorlu mücadele yürütüyor. Gündüz devam eden çalışmalar, zaman kaybetmemek adına gece de projektörler eşliğinde sürdürülüyor. "Metrelerce kar ve çığ riskiyle mücadele" Gündüz saatlerinde eriyen karın çığ riskini artırması ve hava sıcaklığının düşmesiyle donan kar kütlelerinin iş makineleriyle daha rahat kesilebilmesi nedeniyle ekipler mesaiyi geceye kaydırdı. İş makinelerinin ışıkları altında, zorlu hava şartlarına ve dondurucu soğuğa karşı mücadele eden operatörler, yolu en kısa sürede ulaşıma açmak için yoğun çaba sarf ediyor. Karabet Geçidi çevresinde devam eden çalışmalarda ekipler, dev kar kütlelerini temizleyerek yolu güvenli hale getirmeye çalışıyor. Yer yer 4-5 metreyi aşan kar tabakası nedeniyle ilerlemekte güçlük çeken ekipler, yolun en kısa sürede ulaşıma açılması için yoğun çaba harcıyor.
Van Bahçesaray yolunda kar temizleme mesaisi Van’ın Bahçesaray ilçesini kent merkezine bağlayan ve yaklaşık 5 aydır ulaşıma kapalı bulunan yolda çalışmalar aralıksız sürüyor. Kar kalınlığının yer yer birkaç metreyi bulduğu yüksek rakımlı bölgelerde ekipler, yolu yeniden ulaşıma açabilmek için gece saatlerinde de yoğun mesai yapıyor. Türkiye’nin en zorlu coğrafyalarından birine sahip olan ve kış aylarında düşen çığlar nedeniyle her yıl aylarca kapalı kalan Van-Bahçesaray kara yolunda özlem bitiyor. Yaklaşık 5 aydır güvenli geçiş sağlanamadığı için kapalı tutulan yolda, havaların ısınmasıyla birlikte hummalı bir çalışma başlatıldı. Karayolları 11. Bölge Müdürlüğü ekipleri, kar kalınlığının yer yer 4-5 metreyi bulduğu 3 bin rakımlı Karabet Geçidi ve çevresinde, yol açma çalışmalarını gece saatlerinde de sürdürüyor. Özellikle çığ riski ve sert hava şartları nedeniyle uzun süre kapalı kalan Bahçesaray yolunda Karayolları ekipleri iş makineleriyle zorlu mücadele yürütüyor. Gündüz devam eden çalışmalar, zaman kaybetmemek adına gece de projektörler eşliğinde sürdürülüyor. "Metrelerce kar ve çığ riskiyle mücadele" Gündüz saatlerinde eriyen karın çığ riskini artırması ve hava sıcaklığının düşmesiyle donan kar kütlelerinin iş makineleriyle daha rahat kesilebilmesi nedeniyle ekipler mesaiyi geceye kaydırdı. İş makinelerinin ışıkları altında, zorlu hava şartlarına ve dondurucu soğuğa karşı mücadele eden operatörler, yolu en kısa sürede ulaşıma açmak için yoğun çaba sarf ediyor. Karabet Geçidi çevresinde devam eden çalışmalarda ekipler, dev kar kütlelerini temizleyerek yolu güvenli hale getirmeye çalışıyor. Yer yer 4-5 metreyi aşan kar tabakası nedeniyle ilerlemekte güçlük çeken ekipler, yolun en kısa sürede ulaşıma açılması için yoğun çaba harcıyor.