ÇEVRE - 30 Mayıs 2026 Cumartesi 12:36

Allı turnaların dansı Ekşisu Sazlığını şenlendirdi

A
A
A
Allı turnaların dansı Ekşisu Sazlığını şenlendirdi

Nesli tükenme tehlikesi altında bulunan ve Anadolu kültüründe önemli bir yere sahip olan allı turnalar, Erzincan’daki Ekşisu Sazlıkları Sulak Alanı’nda görüntülendi.


Erzincan’da yürütülen karasal ve iç su ekosistemleri biyolojik çeşitlilik envanter ve izleme çalışmaları kapsamında takip edilen türler arasında yer alan turnalar, Ekşisu Sazlıkları Sulak Alanı’nda doğal yaşam alanlarında gözlemlendi.


Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce (DKMP), popülasyonlarının korunması ve yaşam alanlarının sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla hazırlanan Ulusal Turna Eylem Planı doğrultusunda Türkiye genelinde çeşitli çalışmalar yürütülüyor.


Kuluçkaya yatma, kışlama ve göç dönemlerinde konaklama alanı olarak kullandıkları bölgelerin tespiti amacıyla sürdürülen çalışmalar kapsamında, Ekşisu Sazlıkları Sulak Alan Koruma Sahası’nda da incelemeler gerçekleştirildi.


Göç, gurbet ve hasret temalı türkülere ilham veren turnalar, sulak alanda beslenirken ve eşleriyle birlikte dolaşırken görüntülendi. Turnaların zaman zaman sergilediği hareketler ise doğada renkli görüntüler oluşturdu.


Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Erzincan’da kaydedilen turnaların videosunu sosyal medya hesabından " Turnaların eğlenceli dansı doğaya ayrı bir renk kattı" notuyla paylaştı.



Allı turnaların dansı Ekşisu Sazlığını şenlendirdi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Hayvan çiftliği kuran 17 yıllık avukattan ’taşıyıcı anne’ sistemiyle sıra dışı üretim modeli İstanbul’da 17 yıl avukatlık yaptıktan sonra memleketi Aydın’a dönüp avukatlığın yanında hayvancılık da yapmaya başlayan Mücahit Kibar, hobi olarak başladığı hayvancılığı kısa sürede profesyonel bir üretim modeline dönüştürdü. ’Anası 50 lira, danası 100 lira’ sloganıyla özetlediği sığırlarda ’taşıyıcı anne’ sistemi ile Kibar, çiftliğiyle hem et verimini artırmayı hem de maliyetleri düşürmeyi hedefliyor. İstanbul’da uzun yıllar avukatlık yaptıktan sonra memleketi Aydın’a dönen Mücahit Kibar, mesleğini sürdürürken aynı zamanda tarım ve hayvancılık alanında yeni bir girişime imza attı. Küçük bir başlangıçla kurduğu çiftlikte zamanla üretim modelini geliştiren Kibar, besi materyalini dışarıdan temin etmek yerine kendi işletmesi içinde üretmeye yöneldi. Yerli ırkları ’taşıyıcı anne’ olarak kullandıkları sistemde, etçi ırklardan elde edilen spermlerle yüksek verimli buzağı üretimi hedeflediklerini kaydeden Kibar, bu yöntemle hem maliyetlerin düşürüldüğünü hem de daha sürdürülebilir bir besicilik modeli oluşturulduğunu belirterek üretimde verimliliği ön planda tuttuklarını ifade etti. Küçük bir başlangıçla hayvancılığa adım attığını belirten Kibar, "Aydınlıyım ve uzun süre İstanbul’da avukatlık yaptım. Daha sonra memleketime dönerek Aydın’a yerleştim. Buraya geldikten sonra hayvancılığa başladık. Üç dört hayvanla başladık, öğrendikçe geliştirdik, değiştirdik. Besi materyali dediğimiz küçük danaları dışarıdan almak çok maliyetliydi. Biz de bunu kendimiz üretmeye karar verdik. Araştırmalarımız neticesinde bu işi hem yapanlarla hem de uzmanlarla konuştuk ve yerli ırklarla çalışmaya başladık" dedi. "Anası 50 lira, danası 100 lira" Üretim sisteminin temelinde ’taşıyıcı anne’ modeli olduğunu belirten Kibar, yerli ırkların dayanıklılığına dikkat çekti. Kibar, "Yerli anaç hayvanlar çok ucuz. Bu bölgenin hava şartlarına ve mikroplara çok alışkın ve dayanıklılar. Diken yese de, çöp yese de büyüyorlar, gelişiyorlar ve buzağı veriyorlar. Bizim işimiz bir nevi koyunculuğun büyükbaş hali. Koyuncular süt sağmaz sadece kuzuya çalışırlar, biz de burada sadece buzağıya çalışıyoruz. Bizim amacımız iyi spermadan kaliteli buzağılar elde etmek. Bizim için anne hiç önemli değil. Bir anne melez olursa gen aktarımı hemen hemen olmuyora yakın. Baba daha baskın karakter oluyor. Dolayısıyla da çıkacak olan yavru babaya benziyor. Biz de buradan iyi bir ırk elde ediyoruz. Anayı taşıyıcı olarak kullanıyoruz. Yerli ırklarla melezleme yapıyoruz, et üretmek için yaptığımız besi materyalini buradan alıyoruz. Örnek veriyorum, bizim burada bir tane beyaz Simental kırığı bir danamızı var, hemen yanında da annesi var. Annesinin boyuna gelmek üzere. O dana 4-5 aylık. Kimse onu bilmez o anneden olduğunu. ’Bu hayvanın doğuracağı ne işe yarar?, hayvan küçücük, anası ne ki danası ne olsun?’ derler. Benim sloganım da ’anası 50 lira, danası 100 lira.’ Bu anlayış ile burada çalışmalarımızı sürdürüyoruz" diye konuştu. Üretim modelinin karlılığını anlattı Üretim modelini anlatan Kibar, karlılık ve doğal yetiştiriciliğe dikkat çekerek, "2025 Kurban Bayramı sonrası buradaki anneleri ortalama 42’şer bin liraya topladım. Hepsinden de bir sefer buzağı aldım. Buzağıların en düşüğünü de 110 bin TL’den sattım. Dolayısıyla ben burada karlı bir iş yaptım. Bakım maliyetlerim diğer kültür ırklarına göre çok düşük. Çünkü ben bunlardan süt sağmıyorum. Hayvanın günlük verdiği süt 4-5 kilogram civarında. Onu da buzağı istediği kadar emebiliyor. Böyle yapınca inek mastitis olmaz, buzağı ishal olmaz. Buzağı doğar doğmaz annesindeki ağız sütünü yani kolostrumu alır ve bağışıklığını kazanır. Biz buzağının peşinde koşacağız, ’aman ishal olacak, aman ayıralım, 2 kilo süt verdik, 5 kilo süt verdik, sütün ısısını ayarladık, ayarlamadık’ gibi bunlarla uğraşmayız. Anneden nasıl geliyorsa süt, doğal bir şekilde buzağı emer" ifadelerini kullandı. "Yerli ırkla melezleme et açığına çözüm olabilir" Sistemin en önemli avantajlarından birinin düşük bakım maliyeti ve doğal üretim süreci olduğunu vurgulayan Kibar, hayvan sağlığı açısından da önemli bir kolaylık sağladıklarını söyledi. Kibar, "Burada bir üretim modeli var. Yerli dişi ırklarla kaliteli erkek etçi ırkları melezlemenin ülkedeki et açığına çok büyük katkısı olacağını düşünüyoruz. Bir örnek daha vermek gerekirse, burada bir anne var ve çok büyük çaplı bir anne değil. İlk yavrusu Angus’tu, sattık. Şimdi içinde Hereford var. Aslında bizim hayvanlarımızın onlardan hiçbir farkı yok. Bunların doğuracağı angusların, Uruguay’dan gelen angustan hiçbir farkı yok. Aksine ondan fazla kilo alır, ondan aşağı kilo almaz. Ama biz ne yapıyoruz? Bütün paramızı döviz yapıp yurt dışına gönderiyoruz. Yerli üreticimiz de bıkıyor artık. Sütün, etin para etmediğini söylüyor. Etmez. Çünkü ben 200 bin liralık bir anne alıp günün sonunda 100 bin lira kazanıyorsam benim yaptığım iş mantıklı değil. Ama 50 bin liralık bir anne alıp 100 bin kazanıyorsam benim işim mantıklı" dedi. "Daha az insan, daha çok huzur" Hem avukatlık mesleğini sürdürdüğünü hem de hayvancılığın kendisine farklı bir huzur verdiğini dile getiren Kibar konuşmasını şu sözlerle noktaladı; "Başta babam bu işi yapmamı istemiyor. ’Ben seni okuttum, büyüttüm, avukat oldun. Avukatlık yap’ diyor. Ben avukatlığımı zaten yapıyorum. Ama şimdi ben avukatlıkta elde ettiğim stresimi dama geldiğim zaman çobanlık yaparak atıyorum. Yani ben ’çobanlıktan mutluyum, avukatlıktan mutluyum?’ Avukatlığı 17 yıldır yapıyorum, mesleğimi seviyorum. Ama çobanlıkta daha mutluyum. Daha az stresliyim, daha az insan, daha çok huzur."
Manisa Manisa’da Kültür Yolu Festivali başladı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen 2026 Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 5. Şehri olan Manisa’da festival başladı. Kentlerin kültürel faaliyetlerinin gelişimine katkıda bulunmak ve öne çıkan özellikleriyle tanıtımlarını sağlamak amacıyla düzenlenen Kültür Yolu Festivali, Manisa’da ikinci kez başladı. Geçtiğimiz yıl ilk defa festival kapsamına alınan Manisa, bu yıl da gerek antik kentleriyle, gerekse şehir yaşamı ve gastronomisiyle Kültür Yolu Festivaline ev sahipliği yaparak yerli ve yabancı turistleri ağırlayacak. Festival kapsamında Manisa Müzesinde açılış töreni gerçekleştirildi. Törenin açılış konuşmasını yapan AK Parti MKYK Üyesi ve Manisa Milletvekili Mücahit Arınç, "Manisa tarihiyle, köküyle, bağlarıyla, gastronomisiyle, insanlarının çalışkanlığıyla gerçekten çok önemli bir yerde. Aigai Antik Kenti, UNESCO Dünya Mirası listesine girmiş Sart Antik Kenti, Lidya Krallığı’na başkent yapılmış Sart’ın dünyada paranın ilk basıldığı yer olma özelliği, üzüm bağlarıyla, gastronomisiyle, bütün ilçelerinin çalışkan insanlarıyla gerçekten Manisa, Anadolu’nun en nadide şehirlerinden biri. Tabii biz aynı zamanda Osmanlı döneminde şehzadelerin Sancak Beyliği’ni yapmış olan bir şehiriz. Nice cihan padişahlarının yetiştiği, aleme nizam verdiği ve dolayısıyla hakkıyla ‘Şehzadeler Şehri’ unvanımız da var. Bu kadar kültürün bir araya geldiği, bu kadar değerin bir araya geldiği bir bölgede tabii artık dönem itibariyle de elimizdeki potansiyeli dışarıya ne kadar fazla yansıtacağımızla da alakalı. Çünkü kültür kendi içinde harmanlandığı zaman ve etkileşim içinde insanlara ulaştırıldığı zaman şehirler tabiri caizse o zamana kadar ellerinde bünyesinde bulundurduğu hikayeyi paylaşma fırsatı bulacaklar. Biz de Kültür Yolu vasıtasıyla ki Kültür Yolu Festivalleri, Avrupa Festivaller Birliği’nin de bir üyesi olarak binlerce etkinlikle beraber yüzlerce ülkede düzenleniyor. Cumhurbaşkanımızın başta olmak üzere desteğiyle, Kültür Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy, Bakanlık çalışanlarımız ve bütün ekipleriyle birlikte şehirlerde biz de bu işin bir paydaşıyız" dedi. "Her sene katlayarak büyüyen, gelişen bir çalışma" Programda konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam "Gerçekten Türkiye’nin genel anlamda kültürel zenginliğini, mirasını, tarihi geçmişini, geçmişten gelen o şanlı yürüyüşünü en güzel şekilde yansıtan faaliyetlerden bir tanesi de bakanlığımızın bu Kültür Yolu Festivali faaliyetleri. Her sene tabii katlayarak büyüyen, gelişen bir çalışma. Her ne kadar kültür, sanat faaliyeti olsa da aynı zamanda gençliğimizin bilinçlenmesi, geçmiş içinden gelen mirasına sahip çıkması, geleceğe aktarılması konusundaki bir çabanın da yansıması olarak görülmesi lazım. Festivaller tabii ki aynı zamanda düşünmeyi, değerlendirmeyi, araştırmayı, geliştirmeyi de önemsetsen imkan veren bir çalışma olarak görülmesi gerekiyor. Tabii aynı zamanda da bir kültür ekonomisi, şehir ekonomisi, gastronomisiyle, müzeleriyle, tarihi değerleriyle, birikimleriyle bir ekonomik faaliyetinde bir parçası. İnşallah çok yönlü, çok boyutlu bir çalışma artarak devam edecek. Etrafımızda bütün çatışmaların, savaşların, sıkıntıların olduğu bir coğrafyada huzur ikliminde, barış ikliminde başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere hükümetimizin, parlamentomuzun, siyasilerimizin, devlet adamlarımızın büyük bir çabasıyla ülkemiz adeta bir barış adası olarak, huzur adası olarak coğrafyamızda bütün dünya dünyaya barışın tesis edilmesine katkı vermeye çalışıyor. Bu festivaller vesilesiyle uluslararası etkileşim, uluslararası açılımlar inşallah artarak devam edecek" ifadelerini kullandı. Böylesi festivallerin bireyin ve toplumun gelişimi için büyük bir öneme sahip olduğunu belirten Manisa Valisi Vahdettin Özkan, "Bence bu tür çalışmaların, bu tür dayanışmaların, bu tür sanat etkinliklerinin, kültürel etkinliklerinin aynı zamanda konjonktürel hadiseleri, konjonktürel riskleri de esas alarak onların analizinin yapılması ve bunları bu riskleri bertaraf etmek için neler yapılabilirin de penceresini açıyor olmalı. Özellikle kültürde, sanatta günümüzdeki bu dijital dünyada bütün dünya gençlerinin aynı odanın içinde yaşadığı ve bir yandan kültürel değerlerimiz, sanatsal değerlerimiz, toplumsal değerlerimiz, bir yandan da aslında bütün dünyadaki değerler tarihten sürdür edip gelen bütün o bilim havuzundaki, sanat havuzundaki, kültür havuzundaki değerlere erişimin çok kolay olduğu bir ortamda yaşıyoruz. Bu ortamın hem risklerini hem avantajlarını iyice analiz edip bizim kültür perspektifimizi, sanatsal faaliyetlerimizi buna göre tanzim etmek hem ferdin gelişim, bireysel gelişim hem toplumsal gelişim açısından güçlü toplum, güçlü devlet açısından da çok önemli bir girdi olacaktır" diye konuştu. Konuşmaların ardından protokol üyeleri müzede yer alan eserleri inceledi ve Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri Sergisini gezdi. Manisa’da ikinci defa düzenlenen Kültür Yolu Festivali bir çok sanatçının sahne alacağı konserlerin yanı sıra kültürel ve tarihi sergiler, söyleşiler, atölye çalışmaları ile yerli ve yabancı turistlere 7 Haziran’a kadar hizmet verecek. Açılışa Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, AK Parti MKYK Üyesi ve Manisa Milletvekili Mücahit Arınç, Şehzadeler Kaymakamı Fatih Genel, Yunusemre Kaymakamı Cemalettin Cantürk, Manisa Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Sudak, Manisa İl Sağlık Müdürü Mehmet Fatih Zeren, Manisa Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Kuduret Gültaş, AK Parti Manisa İl Başkanı Süleyman Turgut, MHP Manisa İl Başkanı Cüneyt Tosuner, Manisa’yı Mesir’i Tanıtma ve Turizm Derneği Başkanı Ufuk Tanık katıldı.
Isparta Alevlerin sardığı evde can pazarı: Yaşlı çift son anda itfaiye ekiplerince kurtarıldı Isparta’nın Yalvaç ilçesinde çıkan yangında iki katlı ahşap ev alevlere teslim oldu. Evde bulunan 7 kişiden biri camdan atlayarak, 4 kişi ise çevredeki vatandaşların battaniye yardımıyla yaptığı müdahaleyle kurtulduğu öğrenildi. Evde mahsur kalan yaşlı çift ise itfaiye ekiplerinin merdivenli araçla gerçekleştirdiği operasyonla son anda tahliye edildi. Yangının ilk anları cep telefonu kameralarına saniye saniye yansırken, yaşlı çiftin kurtarılma anları da anbean kaydedildi. Yangın, Isparta’nın Yalvaç ilçesi Leblebiciler Mahallesi Boyacı Sokak’ta bulunan iki katlı ahşap ve kerpiç evde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Mehmet D.’ye ait müstakil evde henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler tüm evi sararken, yükselen dumanları fark eden vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yangının ilk dakikalarında çevredeki esnaflar da seferber oldu. Dumanları fark eden vatandaşlar, battaniye açarak evde bulunan Filiz D., Adem D. ile torunlar Mehmet Eren D. ve Ata D.’nin güvenli şekilde tahliye edilmesine yardımcı oldu. Ev sahibinin oğlu İbrahim Ethem D.’nin ise camdan atlayarak kurtulduğu öğrenildi. Yaşlı çiftin kurtarılma anları anbean kaydedildi Yangının büyümesi üzerine evde mahsur kalan ev sahibi Mehmet D. ile eşi Nuriye D., itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle merdivenli araç kullanılarak kurtarıldı. Yangında dumandan etkilenen 7 kişiden 6’sı ambulanslarla Yalvaç Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Olayda can kaybı yaşanmazken, iki katlı ahşap ve kerpiç ev tamamen kullanılamaz hale geldi. Alevler çevredeki evlere sıçramadan söndürüldü İtfaiye ekipleri yoğun çalışmanın ardından yangını kontrol altına alarak alevlerin bitişikte bulunan diğer ahşap evlere sıçramasını önledi. Yangının ardından bölgede soğutma çalışmaları sürerken, yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatıldı. Öte yandan, evin alev alev yandığı ve yaşlı çiftin itfaiye ekipleri tarafından kurtarıldığı anlar kameralara anbean yansıdı.