POLİTİKA - 07 Temmuz 2023 Cuma 08:26

Aydın TBMM’de Başbağlar katliamını anlattı

A
A
A
Aydın TBMM’de Başbağlar katliamını anlattı

MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Kamil Aydın, TBMM söz alarak Başbağlar katliamını anlattı.


“Anadolu’nun doğa harikası bir beldesi olan Başbağlar’da terör örgütü PKK tarafından acımasızca, hunharca gerçekleştirilen katliam” diyen Prof. Dr. Aydın; “5 Temmuz soykırımın yıl dönümü. Başbağlar’da acımasızca, hunharca gerçekleştirilen katliam. Kronolojik olarak ifade etmek gerekirse; 1993 yılının 5 Temmuzunda can Erzincan’ımızın, doğa incisi Kemaliye ilçemizin Başbağlar köyünde PKK’nın hunhar saldırısı sonucu bir namaz vakti katledilen 33 vatandaşımızın ve ardında yetim bıraktıklarının acısını yaşayarak karalar bağladığımız bir gündür. İşte bu yüzden, şair öyle diyor ya: “Karalar bağlı başı, analar ağlar/Yürekleri dağlı, matemlidir Başbağlar.” diye konuştu.


“Tarihi unutmamak lazım; geçmişi unutursak geleceğe yön veremeyiz, maziyi yok sayarsak atiye ulaşamayız” diyen Aydın, şöyle konuştu;


“Onun için, bu coğrafyada, bu kadim coğrafyada bu kadar güçlüğe sırtlanların kavşak edindiği bu coğrafyada varlığımızı sürdürmenin en önemli ayağı tarih bilincinden uzaklaşmamaktadır. Başbağlar’a güvenlik kuvvetlerimiz ulaşıncaya kadar köydeki yangın bile neredeyse sönmüştü. Terörle mücadele o yıllarda, inanın, akamete uğratılmış, güçsüz bir şekilde yapılıyordu. Yani olan oldu, giden gitti, ondan sonra köye varıldı, o figanlar, feryatlar işitilmeye başlandı. Ama bugün artık içeride ve dışarıda uluslararası ilişkiler kitaplarında da yazar, büyük diplomatların kendi ifadeleridir aynı zamanda, biz de bunu artık ezberledik, neredeyse hepimiz biliyoruz uluslararası ilişkilerde kadim dostluklar, müttefiklik hukuku geçerli değildir; ali menfaatlerdir söz konusu olan. Yani bir ülkenin millî menfaatleri insanının, devletinin çıkarlarıdır onun tavrını belirleyen. Bu, gerçekten Amerika’daki ta George Washington’tan bugüne kadar ki bütün siyasi mülahazalarda hep gündeme getirilmiş, Lord Palmerston da bir zamanlar bunu söylemiş ama bunu ete kemiğe büründürmek gerekir. İşte bugün, açık ve net söylüyoruz, Allah’a şükür, Hükûmetimizin bekayı öncelemesinin nedeni buydu çünkü uluslararası ilişkilerde öncelenen iki değer vardır: Biri bekadır, huzurdur, güvenliktir, emniyettir; öteki varlıktır, varlığın da teminatı güvenliktir. Nice ülkeler vardır ki varlıklıydılar, nice uluslar vardı ki nice medeniyetler vardı ki bir elleri yağda bir elleri balda ama yerle yeksan oldular. Niye? Çünkü ona teminat olacak güçlü bir savunma mekanizması, güçlü bir güvenlik anlayışı söz konusu değildi. Türkiye Cumhuriyeti devleti, Cumhur İttifakı’nın dik duruşu sayesinde, Allah’a şükür, içeride ve dışarıda millî ve yerli, ayakları yere basan, sözde değil özde, yurtta da cihanda da barışı önceleyen bir tavır içerisinde olmasının meyvelerini bugün birer birer toplamaktadır. Somut örnek mi? Başbağlar’ın yaşattığı o acı dramı... Allah’a şükür, bugünkü mücadele azmi ve kararlılığıyla, kırsal kesimde 2019’da bir diplomatımızın katline ferman yazan bir alçağın Süleymaniye’de yok edilmesi. Artık içeride değil; düşman, hasım neredeyse orada etkisiz hâle getirilmesi önceliğimizdir, önceliğimiz olmuştur. Onun için bugün, bu kürsüde, bu kubbe altında huzurla güvenli bir şekilde Allah’a şükür görevimizi ifa etmeye çalışıyoruz. Dolayısıyla, bunun diplomasideki yansımaları da açık ve net bir şekilde görülmektedir. Yani millî bir duruş, tutarlı bir duruş; içeride başka, dışarıda başka değil; içeride millî, dışarıda gayrimillî değil, teslimiyetçi değil; içeride de millî, dışarıda da millî; içeride de talimat almayan, dışarıda da talimat almayan; içeride de milletin her türlü hakkını, hukukunu savunan, dışarıda da bunların aynısını deruhte etme sorumluluğumuz ete kemiğe bürünmüştür artık. Onun için, bölgemizde artık kriz nedeni değil, kriz çözen bir ülke konumundayız çünkü gerçekten coğrafyamız zor ve çetin; Balkanlardan Orta Doğu’ya ve Güney Kafkasya’ya varıncaya kadar sorunsal bir alanda yaşıyoruz ama Allah’a şükür, bu kadar sorunsallık içerisinde dik duruyoruz, ilkeli duruyoruz ve hak ve hukuk çerçevesinde, uluslararası anlaşmalara uygun bir şekilde üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz. Bunları somut örneklerle çok rahat açıklayabiliriz. Güney Kafkasya’daki özellikle, işgal altında otuz yıl çözüme ulaşılmayan Karabağ meselesi Türkiye’nin bu tutarlı duruşu sayesinde çözüme ulaşmıştır. Irak’ta da öyledir, Gürcistan’la olan ilişkilerimizde de öyledir. Balkanlarda -Allah korusun- kaynayan kazan hâlinde olan Balkanlarda da eğer bir sorun çözme mercisi ya da bir makamı düşünülüyorsa bu ancak Türkiye’dir. Bugün Ukrayna-Rusya savaşı için dahi -sessiz söylemelerine rağmen- ben inanıyorum ki birkaç gün geçtikten sonra bize gizli gizli verdikleri sufleleri, itirafları açıkça kendi kürsülerinde de ifade edecekler. Bu meseleyi çözerse Türkiye çözer, bu meselede ara buluculuk yaparsa Sayın Cumhurbaşkanı ara buluculuk yapar ve bu savaş bir an önce biter, aynen savaş tutsaklarının iadesinde olduğu gibi. Bunları gördük, aynen tahıl koridorunun çok şükür birkaç dönemdir devam etmesinde gördüğümüz gibi. Dolayısıyla bunları çoğaltabiliriz.


Bir gecede talimat verip “Şu ülkeyi de NATO’ya alın.” demenin zorluğunu yaşayanlar yaşasın, azapta olsunlar ama biz artık ülkemizin ali menfaatleri doğrultusunda bunu her türlü tartışmaya, her türlü milletimizin görüşüne sunma gibi bir yükümlülüğe tabiyiz ve bunu yapıyoruz. Yani öyle yağma yok, biz artık bildiğiniz bir Türkiye değiliz, artık eskiden talimat verdiğiniz bir ülke değiliz; biz kendi önceliklerimizi öncelikle ifade ederiz, “Uyarsanız, bir adım gelirseniz iki adım geliriz, gelmezseniz siz bilirsiniz.” diyecek konuma gelmiş bulunmaktayız. Dolayısıyla, tabii, burada -önemli bir vasıta- ülkeler arası ya da ülkelerden oluşan gruplar arası sözleşmeler ile anlaşmaların önemi ortaya çıkmaktadır. İşte, bugün o vesileyle bu anlaşmaları, Dışişleri Komisyonumuzun hazırladığı bu anlaşmaları burada inşallah onaylayıp Türkiye’nin uluslararası yürüyüşünde ivme kazanması adına elimizden geleni yapmaya çalışacağız. Niye? Çünkü bizim, aziz milletimizin temsilcileri olarak burada, içeride ve dışarıda milletimizin beklentilerine, ali menfaatlerine uygun davranma gibi bir yükümlülüğümüz söz konusudur.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Melen Su Park’ta utandıran manzara Düzce’nin nefes alma noktalarından Melen Su Park’ta piknikçilerin geride bıraktığı çöp ve çekirdek kabuğu yığınları görenleri hem üzdü hem de kızdırdı. Alan ekiplerce temizlenerek eski haline getirilirken; Düzce Belediyesi çevreyi kirletmenin kamu zararı olduğunu hatırlatarak vatandaşları daha duyarlı olmaya davet etti. Düzce Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri, "Temiz Şehir Düzce" anlayışıyla kentin ortak kullanım alanlarında yürüttüğü rutin temizlik çalışmalarına devam ediyor. Çalışmalar çerçevesinde Melen Su Park’a giden ekipler, piknik alanları ve kameriyelerin duyarsız kişilerce çöpe çevrildiğini ve yerlerin çekirdek kabuklarıyla doldurulduğunu tespit etti. Görenlerin tepkisine sebep olan kirlilik, temizlik görevlilerinin detaylı çalışmasıyla ortadan kaldırılarak park yeniden vatandaşların kullanımına uygun hale getirildi. "Ortak kullanım alanlarını korumak vatandaşlık görevidir" Sosyal medya ve Beyaz Masa üzerinden gelen taleplere de anında yanıt veren ekipler, kamuya açık alanlarda çevreye bırakılan çöplerin kamu zararı oluşturduğuna dikkati çekti. Belediyeden yapılan açıklamada, ortak kullanım alanlarını korumanın bir vatandaşlık görevi olduğu vurgulanarak, "Kamu alanları ve parklarda yürüttüğümüz temizlik ve bakım çalışmalarımızın sürekliliği değerli hemşehrilerimizin duyarlı davranışı ile kalıcı hale geliyor. Şehrimizin temiz olması için hep birlikte hareket edelim. Lütfen ortak kullanım alanlarımızı birlikte koruyalım, temiz tutalım" çağrısında bulunuldu. Kent genelindeki park ve bahçelerde temizlik mesaisinin planlanan program dahilinde aralıksız süreceği bildirildi.
Düzce Bir dakikalık deney, binlerce gerçeği hatırlattı Düzce’de Engelliler Haftası dolayısıyla düzenlenen etkinlikte, işaret diliyle adres sorulan ve gözleri bağlanarak yürütülen vatandaşlar, engelli bireylerin günlük hayatta yaşadığı zorlukları deneyimledi. Gözleri bağlanarak 20 metrelik mesafeyi tamamlamaya çalışan ancak yön bulmakta zorlanan Düzceliler, görme engelli bireylerin dünyasını bizzat tecrübe etti. Düzce Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü ile 1903 Düzce Beşiktaşlılar Derneği işbirliğinde, toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla Millet Bahçesi ve Anıtpark Meydanı’nda oldukça anlamlı sosyal deneyler gerçekleştirildi. Programın ilk bölümünde işaret dili eğitmeni ve tercümanı Burcu Çatalbaş, Millet Bahçesi’nde sokaktan geçen vatandaşlara işaret diliyle hastanenin adresini sordu. Tamamen doğal şekilde gerçekleştirilen sosyal deneyde vatandaşların işaret diline karşı yaklaşımları, iletişim kurma çabaları ve verdikleri tepkiler Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü tarafından saniye saniye kayıt altına alındı. Yazarak iletişim kurmaya çalışanlar oldu Bazı vatandaşlar yardımcı olabilmek için büyük çaba gösterirken, bazıları ise işaret dilini anlayamadığı için kısa süreli şaşma yaşadı. İşaret dili ile adresi tarif etmekte oldukça zorlanan vatandaşlar, yazarak iletişim kurmaya çalıştı. Bazıları ise sorulan adrese birlikte gitmeyi teklif etti. Sosyal deneyin ardından vatandaşlara işaret dili alfabesinin yer aldığı bilgilendirici materyaller dağıtıldı. Etkinlik sayesinde işaret dilinin önemine dikkat çekilirken, toplumda farkındalık oluşturulması hedeflendi. Gözleri bağlı 20 metre yürümeye çalıştılar Etkinliğin ikinci bölümünde ise Anıtpark Meydanı’nda dikkat çekici bir empati çalışması gerçekleştirildi. Meydana çekilen şerit alanında vatandaşların gözleri bağlanarak yaklaşık 20 metre yürümeleri istendi. Katılımcılara bunun bir yarış olduğu ve parkuru tamamlayanlara hediye verileceği belirtildi. Ancak birçok vatandaş, gözleri kapalı şekilde yön bulmakta zorlandı ve mesafeyi tamamlayamadı. Deney sonrasında yapılan röportajlarda vatandaşlara Türkiye’de 1 milyonun üzerinde görme engelli bireyin yaşamını bu şekilde sürdürdüğü hatırlatıldı. Katılımcılar yaşadıkları kısa süreli deneyimin ardından görme engelli bireylerin günlük hayatta karşılaştıkları zorlukları daha iyi anladıklarını ifade ederek, duygu dolu açıklamalarda bulundu. Deneye katılan vatandaşlara 1903 Düzce Beşiktaşlılar Derneği tarafından Beşiktaş forması, bir gecelik konaklama, özel bireylerin hizmet verdiği Kusursuz Kafe’de kahvaltı ve futbol topu gibi hediyeler verildi. Dernek Başkanı Kubilay’dan teşekkür 1903 Düzce Beşiktaşlılar Derneği Başkanı Ömer Faruk Kubilay, Engelliler Haftası kapsamında gerçekleştirilen bu tür çalışmalarla toplumsal duyarlılığı artırmayı ve empati kültürünü güçlendirmeyi hedeflediklerini belirterek, farkındalık projesine katılan vatandaşlara ve projede işbirliği yaptıkları Düzce Belediyesi Basın Yayın ve Halkla ilişkiler Müdürlüğü’ne teşekkür etti. Düzce Belediyesi’nin sosyal medya hesaplarından paylaşılan video, kısa sürede büyük ilgi gördü.
Muş Malazgirt’te "Kapı, Fetih ve Kök: Hafıza Mekanları" sempozyumu düzenlendi Muş’un Malazgirt ilçesinde düzenlenen sempozyumda, Malazgirt ruhu ve Türk milletinin hafıza mekânları kapsamlı şekilde ele alındı. Malazgirt ilçesi, tarih ve medeniyet bilincini yeniden gündeme taşıyan önemli bir organizasyona ev sahipliği yaptı. "Kapı, Fetih ve Kök: Hafıza Mekanları" sempozyumu, akademi, siyaset, bürokrasi ve iş dünyasından çok sayıda önemli ismin katılımıyla gerçekleştirildi. Kapı, Fetih ve Kök Ahlat ile Malazgirt Çalışmaları Enstitüsü tarafından Malazgirt Kız Öğrenci Yurdu’nun konferans salonunda düzenlenen sempozyumda, Anadolu’nun kapılarının Türklere açıldığı tarihi süreç, Malazgirt ruhu ve Türk milletinin hafıza mekânları kapsamlı şekilde ele alındı. Muş Valisi Avni Çakır, Ahlat ve Malazgirt’in Türk milletinin Anadolu’daki varlığını anlamlandıran iki önemli hafıza mekânı olduğunu belirterek, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ikinci yüzyılı; aynı tarih şuuru, birlik ruhu ve medeniyet bilinciyle inşa edilecektir" dedi. Fetih ve Kök Ahlat/Malazgirt Çalışmaları Enstitüsü Başkanı Muhammet Hanifi Macit, Ahlat ile Malazgirt’in Türk milletinin Anadolu’daki hafızasını temsil eden iki büyük merkez olduğunu belirtti. Sempozyumun dikkat çeken sunumlarından biri de Malazgirt Savaş alanında sürdürülen arkeolojik çalışmalar oldu. Malazgirt Kazı Ekibi Başkanı ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Adnan Çevik, bölgede yürütülen kazı çalışmalarıyla ilgili kapsamlı bilgiler verdi. Kazılarda ortaya çıkarılan tarihi objeler, savaş alanına dair bulgular ve yürütülen bilimsel çalışmalar da katılımcılarla paylaşıldı.
Kars Kars’ta tefecilik operasyonu: 21 milyonluk çek-senet, tapular ve uyuşturucu ele geçirildi Kars’ta tefecilik suçuna yönelik yürütülen soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonda milyonlarca liralık çek ve senetle birlikte tapular, uyuşturucu madde ve fişekler ele geçirildi. Operasyonda gözaltına alınan şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kars Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Kars Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince il merkezinde yürütülen TCK-241 "Tefecilik" suçu soruşturması kapsamında bir iş yerine operasyon düzenlendi. Yapılan aramalarda toplam değeri 21 milyon 695 bin TL olan 15 adet çek ve senet, 10 adet adi sözleşme, 9 adet tapu, çok sayıda ajanda, defter ve not kağıdı ele geçirildi. Mali evrakların yanı sıra, suç unsuru kapsamında değerlendirilen belgelerin detaylı incelemeye alındığı öğrenildi. Operasyonda ayrıca 13 parça halinde toplam 8,26 gram metamfetamin ile 6 tabanca fişeği de bulundu. Ele geçirilen materyallere el konulurken, iş yerindeki dijital ve yazılı dokümanların da soruşturma dosyasına dahil edildiği belirtildi. Operasyon kapsamında gözaltına alınan S.B. (43), emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Şüpheli, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kars Emniyet Müdürlüğü’nce, kent genelinde tefecilik başta olmak üzere organize suçlarla mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğü belirtilerek, halkın huzur ve güvenliği için çalışmaların aralıksız devam edeceği ifade edildi.