EĞİTİM - 28 Ağustos 2024 Çarşamba 10:31

Çevreci okullara "yeşil bayrak"

A
A
A
Çevreci okullara "yeşil bayrak"

9 Eylül’de başlayacak yeni eğitim öğretim yılından itibaren okulların enerji verimliliğini artırmak, kaynakları verimli kullanmak ve çevreci okullar geliştirmek amaçlı çalışmalar "yeşil bayrak"la tescil edilecek.


Atık üretimini azaltmak, ileri ve geri dönüşümü teşvik etmek, çevreye karşı duyarlılık ve farkındalık oluşturmak, yenilikçi çözümlerin sunulduğu yönetim anlayışını geliştirmek amacıyla geçen eğitim öğretim yılında okullarda bir dizi uygulama yürütüldü.


Bu kapsamda "Sürdürülebilir Yaşam İçin Eğitim Projesi" ile 81 ilden öğretmenlere eğitici eğitimleri verildi. Bu eğitimi alan öğretmenlerin kendi illerindeki öğretmenlere eğitim vererek okullarında projeyi uygulamaları sağlanacak.


MEB ile TEMA Vakfı Arasında "Doğa Eğitim Programları ve Projeleri İş Birliği Anlaşması" yapıldı.


Protokol kapsamında Minik TEMA, Yavru TEMA ve Ortaokul TEMA Doğa Eğitim Programları, Evimiz Dünya, Ağaç Kardeşliği, İklim Değişikliği Eğitim ve Farkındalık ile Su Kardeşliği projeleri yürütüldü.


İklim Değişikliği Eğitim ve Farkındalık Projesi ile ortaokul kademesindeki 27 ilde 2 bin 699 çocuğa, Ağaç Kardeşliği projesi ile 51 ilde 9 bin 622 çocuğa ulaşılarak uygulamalar tamamlandı.


"Doğa Öncüleri Projesi İş Birliği Anlaşması" ile birlikte Doğa Öncüleri Gençlik Programına dâhil olan öğrenciler, "yaban hayatı koruyucuları", "su melekleri", "plastik avcıları", "gıda savaşçıları" ve "karbon tutucuları" topluluklarında yenilikçi ve dönüştürücü projeler üretti. Projeler, yerelde yine öğrenciler tarafından uygulandı.


Temel Eğitim Genel Müdürlüğü ile Hayat Holding Arasında imzalanan "Hayata İyi Bakarız: Ekolojik Okuryazarlık Projesi İş Birliği Protokolü" ile öğrencilerin sürdürülebilir bir dünya hikâyesi üretmelerine yönelik okul ve sınıf oyunları, görsel videolar ve düşündürücü etkinlikleri de içeren çalışmalar yapıldı.


İklim değişikliği ve çevre sorunları çalışmalarına ağırlık verilecek


2024-2025 eğitim öğretim yılında yürütülecek faaliyetlere ilişkin yayımlanan genelge doğrultusunda, söz konusu faaliyetlerin artarak devam etmesi planlanıyor. Bu kapsamda iklim değişikliği ve çevre sorunlarına karşı farkındalık oluşturmak amacıyla okullarda sürdürülebilirlik eğitimi ve uygulamalarının yaygınlaştırılmasına ağırlık verilecek.


Yeni eğitim öğretim yılı ile birlikte okullarda "yeşil bayrak" projesi hayata geçirilecek. Proje; okulların enerji verimliliğini artırmak, kamu kaynaklarını verimli kullanmak, çevreci okullar geliştirmek, okulların gereksiz enerji tüketimini periyodik olarak azaltmak maksadıyla yapılan faaliyetlerin yeşil bayrakla tescil edilmesini kapsayacak.


Çalışmayla okullarda enerji verimliliği artırılırken aynı zamanda öğrencilerde çevre bilinci oluşturulmasına öncelik verilecek. Çevre bilincinin geliştirilmesi ile çocukların doğaya saygı duymaları, ekosistemlerin korunmasında aktif rol almaları ve çevre dostu alışkanlıklar edinmeleri hedeflenecek.


Okullarda yürütülecek çalışmalar neler?


Bu bağlamda okullarda farklı basamaklarda çalışmalar yürütülecek. Okullar, enerji tüketimini etkin kullanmaya ve yenilenebilir enerji kaynaklarına teşvik edilecek, okul ve kurumların enerji tüketimlerinin aktif takibi yapılacak. Bunun yanında okullarda su tasarrufu, atık yönetimi, çevre bilinci ile ilgili eğitimler, sosyal medya üzerinden farkındalık çalışmaları yürütülecek. Okul bahçelerinin daha çevreci görünüme kavuşması için çaba gösterilecek. Hayvan sevgisi, ağaç dikimi gibi çalışmalar ele alınacak.


Öğrenciler ağaç dikecek


Süregelen çalışmalar üzerine yenilikçi yöntemler ekleyerek öğrencilerde çevre bilincinin artırılması hedefleniyor. Bu kapsamda, ilkokula ve ortaokula yeni başlayan öğrenciler, belirlenen alanlarda ağaç dikim çalışmaları gerçekleştirecek ve öğrenim gördüğü süre içerisinde diktiği ağacın bakımını ve takibini yapacak.


Okullarda yapılan bu faaliyetler yakından takip edilecek ve çalışmalarıyla öne çıkan okullar "yeşil bayrak" ile tescil edilecek.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tokat Uzmanı uyardı: "Kar örtüsü keneleri yok etmiyor" Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, kış mevsiminin uzun ve sert geçmesinin keneleri tamamen ortadan kaldırmadığını, bazı türlerin düşük sıcaklıklarda dahi aktif kalabildiğini söyledi. Tokat’ta nisan ayında etkili olan kar yağışı, kene popülasyonunun azalacağı yönündeki beklentileri yeniden gündeme getirdi. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, kış şartlarının keneler üzerindeki etkisine ilişkin yaptığı değerlendirmede Türkiye’de zaman zaman görülen aşırı yağışların ’iklim düzensizliği’ olarak nitelendirildiğini ve bu durumun kene popülasyonlarını doğrudan etkileyebileceğini belirtti. Keskin, toplumda yaygın olan ’kış uzun sürerse yazın kene azalır’ düşüncesinin ise her kene türü için geçerli olmadığını ifade etti. "Bazı kene türleri kış ve sonbaharda da aktif olabiliyor" Kışın sert geçmesi ve kar örtüsünün bulunmasının kenelerin tamamen yok olduğu anlamına gelmediğini belirten Prof. Dr. Keskin, "Hava sıcaklığının yaklaşık 4 derece olduğu dönemlerde dahi kene toplayabiliyoruz. Özellikle soğuğa dayanıklı bazı türler, kış ve sonbahar aylarında da aktif olabiliyor. Bazı kene türleri larva evresinde eksi 20 derecenin altındaki sıcaklıklarda dahi uzun süre hayatta kalabiliyor. Keneler, aşırı soğukta doğrudan yüzeyde kalmak yerine daha korunaklı alanlara yönelir. Toprak altı, taş altı ve yaprak döküntülerinin bulunduğu alanlar, kışın dış ortama göre daha sıcak olduğu için keneler buralarda yaşamlarını sürdürebilir" dedi. "Keneler antifriz proteinleri sayesinde soğuğa dirençli" Kenelerin biyolojik olarak da oldukça dayanıklı canlılar olduğuna dikkat çeken Keskin, bu canlıların antifriz proteinleri sayesinde düşük sıcaklıklara karşı direnç geliştirdiğini belirterek, "Bazı kene türleri kışı yumurta, bazıları ise larva halinde geçirir. Kene yumurtalarının da çevresel tehditlere karşı koruma mekanizmaları vardır. Keneler, yumurtalarını ‘Gené’s organı’ adı verilen yapıdan salgılanan bir sıvıyla kaplayarak kuruma, bakteri ve mantarlara karşı koruyabilir. Kene popülasyonlarının ciddi şekilde azalması için uzun süreli ve çok düşük sıcaklıkların etkili olması gerekir. Bunun dışında keneler, kışı dinlenme halinde geçirerek varlıklarını sürdürebilir" ifadelerini kullandı.
Mersin Cennet Obruğu’ndan 13 yıl sonra su çıktı Mersin’in önemli turizm noktaları arasında yer alan ’Cennet ve Cehennem’ obruklarından Cennet Obruğu’nun derinliklerinden 13 yıl sonra su kaynamaya başladı. Doğanın sürprizi mağaranın atmosferini değiştirdi. Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Narlıkuyu Mahallesi’nde yer alan ve her yıl yaklaşık 400 bin kişiyi ağırlayan 452 basamaklı Cennet ve Cehennem obruklarında yeni sezon öncesi ilginç bir durum yaşandı. Obruklardan Cennet ismiyle bilinen yerin zemininden 13 yıl sonra su kaynamaya başladı. Bu yıl kış mevsiminin yağışlı geçmesinden kaynaklı olduğu değerlendirilen durum nedeniyle yoğun olarak kaynayan su ilk günlerde obruğun belirli kısmını doldurdu. Doğal gider gözlerin açılmasıyla su akar yolunu buldu. Şu anda iki kaya parçasının altından kaynayan su izleyenlere keyif veren bir akarsu oluşturdu. "13 yıl önce kaybolmuştu" Narlıkuyu Mahallesi Muhtarı İrfan Aydın, "Mahallemizde bulunan Cennet-Cehennem obruklarındayız. Şu anda Cennet Obruğu’nun içerisindeyiz. 452 basamakla iniliyor. İçeride büyük bir su kaynağı var. Bu su kaynağı 13 yıl önce kaybolmuştu. Bu sene yağış çok aldığımız için şu anda kayaların altından yine kaynamaya başladı" dedi. Aydın, "Çok güzel, muhteşem bir görüntüsü var. Yani daha önceki gelen ziyaretçilerimiz ’Hiçbir şey yok, bomboş bir mağara’ diyorlardı ama su kaynamaya başlayınca herkes ’Çok güzel, çok muhteşem, gelip görmeye, gezmeye değer bir yer’ diyorlar" ifadelerini kullandı.
Ankara Palandöken: "Esnaf sayısı 2,5 milyona yaklaştı, lokantacılık zirvede" Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, ülke genelinde esnaf ve sanatkâr sayısının mart ayında 2 milyon 263 bin 674’e yükseldiğini ve lokanta sektörünün zirvede olduğunu söyledi. Türkiye genelinde esnaf ve sanatkâr sayısı mart ayı itibarıyla 2 milyon 263 bin 674’e, toplam iş yeri sayısı ise 2 milyon 553 bin 165’e ulaştı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Yılın ilk çeyreğinde yaklaşık 75 bin esnaf iş yeri açtı. Bu arada 34 bin iş yeri de kapanmış oldu. Ülkemizdeki hem ekonomik sıkıntılar, aynı şekilde çevremizdeki savaş nedeniyle bu üç aylık periyot zamanında bile esnaf sayısındaki artış çok önemli. Bundan lokantacılık sektörü yani hizmet sektörü ilk başta, ondan sonra sırasıyla büfecilik, bakkallık, kahvecilik, aynı şekilde kıraathane, motorlu taşıtlar, nakliye sektörü gibi sektörler geliyor" dedi. 2026 yılının ilk üç ayında iş yeri açılış ve kapanış verilerini de değerlendiren Palandöken, "Bilindiği üzere TESK’in 2,5 milyona yakın esnaf sanatkarının iş yeriyle birlikte üyesi mevcut. Bunun tabii en önemli bölümlerinden biri de bilindiği üzere esnaf sanatkarın geleneksel hayatın vazgeçilmezi. Bu arada hizmet sektöründeki bu yapılmış olan sayısal rakamlara göre terk edilen mesleklerinde de yine tabii genel konjonktürdeki insanların bu değişken ekonomideki sıkıntılarından kaynaklanan. Buna rağmen 439 bin kadın üyesiyle Türkiye’deki sivil toplum kuruluşu içerisinde sayısal büyüklüğe sahip ticari işletmeler. Böylelikle kadın üyeleri de pozitif ayrımcılık yapmak suretiyle kadınların iş hayatındaki çalışma alanlarının genişletmesiyle ilgili de periyodik hizmet içi eğitimler TESK tarafından veriliyor. Yine aynı şekilde Avrupa Birliği projelerine de öncülük yapan TESK, bu yılki ilk üç aydaki olumsuzluklara rağmen ticari hayata atılan esnaf sayısında da gerçekten büyük bir ivme kazanmış oldu" ifadelerini kullandı.