ASAYİŞ - 15 Nisan 2026 Çarşamba 08:40

Erzincan’da anız yangını korkuttu

A
A
A
Erzincan’da anız yangını korkuttu

Erzincan’da çıkan anız yangını, itfaiye ekiplerinin hızlı müdahalesiyle büyümeden kontrol altına alındı.


Erzincan-Kemah yolu mevkiinde arazide anız yangını çıktığı ihbarı üzerine Erzincan Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü ekipleri bölgeye sevk edildi. Kısa sürede olay yerine ulaşan ekipler, yangına müdahale ederek alevlerin çevredeki yerleşim alanlarına, ağaçlara ve tarım arazilerine sıçramasını engelledi.


Yangın, ekiplerin çalışması sonucu kontrol altına alınarak söndürüldü. Olay yerinde gerekli soğutma çalışmaları ve güvenlik önlemleri alındı.


Yangının çıkış nedenine ilişkin inceleme başlatılırken, olay yeri jandarma ekiplerine teslim edildi.



Erzincan’da anız yangını korkuttu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Mevsim geçişleri depresyonu tetikleyebiliyor" Literatürde mevsimsel depresyon adıyla bilinen bahar depresyonunun, mevsim geçişlerinde ortaya çıkan bir depresyon tablosu olduğuna dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Osman Yıldırım, "Özellikle doğadaki ani sıcaklık değişimleri ve mevsim değişiklikleri sırasında vücudun bu sürece adaptasyon sağlamaya çalışması sonucunda bahar depresyonu tablosu ortaya çıkabiliyor. Yoğun iç sıkıntısı, anlamsız hüzün, sürekli kaygı, endişe ve sinirlilik hali en sık görülen belirtiler arasında yer alıyor" dedi. İstinye Üniversitesi Liv Hospital Bahçeşehir’den Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Osman Yıldırım, mevsim geçişlerinde sıkça karşılaşılan bahar yorgunluğu ile mevsimsel depresyonun birbirine karıştırılabildiğini söyledi. Bahar depresyonunun, literatürdeki adıyla mevsimsel depresyonun, mevsim geçişlerinde ortaya çıkan bir depresyon tablosu olduğunu belirten Doç. Dr. Yıldırım, "Özellikle doğadaki ani sıcaklık değişimleri ve mevsim değişiklikleri sırasında vücudun bu sürece adaptasyon sağlamaya çalışmasıyla birlikte bu tablo ortaya çıkabiliyor" dedi. Kış aylarında artan melatonin hormonunun baharla birlikte hızla düştüğünü ifade eden Doç. Dr. Yıldırım, "Melatonin seviyesindeki bu ani değişim uyku düzenini bozabiliyor. Bu durum sirkadiyen ritmi etkileyerek, mutluluk hormonu olarak bilinen serotonin seviyesinde düşüşe yol açabiliyor" diye konuştu. "Ruhsal ve fiziksel belirtiler birlikte görülüyor" Mevsimsel depresyonun doğru tanısının büyük önem taşıdığını vurgulayan Doç. Dr. Yıldırım, "Yoğun iç sıkıntısı, anlamsız hüzün, sürekli kaygı, endişe ve sinirlilik hali en sık görülen belirtiler arasında yer alıyor. Kişi daha önce keyif aldığı aktivitelere karşı ilgisini kaybedebilir. Bireyler sosyal ortamlardan uzaklaşabiliyor, çevresiyle uyum sağlamakta zorlanabiliyor. Bununla birlikte suçluluk ve yetersizlik duygularında artış da görülebiliyor" şeklinde konuştu. Ruhsal belirtilerin yanı sıra fiziksel şikâyetlerin de tabloya eşlik edebileceğine değinen Doç. Dr. Yıldırım, "Uykuya dalmakta güçlük, sabahları yataktan çıkamama, gün içinde yoğun yorgunluk hissi görülebiliyor. İştah artışı ya da iştahsızlık, konsantrasyon problemleri, baş ağrısı ile kas ve eklem ağrıları da bu sürece eşlik edebiliyor" dedi. "Bahar yorgunluğu ile karıştırılmamalı" Bahar yorgunluğunun mevsimsel depresyona kıyasla daha hafif ve geçici bir durum olduğunu belirten Doç. Dr. Yıldırım, şu bilgileri paylaştı: "Bahar yorgunluğu genellikle birkaç hafta sürebilen, vücudun çevresel değişimlere uyum sağlamasıyla birlikte kendiliğinden düzelebilen fizyolojik bir durumdur. Bu süreçte kişinin günlük işlevselliği büyük oranda korunur. Mevsimsel depresyon ise daha ağır bir tablodur. Eğer enerji düşüklüğüne umutsuzluk, hayattan keyif alamama, öz değer kaybı ve genel bir isteksizlik eşlik ediyorsa, bu durum artık bahar yorgunluğu değil mevsimsel depresyon olarak değerlendirilmelidir." "Belirtilerin süresi kritik" Belirtilerin süresinin önemli olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Yıldırım, "Bahar yorgunluğu genellikle bir-iki hafta içinde düzelirken, mevsimsel depresyon haftalar, hatta aylar sürebilir ve kişinin günlük yaşamını ciddi şekilde etkileyebilir" dedi. İç sıkıntısı, isteksizlik ve yaşamdan tat alamama gibi şikâyetlerin iki haftadan uzun sürmesi durumunda profesyonel destek alınması gerektiğini belirten Doç. Dr. Yıldırım, "Bu tür belirtiler yalnızca bahar yorgunluğu olarak değerlendirilmemelidir" açıklamasında bulundu. "Yaşam tarzı değişiklikleri önemli" Yaşam tarzı düzenlemelerinin süreci yönetmede önemli rol oynadığına değinen Doç. Dr. Yıldırım, "Biyolojik saati düzenlemek için sabah erken saatlerde uyanmak ve güne erken başlamak faydalıdır. Gün ışığından mümkün olduğunca fazla yararlanmak ve yaşam alanlarını doğal ışıkla aydınlatmak gerekir. Doğal ışık, bozulan biyolojik saatin yeniden düzenlenmesinde önemli rol oynar. Stres yönetimi de önemlidir. Meditasyon, derin nefes egzersizleri ve farkındalık çalışmaları, stres hormonu kortizol seviyesini düşürerek depresif duyguların azalmasına katkı sağlar" dedi. "Uyku ve beslenme düzenine dikkat" Uyku düzeninin korunmasının öneminden bahseden Doç. Dr. Yıldırım, "Her gün aynı saatte yatıp kalkmak, yatmadan önce ekran kullanımını azaltmak ve uyku ortamını karanlık, sessiz hale getirmek uyku kalitesini artırır" diye konuştu. Beslenmenin de önemli bir faktör olduğunu belirten Doç. Dr. Yıldırım, "Ağır, yağlı ve karbonhidrat ağırlıklı besinler vücutta ağırlık hissine yol açabilir. Bu nedenle taze sebze ve meyveler, Omega-3 içeren balıklar ve ceviz gibi besinler tercih edilmeli, yeterli su tüketimine dikkat edilmelidir" dedi. "Fiziksel aktivite destek sağlıyor" Düzenli fiziksel aktivitenin önemini anlatan Doç. Dr. Yıldırım, şunları söyledi: "Hafif tempolu yürüyüşler, koşu, bisiklet ve yoga gibi aktiviteler, mutluluk hormonları olan endorfin ve dopaminin salgılanmasını artırarak kişinin kendini daha iyi hissetmesini sağlar. Açık havada yapılan aktiviteler faydalı olabilir. Doğayla iç içe olmak hem zihinsel rahatlama sağlar hem de kan dolaşımını artırır. Ayrıca güneş ışığı sayesinde D vitamini sentezi desteklenir." "Uzman desteği gerekebilir" Tüm bu önlemlere rağmen şikâyetlerin devam etmesi durumunda uzman desteğinin önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Yıldırım, "Yoğun iç sıkıntısı, isteksizlik ve yaşamdan tat alamama gibi belirtiler devam ediyorsa ve günlük yaşamı etkilemeye başladıysa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Doğru yaşam alışkanlıkları ve gerektiğinde alınacak profesyonel destekle hem bahar yorgunluğu hem de mevsimsel depresyon yönetilebilir süreçlerdir" dedi.
Kütahya Kütahya’nın başarılı öğrenciler ödüllendirildi Kütahya’da, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 2204-A Lise ve 2204-B Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Bursa Bölge Finali’nde derece elde eden öğrenciler için ödül töreni düzenlendi. Kütahya İl Millî Eğitim Müdürlüğü Maarif Salonu’nda gerçekleştirilen programa İl Millî Eğitim Müdürü Mustafa Yılmaz katıldı. Yılmaz, projeleriyle kenti gururlandıran öğrenciler ve danışman öğretmenlerle bir araya gelerek başarılarından dolayı tebrik etti. 2026 yılı Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu yarışmalarında Kütahya önemli bir başarıya imza attı. 2204-A Lise Kategorisi’nde bölgeye katılan 16 projeden 7’si derece elde ederken, bunlardan 2’si bölge birincisi oldu. 2204-B Ortaokul Kategorisi’nde ise 10 projeden 5’i dereceye girerken, 3 proje birincilik kürsüsüne çıktı. Öğrenciler; Türk Dili ve Edebiyatı ile Psikoloji alanlarında birincilik, Sosyoloji alanında ikincilik, Matematik (blokzincir) ve Tarih alanlarında üçüncülük dereceleri elde ederek Kütahya’nın gurur tablosunu oluşturdu. Törende konuşan İl Millî Eğitim Müdürü Mustafa Yılmaz, başarının yalnızca bir sonuç olmadığını belirterek, asıl önemli olanın gayret ve süreklilik olduğunu vurguladı. Gençlere dijital platformlardaki "sahte kahramanlardan" uzak durmaları tavsiyesinde bulunan Yılmaz, "Sizler Türkiye Yüzyılı’nı inşa edecek, geleceğin yöneticileri ve bilim insanları olacaksınız" ifadelerini kullandı. Program, dereceye giren öğrencilere ödüllerinin, danışman öğretmenlere ise teşekkür belgelerinin verilmesinin ardından çekilen toplu hatıra fotoğrafıyla sona erdi. Bölge birincisi projeler, 27-30 Nisan 2026 tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek Türkiye finallerinde Kütahya’yı temsil edecek.
Kütahya Başkan Esin Güral Argat, KUTSO’nun 3,5 yıllık faaliyetini değerlendirdi Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası (KUTSO), son üç buçuk yıllık faaliyet dönemine ilişkin çalışmalarını düzenlenen basın toplantısında paylaştı. Toplantıda konuşan KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, hem geride kalan dönemi değerlendirdi hem de yeni dönem hedeflerini açıkladı. 12 Ekim 2022’den bu yana yürütülen faaliyetleri kapsamlı şekilde anlatan Güral Argat, KUTSO’nun çalışmalarını dört stratejik başlık üzerine kurduklarını ifade etti: sahada güçlü oda, insan kaynağı ve girişimcilik, ekosistem ve iş birliği ile dışa açılım ve temsil. Göreve geldiklerinde kendilerine önemli bir soru yönelttiklerini belirten Güral Argat, "KUTSO sadece gelişmeleri izleyen bir kurum mu olacak, yoksa yönlendiren ve üyeleri adına inisiyatif alan bir yapı mı? Biz ikinci yolu seçtik" dedi. KUTSO yönetimi, dönem boyunca sahaya ağırlık vererek organize sanayi bölgelerinden çarşılara kadar geniş bir alanda 460’ın üzerinde üye ziyareti gerçekleştirdi. Meslek komitesi toplantıları ve buluşmalarla birlikte bin 200’ü aşkın yüz yüze görüşme yapıldı. Ayrıca 14 meslek komitesi toplantısı, 14 üye buluşması ve 5 değerlendirme toplantısı düzenlendi. Kurumsal kalite kapsamında EFQM 4 Yıldız belgesi alınırken, üç ayrı stratejik planlama çalıştayı ile yol haritası oluşturuldu. KUTSO’nun yaptığı anket sonuçlarına göre üye memnuniyeti yüzde 84 olarak ölçüldü. Aidat toplama oranı ise yüzde 53’ten yüzde 70’e yükseldi. Güral Argat, "Rakamlar yalan söylemez. Üyelerimiz güvenlerini aidatlarıyla gösteriyor" ifadelerini kullandı. Mesleki eğitim alanında önemli adımlar atan KUTSO, Erasmus+ akreditasyonu alarak Türkiye genelinde bu unvana sahip 4. oda oldu. Proje kapsamında öğrenciler ve öğretmenler Avrupa’da staj ve ziyaret programlarına katılacak. DPÜ ve KSBÜ iş birliğiyle yürütülen mentor-mentee projeleri, nitelikli iş gücü programları ve kadın kaynakçı yetiştirme projesi dikkat çeken çalışmalar arasında yer aldı. Kadın istihdamını artırmak amacıyla Kadın Girişimcilik Ofisi kuruldu ve ulusal-uluslararası iş birlikleri geliştirildi. KUTSO, Türkiye-AB İş Dünyası Diyaloğu kapsamında Dijital Dönüşüm Ofisi’ni kurarken, sürdürülebilirlik alanında da yeni bir komisyon oluşturdu. Komisyonun, Kütahya iş dünyasını Avrupa Yeşil Mutabakatı’na hazırlamayı hedeflediği belirtildi.
Ordu Baykuş ile çiftçinin 20 yıllık dostluğu: Her yıl aynı serendisine yuvalıyor Ordu’da yaşayan Atilla Karakaya’nın serendisi (ambar), yaklaşık 20 yıldır yumurta bırakıp yavrularını büyüten baykuşa yuva oldu. Baykuşlarla yakından ilgilenen Karakaya bu yıl yumurtadan çıkan 3 yavruya Pamuk, Ateş ve Pusu isimlerini verdiğini aktardı. Perşembe ilçesinde yaşayan 62 yaşındaki Atilla Karakaya’nın serendisine yıllar önce gelen bir baykuş, yumurtalarını bıraktı. Durumu fark eden Karakaya, yavrular için buraya boş arı peteği yerleştirerek yuva hazırladı. Karakaya, o günden bu yana baykuşların her mart ayında gelip yumurta bıraktığını, yavruların büyüyünce buradan ayrıldıklarını ve her birine isim verdiğini belirtti. "Onlar için serendiyi kaldırmadım" Hayvanlara her zaman sevgi beslediğini belirten Atilla Karakaya, "Ben bu hayvanın yuvasını bozmadım, hatta baykuşlar için serendiyi oradan kaldırmadım. Her sene yuva yaptıkları için düzenlerini bozmadım. Bu 20 yılda doğaya çok sayıda yavru baykuş kazandırıldı. Geçen yıl 2 yumurta vardı ama 1 yavru çıktı. Bu yıl ise 4 yumurtadan 3 yavru çıktı" dedi. "Yavrulara isim veriyorum" Bu yıl yumurtadan çıkan 3 yavruya Pamuk, Ateş ve Pusu isimlerini verdiğini aktaran Karakaya, "Her yıl farklı isimler veriyorum. Buradan ayrılıp gidiyorlar ama nereye gittiklerini bilmiyorum. Kendi aralarında da mıntıka kavgası oluyor. Sonrasında başka yerlere gidip yuva yapıyorlar. Doğada dengeyi sağlıyorlar. ’Uğursuz’ diyenler var ama benim kapımda her gece ötüyorlar, çok şükür uğursuzluk yok" diye konuştu.