SAĞLIK - 15 Nisan 2026 Çarşamba 09:50

"Mevsim geçişleri depresyonu tetikleyebiliyor"

A
A
A
"Mevsim geçişleri depresyonu tetikleyebiliyor"

Literatürde mevsimsel depresyon adıyla bilinen bahar depresyonunun, mevsim geçişlerinde ortaya çıkan bir depresyon tablosu olduğuna dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Osman Yıldırım, "Özellikle doğadaki ani sıcaklık değişimleri ve mevsim değişiklikleri sırasında vücudun bu sürece adaptasyon sağlamaya çalışması sonucunda bahar depresyonu tablosu ortaya çıkabiliyor. Yoğun iç sıkıntısı, anlamsız hüzün, sürekli kaygı, endişe ve sinirlilik hali en sık görülen belirtiler arasında yer alıyor" dedi.


İstinye Üniversitesi Liv Hospital Bahçeşehir’den Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Osman Yıldırım, mevsim geçişlerinde sıkça karşılaşılan bahar yorgunluğu ile mevsimsel depresyonun birbirine karıştırılabildiğini söyledi.


Bahar depresyonunun, literatürdeki adıyla mevsimsel depresyonun, mevsim geçişlerinde ortaya çıkan bir depresyon tablosu olduğunu belirten Doç. Dr. Yıldırım, "Özellikle doğadaki ani sıcaklık değişimleri ve mevsim değişiklikleri sırasında vücudun bu sürece adaptasyon sağlamaya çalışmasıyla birlikte bu tablo ortaya çıkabiliyor" dedi.


Kış aylarında artan melatonin hormonunun baharla birlikte hızla düştüğünü ifade eden Doç. Dr. Yıldırım, "Melatonin seviyesindeki bu ani değişim uyku düzenini bozabiliyor. Bu durum sirkadiyen ritmi etkileyerek, mutluluk hormonu olarak bilinen serotonin seviyesinde düşüşe yol açabiliyor" diye konuştu.


"Ruhsal ve fiziksel belirtiler birlikte görülüyor"


Mevsimsel depresyonun doğru tanısının büyük önem taşıdığını vurgulayan Doç. Dr. Yıldırım, "Yoğun iç sıkıntısı, anlamsız hüzün, sürekli kaygı, endişe ve sinirlilik hali en sık görülen belirtiler arasında yer alıyor. Kişi daha önce keyif aldığı aktivitelere karşı ilgisini kaybedebilir. Bireyler sosyal ortamlardan uzaklaşabiliyor, çevresiyle uyum sağlamakta zorlanabiliyor. Bununla birlikte suçluluk ve yetersizlik duygularında artış da görülebiliyor" şeklinde konuştu.


Ruhsal belirtilerin yanı sıra fiziksel şikâyetlerin de tabloya eşlik edebileceğine değinen Doç. Dr. Yıldırım, "Uykuya dalmakta güçlük, sabahları yataktan çıkamama, gün içinde yoğun yorgunluk hissi görülebiliyor. İştah artışı ya da iştahsızlık, konsantrasyon problemleri, baş ağrısı ile kas ve eklem ağrıları da bu sürece eşlik edebiliyor" dedi.


"Bahar yorgunluğu ile karıştırılmamalı"


Bahar yorgunluğunun mevsimsel depresyona kıyasla daha hafif ve geçici bir durum olduğunu belirten Doç. Dr. Yıldırım, şu bilgileri paylaştı: "Bahar yorgunluğu genellikle birkaç hafta sürebilen, vücudun çevresel değişimlere uyum sağlamasıyla birlikte kendiliğinden düzelebilen fizyolojik bir durumdur. Bu süreçte kişinin günlük işlevselliği büyük oranda korunur. Mevsimsel depresyon ise daha ağır bir tablodur. Eğer enerji düşüklüğüne umutsuzluk, hayattan keyif alamama, öz değer kaybı ve genel bir isteksizlik eşlik ediyorsa, bu durum artık bahar yorgunluğu değil mevsimsel depresyon olarak değerlendirilmelidir."


"Belirtilerin süresi kritik"


Belirtilerin süresinin önemli olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Yıldırım, "Bahar yorgunluğu genellikle bir-iki hafta içinde düzelirken, mevsimsel depresyon haftalar, hatta aylar sürebilir ve kişinin günlük yaşamını ciddi şekilde etkileyebilir" dedi.


İç sıkıntısı, isteksizlik ve yaşamdan tat alamama gibi şikâyetlerin iki haftadan uzun sürmesi durumunda profesyonel destek alınması gerektiğini belirten Doç. Dr. Yıldırım, "Bu tür belirtiler yalnızca bahar yorgunluğu olarak değerlendirilmemelidir" açıklamasında bulundu.


"Yaşam tarzı değişiklikleri önemli"


Yaşam tarzı düzenlemelerinin süreci yönetmede önemli rol oynadığına değinen Doç. Dr. Yıldırım, "Biyolojik saati düzenlemek için sabah erken saatlerde uyanmak ve güne erken başlamak faydalıdır. Gün ışığından mümkün olduğunca fazla yararlanmak ve yaşam alanlarını doğal ışıkla aydınlatmak gerekir. Doğal ışık, bozulan biyolojik saatin yeniden düzenlenmesinde önemli rol oynar. Stres yönetimi de önemlidir. Meditasyon, derin nefes egzersizleri ve farkındalık çalışmaları, stres hormonu kortizol seviyesini düşürerek depresif duyguların azalmasına katkı sağlar" dedi.


"Uyku ve beslenme düzenine dikkat"


Uyku düzeninin korunmasının öneminden bahseden Doç. Dr. Yıldırım, "Her gün aynı saatte yatıp kalkmak, yatmadan önce ekran kullanımını azaltmak ve uyku ortamını karanlık, sessiz hale getirmek uyku kalitesini artırır" diye konuştu. Beslenmenin de önemli bir faktör olduğunu belirten Doç. Dr. Yıldırım, "Ağır, yağlı ve karbonhidrat ağırlıklı besinler vücutta ağırlık hissine yol açabilir. Bu nedenle taze sebze ve meyveler, Omega-3 içeren balıklar ve ceviz gibi besinler tercih edilmeli, yeterli su tüketimine dikkat edilmelidir" dedi.


"Fiziksel aktivite destek sağlıyor"


Düzenli fiziksel aktivitenin önemini anlatan Doç. Dr. Yıldırım, şunları söyledi: "Hafif tempolu yürüyüşler, koşu, bisiklet ve yoga gibi aktiviteler, mutluluk hormonları olan endorfin ve dopaminin salgılanmasını artırarak kişinin kendini daha iyi hissetmesini sağlar. Açık havada yapılan aktiviteler faydalı olabilir. Doğayla iç içe olmak hem zihinsel rahatlama sağlar hem de kan dolaşımını artırır. Ayrıca güneş ışığı sayesinde D vitamini sentezi desteklenir."


"Uzman desteği gerekebilir"


Tüm bu önlemlere rağmen şikâyetlerin devam etmesi durumunda uzman desteğinin önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Yıldırım, "Yoğun iç sıkıntısı, isteksizlik ve yaşamdan tat alamama gibi belirtiler devam ediyorsa ve günlük yaşamı etkilemeye başladıysa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Doğru yaşam alışkanlıkları ve gerektiğinde alınacak profesyonel destekle hem bahar yorgunluğu hem de mevsimsel depresyon yönetilebilir süreçlerdir" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Aydın’da arı kolonileri gençleşiyor, arıcılar sezondan umutlu Türkiye’nin en önemli arıcılık ve bal üretim merkezlerinin başında yer alan Aydın’da sezon hazırlıklarını sürdüren arıcılar, bol yağışlı geçen kış sezonunun ardından uzun sürmesibeklenen bahar mevsimi ile birlikte bal sezonundan umutlu olduklarını belirttiler. Havaların ısınmaya başlaması ile birlikte arı kolonilerinde gençleştirme çalışmalarına başlayan arıcılar, arılarn al ve polen toplmaya başladığını belirttiler. Geçtiğimiz yıllarda yaşanan kuraklık sebebiyle arıların yeterince bal ve polen toplayamadığını ve sezonun istenilen ölçüde geçmediğini kaydeden arıcılar, bu yıl yaşanan yağışlarla birlikte bahar mevsiminin daha güçlü ve verimli başladığını belirttiler. Koçarlı ilçesine bağlı kırsal Mersinbelen Mahallesi’nde arıcılıkla uğraşan Mehmet Özdemir ve Semih Karatosun, havaların ısınması ile birlikte arı kolonilernin kovandan dışarı çıkıp bal ve polen toplamaya başladığını belirtti. Arıcılığın verimli geçmesinin tamamen tabiatın dengesine ve yağışlara bağlı olduğunu belirten Mehmet Özdemir, "Bahara ne kadar güzel ve uzun sürerse arılar o kadar fazla bal ve polen toplar. Bu yıl yağışlarımız oldukça güzel oldu. Bahar da oldukça kuvvetli başladı. Mevsim yağışları da olursa kovanlardan oldukça iyi verim alırız diye umut ediyoruz" dedi. Yeni sezondan fiyatlar konusunda umutlu olduklarını ifade eden üreticilerden Semih Karatosun; gençleştirme çalışması yaptıklarını şu anda durumların gayet iyi olduğunu belirterek berektli bir sezon beklentisi içinde olduklarını kaydetti.
İstanbul McVitie’s Milk Chocolate Bisküvi’nin 100. yaşı İstanbul’da kutlandı İngiltere’nin 1 numaralı bisküvisi McVitie’s’in Türkiye’de de tüketicilerin beğenisini kazanan McVitie’s Milk Chocolate Bisküvi’nin 100. yaşı, Türk ve İngiliz kültüründen izler taşıyan etkinlikle kutlandı. Yıldız Holding’in global atıştırmalık şirketi pladis’in ikonik ve İngiltere’nin 1 numaralı bisküvi markası McVitie’s Milk Chocolate Bisküvi’sinin 100. yılını İstanbul’da Türk ve İngiliz kültürünü buluşturan özel bir etkinlikle kutladı. Londra, Stockholm, Amsterdam, Kopenhag Helsinki, ve Kahire’nin ardından gerçekleştirilen İstanbul’daki kutlama, markanın asırlık lezzet yolculuğunu etkileyici bir deneyimle misafirlere sundu. Etkinlikte,McVitie’s Milk Chocolate Bisküvi’nin Londra’dan İstanbul’a uzanan asırlık lezzet hikayesi Türk ve İngiliz kültürel sembollerini harmanlayan görsel bir dünya ve interaktif deneyim alanlarıyla anlatıldı. Şef Maksut Aşkar imzasıyla McVitie’s Milk Chocolate Bisküvi’den ve iki ülkenin tatlı kültürlerinden ilhamla hazırlanan lezzetleriyle, sanatçı Ardan Özmenoğlu’nun McVitie’s bisküvilerini Türkiye ve İngiltere’nin ikonik sembolleriyle buluşturduğu özel eserler etkinliğin en çok ilgi gören bölümleri oldu. DJ Kaan Düzarat ve Jabbar’ın performansları ise etkinliğe renk kattı. Değişmeyen lezzet ve güçlü miras McVitie’s Milk Chocolate Bisküvi’nin global başarı hikayesinin Türkiye’de de güçlü bir karşılık bulduğunu belirten Ülker CEO’su ve pladis TURCA Başkanı Özgür Kölükfakı "McVitie’s Milk Chocolate Bisküvi, bir asırdır değişmeyen lezzeti ve güçlü mirasıyla dünyanın dört bir yanında tüketicilerin yaşamına eşlik ediyor. Bu ikonik ürün, pladis çatısı altındaki geniş ürün yelpazesinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde McVitie’s’in de yer aldığı ürün portföyümüzü daha fazla tüketiciye ulaştırmayı hedefliyoruz" dedi. Markanın tarihî köklerini İstanbul’da kutlamanın, Türkiye pazarıyla kurulan bağ açısından ayrı bir anlam taşıdığını dile getiren Ülker - pladis TURCA CMO’su Mustafa Kabakçı şu değerlendirmeyi yaptı: "McVitie’s Türkiye’de artırdığı ürün çeşitliliği ve iletişim çalışmalarıyla tatlı bisküvi kategorisinde en hızlı büyüyen marka oldu. ’Adı McVitie’s, Tadı Nefis’ söylemiyle ürünün tadına vurgu yaptığımız, sıcak ve samimi bir iletişim yürütüyoruz. İstanbul’daki 100. yıl kutlamasını da iki ülke kültürünü buluşturan bir kurguyla tasarlayarak markanın hikâyesini tüketicilerimizle daha derin bağ kuracak şekilde anlatmayı hedefledik. Önümüzdeki dönemde de tüketici deneyimini merkeze alan yenilikçi yaklaşımımızla markalarımızın değerine değer katmaya devam edeceğiz."
İstanbul Müzisyen Umut Emre Aytekin’in öldürülmesine ilişkin davada sanıklara 18 yıl hapis cezası Güngören’de bir fast food dükkanında Umut Emre Aytekin’i darp ederek öldüren 2 sanığın yargılandığı dava karara bağlandı. Mahkeme, 2 tutuklu sanığın 18 yıl hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti. Güngören’de bir fast food dükkanında Umut Emre Aytekin’i darp ederek öldüren 2 sanığın yargılandığı davanın karar duruşması görüldü. Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ki duruşmada, tutuklu sanıklar Hayrettin Öztaşçı, Ceyhun Tuzcu ile vefat eden Umut Emre Aytekin’in müşteki annesi Nermin Kıvrak ve tarafların avukatları hazır bulundu. Beraatlarını istediler Duruşmada son sözleri sorulan sanıklar, böyle bir olayın yaşanmasından dolayı üzgün olduklarını belirterek, mahkemeden beraatlarını ve tahliyelerini talep ettiler. 18 yıl hapis cezası Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıklar Hayrettin Öztaşçı, Ceyhun Tuzcu’yu, ‘kasten öldürme’ suçundan önce müebbet hapis cezasına, ardından bu cezada haksız tahrik hükümlerini uygulayarak 18 yıla indirilmesine ve tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. İddianameden: Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, 4 Şubat günü meydana gelen olay anlatıldı. İddianamede Güngören Abdurrahman Nafiz Gürman Mahallesi’nde bulunan fast food dükkanında sanıklar Hayrettin Öztaşçı ve Ceyhun Tuzcu’nun yumruk ve tekme darbeleriyle Umut Emre Aytekin’i yaraladıkları ve Aytekin’in kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği aktarıldı. Hayrettin Öztaşçı’nın savunmasına yer verilen iddianamede, Öztaşçı, arkadaşı Ceyhun Tuzcu ile dışarda rap müzik yazdıklarını, şarjları bitince ve hava soğuk olduğundan fast food dükkanına girdiklerini söyledi. Alkollü olduğunu da belirten sanık, "Yan masada bulunan bir erkek, Ceyhun ile konuşmaya başladı. Şahıs ‘yemek mi yediniz bu tepsiler ne s... gidin içeceğinizi başka yerde için yoksa suratınıza yersiniz’ dedi. Tekrar yanımıza gelip ana avrat küfretti. Bu söylediklerini gururuma yediremediğim için sipariş verdiği sırada yanına giderek çenesine yumruk attım. Yere düşerken tutup 2-3 yumruk daha attım. Yerde hareketsiz yattığı için çevredekilerden ambulansı aramasını istedim. Tahrik altında sinirle vurdum, pişmanım" dedi. Sanık Ceyhun Tuzcu ise, "Maktul, kız arkadaşı ile yan masaya geldi. Masamızdaki tepsiyi işaret ederek ‘bunu siz mi yediniz?’ dedi. ‘Yok abi’ diyip Hayrettin ile oyun oynamaya devam ettik. Daha sonra şahıs ‘o zaman s.. gidin buradan kahvenizi evde için’ dedi. Bu sırada kız arkadaşı da Umut diyerek kendisini uyardı. Kız arkadaşına ‘dua et o kahveyi yüzüne vurmadım’ diyerek yemek alma kısmına gitti. Bu esnada Hayrettin bir anlık sinirle kalkıp 2-3 kere yumruk attı. Ben de maktulün sırt ve omuz arasına 3-4 kez tekme attım. Hayrettin’in vurmaya devam etmesi üzerine onu uzaklaştırdım. Hemen ambulans çağırılmasını istedim, pişmanım" şeklinde savunma yaptı. Öte yandan hazırlanan Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinden alınan otopsi raporunda, ölümün künt kafa ve boyun travmasına bağlı kanama sonucu meydana geldiği tespit edildi. İddianamede, sanıklar Ceyhun Tuzcu ile Hayrettin Öztaşçı’nın ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet hapisle cezalandırılmaları istendi.
Düzce Düzce’de ekonomi zirvesi yapılacak DÜZCE(İHA) – Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün ev sahipliğinde Düzce Ekonomi Zirvesi planlama toplantısında bir araya geldi. Vali Mehmet Makas, DTSO Başkanı Erdoğan Bıyık, Meclis Başkanı Tanju Acar, Düzce İhracat Akademisi imza töreni için Düzce’de bulunan Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri Genel Sekreteri Musa Demir ve Ticaret Bakanlığı heyeti Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün ev sahipliğinde gerçekleştirilen Düzce Ekonomi Zirvesi planlama toplantısında bir araya geldi. Düzce Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Erdoğan Bıyık’ın ev sahipliğinde Düzce Mutfak Sanatları Merkezi’nde gerçekleştirilen öğle yemeği programının ardından gerçekleşen toplantıda; önümüzdeki günlerde Ticaret Bakanlığı’ndan üst düzey bürokratların ve ildeki tüm paydaşların da katılacağı Ekonomi Zirvesi programı yapılması konusu gündeme geldi. Gerçekleşen toplantıda, zirvenin içeriği, kapsamı, düzenlenmesi için planlanan tarih aralığı gibi konular görüşüldü. Toplantının akabinde Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, Erdoğan Bıyık, Meclis Başkanı Tanju Acar ve Ticaret Bakanlığı heyeti Konuralp Antik Kenti’ni ziyaret etti. Burada yetkililerden bilgiler alan heyet, Roma dönemi kalıntıları ve Düzce Belediyesi ekipleri tarafından yapılan kazı çalışmalarını inceledi. Ziyaret programının son bölümünde ise Düzce Üniversitesi Merkez Kampüsü ziyaret edildi. Ziyarette imzalanan protokolün detayları ve izlenecek yol haritası istişare edilirken toplantının sonunda üniversite kampüsünde saha ziyaretleri de gerçekleştirildi.
Ankara Smyrna’ya ait heykel başı ana vatanında: ABD heykeli Türkiye’ye iade etti Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Smyrna Antik Kenti’nden çıkarılan mermer heykel başının ABD’den Türkiye’ye iade edildiğini açıkladı. Kültür varlıklarının korunması ve ait olduğu topraklara kazandırılması için yürütülen çalışmalarda, uluslararası iş birlikleriyle sonuç alınan iade süreçlerine bir yenisi daha eklendi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımda, "Müjdeli bir haberimiz daha var. ABD’nin Denver kentindeki Denver Art Museum koleksiyonunda bulunan ve Smyrna Antik Kenti kökenli olduğu bilimsel verilerle teyit edilen mermer heykel başının iadesini sağladık. 1934 tarihli raporlar ve uzman incelemeleriyle Smyrna Agora kazılarından geldiği ve Theodosius Dönemi’ne ait olduğu belirlenen eser, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılmıştı. Denver Sanat Müzesi ile kurulan iş birliği ve yapıcı diyalog sayesinde eserimizi evine kavuşturduk. M.S. 5. yüzyıla tarihlenen eser bugün İzmir Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. Bu süreçte emeği geçen Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ekiplerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Kültürel mirasımızı kararlılıkla korumaya devam edeceğiz" dedi. İade sürecinin arka planı ve eserin bilimsel kimliği Amerika Birleşik Devletleri’nin Colorado eyaletine bağlı Denver şehrinde bulunan Denver Sanat Müzesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne koleksiyonlarında yer alan ve Anadolu kökenli olduğu belirlenen mermer heykel başını iade etmek istediklerini bildirdi. Smyrna Agora kazılarından elde edilen heykel başının 1989 yılında Marie Thérse Macy’nin malikanesinden bağış yoluyla Denver Sanat Müzesi koleksiyonuna dahil edildiği, Macy’nin ise 1946-1948 yılları arasında İstanbul’da ABD Başkonsolosu olarak görev yapan Clarence Edward Macy’nin eşi olduğu bilgisi paylaşıldı. Bakanlık uzmanlarınca yapılan incelemelerde söz konusu veriler doğrulandı. Eserin Smyrna Agora kazılarında çıkarıldığı, 1934 tarihli Türk Tarih, Arkeologya ve Etnografya Dergisi’nde yayımlanan raporla da belgelendi. Eserin Anadolu kökenli olduğu ve yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarıldığı, Bakanlık uzmanlarının bilimsel incelemeleri ve arşiv kayıtlarıyla kesin olarak ortaya kondu. Bu tespitler doğrultusunda Türkiye tarafından eserin iadesi resmi olarak talep edilirken, yürütülen süreç uluslararası iş birliğiyle sonuçlandı. Son yıllarda kültür varlıkları kaçakçılığıyla mücadelede izlenen etkin politikalar sayesinde müze ve özel koleksiyonlar nezdinde gönüllü iade süreçlerine yönelik farkındalık ve iş birliği belirgin şekilde artış gösterdi. Smyrna kökenli mermer heykel başının Türkiye’ye kazandırılması da bu yaklaşımın somut bir örneği oldu. Üslup özellikleri doğrultusunda heykel başının Theodosius dönemi heykel sanatıyla ilişkili olduğu, Efes-Smyrna bölgesinde faaliyet gösteren bir atölyenin ürünü olduğu, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Akın Ersoy ile Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi uzmanlarınca hazırlanan raporlarda da ortaya kondu. Tarihî eserin özellikleri ve sergi süreci Yüksekliği 25 santimetre olan mermer heykel başı, M.S. 5. yüzyılın ikinci yarısına tarihleniyor. Erkek portresi olarak tanımlanan eserde boyun kısmı kırık ve eksik durumda bulunuyor. Heykelde saç ve kaş kıvrımları keskiyle işlenirken, göz bebekleri matkap darbeleriyle belirgin hale getirildi. Kısa sakallı portrede gözlerin izleyiciye yöneldiği ve yüz hatlarında güçlü ifade unsurlarının bulunduğu tespit edildi. Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Türkiye’ye getirilen eser, kökeni ve tarihsel bağlamı dikkate alınarak İzmir Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmeye başlandı. Uluslararası iş birliği ve kaçakçılıkla mücadele Türkiye’nin son yıllarda kültür varlıkları kaçakçılığıyla mücadele kapsamında yürüttüğü çalışmalar, uluslararası alanda karşılık bulmaya devam ediyor. Müze ve koleksiyonların gönüllü iade süreçlerine daha açık hale gelmesi, yürütülen politikaların somut sonuçları arasında yer alıyor. Smyrna kökenli mermer heykel başının iadesi de bu sürecin dikkat çeken örneklerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Van Yasak kalktı, kar kalkmadı Van’da 15 Kasım 2025 tarihinde başlayan zorunlu kış lastiği uygulaması, 40 yerleşim yeri yolunun kar nedeniyle kapalı olduğu bugün itibarıyla sona ermesiyle birlikte oto lastikçilerde değişim mesaisi hız kazandı. Türkiye genelinde ticari araçlar için uygulanan zorunlu kış lastiği kullanım süresinin 15 Nisan itibarıyla tamamlanması, Van’daki oto lastikçilerde büyük bir yoğunluğa neden oldu. 40 yerleşim yeri yolunun hala kardan dolayı kapalı olduğu kentte, araçlarındaki kış lastiklerini yazlıklarla değiştirmek isteyen sürücüler ise sabahın erken saatlerinden itibaren lastikçilerin yolunu tuttu. Geçtiğimiz yıl 1 Nisan’da sona eren uygulamanın bu yıl 15 Nisan’a kadar uzaması sektörde hareketliliği artırdı. Bir hafta öncesine kadar günde sadece 4-5 araca hizmet veren işletmelerde bu sayı bugün itibarıyla 30’un üzerine çıktı. "Şehir içi için değişim zamanı geldi" İHA muhabirine konuşan oto lastik ustası Yusuf Sancak, havaların ısınmasıyla birlikte kış lastiği değişim sezonunun başladığını belirtti. Bazı günlerde yağışlar devam etse de bugün itibariyle yoğunluklarının arttığını ifade eden Sancak, "Şehir merkezinde yolculuk yapan müşterilerimizin lastiklerini artık değiştirmesi gerekiyor ancak yüksek kesimlere yolculuk yapanların ise acele etmemesi önem arz ediyor" dedi. "Yaz lastikleri ise daha az yakıt harcar" Kar yağışının sürücüleri tereddütte bıraktığını dile getiren Sancak, "Kış lastikleri çok yumuşak bir yapıya sahip olduğu için sıcak havalarda daha çabuk aşınır; bu yüzden şehir içi kullanımda yaz lastiklerine geçilmesi gerekiyor. Kış lastikleri hava sıcakken aracı zorlar ve bu da yakıt tüketiminin artmasına neden olur. Yaz lastikleri ise daha az yakıt harcar" diye konuştu. Bir hafta önce günde 4-5 aracın lastiğini değiştirirken, dünden itibaren bu sayının yaklaşık 30’a yükseldiğini ifade eden Sancak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Değişim ücretleri sedan otomobiller için 800 lira, SUV araçlar için ise bin lira olarak uygulanıyor. Bizler değişim sırasında ön lastiklere balans ayarı da yapıyoruz. Balans ayarı yapılmayan araçlar savrulur, çok titrer, ayrıca ön düzene ve lastiklere zarar verir."