EKONOMİ - 03 Nisan 2026 Cuma 08:44

Erzincan’da küçükbaş hayvancılığa destek projesi için başvurular başladı

A
A
A
Erzincan’da küçükbaş hayvancılığa destek projesi için başvurular başladı

Erzincan’da küçükbaş hayvancılığı geliştirmek amacıyla hayata geçirilen "Kırsalda Bereket Küçükbaşa Destek Projesi" için başvurular başladı.


Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen proje kapsamında üreticilere çeşitli destekler sağlanacak. Başvurular, il ve ilçe tarım ve orman müdürlüklerine dilekçe ile yapılabilecek. Sürecin 1 Nisan’da başladığı, 30 Nisan 2026 mesai bitiminde sona ereceği bildirildi.


Proje kapsamında hak kazanan yetiştiricilere, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü tarafından temin edilecek 100 baş küçükbaş hayvan verilecek. Destek, 95 dişi ve 5 erkek damızlık hayvandan oluşacak.


Projede finansman desteği de yer alıyor. Ziraat Bankası aracılığıyla üreticilere uygun koşullarda kredi imkânı sunulacak. Kredilerde ilk 2 yıl geri ödemesiz dönem uygulanırken, toplam vade süresinin 7 yıla kadar uzayabileceği belirtildi.


Ayrıca hayvanların bir yıllık sigortası Tarım Sigortaları Havuzu kapsamında karşılanacak. Üreticilere bunun yanında 12 ay boyunca hayvan başına aylık 150 lira bakım ve besleme desteği verilecek.


Projeye Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gerçek kişiler başvurabilecek. Mevcut işletmesi olan ya da olmayan üreticilerin başvuru yapabileceği belirtilirken, mevcut işletmeler için 31 Aralık 2025 tarihli kayıtlara göre en fazla 105 dişi anaç hayvan şartı aranacak.


Aynı haneden yalnızca bir kişinin başvurabileceği projede, kamu çalışanları ve tüzel kişilerin destekten yararlanamayacağı ifade edildi. Başvuru sahiplerinin hak kazandıktan sonra başvuru yaptıkları il veya ilçede ikamet etmesi şartı da bulunuyor.


Başvuruların belirlenen kriterler doğrultusunda 100 puan üzerinden değerlendirileceği, kadın üreticiler ile genç çiftçilere öncelik tanınacağı bildirildi. Nihai listelerin Hayvancılık Genel Müdürlüğü ve TİGEM tarafından ilan edileceği kaydedildi.


Projenin, Erzincan’da küçükbaş hayvan varlığını artırması, kırmızı et üretiminde sürdürülebilirliği desteklemesi ve kırsalda üretimi güçlendirmesi hedefleniyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Sürünün geçişi esnasında 3 metrelik kuyuya düşen koyunu esnaf kurtardı: O anlar kamerada Hatay’da esnaflık yapan Mustafa Ataman, iş yerinin önünde bulunan 3 metrelik kuyuya düşen koyunu kurtardı. Koyunun kuyuya düştüğü ve Ataman’ın hayvanı kurtardığı anlar kameraya yansıdı. Kırıkhan ilçesi Bahçelievler Mahallesi’nde esnaflık yapan Mustafa Ataman’ın markette oturduğu esnada iş yerinin önünden koyun sürüsü geçti. Koyun sürüsünü gören Ataman, bir süre sürüyü izledikten sonra işlerine devam etti. Koyun sürüsünün tamamen geçtiğini gören Ataman, koyun sesini fark etti. Bir süre dışarıda sesin kaynağını arayan Ataman, koyun sesinin kanalizasyondan geldiğini gördü ve kurtarma çalışması başlattı. Koyunun sürüyle geçiş esnada kuyuya düştüğü ve Ataman’ın koyunu kanalizasyondan kurtardığı anlar kameraya yansıdı. Kanalizasyon kuyusundan kurtardığı koyunu besleyen Ataman, hayvana bahçesinde baktı ve sahibi gelince teslim etti. "Kanalizasyonun etrafında dolanayım derken baktım aşağıda bir tane koyun var, zor da olsa bir şekilde çıkartıp sahibine teslim ettik" Küçükbaş sürüsünden kanalizasyona düşen koyunu kurtarıp sahibine teslim eden esnaf Mustafa Ataman, "Ben ilk başlarda iş yerinin içerisinde oturuyordum. İş yerinde olduğum esnada buradan bir koyun sürüsü geçti. Sürüyü geçerken duydum. Sürü geçtiğinde 15 dakika geçtikten sonra bir ses geldi. İş yerimin altından geçen aşağıda 3 metrelik bir kanalizasyon var ve koyun meleme sesini duydum. Bir koyun sesi geliyor, dışarı çıktığımda baktım hala geliyor. Etrafta koyun yok. Kanalizasyonun etrafında dolanayım derken baktım aşağıda bir tane koyun var. Düşündüm ki en azından çıkartalım ve vatandaşlık görevimizi yapalım dedim. Kanalizasyondan koyunu zor da olsa bir şekilde çıkarttık. Kenara çıkartıp sahibinin gelmesini bekledik. Sahibi de gelip aldı. İş yerimin önündeki kanalizasyon yaklaşık depremden beri bu şekilde kaldı. Deprem olduğundan beri bu şekilde burası çöktü ve hala yapılmadı. Aslında önemli olan koyunun falan düşmesi değil o da candır ama önemli olan bir çocuk falan düşer. Buraya yani üç metrelik bir kuyu ve çocuklar için çok sıkıntı oluşur. Buradan çocuklar geçiyor. Yetkililerden bir an önce yapılmasını isteriz. Bu şekilde bir talebimiz var" ifadelerini kullandı.
Adana Doç. Dr. Dişel: "Her hasta için farklı bir yol haritası oluşturmak mümkün hale geldi" Tıbbi Onkoloji Uzmanı Umut Dişel, artık hastalığın adıyla değil, tümörün genetik özellikleriyle mücadele ettiklerini belirterek, "Her hasta için farklı bir yol haritası oluşturmak mümkün hale geldi" dedi. Kanser tedavisinde yeni bir döneme girildiğini belirten Acıbadem Adana Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Umut Dişel, "Kanser tek bir hastalık değil; her bireyde farklı bir yüz gösteren, karmaşık biyolojik süreçler bütünüdür. Bu nedenle aynı organdan çıkan iki tümör bile tamamen farklı tedavi gerektirebilir" ifadelerini kullandı. Kanser tedavisinde moleküler onkoloji yaklaşımını anlatan Dişel, "Moleküler onkoloji; kanser hücrelerinin genetik ve biyokimyasal özelliklerini inceleyerek hastalığın kökenini, davranışını ve tedaviye vereceği yanıtı anlamamızı sağlar. Eskiden hastalar tümörün bulunduğu organa göre tedavi edilirdi. Oysa bugün biliyoruz ki asıl belirleyici olan tümörün genetik yapısıdır. Tedavi kararları artık genel istatistiklerin değil, bireyin tümörünün biyolojisinin rehberliğinde verilmektedir" diye konuştu. "Her hastanın tümörüne özel harita çıkarılıyor" Yeni nesil teknolojilerin tedaviyi kökten değiştirdiğini belirten Onkoloji Uzmanı Dişel, "Yeni nesil dizileme teknolojileri sayesinde tümör dokusundan elde edilen genetik materyalin kapsamlı analizi artık mümkündür. Bu sayede tümörün moleküler kimliği ortaya konulmakta ve her hastaya özel bir tedavi haritası çıkarılmaktadır" şeklinde konuştu. Kişiselleştirilmiş tedavinin en önemli kazanımının genetik profilleme olduğuna dikkat çeken Dişel, "Genetik profilleme ile tümörde hedefe yönelik ilaçların etki edebileceği mutasyonlar, bağışıklık sistemiyle ilişkisi ve ilaçlara duyarlılığı belirlenebilmektedir. Bu da doğru ilacın doğru hastaya verilmesini sağlar. Yine bu sayede hastanın hangi tedaviden fayda görmeyeceğini de önceden öngörebiliyoruz. Böylece hem gereksiz tedavilerden kaçınılmakta hem de değerli zaman kaybının önüne geçilmektedir" dedi. "Bağışıklık sistemiyle kanserle mücadele mümkün" İmmünoterapinin moleküler onkoloji ile birlikte daha etkili hale geldiğini belirten Dişel, "Bağışıklık sistemini yeniden aktive eden bu tedaviler bazı hastalarda uzun süreli yanıtlar sağlayabilmektedir. Ancak hangi hastanın fayda göreceğini belirlemek için moleküler analizler büyük önem taşır" diye konuştu. "Kanser artık kandan da takip edilebiliyor" Sıvı biyopsi yöntemine değinen Onkoloji Uzmanı Umut Dişel, "Sıvı biyopsi ile basit bir kan örneğinden tümöre ait genetik materyali analiz edebiliyoruz. Bu yöntem tedaviye yanıtı erken dönemde izlememize ve hastalığı daha konforlu şekilde takip etmemize imkan sağlar" dedi. "Artık tanıya değil, tümörün biyolojisine bakıyoruz" Tedavi yaklaşımındaki dönüşümü "Artık yalnızca hastalığın adıyla değil, tümörün genetik özellikleriyle mücadele ediyoruz. Her hasta için farklı bir yol haritası oluşturmak mümkün hale geldi" diyerek özetleyen Dişel, "Hedefimiz her hastanın kendi biyolojisine en uygun tedaviyi, en az yan etkiyle ve en güçlü bilimsel kanıtlar eşliğinde sunmaktır" dedi.