SPOR - 25 Nisan 2026 Cumartesi 08:44

Erzincanlı güreşçi Elvira Süleyman Avrupa ikincisi oldu

A
A
A
Erzincanlı güreşçi Elvira Süleyman Avrupa ikincisi oldu

Erzincanlı milli güreşçi Elvira Süleyman, Arnavutluk’ta düzenlenen Avrupa Güreş Şampiyonası’nda gümüş madalya kazandı.


Başkent Tiran’da gerçekleştirilen organizasyonda 57 kilogram kategorisinde mücadele eden Süleyman, başarılı performansıyla finale yükseldi.


Final müsabakasında rakibine yenilen milli sporcu, Avrupa ikincisi olarak gümüş madalyanın sahibi oldu.


Elde ettiği dereceyle Türkiye’ye gurur yaşatan Süleyman için yetkililer ve spor camiası tebrik mesajları yayımladı.


Milli sporcunun başarısında emeği bulunan antrenörleri de kutlanırken, Süleyman’ın gelecek organizasyonlarda da önemli dereceler elde etmesi bekleniyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Uluslararası arenada Bursa’yı temsil eden okul 2’inci oldu Bursa Nuri Nihat Aslanoba Anadolu Lisesi ’InterHermes 11382 Robotics’ takımı, First Robotics Competition (FRC) Avrasya Regional 2026’da 42 takım arasında finale kalarak yarışı 2. sırada tamamladı. Bursa’yı uluslararası arenada temsil eden ekip, "rookie" (çaylak) olmasına rağmen gösterdiği performansla dikkat çekti. Bursa Nuri Nihat Aslanoba Anadolu Lisesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren InterHermes 11382 Robotics Takımı, bu yıl katıldığı FRC Avrasya Regional 2026’da önemli bir başarıya imza attı. İstanbul’da düzenlenen ve 4 gün süren organizasyonda Türkiye’nin yanı sıra Hindistan, Çin, Vietnam ve farklı ülkelerden gelen takımların yarıştığı turnuvada takım, finale yükselerek 2’ncilik elde etti. "Türkiye’de çok bilinmeyen bir yarışmaydı, biz sıfırdan başladık" Yarışma sürecine bir öğrencinin önerisiyle başladığını belirten Okul Müdürü Mustafa Durmaz, FRC’nin Türkiye’de çok bilinen bir organizasyon olmadığını ifade etti. Durmaz, robotun 80-100 kilogramlık bir sistem olduğunu ve maliyetinin yaklaşık 6 bin 300 dolar civarında olduğunu belirterek şunları söyledi; "İlk etapta sponsor bulmakta zorlandık. Teşebbüslerimiz sonuç vermeyince Fikret Yüksel Vakfı bize iki robot kiti gönderdi. ABD etabına katılmak istedik ancak vize sürecinde 13 kişiden sadece 3’ü vize alınca bu plan gerçekleşmedi. Bunun üzerine İstanbul’daki Avrasya etabına yöneldik. Öğrencilerimiz robotu kurup, yazılımını yükledi. İttifak sistemiyle yarışarak finale yükseldi. Bursa’dan ilk takım olarak katıldığımız bu yarışmada finalist olup 2. olmak bizim için çok değerli." "Çaylak takımdık ama inancımız vardı" Okul Müdür Yardımcısı ve takım mentörü Nalan Kılıç, takımın 9, 10 ve 11. sınıf öğrencilerinden oluştuğunu ve "rookie" yani çaylak takım olarak yarışmaya katıldıklarını ifade etti. Nalan Kılıç, süreci şöyle anlattı; "Çok köklü ve deneyimli takımlar vardı. Biz ilk yılımızda neyle karşılaşacağımızı bilmiyorduk. Ama öğrencilerimize inandık. Mekanik, yazılım ve PR alanlarında çalıştık. Robotumuz beklediğimizin üzerinde performans gösterdi. Bu yılki yarışma teması sahadaki topları alıp potaya atmaktı. InterHermes 11382 ’defans robotu’ stratejisiyle ittifaklara önemli katkı sağladı. Çin ve Hindistan ittifakı seçmelerde bizi seçti ve takım olarak finale yükseldik. Bu bizim için büyük bir başarıydı." "90-100 topu ittifakımıza kazandırdık" Takım kaptanı Hüseyin Kaan Atalay, ise sürecin tamamen araştırmayla başladığını ifade ederek, robotlarını defans odaklı geliştirdiklerini söyledi. Takım Kaptanı Atalay, "Topları sadece atmak yerine ittifakımıza kazandırmayı hedefledik. Bir maçta 90-100 topu kendi takımımıza kazandırabildik. Bu strateji bizi öne çıkardı. Beklemediğimiz bir şekilde güçlü ittifaklar tarafından seçildik. O an büyük bir heyecan yaşadık. Uluslararası robotlar arasında seçilmek bizim için büyük bir başarıydı" dedi. "Atmosfer inanılmazdı, farklı ülkelerden arkadaşlar edindik" Takım Üyesi Esmanur İnce de, yarışma atmosferinin çok etkileyici olduğunu belirterek şunları söyledi; "Orada olacağımı hiç düşünmemiştim. Heyecan doruktaydı. Biz sadece kendimizi göstermek için gitmiştik ama çok güzel bir sonuç aldık. Bursa’yı ve okulumuzu gururla temsil ettik. Farklı ülkelerden öğrencilerle tanıştık. Gençlere, teknoloji yarışmalarına çekinmeden katılmaları tavsiye ederim." 4 gün süren organizasyon sonunda InterHermes 11382 Robotics Takımı, ilk yılında finale yükselerek 2’ncilik kupasını aldı. Takım, elde ettikleri başarının ardından hem okulda hem de Bursa genelinde büyük takdir topladı. Okul yönetimi ve öğretmenler, bu başarının öğrencilerin bilim, teknoloji ve mühendislik alanlarındaki özgüvenini artırdığını vurgulayarak çalışmaların devam edeceğini belirtti.
Samsun Ekran bağımlılığı alarm veriyor: 2050’de her 2 kişiden biri miyop olabilir Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Özgür, artan ekran kullanımının göz sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturduğunu belirterek, mevcut alışkanlıkların devam etmesi halinde 2050 yılında dünya nüfusunun yarısının miyop olabileceğini söyledi. Teknolojinin hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte ekran bağımlılığı bebeklikten yetişkinliğe kadar her yaş grubunda yaygınlaşırken, uzun süre yakına odaklanmanın gözlerde kalıcı sorunlara yol açabileceği ifade ediliyor. Medicana International Samsun Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği’nden Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Özgür, özellikle ekran karşısında geçirilen sürenin giderek artmasının göz sağlığını tehdit ettiğini vurguladı. Günlük yaşamda insanların büyük bölümünün saatlerce yakın mesafeye odaklandığını belirten Özgür, bu durumun özellikle yetişkinlerde göz kuruluğu, yanma, batma, kızarıklık ve geçici bulanık görme gibi şikayetlere yol açtığını dile getirdi. Bu sorunların yaşam kalitesini düşürdüğünü kaydeden Özgür, ekran kullanımının mümkün olduğunca sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Dr. Özgür, "Ekran süresi hepimizde olduğu gibi dünyada da gerçekten saatler açısından müthiş bir artış gösterdi. Neredeyse hiçbirimiz uzaklara bakmıyoruz. Genelde uzak deyince bir araç kullanımı geliyor aklımıza. Onun dışında hepimizin günlük pratikte 4-5 saat, 8-10 saat belki yakınla ilgili geçirdiğimiz zaman var. Bu yakınla geçirdiğimiz zaman çoğu zaman da ekranlarla ilgili geçirilen zaman. Çocuklarda ve yetişkinde buradaki zararlar değişiyor. Yetişkinler de geniş bir hasta grubunu oluşturuyor. Çağrı merkezi çalışanları, muhasebe, bankacı gibi meslek grupları eğer uzun süre ekrana bakıyorsak biz numara anlamında bozulmadan ziyade göz kuruluğuyla alakalı şikayetler var. Ama bu da ciddi yaşam kalitesini etkiler. Yanmalar, batmalar, kızarıklıklar, bulanık görmeler, geçici de olsa bunlar. Ekran süreleriyle ilgili olabildiğince mecbur olanın dışında azaltmak, bilgisayarda geçirdiğimiz zamanın dışında telefonla geçirdiğimiz zamanı kısıtlamak ve suni gözyaşlarıyla desteklemek diyoruz. Kalıcı bir sorun oluşturmaz ama konforumuzu etkiler, yaşam kalitesini etkiler" dedi. "Ekran süreleri bu şekilde devam ederse 2050’de dünya nüfusunun yarısı miyop olacak" Artan ekran bağımlılığının büyük bir toplum sağlığı sorunu olmaya çok yaklaştığına değinen Dr. Öğr. Üyesi Özgür, "Çocuklarda iş değişiyor. Çocuklarda göz gelişimi devam ettiği için uzun süre yakına bakmak, hele ki bu parlak ekransa ve yakındaki mesafe yaklaştıkça miyopi ile ilgili riskler artıyor. Bununla ilgili geleceğe dönük projeksiyonlar var. Mesela eğer bu ekran süreleri bu şekilde devam ederse ki herkes artık yakına bakıyor, ekranlara 2050 yılında dünya nüfusunun yarısının miyop olacağı hesaplanıyor. Bu gerçekten çok büyük bir oran. Çünkü ben hastalarıma diyorum onu, artık uzakta işimiz yok, hepimiz yakına bakıyoruz. Çocuklarda bu ekran süresi artarak devam ediyor, çok da yakından bakıyor çocuklar. Ne kadar yakına uzun süre bakıyorsak, ne kadar yakından bakıyorsak ve bu ekransa bu yakına baktığımız, miyop ile ilgili riskler artıyor. Yani uzağa görememeyle alakalı problemler ve numaralı gözlükler kullanılmaya başlanıyor" diye konuştu. "Ekranın dibine girmeden 35-40 santim uzaktan izlenmeli" Zorunlu durumlarda dahi ekrana çok yakından bakılmaması gerektiğinin altını çizen Özgür, "Miyop’un da derecesi önemli bizde. 3 numaraya kadar hafif miyop sayarız. 3-5 arası, 3-6 arası orta miyop gibidir. Eğer 5-6 numarayı geçiyorsa ileri yüksek miyoplara dönüyor. İleri yüksek miyoplar gözlükle görebilir ama retinayla alakalı, gözün kendi sağlığıyla alakalı ciddi problemler olabilir. İleriye dönük ve bu hesaplanan 2050’de dünya nüfusunun yarısı miyop olacak. Bunun yüzde 10’unun da yüksek miyop olacağı, yani 5-6 numaranın üzerinde olacağı hesaplanıyor. O zaman genel toplum sağlığında ciddi riskler içeriyor. İşin özü ekranla ilgili süreleri mecburiyet yoksa olabildiğince kısıtlamak lazım. Çocuklarımızda da ekstradan buna dikkat etmemiz lazım. Belli süreleri aşmaması lazım mecburi olanların dışında. Bakıyorsa da en azından dibine girmeden 35-40 santim koruyarak ve aralıklı, arada uzağa bakarak, gözünü dinlendirerek geçirmek lazım bu süreyi" şeklinde konuştu. "Bir gözde olan bozukluk anlaşılamayabilir, rutin muayene bu yüzden önemli" Rutin muayenelerin göz sağlığındaki öneminden de bahseden Özgür, ayrıca şunları söyledi: "Biz yenidoğanla birlikte muayenenin başlamasını öneririz. İlk 3 ayda mümkünse yaptırmak lazım. Sonrasında bir sorun yoksa yıllık kontroller öneririz. Asıl 5 ve 7 yaşları, hele ki okul çağları daha da önemli bizim için. Çünkü miyopi genelde ilkokul çağında başlar. Bir gözde olup bir gözde olmayabilir. Hipermetrop için de aynısı geçerlidir. Çocuğun bir gözü iyi görüyorsa diğer gözünün az görüp görmediğini anlama ihtimali çok düşüktür. Rutin taramalarla veya bizim muayenelerimizde ortaya çıkabilir. Onun için özellikle ilkokul çağında muhakkak yılda bir kontrol yaptırmak lazım."
Ankara Kırgızistanlı genç şifayı Türk hekimlerinde buldu Kırgızistan’da 18 yaşına kadar skolyozla mücadele eden genç, Medicana Hastanesi’nde geçirdiği başarılı ameliyatın ardından sağlığına büyük ölçüde kavuştu. Skolyoz hastalığıyla mücadele eden 19 yaşındaki Shakhbos Pochokalonov, tedavi olmak için ülkesi Kırgızistan’dan Türkiye’ye geldi. Yaklaşık bir sene önce Ankara’ya gelen Pochokalonov, burada Medicana hastanesine başvurarak, tedavi sürecini başlattı. Pochokalonov, Medicana Sağlık Grubu bünyesindeki hastanede gerçekleştirilen operasyonla sağlığına kavuştu. Başarılı geçen ameliyat sonrası hastanın yaşam kalitesinin önemli ölçüde arttığını belirten Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Prof. Dr. Mehmet Atıf Erol Aksekili, skolyoz hakkında bilgi vererek, "Skolyoz kısaca omurganın S şeklini almasıdır. Ön-arka planda omurganın S şeklini almasını biz kısaca skolyoz diyoruz. Skolyoz en sık adolesan dediğimiz ergenlik döneminde görülür. Ancak diğer hastalıklarla birlikte görüldüğünde daha ileri seviyelerde karşımıza çıkabilir. Hastamız 18 yaşında bize başvurdu. Nöromüsküler skolyoz dediğimiz, nörolojik hastalıkların eşlik ettiği bir skolyoz tipi mevcut. Bu skolyozlar erken yaşta ortaya çıkar ve daha hızlı ilerler. Bu yüzden hastamız bize 90 dereceden daha ileri bir seviyede başvurdu" dedi. "Erken teşhis tedaviyi kolaylaştırır" Erken teşhis edilmesi halinde daha az cerrahi ile daha iyi sonuç alınabileceğini belirten Aksekili, "Skolyoz erken tanındığında fizik tedavi, egzersiz ve korseleme gibi yöntemlerle ilerlemesini kontrol altına alabiliyoruz. Hastamızda ileri skolyoz olduğu için iki aşamalı cerrahi uygulandı. İlk aşamada Halo Femoral traksiyon yöntemiyle skolyoz kısmen düzeltildi. İkinci aşamada ise vidalar, rodlar ve osteotomi ile omurga düzeltildi" diye konuştu. "Ameliyat sonrası süreç en az ameliyat kadar önemli" Ameliyat sonrası sürecin en az ameliyat kadar önemli olduğuna dikkati çeken Aksekili, omurganın uygun pozisyonda kaynamasının hedeflendiğini belirtti. Hastanın üç ay boyunca dorsolomber korse kullanması gerektiğini söyleyen Aksekili, "Yürümesi öneriliyor ancak ağır yük taşımaması gerekiyor. Yüzme gibi sporlara kısa sürede başlayabilir. Kaynama sürecinde diyetine dikkat etmeli ve 6 hafta ile 3 aylık periyotlarla kontrolleri yapılmalıdır. Kaynama istenilen şekilde ilerlemezse ek müdahaleler veya destek tedavileri uygulanabilir" açıklamasında bulundu. "En yakın sağlık merkezine başvurulmalı" Erken teşhisin önemine vurgu yapan Aksekili, "Erken teşhis oldukça önemlidir. Nöromüsküler skolyozlar tamamen engellenemese de özellikle ergenlik dönemindeki skolyozlar uygun postür, egzersiz ve fiziksel aktivitelerle önlenebilir. Omuz ve kalça asimetrisi ya da öne eğilince kaburgada çıkıntı gibi belirtiler fark edildiğinde en yakın sağlık merkezine başvurulmalıdır" ifadelerini kullandı. "Doktor öneriyorsa mutlaka ameliyat olunmalı" Baba İlhom Pochokalonov, ise oğlunun ilk teşhisini doğumundan bir yıl sonra fark ettiklerini belirterek, "18 yaşına kadar Kırgızistan’daki doktorlara gittik. Doğumsal skolyoz olduğunu, ameliyat olursa felç kalabileceğini söylediler. Skolyoz ile mücadele eden ailelere önerim, erken teşhis ve doğru zamanda ameliyat. Doktor öneriyorsa mutlaka ameliyat olunmalı. Biz Türkiye’ye geldik, ameliyat olduk ve şifa bulduk. Doktorlara çok minnettarız" ifadelerine yer verdi.