GÜNDEM - 26 Aralık 2023 Salı 16:33

Vali Aydoğdu: “Deprem bilincini geliştirmek adına yapılan çalışmalar, şehrimizi depreme dirençli şehirler arasında ön sıralara taşıyor”

A
A
A
Vali Aydoğdu: “Deprem bilincini geliştirmek adına yapılan çalışmalar, şehrimizi depreme dirençli şehirler arasında ön sıralara taşıyor”

Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, 27 Aralık 1939 Erzincan Depreminin yıldönümüne ilişkin mesaj yayınlayarak, “Deprem bilincini geliştirmek adına yapılan çalışmalar, şehrimizi depreme dirençli şehirler arasında ön sıralara taşıyor” dedi.


Vali Aydoğdu, mesajında şu ifadelere yer verdi:


“Bir şehrin yüreği, topraklarının altında saklı derin bir sarsıntıyla titrediğinde, zaman sanki durur ve hayatın kırılganlığı gözler önüne serilir. Gökyüzü sessizken, yerin derinliklerinden gelen çığlık, umutları, hayalleri, gündelik yaşamın sıradanlığını aniden paramparça eder. Bu yıkımın ortasında, sevdiklerine kavuşamamanın hüznü ve bekleyişin umutsuzluğu hüküm sürer. Yitip giden canlar, karın altında sessizce yatan bedenler, yaşamın ne kadar ani ve beklenmedik bir şekilde sonlanabileceğini hatırlatır. Gece yarısı olan deprem, hayatın akışının ne kadar hızlı ve beklenmedik bir biçimde değişebileceğini, her anın değerini, her nefesin kıymetini fısıldar.


Erzincan’ın yüreği, 27 Aralık 1939’un soğuk gecesinde sarsıldı. Gökyüzünün sessizliği, 7,9 büyüklüğünde bir depremin acı feryadıyla yırtıldı. Bu deprem, sadece toprakları değil, insanların kalplerini de derinden yaraladı. 116 bin 720 yuva, hatıra ve umutların yıkıntıları arasında kayboldu; 32.968 can, rahmeti rahmana kavuştu.


Bu felaket, Erzincan’ın hafızasında derin izler bıraktı. Ancak şehir, bu acıları taşısa da umudunu ve dirayetini asla yitirmedi. Yıkılan her tuğla, yerine daha sağlam bir umutla yerleştirildi. 1939 ve 1992 depremlerinin ardından, Erzincan yeniden doğdu; bu kez daha bilinçli, daha dirençli.


Ülkemizin coğrafyası, depremlerin kaçınılmaz gölgesi altında yaşamayı öğretti bize. Geçmişin yaraları, geleceğe dair önemli dersler barındırıyor. Acı tecrübelerimiz bize gösterdi ki; deprem değil, ihmaller ve bilgisizlik öldürür. Depremle yaşamayı öğrenmek, bu topraklarda var olmanın bir gerekliliği hâline geldi.


Şehrimiz, bilimsel veriler ve teknolojik imkanlar eşliğinde, depreme karşı daha dayanıklı bir yapıya bürünüyor. Evlerimiz, iş yerlerimiz, tüm yapı stoğumuz, artık sadece barınak değil, aynı zamanda güvenli bir sığınak.


Kamu kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları el ele vererek, Erzincan’ın modern ve sağlıklı bir şekilde büyümesini sağlıyor. Deprem bilincini geliştirmek adına yapılan çalışmalar, şehrimizi depreme dirençli şehirler arasında ön sıralara taşıyor.


Deprem, hayatımızın bir gerçeği olarak karşımızda duruyor; varlığını unutmuyoruz ama ona boyun eğmiyoruz. Üreteceğiz, çalışacağız ve hiçbir zaman umutsuzluğa kapılmayacağız. Her anını, her sarsıntısını hissederek, depreme karşı bütün tedbirleri alacağız. Bütün olumsuzluklara karşı dimdik ayakta durarak, yaşama sıkı sıkıya tutunacağız. Geleceğe umutla yürümek için, olumsuzlukların üstesinden gelecek güce sahip olmamız gerekiyor. Depremin bize öğrettiği en büyük ders, ne olursa olsun, hayata tutunmanın, direnmenin ve her zorluğu bir fırsata çevirme gücünün içimizde olduğudur.


Bu bilinçle şehrimizin potansiyelini kullanıp şehrimizi tarımda, turizmde, eğitimde bölgemizin parlayan yıldızı haline getirmek için çalışacağız. Her alanda iyi noktalara geldiğimizde modern bir şehrin gerekliliği olan yenilikleri, projeleri vatandaşımızın hizmetine daha çok sunmuş olacağız.


Bu anlamlı günde, 1939 Erzincan depreminde ve ülkemizdeki diğer depremlerde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı saygı ve rahmetle anıyorum. Onların hatırası, bizlere daima bilinçli olmanın ve tedbirli yaşamanın önemini hatırlatıyor.


Rabbim, bu güzel vatanımıza, bu kadirşinas şehrimize bir daha böyle acılar yaşatmasın. Erzincan’ın yüreği, geçmişin acılarıyla yoğrulmuş olsa da umudu ve dirayetiyle her zaman ayakta kalacak ve geleceğe umutla bakacak.”


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Birçok badire atlatan 508 yıllık cami tarihe tanıklık etmeye devam ediyor Sakarya’da Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim’in vezir-i azamı Yunus Paşa tarafından 1516 yılında Mimar Sinan’a yaptırılan cami, 508 yılı aşkın süredir varlığını sürdürerek tarihe tanıklık ediyor. Taraklı ilçesinde Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim’in vezir-i azamı Yunus Paşa tarafından 1516 yılında Mimar Sinan’a yaptırılan cami, 508 yıldır ilk günkü gibi ayakta duruyor. Kubbesinin kurşunla kaplanması ve taş bloklar arasındaki bağlantıya demir yerine kurşun dökülmesi sebebiyle halk arasında "Kurşunlu Cami" olarak bilinen Yunus Paşa Cami, yerli ve yabancı turistler tarafından ilgi görüyor. Birçok deprem görmesine rağmen sağlamlığını koruyan camii, ortaya çıkan yıpranmalardan kaynaklı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2022 yılında restorasyona alındı. Çalışmalar çerçevesinde caminin kurşun üst örtü kaplamasında meydana gelen bozulmalar ve pencere açıklıklarındaki çatlakların onarımı için rölöve ve restitüsyon çalışması yapıldı. İşlemleri tamamlanan cami bugün yeniden ibadete açıldı. "500 yıllık olmasına ve birçok badire atlatmasına rağmen dimdik ayakta" Cami hakkında bilgi veren Alaattin Yılmaz, "Resmi adı Yunus Paşa Camii ama halk dilinde buraya Kurşunlu Camii’de derler. Kubbesi ve birbirlerine bağlanan taşlar kurşun dökülerek yapılması sebebiyle cami adını buradan almıştır. Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi sırasında vezir-i azam Yunus Paşa tarafından yaptırılmıştır. Caminin yaklaşık 40 metre arkasında bir hamam var daha önce bu hamam işlevde olduğunda buharı caminin ısıtmasında kullanılıyordu. Bu cami 500 yıllık olmasına ve birçok badire atlatmasına rağmen dimdik ayakta ve hizmet vermektedir. Yunus Paşa Cami’nin bahçesinde bulunan mezarlar Osmanlı döneminden kalma ve buda ilçenin hatta yurdumuzun tapusu niteliğinde taşlardır. Mezar taşları Osmanlı zamanında ölen kişinin statüsüne göre yapılan taşlardır. Bu mezarları da biz vatandaşlar gözümüz gibi muhafaza etmekteyiz" dedi.
Manisa Kaza kurbanı Manisalı Uzman Çavuş’a acı veda Balıkesir’de İzmir seferini yapan yolcu otobüsünün devrilmesi sonucu meydana gelen kazada hayatını kaybeden Uzman Çavuş Kemal Can Sert (33) memleketi Manisa’nın Salihli ilçesinde toprağa verildi. Uzman Çavuş Sert’in cenazesi helallik alınmak üzere Sart Mahallesi’ndeki baba ocağına getirildikten sonra cenazesi, cenaze namazı kılınmak üzere Yukarı Sart Camii’ne getirildi. Yukarı Sart Camiinde öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından evli ve 2 çocuk babası Sert, mahalle mezarlığında toprağa verildi. Cenaze namazına Kula Kaymakamı Salihli Kaymakam Vekili Talha Altuntaş, İlçe Emniyet Müdürü Bircan Baycan, Salihli İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Doğukan Karaaslan, CHP İlçe Başkanı Mustafa Özer, Ziraat Odası Başkanı Cem Yalvaç’ın yanı sıra protokol üyeleri ailesi ve yakınları katıldı. Cenaze namazında eşi Emine, çocukları Kahraman ve İlayda gözyaşı dökerken, kızı İlayda, namaz sırasında anne ve babasına ait eşyayı bir an olsun elinden bırakmadı. Kaza, saat 03.30 sıralarında Balıkesir Bandırma ilçesi Külefli Kavşağı’nda meydana geldi.Tekirdağ-İzmir istikametine ilerleyen 35 PK 328 plakalı yolcu otobüsü, şoförünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada Salihlili Uzman Çavuş Kemal Can Sert’in yanı sıra Nezire Akova ve Elif Kel hayatını kaybederken, 1’i ağır 31 kişi yaralandı.