POLİTİKA - 06 Mayıs 2015 Çarşamba 12:59

3 Yıl 8 Ay Valilik Yaptığı Erzurum'a İçişleri Bakanı Olarak Geldi

A
A
A
3 Yıl 8 Ay Valilik Yaptığı Erzurum'a İçişleri Bakanı Olarak Geldi

İçişleri Bakanı Sebahattin Öztürk, 3 yıl 8 ay vali olarak görev yaptığı Erzurum’a yaklaşık 2 yıl sonra bakan olarak geldi. Bakan Öztürk, Erzurum’da 9’ncu Seçim Güvenliği Bölge toplantısına başkanlık yaparak alınacak tedbirleri açıkladı.
İçişleri Bakanı Sebahattin Öztürk, dün gece saatlerinde Erzurum’a geldi. Geceyi Erzurum’da konaklayarak geçiren Bakan Öztürk, bugün Erzurum Valiliği ve Büyükşehir Belediyesini ziyaret etti.
Beraberindeki Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Abdullah Atay ve Emniyet Genel Müdürü M. Celalettin Lekesiz ile birlikte ilk olarak Vali Ahmet Altıparmak’ı daha sonra da Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’i ziyaret eden Bakan Öztürk, “Bu şehir benim için çok önemli. Okul hayatım ve daha sonrada Valilik görevim burada oldu. Şimdi de Bakan olarak buradayım. Bu medeniyet şehri benim için çok ayrı bir yere sahip” dedi.
Ziyaretlerin ardından İçişleri Bakanı Sebahattin Öztürk, Polis Evinde düzenlenen 9’ncu Seçim Güvenliği Bölge toplantısına başkanlık yaptı. Toplantıya Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Abdullah Atay, Emniyet Genel Müdürü M. Celalettin Lekesiz, Erzurum Valisi Ahmet Altıparmak ile bölgedeki 8 il valisi, emniyet müdürleri, jandarma komutanları katıldı.
Bakan Sebahattin Öztürk, 7 Haziran 2015 tarihinde yapılacak olan genel seçimlerin huzur ve güven ortamında gerçekleştirilmesi amacıyla bir dizi tedbirler alındığını belirtti.
İçişleri Bakanı Öztürk, “Önümüzdeki dönem yapılacak milletvekili seçimlerinde alınacak seçim güvenliği tedbirlerini detaylı olarak görüşmek amacıyla Valilerimiz, İl Jandarma Komutanlarımız, İl Emniyet Müdürlerimiz ve diğer ilgililerin katılımıyla bölge toplantıları yapıyoruz” diyerek konuşmasını şöyle sürdürdü:
“İlkini Bursa’ya gittiğimizde yaptığımız ve büyük katkı ve fayda beklediğimiz bu toplantılarımızın dokuzuncusunu, bölgemizde bulunan 8 ilimizin katılımıyla bugün gerçekleştireceğiz. Amacımız; ülkemizde huzur ve güven ortamı içerisinde halkımızın hür iradesinin seçim sandıklarına yansımasını sağlamak.Seçmenin sorun yaşamadan siyasal tercihin gerçekleştirilmesini temin etmek, siyasi partilerimizin ve adaylarımızın yasalar çerçevesinde siyasi faaliyette bulunmaları için her türlü kolaylığı sağlayacak ve güvenlik önlemlerini almak, böylece örnek teşkil edecek bir seçim sürecini gerçekleştirmektir. Halk iradesinin adil, şeffaf ve hür bir şekilde yapılan seçimler yoluyla tecelli ettirilmesi imkanı çağdaş parlamenter demokrasilerin en önemli özelliğidir. Haklı bir gururla ifade edebiliriz ki bu anlamda ülkemiz çağdaş medeni ülkelere de örnek olacak düzeyde bir sistemi uygulama tecrübesine sahiptir. Çok partili hayata geçişten bu yana genel seçimler, senato seçimleri, yerel seçimler ve ara seçimleri, referandum ve cumhurbaşkanlığı olmak üzere birçok kere seçim gerçekleştirilmiş ve hepsinden yüz akı ile çıkılmıştır.
Geçmişten günümüze yapılan tüm seçimler huzur ve güven ortamında gerçekleşmiş, vatandaşlarımız, basınımız ve sivil toplum örgütleri son derece bilinçli ve sağduyulu davranmıştır. Bu seçimde de yürütülecek çalışmalarla ilgili siyasi partilerimizden, adaylarımızdan, kamuoyundan ve medyadan göstermiş oldukları destek ve anlayış için şimdiden teşekkür ediyorum ve bu anlayışın devam etmesini bekliyorum. Aynı şekilde Valilerimiz, Kaymakamlarımız ve güvenlik birimlerimiz birden fazla seçim sürecinde bulunmuş, seçim güvenliği konusunda geçmişten gelen büyük bir donanım ve bilgiye sahiplerdir. Deneyimlerini bu seçime de yansıtacaklarına olan inancım tamdır. 7 Haziran 2015 tarihinde milletvekilli genel seçimleri olup, seçim süreci 10 Mart tarihi itibariyle başlamıştır. Seçimlerin hür ve demokratik bir şekilde yapılması için güvenli bir ortamın sağlanması takdir edersiniz ki büyük önem arz etmektedir. Halkımızın iradesinin hiçbir baskı ve etki altında kalmadan, hür bir şekilde sandığa yansıması için hükümetimiz ve bakanlığımız bundan önceki seçimlerde olduğu gibi bu seçimlerde de her türlü güvenlik tedbirlerini alma konusunda çalışmalarını büyük bir titizlikle sürdürmektedir. Bu amaçla 26-27 Şubat 2015 tarihlerinde Ankara’da Sayın Başbakanımız ve ilgili bakanlarımızın katılımı ve 81 İl Valimiz ile seçim güvenliği konularını da görüştüğümüz bir toplantı gerçekleştirdik. Geçmiş yılların tecrübeleri ve günümüz şartları dikkate alınarak, 25. dönem milletvekili seçimlerinde alınacak emniyet tedbirleri konulu genelge yayınlanıp 81 İl Valiliğine gönderilmiştir. Bakanlığımız merkez ve taşra birimlerinin görev alanına giren uygulamalarda koordinasyon etkinlik ve kolaylık sağlanması amacıyla seçimlerle ilgili temel mevzuat, genelge ve yüksek seçim kurulu kararlarının bazılarını içeren el kitabı hazırlanmış ve Valilikler ile diğer ilgili yerlere dağıtımı yapılmıştır. Seçim döneminde güvenlikle ilgili konuların takibi amacıyla Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Bakanlık Acil Afet Durum Yönetim Merkezinde seçim harekat merkezleri oluşturulmuştur. Bu toplantıda genel tedbirler görüşülecek, ayrıca her ilimiz kendi özelliğine ve şartlarına göre ilave tedbirleri uygulayacak ve bu konudaki görüşlerini bize anlatma fırsatını bulacaktır. Toplantımızın bundan sonraki bölümünde illerimizin seçim güvenliği ile ilgili çalışmaları, sorun ve ihtiyaçları konusunda daha detaylı görüş alışverişinde bulunacağız. Sözlerime seçim sürecinde herkesin barış içinde, yarış anlayışıyla hareket etmesini hatırlatarak son verirken, toplantımızın verimli ve faydalı olmasını temenni ediyorum. Seçimlerin huzurlu geçmesini Türkiye için, milletimiz için, demokrasimiz için, Erzurum için hayırlara vesile olmasını diliyor, gösterdiğiniz ilgi nedeniyle hepinize teşekkür ediyorum. “
Toplantı daha sonra basına kapalı olarak devam etti.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Düzce’de 14 bin 428 hayvana mikroçip takıldı DÜZCE(İHA) – Düzce Valisi Selçuk Aslan, 2025 yılı şubat ayından itibaren ilde sahipsiz sokak hayvanlarının yüzde 99,13’ü toplandığını 14 bin 428 hayvana mikroçip takılarak ev hayvanı pasaportlarının teslim edildiğini açıkladı. Vali Selçuk Aslan, gerçekleştirdiği asayiş değerlendirme toplantısında yaptığı açıklamada sahipsiz sokak hayvanları ile ilgili bilgilendirmede bulundu. Selçuk Aslan, Düzce’de sahipsiz sokak hayvanlarının neden olabileceği güvenlik problemlerini ortadan kaldırmak adına ilgili kurumların yoğun bir çalışma içerisinde olduğunu belirterek "Bu husustaki çalışmalarımızı daha ileri noktaya taşımak adına sahipsiz sokak hayvanlarının kısırlaştırılıp gerekli tedaviler uygulandıktan sonra barınabileceği 16 bin metrekarelik mevcut bakımevine ilave olarak 84 bin metrekarelik alan üzerinde oluşturduğumuz kontrollü doğal yaşam alanı inşaatımızın tamamlandığı müjdesini bir kez daha siz değerli hemşehrilerimle paylaşmaktan mutluluk duyduğumu ve sahipsiz sokak hayvanlarının toplanması konusunda artık sona yaklaştığımızı belirtmek istiyorum" dedi. Veteriner hekimler destek oluyor Vali Aslan, sokak hayvanlarının yüzde 99,13’ünün toplandığını belirterek "Bilindiği üzere ilimizde sahipsiz sokak hayvanlarını toplama çalışmaları 10 belediye ve il özel idaresi tarafından sorumluluk alanlarında sürdürülmekte, toplanan hayvanlar Düzce İli Katı Atık Birliği (DİKAB) tarafından işletilen hayvan bakımevi ve kontrollü doğal yaşam alanına teslim edilmektedir. 13 ekip ve 37 personel ile sürdürülen toplama faaliyetlerine 13 veteriner hekim destek olmaktadır. Gerçekleştirilen özverili çalışmalar sonucunda 2025 yılı şubat ayından itibaren ilimizde sahipsiz sokak hayvanlarının yüzde 99,13’ü toplanmıştır. Düzce’de 8 bin 375 adedi köpek ve 6 bin 53 adedi kedi olmak üzere toplam 14 bin 428 hayvana mikroçip takılarak ev hayvanı pasaportları teslim edilmiştir. Sahipli ev hayvanlarının kayıt altına alınması ile birlikte hayvanların korunması, terk edilmesinin önlenmesi ve sorumlu sahiplik bilincinin geliştirilmesi yönünde önemli bir adım atılmakta olup hem bu süreci hızlandırmak hem de imkanı bulunmayan hayvan sahiplerine destek olmak amacıyla ev hayvanlarının kayıt altına alınmasına destek projesini paydaşlarımızla hayata geçirmiş bulunuyoruz. Bu amaçla ilk etapta tanımlama ve aşılama için bin kedi/köpek sahibine destek sunulması planlanmıştır. Hem vatandaşlarımızın esenliğini sağlamak hem de sahipsiz hayvanlar sorununa makul bir çözüm bulma noktasında örnek teşkil edeceğini düşündüğümüz çalışmalarımızın ilimiz ve ülkemize hayırlı olması temennimi ifade etmek istiyorum" ifadelerinde bulundu.
İstanbul Sektör temsilcisi, 2026 yatırım trendlerini açıkladı: "Altın, geleceği sağlam zeminde kurmak isteyenlerin tercihi devam edecek" Yeni dönem analizlerine göre altın, hem bireysel hem kurumsal tarafta ağırlığını artırıyor. Altının güvenli liman, platin ve gümüşün ise stratejik birer seçenek olduğuna dikkati çeken Demaş A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, "2026, belirsizliklerin azalmadığı aksine daha kalıcı hale geldiği bir yıl olacak. Altın; sistemin açıklarını bilenlerin, riskin dilini okuyanların ve geleceği sağlam zeminde kurmak isteyenlerin ortak tercihi olmaya devam edecek" dedi. Demaş A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, 2026 yılı altın ve emtia piyasalarına ilişkin beklentilerini değerlendirdi. Kitiş, "2026 itibarıyla altın, devletlerin rezerv politikalarından bireylerin tasarruf reflekslerine kadar uzanan geniş bir güven zincirinin merkezinde yer alıyor. Bu nedenle biz altını bir yatırım aracından çok, finansal istikrar enstrümanı olarak görüyoruz. Bu yaklaşım uzun süredir savunduğumuz, altının kısa vadeli dalgalanmalardan ziyade yapısal eğilimlerle değerlendirilmesi gerektiği görüşünü de desteklemektedir" dedi. "Altının payını artırması, geçici trend değil, sistemsel tercihtir" Kitiş, merkez bankalarının rezerv politikalarına ilişkin ise "Merkez bankalarının rezerv kompozisyonlarında altının payını artırması, geçici trend değil, sistemsel tercihtir. Bu; fiyat, para sistemine duyulan sınırlı güvenin açık bir göstergesidir. 2026 ve sonrasında bu eğilimin tersine dönmesini beklemek gerçekçi değildir. Bu çerçevede, altın fiyatlarını etkileyen ana unsur yalnızca faiz kararları değil; rezerv güvenliği, jeopolitik dayanıklılık ve parasal egemenlik arayışı olacaktır" diye konuştu. "2026’da bu refleksin güçlenerek süreceğini öngörüyoruz" Orta Doğu’daki kırılgan dengeler, Rusya-Ukrayna hattındaki belirsizlikler ve ABD-Çin rekabetinin, 2026’ya girerken masadaki temel jeopolitik başlıklar olduğunu hatırlatan Kitiş, "Bu tablo, küresel piyasalarda risk primini yüksek tutmaya devam edecek. Tarihsel olarak bu tür dönemlerde sermaye, hisse senetlerinden ziyade altın gibi fiziksel varlıklara yönelir. 2026’da da bu refleksin güçlenerek süreceğini öngörüyoruz" diye konuştu. "Platin, 2026’da da altının gölgesinde, daha niş bir yatırım aracı olarak kalacaktır" Uluslararası finans kuruluşlarının 2026 için sınırlı toparlanma ve finansal kırılganlık beklentisini koruduğuna işaret eden Kitiş, şunları kaydetti: "International Monetary Fund ve World Bank başta olmak üzere uluslararası finans kuruluşları, 2026 için küresel büyümede sınırlı toparlanma, borçluluk oranlarında artış, finansal kırılganlıkların devamı beklentisini koruyor. Bu projeksiyonlar, merkez bankalarının altın rezervlerini artırma eğilimini destekler nitelikte. Çin’in gümüş ihracatına yönelik aldığı kısıtlayıcı kararlar, başta sanayi ve yenilenebilir enerji sektörü olmak üzere küresel arz zincirinde ciddi dalgalanmalara yol açtı. Gümüşün güneş panelleri, batarya teknolojileri ve savunma sanayindeki stratejik rolü düşünüldüğünde, bu adım gümüş fiyatlarında yapısal bir yukarı yönlü baskı oluşturuyor. Aynı zamanda yatırımcıların gümüşten altına yönelme eğilimi, altının güvenli liman özelliğini daha da güçlendiriyor. Otomotiv sektöründe emisyon standartlarının sıkılaşması ve hidrojen teknolojilerine olan ilgi, platin talebini orta vadede destekleyebilir. Ancak platin, 2026’da da altının gölgesinde, daha niş bir yatırım aracı olarak kalacaktır." "2026, belirsizliklerin azalmadığı aksine daha kalıcı hale geldiği bir yıl olacak" Ahmet Cumhur Kitiş, Türkiye özelinde altının sadece bir yatırım tercihi değil, ekonomik bir güven refleksi olduğunu vurgulayarak, "Enflasyon ve kur beklentilerinin devam ettiği ortamda, altının TL bazında güçlü kalması son derece doğal. 2026’da da altın, bireysel yatırımcının en net korunma aracıdır. 2026 itibarıyla yürürlüğe giren rafineri mevzuatı ve nakit işlemlerde paranın kaynağının belgelenmesine yönelik düzenlemeler, altın sektöründe önemli kırılma oluşturuyor. Bu düzenlemeler; kayıt dışılığı azaltacak, piyasanın daha şeffaf hale gelmesini sağlayacak, kısa vadede işlem maliyetlerini artırsa da orta ve uzun vadede altının kurumsal ve güvenilir bir yatırım aracı olarak konumunu güçlendirecek. Bu süreçte fiyatlamaların daha sağlıklı oluşacağını ve fiziki altının değerinin daha net ortaya çıkacağını öngörüyoruz. 2026, belirsizliklerin azalmadığı aksine daha kalıcı hale geldiği bir yıl olacak. Böyle bir dünyada altın, ne spekülatif bir yükselişin ne de geçici bir korkunun ürünü. Altın; sistemin açıklarını bilenlerin, riskin dilini okuyanların ve geleceği sağlam zeminde kurmak isteyenlerin ortak tercihi olmaya devam edecek" ifadelerini kullandı.