YEREL HABERLER - 13 Şubat 2014 Perşembe 11:46

Doğu'da Köylünün Vazgeçemediği Tek Spor Atlı Cirit

A
A
A
Doğu'da Köylünün Vazgeçemediği Tek Spor Atlı Cirit

Türklerin yüzyıllardan beri oynadıkları ata sporu atlı cirit, Erzurum'da köylülerin vazgeçemediği en önemli spor dallarının başında geliyor. Yaz-kış demeden her mevsim oynanan cirit oyunun en renkli görüntüleri ise kış mevsiminde yaşanıyor.
Ata sporu atlı cirit oyunu Doğu Anadolu Bölgesi'nde özellikle Erzurum ve Kars illerinde rağbet görüyor. Köylüler ata binmeyi ve cirit atmayı çocuk yaşlarda öğreniyorlar. Hem atları hareketlendirmek hem de cirit sporunu yaygınlaştırmak için köyler arasında müsabakalar düzenleniyor.
Erzurum'da da atlı ciritin en yaygın olduğu yerler merkeze bağlı köyler geliyor. Merkez bağlı köylerde atlar, özellikle cirit müsabakası için besleniyor. Yaz-kış demeden her mevsim oynanan cirit oyunun en renkli görüntüleri ise kış mevsimlerinde yaşanıyor. 8 ay kışın yaşandığı köylerde karlı zeminlerde müsabakalar düzenleniyor. Ciritin oynanacağı karlı zeminde önce atlar ısındırılıyor ve zemindeki karlar çiğnenerek eziliyor. Daha sonra müsabaka başlıyor. Cirit meraklıları da alkış ve sloganlarla takımlarını destekliyorlar. Zeminin karlı olması ilginç görüntüleri de beraberinde getiriyor. Ayakları kara saplanan atlar dengesini kaybediyor ve sporcular yere düşüyor. Ufak tefek kazalar yaşanması izleyicileri de heyecanlandırıyor. Atlar düştükçe, ciritler atıldıkça müsabaka kızışıyor ve puan kaybeden ciritçiler daha da kararlı şekilde oyuna devam ediyor. Artistik hareketlerinde yer aldığı müsabaka izleyicilerin naraları, hakemin uyarı düdüğüyle renkleniyor.
Cirit sporuyla ilgilenenler, "Türkler bu atlı oyunu Orta Asya'dan günümüze taşımışlardır. 16. yüzyılda bir savaş oyunu olarak kabul edilmişti. 19. yüzyılda Osmanlı ülkesi ve sarayının en büyük gösteri sporu ve oyunu oldu. Cirit aynı zamanda tehlikeli bir oyun olması sebebi ile 1826 yılında 2. Mahmut tarafından yasaklanmıştır. Daha sonraları tekrar popüler bir gösteri oyunu olarak yaygınlaştı" diyorlar.
CİRİT OYUNU VE KURALLARI:
"Ciritte oyun süresi 35 dakikalık 2 devreden toplam 70 dakikadır. Oyun alanının boyu 32 metre, eni 40 metredir. Arkasındaki yasak alan 6 metre, alay durağı da 6 metredir. Cirit sopası uzunluğu ise 110 sentimdir. Takımın tek dizi halinde durduğu 6 metrelik derinliğindeki bölgeye alay durağı denir. Alay durağı ile atış sahası arasında çizgilerle sınırlı 5 metrelik orta saha derinliğindeki alana yasak alan denir. Burada karşı takımdan 2 atlı bulunabilir. Fazlasına eksi bir puan verilir. Yasak alanın son çizgisinden oyun alanının ortasına 7 metre derinliğinde ki alan ise atış alanıdır. Alaya hücum eden sporcu bu alana girip cirit atma mecburiyetindedir. Bunun dışında atış yaparsa eksi bir puan alır. Her takım 7 atlıdan oluşur. Her takımın 2 yedek oyuncusu vardır. Bunlar hakeme haber vermek koşulu ile oyunun herhangi anında değişim yapabilir. Oyundan çıkan bir daha oyuna giremez. Oyun puanlamalara göre sonuçlanır. Eksi puanlar artı puanlardan çıkarılır. Toplam puanı yüksek olan takım galip sayılır"
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzincan Türkiye’nin canlı ve minarel türleri bu müzede sergileniyor Türkiye’nin ilk doğa tarih müzesi olma özelliği taşıyan Erzincan’ın Kemaliye ilçesindeki Prof. Dr. Ali Demirsoy Doğa Tarihi Müzesi, başta Kemaliye olmak üzere Erzincan ve yurt genelinden canlı ve minarel türlerine ait yaklaşık 5 bin çeşit materyali sergiliyor. Erzincan Kemaliye’deki Prof. Dr. Ali Demirsoy Doğa Tarihi Müzesi, Kemaliyeli olan, Prof. Dr. Ali Demirsoy’un katkıları ile kuruldu. Müzeyle ilgili şu bilgilere yer verildi: “Prof. Dr. Ali Demirsoy Doğa Tarihi Müzesi, Kemaliye ilçesinde kurulan “Doğa Müzesinde Bilimsel Bir Gezinti” isimli proje kapsamında 2009 yılında kuruldu. Müzenin kuruluşuna Prof. Dr. Ali Demirsoy, Prof. Dr. Aydın Akbulut ve Öğ. Gör. Yusuf Durmuş öncelik etti. Bu müzede sergilenen örneklerin önemli bir kısmı 10 ayrı üniversiteden 48 bilim insanının görev aldığı “Kemaliye ve Çevresinin Biyoçeşitlilik Açısından İncelenmesi” projesi kapsamında bölgeden toplanan jeolojik ve biyolojik örneklerden oluşmakta. Kurulduğu tarihten bugüne bölge halkı, öğrenciler ve ekoturizm açısından önemli bir ilgi odağı oldu. Ülkemizin değişik bölgelerinden ve Kemaliye çevresinden alınan mineral, taş, toprak ve her türlü jeolojik materyal MTA’daki uzmanlara teşhis ettirilerek dolabların içindeki raflarda uygun kaplarda sergilenmekte. Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli yerlerinden gelmiş mineral, kristal, toprak, kayaç örnekleri sergilenmekte. Kemaliye ve çevresinin Gastropad, Bivalvia ve Echinodermata gruplarına ait fosil örnekleri teşhis edilerek, raflarda sergilenmekte. Bir hücreli bitki ve hayvanların mikroskop altında görüntülerinin sunulduğu bir bölüm bulunmakta. Karasal ekosistemin ilk canlı gruplarından olan likenler doğal ortamına uygun habitat ortamları hazırlanarak sergilenmekte. Yine Kemaliye’den toplanan ve teşhis edilen karayosunu örnekleri sergi panolarına yerleştirilerek sunulmakta. Omurgasızların önemli bir kısmı formol ve alkol içinde kavanozlarda etiketleriyle birlikte sunulmakta. Böceklerin büyük bir kısmı, bilimsel örnek hazırlama yöntemine göre içi boşaltılıp tahnit edilmiş, özel böcek iğnelerine geçirilerek panolarda (müze görsel materyali olarak) ya da parazitlere karşı özel korumalı, çekmeli müze dolaplarında saklanmakta. Müzenin en ağırlıklı kısmını böcekler ve herbaryum materyali oluşturmakta. Bölgenin ve ülkemizin tatlısularında ve denizlerinde yaşayan balık örnekleri çeşitli kimyasal işlemlerden geçirerek (formolalkol) görsel malzemeye dönüştürülerek sergileniyor. Aynı işlem amfibiler için de yapılmıştır. Farklı türlerden oluşan amfibi örnekleri alkollü kaplar içinde ve sergi dolaplarında teşhir edilmekte. Birçok zehirli yılın türünün bulunduğu sürüngen örnekleri de aynı yöntemle görsel malzemeye dönüştürülmüştür. Özellikleri, zehirleri ve korunma önlemleri konusunda bilgiler verilmiştir. Çeşitli fırsatlarla elde edilmiş kuş örnekleri tahnit edilerek sunulmaktadır. Kemaliye ve çevresinden 200 yakın kuş türünün (bir kısmı göçücü, transit) varlığı bilinmektedir. Bu kuş türlerine ilişkin tanıtıcı resimler ve tahnit malzemeleri önemli bir eğitim malzemesi niteliği taşımakta. Türkiye’deki yırtıcıların büyük bir kısmını barındıran yörede, memeliler önemli bir yer tutmaktadır. Soyu tehdit altında olan ayı, kurt, vaşak, sansar, dağ keçisi, porsuk, sincap, yedi uyur, fındık faresi, yer sincabı, çok sayıda küçük memeli ve kemirici türleri yörenin fauna elemanları olarak müzede halkın ve eğitim camiasının hizmetine sunulmuştur. Çeşitli şartlar altında elde edilmiş olan büyük ve küçük memeliler tahnit edilerek üç boyutlu sergilenmiştir. Ayrıca bu memelilerin postları ve bazılarının iskeletleri de sergilenmekte ve tanıtıcı bilgi verilemekte. Kemaliye ve çevresinden teşhis edilen 1000 kadar bitkinin en az yarısı, özellikle soğanlı bitkiler görsel olarak sunulmuştur. Bitkiler müze materyali olarak preslendikten sonra kartonlara yapıştırılmıştır. Bu örneklerin hepsi herbaryum örnekleri olarak özel dolaplarda bilim insanlarının kullanımına açıktır ve sergilenmekte”