ÇEVRE - 13 Nisan 2026 Pazartesi 09:17

Atadan toruna kalan miras: "Baskın keklik" yöntemiyle dev envanter

A
A
A
Atadan toruna kalan miras:  "Baskın keklik" yöntemiyle dev envanter

Erzurum’un Oltu ilçesinde geleneksel ’baskın keklik’ yöntemiyle yakalanan yaklaşık 350 kınalı keklik işaretlenerek doğaya salındı.


Kentte kınalı keklik popülasyonunun sürdürülebilirliğini sağlamak ve türlerin sayısını tespit etmek amacıyla kapsamlı bir envanter çalışması gerçekleştirildi.


Elazığ Keklik Severler Derneği’nden yaklaşık 65 kişinin katılımıyla yürütülen çalışmalarda, kekliklerin göç alışkanlıkları ve yaşam alanlarının belirlenmesi hedeflendi. Bu kapsamda halkalama yöntemi kullanılarak yaklaşık 350 kınalı keklik işaretlendi. Ekipler, kendi yetiştirdikleri evcil keklikleri kafesler içerisinde çalılık alanlara bırakarak doğal ortama çektikleri keklikleri tuzaklarla yakaladı. Yakalanan keklikler, tür ve yaş tespitlerinin ardından numaralı plastik halkalar takılarak yeniden doğaya salındı.


Gaziantep Keklik Severler Derneği Başkan Yardımcısı Rüstem Arı, keklik yetiştiriciliğinin geçmişten gelen bir alışkanlık olduğunu belirterek, "Atadan dededen gelen bir gelenekle baskın keklik yetiştirip doğada envanter avı yapıyoruz. Yakaladığımız kekliklerin yaşını, türünü ve ötüş özelliklerini inceleyerek sınıflandırıyoruz. Daha sonra ayaklarına numaralı plastik halka takıp tekrar doğaya bırakıyoruz. Bu işi severek yapıyoruz ve büyük bir haz alıyoruz" dedi.


Bölgede bir hafta süren çalışmalar kapsamında, avlağa açık sahalarda kekliklerin türleri ve ötüş çeşitlilikleri incelenerek sınıflandırmaları yapıldı. Yetkililer, elde edilen verilerin bölgedeki keklik popülasyonunun korunması ve sürdürülebilir yönetimi açısından önemli katkı sağlayacağını ifade etti.



Atadan toruna kalan miras:  "Baskın keklik" yöntemiyle dev envanter

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Burdur Burdur’daki diyaliz olayında hastaların vücuduna antifrizli su girmiş Burdur Devlet Hastanesi’nde 25 Mayıs 2024’te tedavi olan 33 kişinin rahatsızlandığı ve farklı hastanelere sevk edildikten sonra 2 kişinin öldüğü olay sonrası hazırlanan iddianame tamamlandı. Savcılık tarafından 3 şüphelinin ’taksirle ölüme sebebiyet verme’ ve ’taksirle yaralama’ suçlarından yargılanması istendi. Hazırlanan bilirkişi raporlarında ise hastaların vücuduna diyaliz sırasında hastanenin kazan dairesinden gelen antifrizli suyun girdiğinin tespit edildi. Burdur Devlet Hastanesi’nde 25 Mayıs Cumartesi günü 08.00-12.00 ile 12.00-16.00 seansında diyalize giren hastalardan bazıları baş dönmesi, mide bulantısı, şuur bulanıklığı ve nakil aracından inememe tarzı şikayetlerle hastaneye geri dönmüştü. Bunun üzerine hastane yönetimi gün içinde diyalize giren tüm hastaları hastaneye çağırıp yapılan tetkiklerin ardından, gün içinde diyaliz merkezinde tedavi olan 33 hastayı Afyonkarahisar, Isparta, Antalya, Bucak’ta bulunan devlet hastaneleri ve özel diyaliz merkezlerine sevk etti. Sevk edilen hastalardan 23’ü Antalya’da, 6’sı Afyonkarahisar’da, 3’ü Isparta’da, 1’i ise Denizli’de tedavi altına alınmıştı. Antalya’da entübe halde olan hastalardan Mustafa Demir (70), Saniye Aksöz (88) ve Somali uyruklu Amina Abas Jama (67) hayatını kaybetti. Hastaneye gelerek incelemelerde bulunan Sağlık Bakanlığı’na bağlı bilirkişilerin raporu sonrasında ihmali olduğu değerlendirilen Burdur Devlet Hastanesi’nde görevli elektrik teknisyeni İ.S., tekniker M.C. ve hastane yapımında ve proje aşamasında görevli taşıyıcı şirket makine mühendisleri G.A.S. ve Y.A., ’taksirle ölüme sebebiyet verme’ ve ’taksirle yaralama’ suçlarından gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 4 şüpheli adliyeye sevk edildi. Adliyeye çıkarılan şüphelilerden hastane personeli İ.S. ve M.C. savcılıkta ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakılırken mahkemeye çıkarılan hastane yapımında ve proje aşamasında görevli olan yüklenici firma makine mühendisleri G.A.S. ve Y.A. ’taksirle ölüme sebebiyet verme’ ve ’taksirle yaralama’ suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Hastaların vücutlarına diyaliz sırasında antifiriz girdiği tespit edildi Olayla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma hazırlanan iddianame çerçevesinde, alınan bilirkişi raporları doğrultusunda tedavi gören hastaların vücuduna diyaliz sırasında hastanenin kazan dairesinden gelen antifrizli suyun girdiğinin tespit edildiği aktarıldı. Bilirkişi raporunda ayrıca, olayın sistemde antifrizli suyun varlığı, by-pass hattı üzerinde küresel vananın açık unutulması ve hidrofor sisteminin arıza vermesine rağmen müdahale edilmemesi nedeniyle gerçekleştiği belirtildi. Hazırlanan iddianame tamamlandı Savcılık tarafından yapılan soruşturmanın tamamlanmasının ardından hazırlanan iddianame tamamlandı. İddianamede elektrik teknisyeni İ.S., tekniker M.C., hastane yapımında ve proje aşamasında görevli taşıyıcı şirket makine mühendisi Y.A. için ’taksirle ölüme sebebiyet verme’ ve ’taksirle yaralama’ suçlarında yargılanması talep edildi. Burdur 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamenin ardından yargılama sürecinin başlayacağı öğrenildi. Diğer ölümler için ‘ek kovuşturmaya yer olmadığı’ kararı İddianamede, Osman Ali Gönüllü’nün ölümüne ilişkin tıbbi evrakların incelenmesinde ölüm nedeninin pankreas kanseri olduğunun ifade edilirken, Burdur Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen raporda Gönüllü’nün 16 Temmuz 2024’te hayatını kaybetmesi ile 25 Mayıs 2024’te meydana gelen olay arasında illiyet bağının bulunmadığına dair rapor düzenlendiği belirtildi. Olayın ardından Antalya’da tedavi altına alınan Saniye Aksöz ve Amına Abas Jama’nın ölümleri hakkında ise iddianamede, "Kanlarında yapılan incelemelerde toksik maddelerin bulunmadığı, bilinç değişikliği, asidoz, aritmi gibi bulguların gelişmemesi, kişilerde mevcut diyabet, hipertansiyon, akut ve kronik böbrek yetmezlikleri, kalp yetmezliği, kalp hastalıkları ve kanlarında diyaliz cihazlarında bulunan ’etilen glikol’ bulunmaması nedenleriyle 25 Mayıs 2024’te meydana gelen olayla aralarında illiyet bağının bulunmadığının oy birliği ile mütalaa edildiği" denildi. Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporlarda da ’illiyet bağının bulunmadığı’nın tespit edildiği kaydedilen iddianamede, bu sebepten dolayı sanık G.A.S., Y.A., İ.S. ve M.C. hakkında ’ek kovuşturmaya yer olmadığı’ kararı verildiği belirtildi.