SPOR - 30 Mayıs 2025 Cuma 15:32

Atatürk Üniversitesi, salon futbolunda da Türkiye Şampiyonu olarak süper lige yükseldi

A
A
A
Atatürk Üniversitesi, salon futbolunda da Türkiye Şampiyonu olarak süper lige yükseldi

Basketbol ve voleyboldaki Türkiye şampiyonluklarının ardından bu kez salon futbolunda da büyük bir başarıya imza atan Atatürk Üniversitesi, Üniversitelerarası Salon Futbolu Türkiye Şampiyonasını namağlup tamamlayarak şampiyon oldu ve Üniversiteler Süper Ligine yükseldi.


26-30 Mayıs 2025 tarihleri arasında Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen ve Türkiye’nin farklı üniversitelerinden 12 güçlü takımın katıldığı şampiyonada Atatürk Üniversitesi Erkek Salon Futbol Takımı, oynadığı tüm karşılaşmaları kazanarak namağlup bir şekilde zirveye ulaştı. Bu üstün performansıyla dikkat çeken ekip, sadece şampiyonluk kupasını Erzurum’a getirmekle kalmadı, aynı zamanda Üniversiteler Süper Ligi’nde mücadele etme hakkı da kazandı.


Turnuva boyunca sergiledikleri takım ruhu, disiplinli oyun anlayışı ve teknik üstünlükle adından sıkça söz ettiren Atatürk Üniversitesi takımı, finalde de rakibini geçerek başarısını taçlandırdı. Sporcu öğrencilerin bu başarısı, üniversite camiasında büyük bir sevinç ve gururla karşılandı.


"Bu Şampiyonluk, Atatürk Üniversitesinin Gençliğe ve Spora Verdiği Önemin Bir Göstergesidir"


Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, salon futbol takımını elde ettiği başarıdan dolayı tebrik ederek şu değerlendirmelerde bulundu: "Üniversitemiz, sadece akademik başarılarıyla değil, aynı zamanda sportif alandaki üstün performanslarıyla da adından söz ettirmeye devam ediyor. Daha önce basketbol ve voleybol takımlarımızla yaşadığımız gururu, şimdi salon futbol takımımızla bir kez daha yaşadık. Sporcu öğrencilerimizi, teknik ekibi ve bu başarıda emeği geçen herkesi yürekten kutluyorum. Bu şampiyonluk, Atatürk Üniversitesinin gençliğe ve spora verdiği önemin bir göstergesidir. Süper Lig’de de aynı azim ve başarıyla mücadele edeceklerine yürekten inanıyorum."


Üniversiteler Süper Ligi’nde Atatürk Üniversitesini temsil edecek olan salon futbol takımı, hazırlıklarına ara vermeden devam ediyor. Hedef ise, yeni sezonda da aynı başarı grafiğini sürdürmek ve üniversiteyi ulusal düzeyde en iyi şekilde temsil etmek.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Posalı ve yüksek lifli besinler, kanser riskini azaltıyor Kolorektal/kalın bağırsak kanseri, dünyada ve Türkiye’de en sık görülen kanser türleri arasında bulunuyor. Birçok kanser türünde olduğu gibi, sağlıklı ve aktif bir yaşam tarzını benimsemek, ideal kiloda kalmak ve işlenmiş gıda tüketiminden kaçınmak, kalın bağırsak kanseri riskinin azaltılmasına yardımcı oluyor. Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı‘na göre; dünyada her 5 kişiden biri kansere yakalanıyor. 8 erkekten 1’i ve 11 kadından 1’i kanser sebebiyle hayatını kaybediyor. Türkiye Sağlık Bakanlığı kanser istatistiklerine göre; 2020 yılında Türkiye’de en sık görülen ilk 5 kanser türünden biri kolorektal / kalın bağırsak kanseri. Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Hande Güngör, kalın bağırsak kanserine karşı alınabilecek tedbirleri şöyle anlattı: "Aşırı kilolu veya obez olmak, fazla miktarda işlenmiş gıda veya kırmızı et tüketmek, alkol-sigara kullanmak ve fiziksel olarak aktif olmamak kolorektal kansere yakalanma riskini artırabilen faktörlerdendir. Sağlıklı kiloda kalmak ve bunu sürdürmek, farklı renklerde taze sebze-meyve ağırlıklı beslenmek, posa içeriğinden zengin besin tüketimini artırmak önemlidir. Rafine şeker ve yüksek karbonhidrat içeren besin tüketimini sınırlamak, sigara-alkol tüketiminin bırakılması gerekir. Soğan-sarımsakta bulunan ve suda çözülebilen polisakkaritlerden ‘inülin’in prebiyotik etkisi, sağlıklı kolonosit hücrelerinin büyümesini destekler ve metastazın azalmasına katkı sağlar." Kahve tüketimi erkeklerde riski azaltırken, kadınlarda artırıyor Çay ve kahvede bulunan biyoaktif bileşenlerden polifenollerin kolorektal kansere karşı koruyucu olduğunu ifade eden Dyt. Hande Güngör, şu bilgileri verdi: "Yapılan çalışmalarda, kahve tüketiminin erkeklerde kolon kanseri riskini azalttığı, kadınlarda ise rektal kanser riskini arttırdığı belirlenmiştir. Antioksidan, antiinflamatuar ve antikarsinojenik etkisi olan zerdeçalın kimyasal bileşeni kurkumin, kolorektal kanserden koruyucu ve iyileştirici etkiye sahiptir. Kurubaklagiller, kuruyemişler, taze sebze ve meyveler posa açısından zengindir. Çözünür posa, antitümör etkisiyle, çözünmez posa ise kanserojen bileşenlerin emilimini önemli ölçüde azaltarak kolon kanseri gelişme riskini azaltmaktadır. Grubunun en yüksek posa içeren besinleri olan barbunya, badem ve bezelye başta olmak üzere, diyet lifi içeren tüm besinlerin tüketimi artırılmalıdır. 1-31 Mart Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı’nda kolon sağlığını korumaya yardımcı olan besin tüketimini artırarak bağırsak sağlığı güçlendirilebilir."
Bursa Karacabey Ovası’nda turfanda karpuz ekimi başladı Bursa’nın sebze üretimiyle önde gelen ve verimli topraklarıyla bilinen Karacabey Ovası’nda turfanda karpuz ekimleri başladı. Karacabey Ziraat Odası 2. Başkanı Ramazan Düzen, ocak ve şubat yağışlarının iyi olduğunu belirterek, birçok bölgede tarım alanlarının sular altında kaldığını hatırlattı. Ekim ve kasım aylarında hububat ekili arazilerde yağışların faydalı olduğunu belirten Düzen, "Su altında kalmayan yerlerde gidişat güzel. Su çekilmeyen yerlerde ise zarar var ve tarlalar yeniden ekilecek. Suyun çekildiği boş tarım alanlarının sebze ekimi için uygundur. Karacabey çiftçisi yavaş yavaş sebze için tarlaya girmeye başladı" dedi. İlk olarak turfanda karpuz ekimlerinin yapıldığını dile getiren Düzen, şöyle konuştu: "ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaştan önce geçen yıla göre maliyetlerimiz yüzde 50’ye yakın artmıştı. Savaştan sonra biraz daha arttı. Gübre, mazot, ilaç derken ekim maliyetleri yüzde 100’e ulaştı. Bir ay önce sezona girmek isteyen çiftçiler turfanda karpuz ekiyor. Dekar maliyeti yaklaşık 40 bin lira turfanda karpuzda. 7-8 ton karpuz aldığımızı düşünerek kilogramda 5-6 lira maliyetimiz var." Düzen, bu fiyatların üzerindeki tarladan satışlarda çiftçinin kazanabileceğine dikkati çekerek, "Yazın bu fiyatın üzerinde olsun ki kazanabilelim. Geçen yıl dekarını 5 bin liraya verdik. Karpuzda geçen yaz dekar başına 25-35 bin lira zarar oluştu. İnşallah bu yıl zarar görmeyiz ve geçen yılı telafi ederiz" diye konuştu.
Antalya Doç. Dr. Murat Köken: "Omuz ağrısı sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştırabilir" Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Doç. Dr. Murat Köken, omuz ağrısının çoğu zaman ihmal edilse de sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştıran bir sorun haline gelebileceği konusunda uyardı. Omuz ağrısı, günlük yaşamı olumsuz etkileyen ve çoğu zaman ihmal edilen sağlık sorunlarının başında geliyor. Hareket kabiliyeti yüksek olan omuz eklemi, bu özelliği nedeniyle aynı zamanda en hassas bölgeler arasında yer alıyor. Uzmanlar, erken dönemde fark edilmeyen omuz ağrılarının zamanla daha ciddi sorunlara yol açabileceğine dikkat çekti. Omuz ağrısının başlıca nedenleri Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Murat Köken, "Omuz ağrısı, toplumda oldukça yaygın görülmesine rağmen çoğu zaman ihmal edilen önemli bir sağlık sorunudur. Sabah giyinirken zorlanma, gece uykudan omuz ağrısıyla uyanma ya da basit bir hareket sırasında omuzda ani bir sızı hissetme ile başlayabilir, sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştıran bir sorun haline gelebilir. Omuz ağrısı; basit zorlanmalardan ciddi ortopedik rahatsızlıklara kadar birçok farklı sebeple ortaya çıkabilir. En sık karşılaşılan nedenler arasında; omuza aşırı yük bindirilmesi, ters pozisyonda yatma (özellikle omuz üzerine yatma), burkulma ve zorlanmalar, tendon yaralanmaları, boyun fıtığı, omuz çıkıkları, sinir sıkışmaları, kireçlenme, düşme veya çarpma gibi travmalar yer almaktadır" dedi. "Bazı meslek gruplarında daha sık görülebilir" Omuz ağrısının bazı meslek gruplarında daha sık görüldüğünü belirten Köken, "Masa başında uzun süre çalışanlar, kuaförler ve berberler, boyacılar ve inşaat işçileri, öğretmen gibi tekrarlayan hareketler ve uzun süre aynı pozisyonda kalmak omuz sağlığını olumsuz etkileyebilir. Ev işlerinde ise cam silmek, halı yıkamak, yüksek raflara uzanmak, ağır tencere ve eşyaları kaldırmak, uzun süre ütü yapmak, omuz kaslarına aşırı yük bindirerek zamanla ağrıya yol açabilir. Omuz ağrısı hem kadınlarda hem erkeklerde görülmekle birlikte, yapılan gözlemler kadınlarda biraz daha yaygın olduğunu göstermektedir" diye konuştu. "Cerrahi dışı yöntemler etkili olabilir" Tedavi yöntemlerine değinen Köken, "Omuz ağrısında tedavi, ağrının nedenine göre planlanır. Çoğu hastada cerrahi dışı yöntemler yeterli olmaktadır. Bunlar arasında; fizik tedavi ve özel egzersiz programları, kortikosteroid veya hyaluronik asit enjeksiyonları, PRP (trombositten zengin plazma) veya kök hücre enjeksiyon tedavisi, şok dalga tedavisi (ESWT) yer almaktadır. Bu yöntemlerle birçok hasta ameliyata gerek kalmadan sağlığına kavuşabilmektedir" ifadelerini kullandı. Cerrahi gerektiren durumlar Cerrahi gerektiren durumlara da değinen Köken, "İleri derecede tendon yırtıkları, ciddi omuz çıkıkları, ileri evre kireçlenme, hareketi ciddi şekilde kısıtlayan durumlarda gibi vakalarda ameliyat gündeme gelebilir. Omzunuzu 90 derecenin üzerine kaldıramıyorsanız, geceleri ağrı nedeniyle uyanıyorsanız, kolunuzda uyuşma veya güçsüzlük varsa, ağrı 2 haftadan uzun süredir devam ediyorsa, omzunuzda çıtırtı veya kilitlenme hissediyorsanız ve diğer yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlarda cerrahi tedavi tercih edilir" dedi. "Cerrahi ile kalıcı çözüm mümkün" Cerrahi yöntemler hakkında bilgi veren Köken, "Hastanın yaşı ve ağrının sebebine bağlı olarak, küçük kesilerle hızlı iyileşme sağlayan artroskopik (kapalı) ameliyat, kapalı ameliyat ile tedavi edilemeyecek hastalıklar ve kırıklarda açık ameliyat, ileri evre kireçlenmelerde kalıcı çözüm olarak omuz protezi tercih edilebilir" diye konuştu.