TEKNOLOJİ - 25 Mayıs 2026 Pazartesi 09:18

Aybars Teknoloji Takımı’ndan gururlandıran başarı: "Bora" Türkiye ikincisi

A
A
A
Aybars Teknoloji Takımı’ndan gururlandıran başarı: "Bora" Türkiye ikincisi

Erzurum Ülkü Ocakları İl Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Aybars Teknoloji Takımı’nca geliştirilen "Bora" isimli otonom insansız kara aracı, sahip olduğu teknik özellikler ve çok yönlü kullanım amacıyla dikkat çekiyor. Savunma sanayi ve afet yönetimi başta olmak üzere farklı alanlarda kullanılmak üzere geliştirilen araç, TeknOcak Teknoloji ve İnovasyon Festivali’nde "Otonom Sistemler ve Yenilikçi Teknolojiler" kategorisinde Türkiye ikincisi oldu.


Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından Ankara’daki ATO Congresium’da düzenlenen TeknOcak Teknoloji ve İnovasyon Festivali’ne Türkiye’nin 81 ilinden yaklaşık 500 mühendis ve üniversite öğrencisi katıldı. 100’ün üzerinde projenin yarıştığı organizasyonda Erzurum’u temsil eden Aybars Teknoloji Takımı, geliştirdiği "Bora" isimli insansız kara aracıyla jüri üyelerinden tam not aldı.



Modüler yapısıyla dikkat çekiyor


Makine mühendisliği, elektronik mühendisliği, yazılım mühendisliği ve endüstri mühendisliği öğrencilerinden oluşan 22 kişilik ekip tarafından geliştirilen araçta, uzaktan kumanda ile kontrol sistemi, otonom sürüş kabiliyeti, lazer işaretleme sistemi, ateş sisteminde otonom kilitlenme ve hedef takip özellikleri bulunuyor. Modüler yapıya sahip araç, farklı görevlerde kullanılabilecek şekilde tasarlanırken, geliştirilmeye açık prototip bir model olarak çalışmalarını sürdürüyor.



Bağımsız süspansiyon sistemiyle çalışıyor


Takımın geliştirdiği araçta dikkat çeken en önemli özelliklerden biri ise 4x4 palet sistemi ve bağımsız süspansiyon yapısı oldu. Arazi şartlarına uyum sağlayabilmesi amacıyla geliştirilen sistem sayesinde aracın daha stabil hareket etmesi ve görüntü işleme sırasında oluşan sarsıntının minimum seviyeye indirilmesi hedefleniyor. Takım üyeleri, özellikle otonom sistemlerde görüntü işlemenin büyük önem taşıdığını belirterek, araçta yaşanan titreşim problemini bağımsız süspansiyon sistemiyle azaltmaya çalıştıklarını ifade etti.



"En büyük özelliği 4x4 olması"


Aybars takımının kaptanı, Atatürk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik Elektronik Bölümü 3. sınıf öğrencisi Suat Aykut, takımın geçen yıl Şubat ayında kurulduğunu ifade ederek, "Takımı kurulurken ki amacımız bir teknolojide birincilik getirmekten ziyade gelişen, yenilenen, Türkiye Yüzyılı’na adet olabilecek bir proje çıkarmaktı. Bu nedenle kendimize bir hedef belirledik. Üreteceğimiz araç tamamıyla farklı bir araç olacak, farklı bir fikir üzerine kurulacak. Aracı ürettiğimizde bir kişiye fikir verecek bir yapıda olması düşüncesiyle biz bir yola çıktık. Akabinde kendi projemizin üzerine çalıştık ve kendimize diğer insansız kara araçlarından farklı olarak 4x4 yapıya sahip, en büyük özelliği bu, 4x4 yapıya sahip bir insansız kara aracı geliştirmeye karar verdik" diye konuştu.



"Çalışmalarımız araçlarımızı geliştirme yönünde devam ediyor"


Araçta kullanılan 4x4 sistemin avantajlarından bahseden Aykut, "Özellikle 4x4 araçlar daha fazla çekiş yapısına sahip oluyor. Tanklarda bu 4x4 yapısının avantajı şu olacak; daha stabil olacak, arazi şartlarına göre daha uyumlu bir araç olacak. Özellikle bizim katıldığımız alan otonom insansız kara aracı yarışması. Otonom gibi araçlarda görüntü işleme olmazsa olmaz. Sarsıntı, görüntü işlemede görüntü kalitesini çok fazla bozan bir sorun. Biz bunu bu 4x4 palet yapımızdan, bağımsız süspansiyon kullanarak çözmeye çalıştık, minimalizeye indirdik. Çalışmalarımız araçlarımızı geliştirme yönünde devam ediyor" ifadelerini kullandı.



"Takımımız multidisipliner bir yapıya sahip"


Takımın multidisipliner bir yapıya sahip olduğunu belirten Aykut, "Takımımız 22 kişiden oluşmaktadır. Makine mühendisliği, elektronik mühendisliği, yazılım mühendisliği ve endüstri mühendisliği okuyan arkadaşlarla beraber multidisipliner yapıya sahip bir takımız. Geliştirdiğimiz araç, şu anki Bora aracımız, prototip bir araçtır. Biz bu aracımızın üzerinde otonom sürüşü, otonom atışı geliştirme denemelerini yapıyoruz. Akabinde bunun büyük bir projemiz var. Yaptığımız aracın yaklaşık 2 katı ölçülerinde ana bir araç geliştirme fikrine sahibiz. İnşallah onun da çalışmalarına başladık. Ağustos’un sonlarına doğru o aracımızı da bitirip, o aracımızla Teknofest gibi ulusal yarışmalara katılıp memleketimize, takımımıza, üniversitelerimize derece getirmeyi ümit ediyoruz" dedi.



"Otonom kar küreme aracı gibi bir Ar-Ge’miz var"


Geliştirdikleri otonom insansız kara aracının savunma sanayi ve afet yönetimi gibi insan hayatının risk altında olduğu alanlarda kullanılmak üzere tasarlandığını vurgulayan Aykut, "Bizim ilk başında da belirttiğim gibi kendimize belirlediğimiz hedef şuydu; farklı bir ürün ortaya çıkaralım. Sadece bir insansız kara aracı mantığıyla değil, şu an ülkemizin elinde bulunan Barkan gibi araçlarla sadece savunma sanayi odaklı bir araçtan ziyade modüler bir araç olsun. Bu aracımızı her alanda kullanabilelim. Özellikle biz geliştirdiğimiz araçta deprem, sel gibi afet alanlarında kullanılabilecek, bağımsız süspansiyon yapısıyla arazi şartlarına uyum sağlayacak, savunma sanayideki askeri operasyonlarda kullanılmak üzere geliştirdik. Akabinde kendi memleketimizin sorunu olan kar sorununa kendi aracımızla çözüm getirme düşüncemiz var. Otonom kar küreme aracı gibi bir Ar-Ge’miz var. Bunun için de çalışmalarımız devam etmektedir" şeklinde konuştu.



Aybars Teknoloji Takımı’ndan gururlandıran başarı: "Bora" Türkiye ikincisi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul 18 yıldır nakil kalbiyle yaşıyor: Üç bypasslı hastaya riskli pil operasyonu İsviçre’de üç kez bypass ameliyatı geçiren ve 2007 yılında kalp nakli olan 82 yaşındaki Mehmet Akgün, bu kez İstanbul’da zorlu bir operasyonla hayata tutundu. Daha önce defalarca pil takılıp çıkarılan, damar yapısı nedeniyle yüksek risk taşıyan hastaya kalp pili takıldı. Kalp nakli sonrası ortalama yaşam süresi sınırlı olarak bilinirken 18 yıldır yaşamını sürdüren Akgün, "Hastalığım sonrası saatle yaşamayı öğrendim" diyerek disiplinli yaşamın önemine dikkat çekti. İsviçre’de yıllarca kalp tedavisi gören, üç kez bypass ameliyatı geçirdikten sonra 2007’de kalp nakli olan Mehmet Akgün, bu kez Türkiye’de yüksek riskli bir operasyonla yeniden sağlığına kavuştu. Daha önce defalarca pil takılıp çıkarılan ve damar yapısındaki anomaliler nedeniyle operasyonu oldukça riskli görülen Akgün’e, İstanbul Beykent Üniversite Hastanesi’nde özel yöntemlerle kalp pili takıldı. Doktorlar, yaklaşık 18 yıldır nakil kalbiyle yaşamını sürdüren hastanın durumunun iyi olduğunu belirtti. "Saatle yaşamayı öğrendim" Mehmet Akgün, İsviçre’de gördüğü tedavilerin ardından disiplinli yaşamayı öğrendiğini belirterek şöyle konuştu: "İsviçre’de bize ilaç nedir, nasıl içilir, kullanılır onların eğitimini verdiler. Sonra yürüyüş şekillerini anlattılar, orada saatle yaşamayı öğrendim. 2007 yılında kalp nakli oldum. Nakilden sonra sabah 6’da kalkıyordum. Bir saat yürüyordum. Eve geldiğimde tansiyonumu ölçüp yazıyordum, kilo kontrolü yapıyordum. Kan şekerimi ölçüp ona göre insülin kullanıyordum. Kahvaltıdan sonra da hastalığım hakkında araştırmalar yapıyordum." Akgün, doktor-hasta ilişkisinin önemine de dikkat çekerek, "Bu hastaneye bu yıl içinde üçüncü gelişim. Doktorların yardımseverliğinden çok memnunum. Doktor-hasta ilişkisi ilaç kadar önemli" dedi. "8 saniyelik ritim duraklaması tespit ettik" Kardiyolog Dr. Öğr. Üyesi Hacı Çiftçi, hastanın oldukça komplike bir vaka olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Hastamızın öyküsünde üç kez bypass ameliyatı geçirdiğini ve en son 2007 yılında kalp nakli olduğunu öğrendik. Kalbin durmasına bağlı yaklaşık 8 saniyelik ritim duraklamaları tespit ettik. Bunun üzerine kalp pili takma kararı aldık. Ancak bağlantılı damar anomalileri nedeniyle süreç oldukça zorlaştı. Hibrit yöntemler kullanarak kalbin sağ tarafına ulaşmayı başardık ve işlemi başarılı şekilde gerçekleştirdik." Çiftçi, pil sonrası hastanın nabzının kontrol altına alındığını belirterek "Hastamız klinik olarak rahat durumda ve taburculuk aşamasına geldi. Bu kadar komplikasyon yaşamış, üç kez bypass geçirmiş ve kalp nakli olmuş bir hastada pil işleminin yapılamaması yaşam süresini ciddi şekilde etkileyebilirdi" diye konuştu. "18 yıl nakil kalbiyle yaşaması büyük başarı" Kardiyolog Prof. Dr. Tayyar Gökdeniz ise Mehmet Akgün’ün oldukça özel bir hasta olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Üç kez bypass olmuş, sonrasında kalp nakli geçirmiş bir hastadan bahsediyoruz. Daha önce yurtdışında da birkaç kez işlem denenmiş ancak başarılı olunamamış. Hastanın hem kalp piline hem de şoklama cihazına ihtiyacı vardı. Ayrıca daha önceki operasyonlara bağlı yapışıklıklar ve damar tıkanıklıkları nedeniyle ulaşmak istediğimiz bölgelere erişmek oldukça zordu." "Standart yöntemlerin dışına çıktık" Gökdeniz, hastanın 18 yıldır nakil kalbiyle yaşamasının dikkat çekici olduğunu belirterek, "Kalp nakli sonrası 18 yıl yaşamak gerçekten çok iyi bir süre. Bu hem hasta hem de nakli gerçekleştiren merkez açısından büyük bir başarı. Biz de standart yöntemlerin dışına çıkarak, daha önceki vakalardan edindiğimiz tecrübelerle bu işlemi başarıyla gerçekleştirdik" dedi.