POLİTİKA - 26 Nisan 2025 Cumartesi 19:12

Turizmde hedef ilk 3 ülke arasına girmek

A
A
A
Turizmde hedef ilk 3 ülke arasına girmek

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Türkiye olarak 2024 itibariyle dünyanın en büyük ilk 4 turizm ekonomisinden biri olmayı da başardık ama burada durmayacağız. Tabii ki bizim hedefimiz turizmde ilk üç ülke arasında girmek" dedi.


Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Erzurum’un ev sahipliğinde düzenlenen Palandöken Ekonomik Forumu’nda turizmin dönüşen yapısına ve Türkiye’nin bu alandaki stratejik vizyonuna dair değerlendirmelerde bulundu.


2025 yılında Ekonomik İşbirliği Teşkilatının (EİT) turizm başkenti ilan edilen Erzurum, tarihlerinde Palandöken Ekonomi Forumu’na ev sahipliği yapıyor. "Akıllı Bir Dünyada Adil Bir Gelecek: Zeka Ekonomisi ve Küresel Eşitsizlik" temasıyla düzenlenen foruma Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, AK Parti Genel Başkan Vekili Sayın Efkan Ala, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım ile ABD, Birleşik Krallık, İsviçre, Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri, KKTC, İran, Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Pakistan, Tacikistan, Özbekistan’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda ülkeden siyasetçiler, akademisyenler ve girişimciler katıldı.



Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Erzurum’un teşkilat üyesi ülkelerle ticari ilişkileri derinleşecektir"


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Forum’a gönderdiği video mesajda, "Ekonomik İşbirliği Teşkilatına üye ülkelerden Erzurum’a teşrif eden saygıdeğer konuklarımızın hepsine hoş geldiniz diyorum. Sizi Dadaş diyarı Erzurum’da ağırlamaktan memnuniyet duyuyoruz. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı 2025 Erzurum Turizm Başkenti açılış programının şehrimiz ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Tarihiyle misafirperverliğiyle ve ziyaretçilerini farklı iklimlere taşıyan tabii güzellikleriyle Erzurum’un Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın turizm başkentliğini inşallah en güzel şekilde yapacağına inanıyorum. Bu vesileyle düzenlenecek etkinlikler Erzurum’un uluslararası düzeyde tanıtımına, ekonomik kapasitesinin geliştirilmesine ve turizm markasının güçlendirilmesine inşallah önemli katkılar yapacak. İnanıyoruz ki bu unvanla birlikte Erzurum sadece kültür ve turizmin değil, ekonomi diplomasisinin de merkezlerinden biri haline gelecek. Forumlar, fuarlar ve iş insanlarını bir araya getiren platformlar sayesinde Erzurum’un teşkilat üyesi ülkelerle ticari ilişkileri derinleşecektir.


Özellikle iş adamlarını, diplomatları, sivil toplum kuruluşları ve alanında uzman isimleri bir araya getiren Palandöken Kültür, Turizm ve Ekonomi Forumu’nun başarılı geçmesini canı gönülden arzu ediyorum. Bu düşüncelerle programa iştirak eden bütün misafirlerimize, iş dünyamızın temsilcilerine, kurum ve kuruluşlarla diplomatlara teşekkür ediyor, tüm misafirlerimizi saygıyla selamlıyorum" ifadelerini kullandı.



Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye Yüzyılı Dijitalin Yüzyılı olacak"


Forumun açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, yapay zeka ve dijital dönüşümün ekonominin her alanında büyük etkisi olduğunu vurgulayarak, "Sayın Cumhurbaşkanımızın 26 Mart’ta ilan ettiği 2030 Sanayi ve Teknoloji stratejimiz var. Bu stratejinin içinde ‘Türkiye Yüzyılı’nı ‘Dijitalin Yüzyılı’ yapacak vizyonla imalat sanayinde robot sayısını 8 kat arttırarak 200 bine ulaştırmayı, yerli dijital çözümler geliştirmeyi, yerli araba motorları, mesajlaşma uygulamaları, sosyal medya platformları geliştirmeyi öngörüyoruz. İleri üretim teknolojilerinde yerli üretim teşvik etmeyi, yüksek teknoloji ihracatımızı 3 kat arttırarak 30 milyar dolara çıkarmayı, orta yüksek teknoloji ihracatımızı ise 180 milyar dolara yükseltmeyi hedefliyoruz. Sanayi işletmelerinin dijital becerilerini geliştirmek için eğitim seferberliği başlatıyoruz" diye konuştu.


Forum kapsamında TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun moderatörlüğünde düzenlenen açılış oturumuna ise Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, AK Parti Genel Başkan Vekili Sayın Efkan Ala, Eski Başbakan ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım konuşmacı olarak katıldı.



Bakan Ersoy: "Turizm bir ekosistem, kültür, diplomasi, inovasyon ve ticarettir"


Bakan Ersoy, konuşmasında akıllı ekonomiler bağlamında turizmin artık yalnızca bir tatil faaliyeti olmaktan çıktığını belirterek, "Turizm bir ekosistemdir, kültürdür, diplomasidir, inovasyondur, ticarettir. Turizm yerel kalkınmayı destekler, KOBİ’leri büyütür. Her şeyden önemli kadın ve genç istihdamını arttırır. Toplumların arasındaki sınırları kaldırarak, sınırların ötesinde toplumları birbirine bağlayan en etkili faaliyettir" dedi.


Türkiye olarak küresel trendlerle uyum içinde kalmak ve turizm potansiyelinden faydalanmak adına gerekli tüm adımların hızla atıldığını vurgulayan Ersoy, "Türkiye olarak tüm şartları adeta zorluyoruz. 2024’ü 61.1 milyar dolar gelir ve 62.3 milyon ziyaretçiyle kapattık. 2023’ü dünyada ziyaretçi sayısı açısından 5. sırada olarak kapatmıştık. Dünya Turizm Örgütü yakında rakamları açıklayacak. Muhtemelen 2024’ü 4. sırada kapatmış olduk. 2024 itibariyle dünyanın en büyük ilk 4 turizm ekonomisinden biri olmayı da başardık ama burada durmayacağız. Tabi ki bizim hedefimiz turizmde ilk üç ülke arasında girmek ve bunun için de özel sektör devlet el ele vererek daha fazla çalışacağız" diye konuştu.


Bakan Ersoy, Türkiye’de seyahat ve turizmin gayrisafi milli hasılaya katkısı yaklaşık yüzde 12 olduğuna ve her geçen gün de bu rakam artarak devam ettiğini belirterek, "Milyonlarca insana direkt ve yine milyonlarca insana indirekt istihdam sağlıyor. Ekonominin cari işlemler dengesine de çok ciddi katkı sağlıyor. Ekonominin istikrarlı büyümesi açısından da çok çok önemli. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızın da bahsettiği gibi birçok ülkenin petrolü, doğal kaynakları var. Türkiye’nin petrolü turizm diyoruz ve çok fazla doğal zenginliğimiz var. Tarihi 12 bin yıl ve daha ötesine giden arkeolojik değerlerimiz var. Hem kültürel açıdan hem doğal zenginlik açısından dünyanın eşsiz ülkelerden biriyiz" ifadelerini kullandı.


Bugüne kadar Türkiye’nin arkeolojik değerlerinin uluslararası alanda çok fazla ön plana çıkarılmadığını ancak artık dünya genelinde çok doğru bir şekilde tanıtıldığını ifade eden Bakan Ersoy, "Gerçekleştirdiğimiz arkeolojik programla da şu ana kadar yüzde 10’u kazıp çıkarttığımız değerlerimizi İnşallah bu dört yıl içerisinde yüzde 20 seviyesine getirecek, yani iki katı daha fazla kazı yaparak hem o kültür zenginliğimiz kavuşmuş olacağız hem de dünya ile paylaşma fırsatını yakalamış olacağız" dedi.



"İçimizdeki suni engelleri kaldırmalıyız"


EİT’e üye ülkelerin turizm bakanlarıyla çok detaylı toplantılar yapıldığını ve kararlar alındığını anlatan Bakan Ersoy, şöyle devam etti:


"Alt yapılar, yollar yapıldı ama iletişimin, ticaretin artması için başka yollar da yapılması gerekiyor. Turizmde bizim yeni yollar inşa etmek yerine hava köprüleri kurmamız gerekiyor. Hava yolları açısından da hani Türkiye aslında öncü ülkelerden biri. Türk Hava Yolları’yla birlikte 330 şehre direkt uçabilen bir potansiyelimiz var. Türkiye, dünyanın en büyük hublarından kabul edilen İstanbul İGA Havalimanı gibi bir hat noktasını altyapı yatırımını gerçekleştirdi. Doğu ile batıyı, kuzey ile güneyi bağlayan, tam bir merkezde yer alan, dünyanın en büyük havalimanı ve dünyanın en büyük havayollarından birine sahibiz. Şimdi biz bunu hem EİT üyesi ülkelerle hem de kardeş Türki cumhuriyetlerimizle paylaşarak bir bütün halinde bu bölgeyi ayağa kaldırmak için elimizden geleni yapmamız gerekiyor. Ama öncelikli olarak kendi içimizdeki engelleri kaldırarak başlamamız gerekiyor. Hava köprüsü için gerekli her şeyi oluşturmuşuz ama suni engeller koyuyoruz birbirimize slot sınırlamaları getiriyoruz. İlk başta bu suni engelleri ortadan kaldırmalıyız, hızlı bir şekilde hava köprülerini artırmamız lazım. Bunu sadece turizm trafiği açısından yapmamalıyız, toplumlarımızın kardeş toplumlarımızın birbirine daha sıkı bağlanması için yapmalıyız. Birbirimizi ne kadar çok sıklıkla seyahat edersek bunu ticarete çevirmemiz de o kadar kolay olur diye düşünüyorum. Biz ne kadar birlik içinde güçlü olursak dışarıya karşı o kadar kuvvetli oluruz, dirençli oluruz. Dünyada her gün ekonomik kurallar değişiyor, dünya o kadar hızlı bir sürece girdi. Tabii ki bir yerde dengeler oturacak ama bu kadar değişikliğin olduğu yerde istikrarlı bir bölge oluşturmak için gerekli altyapı gerekli birikim bizlerde var. Sadece bunu kullanmamız gerekiyor."


Artık birçok ülkenin turizm pastasından pay almak istediğini anlatan Bakan Ersoy, "Daha önce petrolle, ticaretle ön planda olan ülkeler de artık turizmden bir pay almak istiyorlar. Bu da ne demek? Artık kurallara harfiyen uyarak, doğru stratejilerle hiçbir taviz vermeden adımlar atarak elbirliğiyle büyümemiz gereken bir sürece girdik. Ben başta Türkiye olmak üzere EİT ülkelerin tamamında bu potansiyeli görüyorum. Sadece yapmamız gereken birbirimize omuz vererek el vererek daha hızlı büyümek diliyorum" diye konuştu.


Forum, daha sonra "Yapay Zeka Çağında Kültür ve Turizm" başlıklı oturumla devam etti. Forumda, farklı ülkelerden önde gelen siyasetçiler, akademisyenler ve girişimciler, özellikle yapay zekâ başta olmak üzere dijital dönüşümün günümüz ekonomileri üzerindeki etkileriyle ilgili görüşlerini sundular.



Turizmde hedef ilk 3 ülke arasına girmek

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Uzungöl’e ‘Kış Festivali’ dopingi Trabzon’un önemli turizm merkezlerinden Uzungöl, 23-25 Ocak 2026 tarihlerinde ilk kez düzenlenecek Uzungöl Kış Festivali ile turizmde yeni bir döneme hazırlanıyor. Konserlerden kayak pistine, gösterilerden yöresel lezzetlere kadar birçok etkinlik yer alacağı festivalde 6 bin 161 kişinin katılımıyla rekor horon denemesi yapılacak. Trabzon’da ilk kez düzenlenecek olan Uzungöl Kış Festivali, 23-25 Ocak 2026 tarihleri arasında doğa, kültür ve eğlenceyi bir araya getirecek. Uzungöl’de üç gün sürecek festivalde katılımcılar kış sporları, yöresel lezzetler ve kültürel etkinlikler sunulacak. Etkinlikler kapsamında ayrıca 6 bin 161 kişinin katılımıyla rekor horon denemesi yapılacak. Festival öncesi bölgede turizm hareketliliği de başladı. Organizasyon kapsamında otellerde sabit fiyat uygulamasına geçilirken, konaklama tesislerindeki doluluk oranlarının yüzde 50-55 seviyelerine ulaştı. Uzungöl’ün kış turizmi potansiyelini artırması hedeflenen festivalin, bölge ekonomisine ve tanıtımına önemli katkı sağlaması bekleniyor. Uzungöl Kış Festivali Komite Başkanı Yavuz İnan, çok yoğun bir katılımın olacağını belirterek hazırlıkların sürdüğünü söyledi. Uzungöl için yıllardır böyle bir festivalin beklendiğini kaydeden İnan, "Uzungöl için böyle bir festival bekleniyordu onun için çok önemsiyoruz. Çok güzel bir festival ile insanlara o bekledikleri festivalin cevabını vereceğiz. Festivalde yerel ve ulusal sanatçılarımız olacak. Bu isimler katılımcılar için sürpriz olacak. İnsanlar doyasıya eğlenecek. DJ performansları ve geniş katılımlı bir horon rekoru denememiz olacak. 61 bin 160 kişilik bir horon halkası denemesi yapacağız. İnşallah bir ilk olacak. Festivalde gölde su jeti gösterileri ve çocuklara yönelik gösterimiz olacak. 260 metrelik bir kayak pisti olacak. İstiyoruz ki herkes şambrellerini alsın gelsin. Heyecanlı ve uzun soluklu bir etkinlik olmasını istiyoruz. Ücretsiz yemek hizmetimiz olacak. Beklenen bir festivalin karşılığını inşallah güzel bir şekilde karşılık vereceğiz" dedi. 30 bin kişilik bir katılım beklentisi olduğunu vurgulayan İnan, "Festivale gelecek misafirlerimize otoparklar ücretsiz olacak. Otel fiyatlarında da sabit fiyatlar belirledik. İnsanların bütçelerine uygun bir festival hayal ettik. Kontrollü bir şekilde trafik akışı sağlanacak. Festivale katılım sayısını 30 bin kişi olarak hesapladık. Devlet yetkililerinin desteğiyle trafik ve otopark konularında sıkıntı yaşayacağımızı düşünmüyoruz. Yoğun kar olmasına karşın Ulaştırma ve Altyapımızı Bakanımız ile görüştük. Bu konuda yardımcı olacaklar. Yollarımız açık olacak" ifadelerini kullandı.
Hatay Annesinin yanındayken duvarın üzerindeki telefonu çaldı Hatay’da duvarın üzerindeki telefonu fark eden anne ve çocuğun, telefonu çaldığı anlar kameraya yansıdı. Çalınan telefonda rahmetli babasının ve evladının anıları olduğunu ifade eden Fulya Kaya, annesinin yanındayken çocuğun telefonu çaldığını belirterek, "Benim oğlum yapsa utanırım ve yerin dibine girerdim" dedi. Antakya ilçesi Küçükdalyan Mahallesi’nde yaşayan Fulya Kaya’nın çocuğu telefonu duvarın üzerine bırakarak arkadaşlarıyla oynamaya başladı. Bir süre sokakta gezinen kadın ve çocuk, bir süre sonra duvarın üzerinde bulunan cep telefonunu alarak olay yerinden uzaklaştı. Evladının telefonunun kaybolduğunu söylemesinin ardından Kaya, sokağın kamera kayıtlarını inceledi. Sokağın kameralarını inceleyen Kaya; annenin, yanında bulunan evladına duvarın üzerinde bulunan telefonu çaldırdığını gördü. Telefonun anne ve çocuğu tarafından alınması üzerine polis ekiplerini arayarak şikayette bulundu. Görüntülerde; Kaya’nın aracıyla ilgilendiği ve oğlunun top oynadığı esnada sokağa giren anne ve çocuğun, duvarın üzerindeki telefonu fark edip çaldığı anlar kameraya yansıdı. Telefonda rahmetli babasının ve çocuklarının anıları olduğunu ifade eden Fulya Kaya, çocuğun annesinin yanındayken telefonu çaldığını belirterek duruma üzüldüğünü söyledi. "Telefonda rahmetli babamın fotoğrafları ve çocuklarımın anıları vardı, annenin yanında çocuğun bu şekilde yapması gerçekten çok yanlıştı" Rahmetli babasının ve evladının anılarının olduğu telefonu annesinin yanındayken çocuğun çaldığını ifade eden Fulya Kaya, "Telefon oğlumundu, ben komşudan geliyordum. Arabadan ekmek kırıntılarını koyuyordum. Sonra anne ve oğul, etrafa bakarak geliyorlardı. Bu kadın niye bu kadar etrafa bakıyor diye şüphelenmiştim. Sanırım kadın keşfe gelmişti. Öyle gidince ben de gittiğini düşündüm. Sonra ben içeriye girdiğim esnada anne ve oğul telefonu çalmış. Oğlum da telefonu oraya koyup top oynuyordu. Benim haberim yoktu, haberim olsaydı oradan alırdım. Şimdi çocuk o tarafa doğru giderken benim içeriye girmemi beklediler. İçeriye girdiğim esnada telefonu alıp kaçtılar. Annesinin yanındayken telefonu çaldı. Polise de verdim ve şikayet ettim. Bir sonuç çıkmasını bekliyoruz. Bu olayın yaşanması doğru değil. Telefon önemli değil, burası müstakil bir sokak ve herkes elini koluna sallayarak giremiyor. İnsanlar çok cüretkar oldu. Bir çocuğunun annesinin yanında böyle yapması çok kötü bit şeydi. Çocuklarımıza kötü örnek oldu. Samsung A23 telefonu 3 yıl önce 3 bin 500 TL satın aldık, oğlum 2 gündür telefonu olmadığı için ağlıyor. Aslında telefon önemli değil de içindekiler önemli. Telefonda rahmetli babamın fotoğrafları, çocuklarımın anılarımız vardı. Annenin yanında çocuğun bu şekilde yapması gerçekten çok yanlıştı. Benim oğlum yapsa utanırım ve yerin dibine girerdim" ifadelerini kullandı.
Hatay Annesi telef olan kuzuya şefkatle yaklaşan aile, Karabaş’ı biberonla besliyor Hatay’da annesi telefon olan kuzuyu sahiplenen ve ’Karabaş’ ismini veren amca ve yeğen, biberonla besledikleri kuzuyu bir an olsun yanlarından ayırmıyorlar. Amca ve yeğeni takip eden Karabaş’a gelen satın alma teklifleriyse geri çevriliyor. Antakya ilçesi Bitiren Mahallesi’nde yaşayan Hakan Atay, kaynakçılık ve tesisatçılık yaparak geçimini sağlıyor. Yeğeni Asu Atay’ın kendisinde kuzu istemesi üzerine Atay, arkadaşının çiftliğinden annesi telef olan bir kuzuyu aldı. Kuzuyu yeğeniyle birlikte bir bebek gibi besleyen Atay, ‘çocuk gibi bakıyoruz’ dediği kuzuya ‘Karabaş’ ismi verildi. Atay’ın kaynakçılık yaptığı iş yerinin neşesi olan Altay ve yeğeni, Karabaş’ı bir an olsun yanından ayırmıyor. Güzelliğiyle görenleri mest eden Karabaş’a gelen satın alma tekliflerini ret eden Atay, çok sevdiklerini söyledi. "Bu kuzu bizim çocuğumuz gibi bakıyoruz, sürekli yeğenim ve benim yanımda durur" Annesi ölen kuzuyu çiftlikten alarak bebek gibi baktıklarını ifade eden kaynakçı Hakan Atay, "Ben kaynakçılık ve tesisatçılık yapıyorum. Benim yeğenim bir kuzu istedi. Benim arkadaşa söyledim ve o da bana getirdi. Kuzu da bize alıştı, süt ve her şeyi veriyoruz. Kuzuya çocuğumuz gibi bakıyoruz, beni hiç bırakmaz. Sürekli yeğenim ve benim yanımda durur, nereye gitsem gelir. Annesi ölmüştü ve bizde yanımıza aldık. Genelde süt ve mama veriyoruz, biberonla besliyoruz. Yoldan geçenler kuzuyu gördüklerinde bana satıyor musun diye soruyorlar ama bende satmıyorum diyorum. Küçük kuzumuzun adı ‘Karabaş’. Biz çok seviyoruz. Bizimle aynı ve çocuk gibi bakıyoruz" dedi. "Küçük kuzunun adı Karabaş, kuzuya süt ve yem veriyoruz" Annesi ölen kuzuyu biberonla besleyen Asu Atay, "Ben 10 yaşındayım. Küçük kuzunun adı Karabaş. Kuzuya süt ve yem veriyoruz. Biberonla süt içiriyorum. Karabaşı seviyorum" ifadelerini kullandı.