TEKNOLOJİ - 03 Haziran 2024 Pazartesi 11:09

Anadolu Üniversitesi yapay zeka odaklı çalışmaları ile öne çıkacak

A
A
A
Anadolu Üniversitesi yapay zeka odaklı çalışmaları ile öne çıkacak

Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Necip Serdar Sever, sektörde kullanımı her geçen gün yaygınlaşan yapay zekanın sadece uygulamada kalmadan eğitsel tasarım aracı olarak da kullanılması gerektiğini söyledi.


Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü’nde dijitalleşme sürecinin uzun seneler önce başladığını aktaran Prof. Dr. Sever, bölüm bünyesinde arttırılmış gerçeklik laboratuvarı kurduklarını söyledi. Bunun reklamların dijital ortama aktarılması açısından önemine değinen Sever, “Bu laboratuvar sayesinde iki tane önemli doktora tezi çıkardık ve bunlar uygulamaya yönelik boyutları olan doktora tezleriydi, bu açıdan da çok önemli. Bunu yaparken şunu fark ettik; iki tane kavram yaşamımızın içine girmişti, oyunlaştırma ve yapay zeka. Bu iki kavramla tanışmamız artırılmış gerçeklik çalışmalarımız sayesinde oldu. Tezlerimi üretirken şöyle bir gerçekliğin farkına vardık. Artık uygulamaya yönelik birtakım farklı boyutlar da katmak gerekiyordu. Günümüze geldiğimizde özel sektör özellikle reklamcılık alanında faaliyet gösteren reklam ajansları ile iş birliklerimiz oldu, protokollerimiz oldu. Şu anda bölümümüz bünyesinde bir reklam ajansıyla yapay zeka bazlı bir reklamcılık araştırma laboratuvarımız var ve burada yapay zeka ile tasarlanmış reklam medya ölçüm ürünleri başta olmak üzere reklamcılığın her alanına hizmet için ürünlerin tasarımını yapıyoruz. 4 öğrencimiz de burada istihdam edilmiş durumda” dedi.



Anadolu Üniversitesi’nde geliştirilen proje uluslararası arenada kabul gördü


Yapay zekanın eğitsel boyutuna da değinen Prof. Dr. Sever, “Biz 2017-2018 yılları arasında başlattığımız ve yürütücülüğünü doktorantımız Sezer Aksoy ile üstlendiğimiz uluslararası bir ölçekte geliştirilen Hope the Happens projesini gerçekleştirdik. Burada göçmen çocukların, ülkemizdeki göçmen çocukların topluma katılımı ve özellikle sosyal medya araçları yoluyla eğitilmesi düşüncesinde bir projeydi. Gördüğünüz gibi bir eğitim ayağı vardı ve bu anlamda da bir ilk projeydi. Aksoy, Kolombiya’da misafir öğretim üyesi olarak bulundu. O sırada da Venezuela’da da ciddi bir göç sorunu yaşanıyordu. Proje onlara da bir ışık tuttu, sunuşlar yapıldı ve uluslararası arenada büyük bir ilgi ve kabul gördü. Sonrasında buradan kısa filmler de çıktı ve bu kısa filmler çeşitli yarışmalarda da gösterildi; Lüksemburg’ta, Viyana’da gösterime tabi tutuldu, büyük ilgi aldı, ödüller aldı. Bütün bunların hepsi gördüğünüz gibi şunu çok net şekilde göstermiş oldu. Yapay zeka, bir eğitsel tasarım aracı olarak kullanılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.



“Yapay zeka sadece bir uygulama aracı olarak kalmamalı”


Bu noktada yapay zekanın önemine değinen Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Necip Serdar Sever, gerçekleştirilmesi düşünülen projelere ilişkin de bilgi verdi. Sever, “Yapay zeka evet bir eğitsel tasarım aracı olarak mutlaka tasarlanmalı, sadece bir uygulama aracı olarak kalmamalı. Anadolu Üniversitesi bu anlamda çok öncü bir üniversite. İki tane önemli amiral gemisine sahip. Bunlardan bir tanesi herkesin çok iyi bildiği uzaktan eğitim. Bir diğeri de iletişim bilimleri. Bu ikisi bir bütün aslında. Biz şimdi şunu tasarlıyoruz, üniversitemizde bir enstitüye ihtiyacımız olduğu düşünüyoruz, bu enstitü göçmen çocukların yapay zeka araçları ile eğitilmesi ve aynı zamanda sadece göçmen çocukların eğitimi için tasarımlar yapılması değil eğiticilerin eğitim rolünü üstlenmesi. Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden seçilecek akademisyenlerin ve öğrencilerin burada tekrar yapay zeka araçları ile eğitsel modül tasarımları eğitiminden geçtikten sonra bulundukları şehirlere gitmeleri ve oradaki yerleşik göçmen çocuklarına bu eğitimi vermelerinde birer mentor rolü oynamalarını düşünüyoruz, tasarlıyoruz. Bunun önemli bir toplumsal sorunumuza katkı yapacağını ve çözüm anlamında katkı yapacağını düşünüyoruz. Bu nedenlerle önemli olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.



“Yapay zeka çalışmaları Eskişehir’i çekim merkezi haline getirecektir”


Eskişehir’in birçok noktada öncü olduğunu aktaran Prof. Dr. Necip Serdar Sever, konuşmasını şöyle sürdürdü:


“Bu noktada Eskişehir’in rolünü bir kez daha vurgulamak isterim. Eskişehir bu projeye çok şey vereceği gibi çok şey de alacaktır. Her şeyden önce burada bir ekonomik dinamizm yaşanacaktır ve dediğim gibi eğiticilerin eğitimi programı ile pek çok katılımcı buraya gelecek ama bu yetmez. Biz aynı zamanda uluslararası işbirliği ile çeşitli Birleşmiş Milletler ’de de bu konuda çalışan örgütler ve kuruluşlarla da işbirliği yapmayı planlıyoruz. Onların da uzmanlarının hem eğitim programlarında yer almalarını hem de biz o eğitimlere katılıp buradan sertifika almalarını düşünüyoruz. Bu aynı zamanda bize büyük bir itibar kazandıracaktır. Bir ekonomik sirkülasyon da şehir boyutunda kazandıracaktır. Eskişehir’in adının lanse edilmesi ve bu yolla da ülkemizin adının olumlu olarak tanınmasını ve öne çıkmasını planlıyoruz, düşünüyoruz. Çünkü bu boyutuyla bu proje dünyada da bir ilk olacaktır. Anadolu Üniversitesi bu projeyi dünyada bir ilk olarak sunduğunda ve uygulamaya başladığında da gerçekten dünyadaki hem eğitim kurumları ve üniversitelere hem de bu konuda çalışan ülkemizdeki kamu kurum ve kuruluşlarına ve uluslararası anlamda yardım kuruluşlarından tutun da Birleşmiş Milletler’in kurumlarına önemli bir örnek teşkil edecektir. Bu bilgi birikimi tabi Türkiye’yi ve Eskişehir’i özellikli bir çekim merkezi haline getirecektir.”



Anadolu Üniversitesi yapay zeka odaklı çalışmaları ile öne çıkacak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruzları unutmadık, Allah’a şükür Nevruz’u normalleştirdik" Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Yakın tarihte Nevruz günlerinde yapılan kavgaların, çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruzları unutmadık, hatırlıyoruz. Onun için Nevruz’u da normalleştirdik Allah’a şükür" dedi. HAK-İŞ Konfederasyonu Türk Dünyası ve Akraba Topluluklar Komitesi tarafından ‘Türk Dünyası Öğrencileriyle Buluşma ve Nevruz Etkinlikleri’ gerçekleştirildi. Konfederasyonun ev sahipliğinde gerçekleşen programda Türk tarihi ve kültürünün önemine vurgu yapılırken, birlik beraberlik ve kardeşliğin güçlendirilmesi gerektiğine değinildi. Programda bir konuşma gerçekleştiren HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Benim çocukluğumda ilk hatırladığım Nevruz’la ilgili baharın gelişinin müjdecisi olduğu ve çiçeğiyle beraber biz Nevruz’u hatırlıyoruz. Sultan Nevruz Bey bizde geçer. Biraz Avşar Türklerinde de böyle bir şey. Sultan Nevruz. Ve Nevruz çiçeğimiz açar. Zambağın küçüğüne benzer, mor ve sarı renklerin olduğu. Gerçekten Nevruz’dan hemen sonra Toroslar’da açan bir çiçektir. Biz Nevruz çiçeğini Çiğdemi, Nergiz’i baharla birlikte tanımıştık. Tabi bu geleneklerimizin bir ifadesiydi. Fakat gençlik yıllarımızda başka bir şeyle karşılaştık. Nevruz bir ideolojik mücadelenin ne yazık ki adı olarak topluma anlatılmaya çalışıldı. Bu da çatışmaların, kavgaların çeşitli Türkiye’yi ve bizi rahatsız eden bir kısım eylemlerin günü olarak karşımıza çıktı" açıklamasında bulundu. "Türkiye ideolojik kavgaların, çatışmaların gölgesinde 1 Mayıs’ı ve Nevruz’u uzun yıllar tartışmak zorunda kaldı" Arslan, günümüzde hem Nevruz Bayramı’nın hem de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün normalleşmesinin gururunu yaşadıklarını aktararak, "Ne yazık ki Türkiye hem Nevruz’da hem de 1 Mayıs’ta ideolojik kavgaların, çatışmaların gölgesinde 1 Mayıs’ı ve Nevruz’u uzun yıllar tartışmak zorunda kaldı. Her ikisi de çatışmaların olduğu, gerginliklerin olduğu, polisin, copun, su sıkan TOMA’ların, gazların tartışıldığı günler olarak hafızamızda kaldı. Bunlar gerçekten bizi hem üzdü hem de tarihsel gerçeklerin sattırılması konusundaki itirazlarımız da haklı gösterdi. 1 Mayıs’ı Taksim’e hapsettiler. 1 Mayıs’ın olabilmesi için Taksim’de 1 Mayıs kutlanır. 1 Mayıs bütün alanlarda kutlanabilir. Bu tartışmaları 1 Mayıs’ı Emek Dayanışma Gününe dönüştürdük. Sonra Taksim’in tasallutundan kurtardık" ifadelerine yer verdi. "Çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruz’u normalleştirdik" Aynı şekilde Nevruz Bayramı’nın da ideolojik baskı ve kavgaların odağından kurtulduğuna dikkati çeken Arslan, "Biz bugün Nevruz’un bu yönünü konuşuyoruz. Yakın tarihte Nevruz günlerinde yapılan kavgaların, çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruzları unutmadık, hatırlıyoruz. Onun için Allah’a şükür Nevruz’u da normalleştirdik. Bugün Nevruz’u gerçek anlamıyla konuşabiliyorsak, bütün Türk dünyası ve özellikle Orta Asya toplumlarının hemen hemen pek çoğunun da sahiplendiği Nevruz’u bugün HAK-İŞ’te de konuşup kutlayabiliyorsak, Türkiye önemli iki sorunu önemli, iki kavga gününü barışa dönüştürerek hayırlı bir iş yapıldı. Burada Sayın Cumhurbaşkanımız da hükümetimize bu konudaki gayret duaları herkese teşekkür ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Konuşmasının ardından Arslan, Ergenekon’da demir dağın delinerek aşılmasına ithafen temsili olarak demir dövdü. Programa HAK-İŞ Başkanı Mahmut Arslan’ın yanı sıra; HAK-İŞ Türk Dünyası ve Akraba Topluluklar Komitesi Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Yeşil, TÜRKSOY Türkiye Temsilcisi Doç. Dr. Abdullah Kutalmış Yalçın, Türk Dil Kurumu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Harun Şahin, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Genel Sekreteri Dr. Mümin Şen, üye sendikaların yönetim kurulu üyeleri, Türk Dünyası öğrencileri ve akademisyenler katıldı.
Afyon Onlar artık vatansız değil Afyonkarahisar’da yaşayan ve kendilerini ‘vatansızlar’ olarak nitelendiren 8 kişilik ailenin vatan ve kimlik kazanma maratonu kamu kurumlarının iş birliği sayesinde mutlu sonla bitti. Afyonkarahisar’da Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartları olmadığı için adeta hayalet gibi yaşayan, okula gidemeyen, işe girip çalışmayan ve erkeklerinin askere dahi gidemediği aile üyeleri, İl Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğü ile yargının duruma el atmasıyla kimliklerine kavuştu. İhlas Haber Ajansı’nın (İHA) 2023 yılında gündeme getirdiği ailenin durumuyla ilgili Afyonkarahisar Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamada aile üyelerinin kimliklerinin çıkarıldığı ve soy bağlarının oluşturulduğu belirtildi. Açıklamada, "Galip Cimbil’in ‘saklı nüfus’ çerçevesinde yaptığı başvuru, yürütülen detaylı inceleme, tahkikat ve yargı sürecinin ardından sonuçlandırıldı. Galip Cimbil ve ailesi Afyonkarahisar İl Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğünün titiz çalışmasıyla resmen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı oldu. 12 Haziran 2023 tarihinde Afyonkarahisar Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğüne müracaat eden Cimbil’in durumu, ilgili kurumlar tarafından titizlikle ele alındı. Yapılan incelemelerde, Galip Cimbil’in geçmişte ‘Kalip Gül’ adıyla oluşturulan nüfus kaydının, usulsüz ve dayanaksız olduğu gerekçesiyle 2006 yılında Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü kararıyla silindiği tespit edildi. Başvuru sürecinde alınan yazılı beyanlar, ifade tutanakları ve MERNİS kayıtları doğrultusunda yapılan değerlendirmeler sonucunda, ilgilinin beyanlarının doğruluğu kanaatine varıldı. Kardeşleri üzerinden yürütülen tahkikat süreci de ilgili kurumlarca olumlu sonuçlandırıldı" denildi. Olayla ilgili aile üyelerinin DNA testleri de yapıldı Açıklamada olayla ilgili yargı sürecinin de titizlikle işlediğinin vurgulanırken şu ifadelere yer verildi: "Saklı nüfus kütüğüne kaydı yapılan Galip Cimbil’e geçici kimlik numarası verilirken ayrıca Afyonkarahisar 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava çerçevesinde DNA incelemeleri yapıldı. Yapılan bilimsel incelemeler sonucunda, Galip Cimbil’in Erdal Cimbil ve Sürmeli Aslan ile aynı soydan geldiği; Fatma Cimbil’in annesi, Ali Cimbil’in ise babası olma ihtimalinin yüzde 99,99 olduğu tespit edildi. Mahkeme, 20 Şubat 2026 tarihinde verdiği ve kesinleşen kararla bu durumu hüküm altına aldı. Mahkeme kararının ardından hazırlanan dosya, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne iletildi. Yapılan değerlendirme sonucunda, 12 Mart 2026 tarihli karar ile Galip Cimbil’in saklı nüfus çerçevesinde Türk vatandaşlığını kazandı."
Van Erciş’in düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yılı coşkuyla kutlandı Van’ın Erciş ilçesinin düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıldönümü coşkuyla kutlandı. Kaymakamlık önündeki Atatürk büstüne çelenk sunumu, saygı durusu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda konuşma yapan Erciş Kaymakamı Murat Karaloğlu, "108 yıl önce, 1915 yılında, Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’nın en çetin dönemlerinden birini yaşıyordu. Doğu Anadolu’nun birçok bölgesi gibi Erciş de bu savaşın en ağır yükünü taşıyan yerlerden biri oldu. Rus İmparatorluğu ve onların desteklediği Ermeni çeteleri, bu toprakları işgal etti. Ancak Erciş halkı, vatanına, toprağına ve namusuna sahip çıkmak için kahramanca direndi. Bu büyük mücadelede Ali İhsan Paşa komutasındaki 4. Kolordu’ya bağlı birlikler Erciş’i düşman işgalinden kurtarmak için harekete geçti. Bu kolorduya bağlı birlikler, zorlu kış şartlarına rağmen büyük bir azimle savaşarak 1 Nisan 1918’de Erciş’i düşmandan temizledi. Erciş halkı da ordumuzla omuz omuza vererek, bağımsızlığı uğruna mücadele etti ve bu kutlu zaferin kazanılmasına katkı sağladı. Bugün bizler, bu aziz topraklarda özgürce yaşayabiliyorsak, bunu kahraman ecdadımızın gösterdiği fedakârlıklara borçluyuz. Onlar, canları pahasına vatanı savundular; bizlere düşen ise onların emanetine sahip çıkmak, birlik ve beraberlik içinde ülkemizi daha da ileri taşımak ve sahip çıkmaktır. Bu duygu ve düşüncelerle, 1 Nisan 1918’de Erciş’in kurtuluşu için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, kahraman gazilerimize minnetlerimi sunuyorum. Bizlere bu cennet vatanı emanet eden tüm ecdadımızı saygı ve şükranla yâd ediyorum" dedi. Tenzile Ana Ortaokulu öğrencileri tarafından hazırlanan 1 Nisan Erciş’in düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıldönümü etkinlikleri izleyicilerin beğenisine sunuldu. Program şiir, müzik, halk oyunları, okul öncesi öğrencilerin gösterisi, gelin kaynana atışması, Erciş’ten geçen devletler gösterisi, Erciş’in düşman işgalinden kurtuluşu, meşalelerin yakılması, kurtuluş koşusu sonuçlarının açıklanması, ödül töreni, güzel sanatlar lisesi bando gösterisi, tören geçişi ile son buldu. Programa; Erciş Kaymakamı Murat Karaloğlu, 108. Alay Komutanı Topçu Albay Murat Payas, Cumhuriyet Başsavcısı V. Aykut Kağnıcı, Emniyet Müdürü Uğur Ölmez, İlçe Jandarma Komutanı Murat Geniş, ilçe protokolü, siyasi parti başkanları, kurum amirleri, öğrenciler, öğretmenler ve çok sayıda vatandaş katıldı.