SAĞLIK - 02 Aralık 2014 Salı 10:59

İthal 'güvenli gıdalar' ne kadar güvenli?

A
A
A
İthal 'güvenli gıdalar' ne kadar güvenli?

Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalama Araştırmaları Derneği (GİMDES) Başkanı Dr.Hüseyin Kâmi Büyüközer, ‘Güvenli Gıdalar’ kavramı hakkında açıklama yaptı.

Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalama Araştırmaları Derneği (GİMDES) Başkanı Dr.Hüseyin Kâmi Büyüközer, ‘Güvenli Gıdalar’ kavramı hakkında açıklama yaptı. Büyüközer şunları söyledi: “Güvenli gıda kavramı bize batı kopyacılığından geldi. Güvenli Gıda ve Gıda Güvenirliliğinin Batıdaki karşılıkarı Safe Food ve Food Security.

Bu iki kavram da kapitalist batı kaynaklarından tercüme edilirken batı mantalitesine göre değerlendirildiği için sadece materyalist bir anlayışla insanın maddi varlığına, fiziki şartlarına, bedensel yapısına dayalı güvenlik, güvenilirlik şartları olarak algılandı. Halbuki bütün insanlar, hatta bütün mevcudat sadece maddeden ibaret değil, aynı zamanda manaya, moral ve ruhsal yapıya da sahiptir. Biz biliyoruz ki domuz ne kadar hijyen ne kadar temiz yetiştirilirse yetiştirilsin, ne kadar güvenli olduğu söylenirse söylensin o Kuran ı Kerim ifadesi ile necis ve haramdır.

Biz batının mantalitesindeki bu büyük noksanlığı tamamlayacak argümanlara sahibiz ve bu noksanlığı tamamlamak zorundayız. Özellikle gıdalarımızın sadece maddi ve fiziksel tarafını değil, moral tarafının da olduğunu göstermeliyiz. Bizim temel inancımızda “ Halalen Tayyiben” kavramı vardır ve bu bütün insanlık için geçerlidir. Dolayısı ile gıda güvenliği veya güvenli gıda kavramlarında ‘tayyib’ kelimesinin kastettiği manayı daima hatırda tutmalıyız. Bugün insanlığın adeta kaybedilmiş ve şiddetle ihtiyaç duyduğu bir çözümü getirmektedir. Sağlıklı, hijyen ve kaliteli Helal gıda standardına biran evvel ulaşmamız, insanlık için de büyük bir hizmeti sağlayacaktır.

Biz bugüne kadar insanların hizmetine sunulmuş kalite standartlarının ulaşamadığı bir standart üzerinde farkında olmadan oturuyoruz. Bu standardın adı ‘Helal ve Tayyib Kalite Standardı’dır. Bu standartta, bütün insanlığın maddi ve manevi güvenliğini sağlayacak her türlü tedbirler alınmaktadır. Helal ve Tayyib sistemde çoğu zarar veren, zehirleyen, hastalık yapan, hatta öldürebilen her türlü maddenin azı da yasaktır.

Kapitalist batı mentalitesinde ise çoğu zararlı, hastalık yapıcı, zehirli ve öldürücü olmasına rağmen, güya bunları yapmayacağını iddia ettikleri miktarlarda katkı maddesinin kullanılmasında hiç bir beis görmemektedir. Sermayenin hatırı için bütün insanlığı uzun vadede adım adım zehirlemeyi, hastalıklara duçar etmeyi göze alabilmektedir. Halbuki, Helal ve Tayyib sistemde, bu uygulamaya yer verilemez, çünkü bilinir ki az az verilen haram ve zararlı maddelerin dahi fark edilmeden insan sağlığını ve maneviyatını tehdit edebilmektedir.

Batının hala çözemediği ve Teknik Bilim uzmanlarından henüz toptan güvenilirliği hakkında kesin bir onaya sahip olamayan ve İslam alimlerinin de bir ittifak içinde bulunmadığı GDO ve GDO’lu ürünler hakkındaki görüş şüphelilik noktasında oluştuğu için Helal ve Tayyib Standart kapsamı dışında tutulması uygun görülmüştür. Şunu da bilmemiz gerekir ki Helal ve Tayyib standart bir fetva standardı değildir. Üreticilerin tüketicilere sunmak zorunda oldukları kaliteli ürünlerin standardıdır. Bu standart İslama inanmış ve günlük hayatına oturtmuş Müslümanlar tarafından yürütülmelidir”.
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yozgat Binlerce yıllık Roma Hamamı, ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde bulunan ve halk arasında ‘Kral Kızı Hamamı’ olarak da bilinen 2 bin yıllık Roma Hamamı yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor. Roma İmparatorluğu döneminde, yaklaşık 2 bin yıl önce inşa edildiği değerlendirilen hamam, Anadolu’da antik çağlardan günümüze kadar işlevini koruyarak ulaşan nadir yapılar arasında yer alıyor. Termal su kaynağı üzerine kurulan yapı, hem mimarisi hem de sürekli akan sıcak suyuyla dikkat çekiyor. Sarıkaya Belediyesi’nde Roma Hamamı’nın Sorumlu Şefi olarak görev yapan Rasim Şahin günlük ortalama 50 ile 200 arası ziyaretçi geldiğini belirtti. Şahin, okul gezisi için öğrencileri sıklıkla ağırlayan Roma Hamamı’na en son gelen ziyaretçilerin Fransız turistler olduğunu söyledi. Şahin, "Bisiklet ile dünya turuna çıkan iki tane Fransız arkadaş geldi. Burayla alakalı fikirlerini beyan ettiler. Buraya gelen ziyaretçilerin yorumları güzel. Karşılama, ağırlama, çay kahve ikramımız, fotoğraf çekimi olsun gerekli ilgi alakayı gösteriyoruz. Roma Hamamı’nı ziyarete gelen vatandaşlarımız için ören yerini ziyaretleri bittikten sonra rahatça oturup kahve içebilecekleri bir alanı bize sunan Sarıkaya Belediye Başkanı Osman Gözan’ın katkılarıyla tahsis edilmiştir. Ayrıca hediyelik eşya bölümümüz de mevcut" dedi. Yıl boyunca yerli turistlerin yanı sıra yurt dışından da gelen ziyaretçileri ağırlayan Sarıkaya Roma Hamamı, Yozgat’ın kültürel mirasının en önemli simgelerinden biri olarak öne çıkıyor.
İstanbul Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: "Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" dedi. İstanbul’da "Sinmiyoruz, susmuyoruz Filistin’i unutmuyoruz" sloganıyla yeni yılın ilk sabahında Galata Köprüsü’nde düzenlenen mitinge binlerce vatandaş akın etti. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’da mitinge katılanlar arasında yerini aldı. Miting alanında konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Bugün İstanbul’dan tarihi bir çağrı yapıyoruz. Yılın ilk gününde Filistin’de, Gazze’de zulmün sona ermesi adına çok önemli bir buluşmayı İstanbullular gerçekleştiriyor. Galata Köprüsü’nün üstünde muhteşem bir kalabalık var. İnsan hakları çağrısı yapıyorlar adalet çağrısı yapıyorlar. Maalesef 7 Ekim 2023’den bu yana 70 bini aşkın Filistin’li şehit edildi. Bunun yüzde 50’den fazlası kadın ve çocuklardan oluşuyor. Dünyanın gözü önünde soykırım suçu işlendi. Soykırım suçunu işleyenlerle ilgili olarak uluslararası hukuk maalesef işletilemedi. Uluslararası adalet divanın aldığı tedbir kararları icra edilemedi. Uluslararası ceza mahkemesinde açılan soruşturma ilerletilemedi. Batılı ülkeler İsrail’e destek çıktılar. İnsan haklarının ve adaletin savunucusu olmadılar. Türkiye olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hep Filistin davasını savunduk. Bu son iki yılın problemi değil bu bir asrı aşan bir sorun. Dünyanın kanayan yarası. uluslararası hukukun, Birleşmiş Milletlerin bütün kararları bugüne kadar hep yok saydı. Uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararlarına uymayan onları takmayan bir devlet var. Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Hala orada çocuk ve kadın katliamı devam ediyor. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz. Buz gibi bir hava var ama İstanbullular akın akın Galata’ya geldiler. Burada bir millet ittifakının olduğunu hep beraber görüyoruz. Milletimiz duyarlılığını gösterdi. Milli İrade platformu da öncelik etti. Herkes burada top yekun Filistin’le ilgili olarak insanlığın vicdanının sesi oldu" dedi.
Yozgat Saraykent Yılan Boynu Tepesi, keşfedilmeyi bekliyor Yozgat’ın Saraykent ilçesinde yer alan ve Tunç Çağı’ndan Roma dönemine kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Yılan Boynu Tepesi, hem arkeolojik zenginliği hem de doğal manzarasıyla dikkat çekiyor. Yozgat’ın doğusunda yer alan ve tarihi ipek yolu güzergahındaki stratejik konumuyla bilinen Saraykent ilçesi, önemli bir kültür mirasını taşıyor. İlçenin Mareşal Fevzi Çakmak Mahallesi sınırları içerisinde bulunan Yılan Boynu Tepesi, bölgenin binlerce yıllık tarihini yüzeyindeki kalıntılarla gösteriyor. İlçe merkezinin yaklaşık 50 metre kuzeyinde, doğal kayalık bir alan üzerinde yükselen Yılan Boynu Tepesi, yaklaşık 250 metre çapındaki yerleşim alanıyla ilgi çekiyor. Yüzey araştırmalarında elde edilen seramik buluntular; tepenin Erken ve Orta Tunç Çağı, Demir Çağı ve Roma dönemlerinde aktif bir yerleşim yeri olarak kullanıldığına işaret ediyor. Dik yamaçları ve stratejik konumuyla antik çağlarda bir savunma veya gözetleme noktası olarak kullanıldığı tahmin edilen bölge, doğa yürüyüşü ve kültür turizmi meraklıları için ideal bir durak noktası oluşturuyor. İlçe sakinlerinden Tahsin Doğan ilk yerleşim alanının Yılan Boynu Tepesi eteklerinin olduğunu söyledi. Doğan, "Eskiler tepe başlarında yaşıyordu, biliyorsunuz. Orada bir uygarlık yaşamış. Sonraki kuşaklar tepenin eteklerine geçmiş. İlk önce bizim ailelerimiz ve ağaların aileleri yerleşmiş. Mezarlardan, arazi tutmalardan belli. Kitap yazmıştım, orada bahsettim. O tepede Göcenler isimli bir aile kalmış. 1530’lu yıllarda Yılanlı Hüyük diye geçiyor. Osmanlı’da Kanuni dönemi sonrası ekinlik arazilere yerleşmişler" diyerek tarihi sürece değindi.