ASAYİŞ - 28 Temmuz 2025 Pazartesi 13:13

Eriyen dondurma nedeniyle palalı saldırıya uğrayan esnaf o anları anlattı

A
A
A

Eskişehir’de eriyen dondurmanın iadesini kabul etmediği için palalı saldırıya uğrayan, kendini mont ve vantilatörle savunan ve kalbinin üzerinden yaralan market sahibi Ramazan Bulut, "Dondurmanın eridiğini, bu şekilde kabul edilmeyeceğini söyledim. ‘Aykut hayırdır, kendine gel, seninle ilgili bir problem yok konuşalım’ şeklinde konuştum. Ama o çıldırmış şekilde satırla saldırdı" dedi.

Olay, Cumartesi akşamı Erenköy Mahallesi 2’nci Arabacılar Bulvarı üzerinde bir markette meydana geldi. Edinilen bilgiye göre market sahibi 60 yaşındaki Ramazan Bulut’tan bir çocuk dondurma aldı. Aldığı dondurmayı erimiş şekilde getiren ve geri vermek isteyen çocuğun talebini Ramazan Bulut kabul etmedi. Bunun üzerine çocuğun önce dedesi geldi, ardından gelen babası Aykut İ., eline aldığı pala ile markete gelip sahibine saldırdı.

Eriyen dondurma nedeniyle palalı saldırıya uğrayan esnaf o anları anlattı

Pala darbelerinden vantilatör ve montla kendini korudu

Saldırı karşısında şoka uğrayan Ramazan Bulut, kendini kasa arkasında önce montu ile savunmaya çalıştı. Montunda kesikler oluşan Bulut, bu kez de serinlemek için kullandığı vantilatör ile pala darbelerinden kurtulmaya çalıştı. Aldığı darbelerden dolayı kalbinin üzerinde ve elinde kesikler oluşan adam o anları anlattı. Saldırganın tutuklandığını belirten Ramazan Bulut, dükkânı açarken halen daha tedirgin olduğunun altını çizdi.

Eriyen dondurma nedeniyle palalı saldırıya uğrayan esnaf o anları anlattı

Pala ile elini kolu sallayarak dükkana gelmiş

Öte yandan olayla ilgili yeni görüntüler ortaya çıktı. Görüntülerde saldırganın elindeki kesici alet ile sokak üzerinde rahat bir şekilde dükkâna yürüdüğü görünüyor. Ayrıca yeni görüntülerde, şahısla birlikte iki çocuğun ve bir yaşlı adamın kapı önüne gelip beklediği de göze çarpıyor.

Eriyen dondurma nedeniyle palalı saldırıya uğrayan esnaf o anları anlattı

"Ama o çıldırmış şekilde satırla saldırdı"

Olay gününü anlatan Ramazan Bulut, "2 gün önce sürekli müşterim olan 7-8 yaşlarında bir çocuk geldi, 4-5 tane ekmek, içecek ve bir de dondurma aldı. 5-10 dakika sonra tekrar geldi. Dondurmanın erimiş olduğunu, değiştirmek istediğini söyledi. Ben de dondurmanın eridiğini, bu şekilde kabul edilmeyeceğini söyledim. Çocuk çıktı gitti, 5 dakika sonra çocuk dedesiyle beraber geldi. Dedesi ’Nasıl değiştirmezsin değiştirmek zorundasın’ dedi. Ben de tekrar dondurmanın erimiş olduğunu ve bu şekilde kabul edemeyeceğimi söyledim. Tehdit ederek, ‘Burayı yıkarım, daha önce başka kapattırdım sizi de kapattırırım’ dedi ve çıktı gitti. Biz çok fazla ciddiye almadık. Ama aradan 5 veya 7 dakika geçti, bu sürede müşterilerimiz gelip gidiyordu. Arkasından palayla birisi içeriye girdi, şahsın kendisi de tanıyor beni. Hatta daha önce veresiye olarak verdiğim malzemelerim de var. Biz mahalle bakkalıyız sonuç itibariyle. Olay esnasında ‘Aykut hayırdır kendine gel, seninle ilgili bir problem yok konuşalım’ şeklinde konuştum. Ama o çıldırmış şekilde satırla saldırdı" dedi.

Eriyen dondurma nedeniyle palalı saldırıya uğrayan esnaf o anları anlattı

"Kendimi savunma şansım olmadı, montu, vantilatörü tuttum"

Pala darbelerine mont ve vantilatörle karşılık vererek kendini savunan Bulut şöyle devam etti:

"Satır, pala yani ne olduğunu da göremedim kocaman kesici bir alet. Ben kasanın arkasındaydım her zamanki yerimde onu görünce kalktım. Her zaman müşterimiz geldiğinde nasıl ayağa kalktıysak o geldiğinde de ayağa kalktım ben. Adam konuşmaya bile fırsat vermedi gelir gelmez direkt küfür hakaret, ’Yakarım, yıkarım, keserim’ şeklinde aleti salladı. Vücudumda da yara var şu anda yeni pansuman yaptırdım, tam kalbimin üzerinde var, artı elimde ve farklı bölgelerde de var. Kendimi savunma şansım olmadı montu tuttum, vantilatörü tuttum. Zaten fırsat vermiyor. Zaten vermekten ziyade satıra karşı bir şey tutayım desen eğilsen ya da başka bir şey yapsan direkt kafana geçirir. Adamın gözü dönmüş, şu an için can ve mal güvenliğimiz yok. Ben devletimize güveniyorum. Devletimizin gereğini yapacağına inanıyorum. Eskişehir İl Emniyet Müdürümüz olsun, yine emniyetimizin en üst makamındaki ağabeyimiz olsun ben gereğinin yapılacağına inanıyorum. İnsanların yaşam hakkına saldırı olmasını kimse istemez. Şu an için can ve mal güvenliğimiz yok. Yani tereddüt ediyorum."

"Olayın sonuna kadar takipçisi olacağız"

Eriyen dondurma nedeniyle palalı saldırıya uğrayan esnaf o anları anlattı

Erenköy Mahalle Muhtarı Sıdıkanur Karabulut, "Mahallemizdeki markette talihsiz bir olay yaşandı. Ramazan abimize çok geçmiş olsun diyorum. Sürekli yanındayız, umarım çözüme kavuşur. Gerçekten can ve mal güvenliği yok. Tüm yetkililere buradan seslenmek istiyoruz ,lütfen onlara destek olsunlar. Olayın ilk yaşandığı gün geldim ama kapalıydı. Olayın sonuna kadar takipçisi olacağız" dedi.

Bahadır Turgut - Emir Erten

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruzları unutmadık, Allah’a şükür Nevruz’u normalleştirdik" Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Yakın tarihte Nevruz günlerinde yapılan kavgaların, çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruzları unutmadık, hatırlıyoruz. Onun için Nevruz’u da normalleştirdik Allah’a şükür" dedi. HAK-İŞ Konfederasyonu Türk Dünyası ve Akraba Topluluklar Komitesi tarafından ‘Türk Dünyası Öğrencileriyle Buluşma ve Nevruz Etkinlikleri’ gerçekleştirildi. Konfederasyonun ev sahipliğinde gerçekleşen programda Türk tarihi ve kültürünün önemine vurgu yapılırken, birlik beraberlik ve kardeşliğin güçlendirilmesi gerektiğine değinildi. Programda bir konuşma gerçekleştiren HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Benim çocukluğumda ilk hatırladığım Nevruz’la ilgili baharın gelişinin müjdecisi olduğu ve çiçeğiyle beraber biz Nevruz’u hatırlıyoruz. Sultan Nevruz Bey bizde geçer. Biraz Avşar Türklerinde de böyle bir şey. Sultan Nevruz. Ve Nevruz çiçeğimiz açar. Zambağın küçüğüne benzer, mor ve sarı renklerin olduğu. Gerçekten Nevruz’dan hemen sonra Toroslar’da açan bir çiçektir. Biz Nevruz çiçeğini Çiğdemi, Nergiz’i baharla birlikte tanımıştık. Tabi bu geleneklerimizin bir ifadesiydi. Fakat gençlik yıllarımızda başka bir şeyle karşılaştık. Nevruz bir ideolojik mücadelenin ne yazık ki adı olarak topluma anlatılmaya çalışıldı. Bu da çatışmaların, kavgaların çeşitli Türkiye’yi ve bizi rahatsız eden bir kısım eylemlerin günü olarak karşımıza çıktı" açıklamasında bulundu. "Türkiye ideolojik kavgaların, çatışmaların gölgesinde 1 Mayıs’ı ve Nevruz’u uzun yıllar tartışmak zorunda kaldı" Arslan, günümüzde hem Nevruz Bayramı’nın hem de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün normalleşmesinin gururunu yaşadıklarını aktararak, "Ne yazık ki Türkiye hem Nevruz’da hem de 1 Mayıs’ta ideolojik kavgaların, çatışmaların gölgesinde 1 Mayıs’ı ve Nevruz’u uzun yıllar tartışmak zorunda kaldı. Her ikisi de çatışmaların olduğu, gerginliklerin olduğu, polisin, copun, su sıkan TOMA’ların, gazların tartışıldığı günler olarak hafızamızda kaldı. Bunlar gerçekten bizi hem üzdü hem de tarihsel gerçeklerin sattırılması konusundaki itirazlarımız da haklı gösterdi. 1 Mayıs’ı Taksim’e hapsettiler. 1 Mayıs’ın olabilmesi için Taksim’de 1 Mayıs kutlanır. 1 Mayıs bütün alanlarda kutlanabilir. Bu tartışmaları 1 Mayıs’ı Emek Dayanışma Gününe dönüştürdük. Sonra Taksim’in tasallutundan kurtardık" ifadelerine yer verdi. "Çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruz’u normalleştirdik" Aynı şekilde Nevruz Bayramı’nın da ideolojik baskı ve kavgaların odağından kurtulduğuna dikkati çeken Arslan, "Biz bugün Nevruz’un bu yönünü konuşuyoruz. Yakın tarihte Nevruz günlerinde yapılan kavgaların, çatışmaların hatta ölümlerin olduğu Nevruzları unutmadık, hatırlıyoruz. Onun için Allah’a şükür Nevruz’u da normalleştirdik. Bugün Nevruz’u gerçek anlamıyla konuşabiliyorsak, bütün Türk dünyası ve özellikle Orta Asya toplumlarının hemen hemen pek çoğunun da sahiplendiği Nevruz’u bugün HAK-İŞ’te de konuşup kutlayabiliyorsak, Türkiye önemli iki sorunu önemli, iki kavga gününü barışa dönüştürerek hayırlı bir iş yapıldı. Burada Sayın Cumhurbaşkanımız da hükümetimize bu konudaki gayret duaları herkese teşekkür ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Konuşmasının ardından Arslan, Ergenekon’da demir dağın delinerek aşılmasına ithafen temsili olarak demir dövdü. Programa HAK-İŞ Başkanı Mahmut Arslan’ın yanı sıra; HAK-İŞ Türk Dünyası ve Akraba Topluluklar Komitesi Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Yeşil, TÜRKSOY Türkiye Temsilcisi Doç. Dr. Abdullah Kutalmış Yalçın, Türk Dil Kurumu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Harun Şahin, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Genel Sekreteri Dr. Mümin Şen, üye sendikaların yönetim kurulu üyeleri, Türk Dünyası öğrencileri ve akademisyenler katıldı.
Afyon Onlar artık vatansız değil Afyonkarahisar’da yaşayan ve kendilerini ‘vatansızlar’ olarak nitelendiren 8 kişilik ailenin vatan ve kimlik kazanma maratonu kamu kurumlarının iş birliği sayesinde mutlu sonla bitti. Afyonkarahisar’da Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartları olmadığı için adeta hayalet gibi yaşayan, okula gidemeyen, işe girip çalışmayan ve erkeklerinin askere dahi gidemediği aile üyeleri, İl Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğü ile yargının duruma el atmasıyla kimliklerine kavuştu. İhlas Haber Ajansı’nın (İHA) 2023 yılında gündeme getirdiği ailenin durumuyla ilgili Afyonkarahisar Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamada aile üyelerinin kimliklerinin çıkarıldığı ve soy bağlarının oluşturulduğu belirtildi. Açıklamada, "Galip Cimbil’in ‘saklı nüfus’ çerçevesinde yaptığı başvuru, yürütülen detaylı inceleme, tahkikat ve yargı sürecinin ardından sonuçlandırıldı. Galip Cimbil ve ailesi Afyonkarahisar İl Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğünün titiz çalışmasıyla resmen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı oldu. 12 Haziran 2023 tarihinde Afyonkarahisar Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğüne müracaat eden Cimbil’in durumu, ilgili kurumlar tarafından titizlikle ele alındı. Yapılan incelemelerde, Galip Cimbil’in geçmişte ‘Kalip Gül’ adıyla oluşturulan nüfus kaydının, usulsüz ve dayanaksız olduğu gerekçesiyle 2006 yılında Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü kararıyla silindiği tespit edildi. Başvuru sürecinde alınan yazılı beyanlar, ifade tutanakları ve MERNİS kayıtları doğrultusunda yapılan değerlendirmeler sonucunda, ilgilinin beyanlarının doğruluğu kanaatine varıldı. Kardeşleri üzerinden yürütülen tahkikat süreci de ilgili kurumlarca olumlu sonuçlandırıldı" denildi. Olayla ilgili aile üyelerinin DNA testleri de yapıldı Açıklamada olayla ilgili yargı sürecinin de titizlikle işlediğinin vurgulanırken şu ifadelere yer verildi: "Saklı nüfus kütüğüne kaydı yapılan Galip Cimbil’e geçici kimlik numarası verilirken ayrıca Afyonkarahisar 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava çerçevesinde DNA incelemeleri yapıldı. Yapılan bilimsel incelemeler sonucunda, Galip Cimbil’in Erdal Cimbil ve Sürmeli Aslan ile aynı soydan geldiği; Fatma Cimbil’in annesi, Ali Cimbil’in ise babası olma ihtimalinin yüzde 99,99 olduğu tespit edildi. Mahkeme, 20 Şubat 2026 tarihinde verdiği ve kesinleşen kararla bu durumu hüküm altına aldı. Mahkeme kararının ardından hazırlanan dosya, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne iletildi. Yapılan değerlendirme sonucunda, 12 Mart 2026 tarihli karar ile Galip Cimbil’in saklı nüfus çerçevesinde Türk vatandaşlığını kazandı."
Van Erciş’in düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yılı coşkuyla kutlandı Van’ın Erciş ilçesinin düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıldönümü coşkuyla kutlandı. Kaymakamlık önündeki Atatürk büstüne çelenk sunumu, saygı durusu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda konuşma yapan Erciş Kaymakamı Murat Karaloğlu, "108 yıl önce, 1915 yılında, Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’nın en çetin dönemlerinden birini yaşıyordu. Doğu Anadolu’nun birçok bölgesi gibi Erciş de bu savaşın en ağır yükünü taşıyan yerlerden biri oldu. Rus İmparatorluğu ve onların desteklediği Ermeni çeteleri, bu toprakları işgal etti. Ancak Erciş halkı, vatanına, toprağına ve namusuna sahip çıkmak için kahramanca direndi. Bu büyük mücadelede Ali İhsan Paşa komutasındaki 4. Kolordu’ya bağlı birlikler Erciş’i düşman işgalinden kurtarmak için harekete geçti. Bu kolorduya bağlı birlikler, zorlu kış şartlarına rağmen büyük bir azimle savaşarak 1 Nisan 1918’de Erciş’i düşmandan temizledi. Erciş halkı da ordumuzla omuz omuza vererek, bağımsızlığı uğruna mücadele etti ve bu kutlu zaferin kazanılmasına katkı sağladı. Bugün bizler, bu aziz topraklarda özgürce yaşayabiliyorsak, bunu kahraman ecdadımızın gösterdiği fedakârlıklara borçluyuz. Onlar, canları pahasına vatanı savundular; bizlere düşen ise onların emanetine sahip çıkmak, birlik ve beraberlik içinde ülkemizi daha da ileri taşımak ve sahip çıkmaktır. Bu duygu ve düşüncelerle, 1 Nisan 1918’de Erciş’in kurtuluşu için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, kahraman gazilerimize minnetlerimi sunuyorum. Bizlere bu cennet vatanı emanet eden tüm ecdadımızı saygı ve şükranla yâd ediyorum" dedi. Tenzile Ana Ortaokulu öğrencileri tarafından hazırlanan 1 Nisan Erciş’in düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıldönümü etkinlikleri izleyicilerin beğenisine sunuldu. Program şiir, müzik, halk oyunları, okul öncesi öğrencilerin gösterisi, gelin kaynana atışması, Erciş’ten geçen devletler gösterisi, Erciş’in düşman işgalinden kurtuluşu, meşalelerin yakılması, kurtuluş koşusu sonuçlarının açıklanması, ödül töreni, güzel sanatlar lisesi bando gösterisi, tören geçişi ile son buldu. Programa; Erciş Kaymakamı Murat Karaloğlu, 108. Alay Komutanı Topçu Albay Murat Payas, Cumhuriyet Başsavcısı V. Aykut Kağnıcı, Emniyet Müdürü Uğur Ölmez, İlçe Jandarma Komutanı Murat Geniş, ilçe protokolü, siyasi parti başkanları, kurum amirleri, öğrenciler, öğretmenler ve çok sayıda vatandaş katıldı.