GÜNDEM - 20 Mayıs 2026 Çarşamba 13:35

Ödüllü ve ilk doktoralı işitme engelli mühendis çifte validen anlamlı ziyaret

A
A
A
Ödüllü ve ilk doktoralı işitme engelli mühendis çifte validen anlamlı ziyaret

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden ödül alan elektrik-elektronik mühendisi Gizem Uyanık ile Türkiye’nin doktora dereceli ilk işitme engelli bilgisayar mühendisi Dr. Burak Uyanık çiftini, Engelliler Haftası kapsamında evlerinde ziyaret eden Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, başarılı çiftin dernek binası talebine destek sözü verdi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı’nda 2025 Aile Yılı kapsamında işitme engelli aile ödülünü alan 32 yaşındaki Gizem ve Türkiye’de doktora derecesini tamamlayan ilk işitme engelli birey olan akademisyen ve bilgisayar mühendisi 38 yaşındaki Burak Uyanık çiftini, Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz Engelliler Haftası münasebetiyle Odunpazarı ilçesi Kırmızıtoprak Mahallesi Porsuk Bulvarı Nil sokaktaki evlerinde ziyaret etti. Vali Yılmaz’ın ziyaretinden oldukça memnun olan Burak Uyanık, işitme engelliler için bir dernek binasına ihtiyacın olduğunu söyledi. Vali Erdinç Yılmaz ise gerekli çalışmaların yapılacağını ifade etti.



İşitme engelli ‘ödüllü’ mühendis çift


Kendileri gibi 5 yaşındaki çocukları Okan Ali Uyanık’ın eğitimine önem verdiklerine değinen çift, tecrübeleri ışığında evlatlarını yetiştiriyorlar. Yaşadığı zorlulara rağmen azmederek öğrenimini tamamlayan çiftten Dr.Burak Uyanık, 7 yıl boyunca TÜBİTAK’ta çalıştıktan sonra şu anda TEI’de Uzman Yazılım Mühendisi olarak görev yapıyor. Elektrik Elektronik Mühendisi Gizem Uyanık ise Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde görevli.



"Kararlı olursak, işte böyle muazzam başarılar ortaya çıkabilmektedir"


Ziyaretle alakalı Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, "Engelliler Haftası vesilesiyle bu hafta gerçekleştirdiğimiz ziyaretler kapsamında bugün 2’nci ailemizin konuğu olduk. Karşılaştıkları tüm engelleri aşarak eğitimin gücüyle nelerin başarılabileceğini kanıtlayan ve Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından da ’Örnek Aile’ olarak ödüllendirilen, gerçekten gıpta edilecek bir aileyle bir aradayız. Burak, maşallah, Türkiye’de işitme engelli olarak doktorasını tamamlayan ilk kişi olup akademisyen unvanını da kazanmıştır. Kendisi aynı zamanda engelli bireylerin sorunlarının çözülmesi için Türkiye genelinde büyük bir gayretle mücadele etmekte ve bu alanda eğitimler vermektedir. Eşi Gizem de aynı şekilde büyük bir azimle mücadele sürdüren engelli bir bireydir. Çocukları da engelli olmasına rağmen, bu durumların hiçbiri onların hedeflerine ulaşmasında ve başarıya yürümesinde bir engel teşkil etmemiştir. Elbette bu başarı hikayesinde anne ve babanın rolü de çok büyüktür; bu mücadelede evlatlarına her zaman en büyük desteği vermişlerdir. Şayet bizler bu engellerle nasıl mücadele edeceğimizi bilir ve kararlı olursak, işte böyle muazzam başarılar ortaya çıkabilmektedir" dedi.



"O zamanki sisteme göre, ‘İmkansız, okuyamazsın’ demişlerdi"


Burak Uyanık, yaşadığı zorluklar ve başarısı hakkında şöyle konuştu:


"İşitme engelli olduğum için annem ve babam, Türkiye’nin en iyi işitme engelliler okulunda okumam amacıyla bir araştırma yapmışlar. Beni İşitme Engelliler Çocuk Eğitim Merkezi’nde okutabilmek için de İzmir’den Eskişehir’e taşınmışlar. O zamanlar, kimliğimin kendi sağır toplumumdan ya da işiten toplumundan farklı olduğunu hiçbir zaman düşünmemiştim. İşitme engelliler okulunda bilgisayar bölümü olmadığı için mecburen meslek lisesine geçiş yaptım. O dönem üniversite sınavına çalışırken bir hoca gelip, ‘Ne olmak istiyorsun, hangi bölümü okumak istiyorsun?’ diye sordu. Ben de ‘Bilgisayar mühendisi’ cevabını verdim. Hoca ise o zamanki sisteme göre, ‘İmkansız, okuyamazsın, bu mümkün değil. Neden dersen, meslek lisesinden dikey geçiş yaparken bir sıkıntı var; meslek lisesinden direkt mühendis olamazsın’ demişti. Bunun çözümünün ne olduğunu sürekli araştırdım. 2 yıllık bir ön lisans programı okuduktan sonra dikey geçişle dört yıllığa geçebileceğimi öğrendim. Ben de Bilgisayar Teknolojisi ve Programlama bölümünü okudum, 2 yılın sonunda okul ikincisi olarak mezun oldum. Daha sonra, mühendislik üzerine yüksek lisans yapabileceğimi duyuyordum ve nitekim yaptım da."



"İşitme engelli bir birey üniversite eğitimi için başvurduğunda hemen kabul görüyor ve beni örnek gösteriyorlar"


Doktora kararı aldığında ‘olmaz’ diyenlere rağmen başardığını aktaran Burak Uyanık, "Sakarya Üniversitesi’nde yüksek lisansımı tamamladım ancak tercüman olmadığı için anlatırken çok zorlandım, çünkü işitme engelliyim. Kendimi ifade etmekte zorlandığım için de doktora yapmamaya karar vermiştim. Fakat hocalarım bana, ‘Yeteneğin var, başarılı olabilirsin, yapabilirsin; doktoranı da tamamlayabilirsin’ diyerek destek oldular. Onlara, ‘Tamam, kabiliyetim var ama kendimi ifade edemiyorum. Erişim imkanı olmadığı için bu mümkün değil, yapamam’ dedim. Eve geldikten sonra bu durumu eşimle paylaştım; eşim de bana ‘Doktora yap’ diyerek destek oldu. Daha sonra, tıpkı benim gibi işitme engelli olan oğlum dünyaya geldi. Oğlum işitme engelli olduğu için, tıpkı geçmişte babamın benim eğitimi uğruna İzmir’den Eskişehir’e taşınarak yaptığı fedakârlığın bir benzerini bu kez ben üstlendim. Oğlumun eğitimi ve daha iyi bir geleceğe sahip olabilmesi adına TÜBİTAK’taki görevimden istifa edip TEİ’de işe girdim; eşim de Eskişehir’e tayin oldu. Bu süreçte doktoramı bitirdim ve bu alandaki farkındalık arttı. Örneğin, günümüzde Kocaeli Üniversitesi’ne işitme engelli bir birey yüksek lisans veya üniversite eğitimi için başvurduğunda hemen kabul görüyor ve beni örnek gösteriyorlar; bu benim için gerçekten çok önemli. 2019 yılında başladığım doktora programını, 4 yıl içinde yani 2023 yılında tamamladım. Böylece Türkiye’de alanında doktorasını tamamlayan ilk işitme engelli birey oldum" diye konuştu.



"Öğretmenimin sayesinde başarılı oldum"


Oğlu ve eşi gibi kendi de işitme engelli olan Gizem Uyanık yaşadığı süreçle alakalı, "Çocukluğumda bende çok büyük bir iz, adeta bir travma bırakan süreçler yaşadım. Ben ancak 4 veya 5 yaşlarındayken konuşmaya başlayabildim; o yaşıma kadar hiç konuşmuyordum. Konuşamadığım için o dönemlerde beni zihinsel engelli sanmışlar ve bu yüzden hiçbir okul beni kabul etmek istememiş. Tek çare olarak beni işitme engelliler okuluna göndermek kalmış. İşitme engelli olduğum için okulların beni reddetmesi üzerine işitme cihazı kullanmaya başladım. Öğrenme süreci benim için çok zor, çok meşakkatli oldu ama çok okuyarak bu zorluğu aşmaya çalıştım. İlkokulda sınıfta en arka sırada oturuyordum ve bu durum benim için süreci daha da zorlaştırıyordu. Zaten işitme kaybım varken en arkaya oturtulmam, öğretmenden uzaklaşmama ve dolayısıyla dersleri daha da az duymama sebep oluyordu. Üçüncü sınıfa geçtiğimizde öğretmenimiz değişti. Yeni öğretmenimiz, özel eğitim konusunda donanımlı bir eğitmendi. Beni görür görmez hemen en ön sıraya aldı. Ders anlatırken her zaman yüzüme, doğrudan gözlerimin içine bakarak konuşuyordu. Kitapları göstererek ‘Şunları öğren, şunlara çalış’ diyerek beni sürekli yönlendiriyordu. İşte bu öğretmenimin sayesinde başarılı oldum. Adını hiç unutmuyorum: Ömer Torun. Hocamın ismini asla unutamam; onun sayesinde eğitime daha sıkı bağlandım. Kendi çabamla, azmimle ve bol bol kitap okuyarak kendimi sürekli geliştirdim. Daha sonra üniversite sınavında çok yüksek bir başarı gösterdim. Liseyi üçüncülük derecesiyle bitirdikten sonra Sakarya Üniversitesi Elektrik-Elektronik bölümünden mezun oldum. Mezuniyet sonrasında, işitme engelli olduğum gerekçesiyle birçok yer beni işe almadı; yalnızca bir teknoloji fabrikası kapılarını açtı ve orada işe başladım. Hayatımın bu döneminde eşim, sağ olsun, en büyük destekçim oldu. Onun da motivasyonuyla Devlet Memurluğu Sınavı’na (EKPSS) girdim ve kazandım. Devlet memuru olarak atandım ve o günden beri de görevimi sürdürüyorum" dedi.



"Bazen empati yoksunu olabiliyor"


Ailesinde kendisi eşi ve oğlunun yanı sıra 3 ferdin daha işitme engelli olduğunu ifade eden Gizem Uyanık şunları söyledi:


"Aslında ailemizde sadece ben değil, ablam da işitme engelli. Çekirdek ailemize baktığınızda annem, babam, ablam ve ben olmak üzere 4 kişi işitme engelliyiz. Hatta amcam, dayım, teyzem de dahil olmak üzere geniş ailemizin neredeyse tamamı işitme engelli bireylerden oluşuyor. Oğlumun benim çocukluğumda yaşadığım dışlanma duygusunu yaşamadığını umuyor ve öyle olduğunu görüyorum. Çünkü çocuklar bazen empati yoksunu olabiliyor ve farkında olmadan çok acımasızca davranabiliyorlar. Fakat oğluma baktığımda, özgüveni son derece yüksek bir çocuk olduğunu görüyorum. İşitme engelli olduğunu tamamen kabul etmiş durumda. Başının arkasına taktığı implant cihazının ne işe yaradığını çok iyi biliyor ve arkadaşları sorduğu zaman onlara son derece rahat bir şekilde cevap verebiliyor. Kendi çocukluğuma baktığımda, oğlumun bugünkü bilincine ve gelişim seviyesine o yaşlarda sahip olmadığımı açıkça görebiliyorum."



"Hep birlikte çok başarılı bir aile olduk"


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan 2025 Aile Yılı kapsamında işitme engelli aile ödülünü aldıklarını söyleyen Gizem Uyanık, "Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından ödüllendirileceğimiz haberi ilk geldiğinde açıkçası emin olamadım. Evet, hep birlikte çok başarılı bir aile olduk ama yine de içimizden ‘Acaba bunu gerçekten hak ediyor muyuz, yoksa bir yanlışlık mı var’ diye düşünmeden edemedik ve çok duygulandık. Ankara’ya gidip o ödülü ellerimizle alana kadar da tam anlamıyla inanamamıştım. Ancak ödülü aldıktan sonra eşime dönüp, ‘Evet, biz gerçekten topluma büyük bir katkı sağladık ve bu konuda çok önemli bir farkındalık oluşturduk’ dedim. Bunu başardığımızı net bir şekilde fark ettim. Çok teşekkür ederim" dedi.



Ödüllü ve ilk doktoralı işitme engelli mühendis çifte validen anlamlı ziyaret

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Vali Masatlı: "Karaçay Nehri’nin üzerinde 2 vatandaşımız kayıp, şu anda arama çalışmalarına başladık" Hatay Valisi Mustafa Masatlı, kentte yaşanan aşırı yağışlarla birlikte metrekareye 157.2 kilogram yağış düştüğünü belirterek 3 kişinin vefat ettiğini ve kaybolan 2 şahsı arama çalışmalarının sürdüğünü söyledi. Meteorolojinin şiddetli yağış uyarısında bulunduğu Hatay’da dün akşam saatlerinden itibaren şiddetli yağış etkili oldu. Kentte caddeler göle dönerken, sel ve heyelan afeti yaşandı. Hatay Valisi Mustafa Masatlı, Karaç Nehri’nin taşmasıyla yıkılan Antakya - Samandağ yolu üzerindeki köprünün bulunduğu bölgede inceleme yaparak basım açıklaması yaptı. Vali Masatlı, aşırı yağış sonrası yaşanan afetlerde 3 can kaybının olduğunu ifade ederek, "Dün saat 17.00’dan sonra şehrimizde normalin üstünde bir yağış etkili oldu. Bizim beklentimizin neredeyse 7 - 8 katı fazla yağış düştü metrekareye. Meteorolojinin verilerine göre; 21 kilogram ile 30 kilogram arası yağış maalesef 157.2 kilogramla bizimde tahmin edemediğimiz şekilde etkili oldu. Yağış öncesi valiliğimizin başkanlığında ve koordinasyonunda TAMP’ın bütün paydaşlarını AFAD merkezimizde topladık. Başta Valiliğimiz, AFAD teşkilatımız, büyükşehir belediyemiz, karayollarımız, emniyetimiz, jandarmamız ve STK’larımızla arkadaşlarımız olaylara nezaret ettiler. Yağışlar 04.00 civarı azaldı, şehrimizin genel durumuyla ilgili tespitlere başladığımızda 3 can kaybımızın olduğunu tespit ettik. Arama, kurtarma çalışmaları neticesinde 2 bin 300 personelimiz ve 883 aracımız görev aldı. Şuana kadar da 1400 civarı ihbarımız var" dedi. Karaçay Nehri’ne düşen araçta 2 kişinin kaybolduğunu ifade eden Vali Masatlı, "Diğer taraftan da Karaçay nehrinin üzerinde maalesef 2 vatandaşımız kayıp, şu anda arama çalışmalarına başladık. Dronelerle, iz takip köpekleriyle teknolojinin bütün imkanlarını kullanarak kaybolan 2 vatandaşımızı aramaya başladık. Şuan itibariyle bulmuş değiliz, yarın sabahın çok erken saatleriyle birlikte nehrin çeperlerini de kapsayan arama yöntemiyle aramaya devam edeceğiz. Ben buradan hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allahtan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. İnşallah 2 vatandaşımızı da sağ salim bulmayı diliyoruz, bulmak için bütün çabamızı harcayacağız" dedi.
Hatay Araçlarıyla birlikte köprüden düşerek akıntıya kapılan 2 genç kayboldu Hatay’da etkili olan yağış sonrası nehrin taşması sonucu Karaçay köprüsü tek taraflı yıkılırken, akıntıya kapılan araçtaki 2 kişi kayboldu. Suya kapılan 2 genci arama çalışmaları devam ediyor. Meteorolojinin şiddetli yağış uyarısında bulunduğu Hatay’da dün akşam saatlerinden itibaren şiddetli yağış etkili oldu. Kentte caddeler göle dönerken, sel ve heyelan afeti yaşandı. Aşırı yağışların etkili olduğu Samandağ ilçesi Karaçay Mahallesi’nde bulunan Karaçay Nehri, yağış sonrası taştı. Taşan Karaçay Nehri, Samandağ ile Antakya ilçelerini birbirine bağlayan Karaçay köprüsünün Samandağ’a gidiş yönünü çökertti. Çökme esnasında köprünün üzerinde ilerleyen araçtaki 20 yaşındaki Musa Paşa ve 19 yaşındaki Deniz Hoşgel kayboldu. Olay yerine sevk edilen AFAD, Hatay Büyükşehir Belediyesi Su altı Arama ve Kurtarma ekipleri başta olmak üzere çok sayıda ekip arama çalışmalarını sürdürüyor. Öte yandan gençlerim akıntıya kapıldığı araçsa ekipler tarafından hurdaya dönmüş halde bulundu. Selden dolayı yıkılan köprüden düşen şahısların kaybolduğunu ifade eden muhtar Cemil Gültekin, "Gece kuvvetli bir yağış oldu. Aniden gelen taşkınla Karaçay Nehri doldu taştı. Nehir taşınca Antakya ile Samandağ ilçelerini bağlayan köprünün tek tarafı yıkıldı. Kaybolan kişi Antakya’dan gelirken bazı vatandaşların dur ikazına uymadan devam ettiği için arabasıyla yıkılan köprüden aşağıya düştü. Nehre düşüp akıntıya kapılınca kayboldu. Arabası bulundu ama kendisinden henüz haber yok. Sahil Güvenlik, jandarma, AFAD bütün ekipler seferber oldu. Allah devletimizden razı olsun. Gece boyunca yağış hiç durmadı" ifadelerini kullandı.
Hatay Araçla birlikte köprüden düşerek akıntıya kapılan 19 ve 20 yaşındaki 2 genç kayboldu Hatay’da etkili olan yağış sonrasında Antakya ile Samandağ’ı birbirine bağlayan köprü tek taraflı yıkıldı ve akıntıya kapılan araçtaki 2 kişi kayboldu. Suya kapılarak kaybolan 19 ve 20 yaşındaki 2 genci arama çalışmaları devam ediyor. Meteorolojinin şiddetli yağış uyarısında bulunduğu Hatay’da dün akşam saatlerinden itibaren şiddetli yağış etkili oldu. Kentte caddeler göle dönerken, sel ve heyelan afeti yaşandı. Aşırı yağışların etkili olduğu Samandağ ilçesi Karaçay Mahallesi’nde bulunan Karaçay nehri, yağış sonrası taştı. Taşan Karaçay nehri, Samandağ ile Antakya ilçelerini birbirine bağlayan Karaçay köprüsünün Samandağ’a gidiş yönünü çökertti. Çökme esnasında köprünün üzerinde ilerleyen araçtaki 20 yaşındaki Musa Paşa ve 19 yaşındaki Deniz Hoşgel kayboldu. Olay yerine sevk edilen AFAD, Hatay Büyükşehir Belediyesi Su altı Arama ve Kurtarma ekipleri başta olmak üzere çok sayıda ekip arama çalışmalarını sürdürüyor. Öte yandan gençlerim akıntıya kapıldığı araçsa ekipler tarafından hurdaya dönmüş halde bulundu. Selden dolayı yıkılan köprüden düşen şahısların kaybolduğunu ifade eden muhtar Cemil Gültekin, "Gece kuvvetli bir yağış oldu. Aniden gelen taşkınla Karaçay nehri doldu taştı. Nehir taşınca Antakya ile Samandağ ilçelerini bağlayan köprünün tek tarafı yıkıldı. Kaybolan kişi Antakya’dan gelirken bazı vatandaşların dur ikazına uymadan devam ettiği için arabasıyla yıkılan köprüden aşağıya düştü. Nehre düşüp akıntıya kapılınca kayboldu. Arabası bulundu ama kendisinden henüz haber yok. Sahil Güvenlik, jandarma, AFAD bütün ekipler seferber oldu. Allah devletimizden razı olsun. Gece boyunca yağış hiç durmadı" ifadelerini kullandı.
İstanbul Ataşehir Belediyesi’nden vatandaşlara kurbanlık seçiminde önemli uyarılar Ataşehir Belediyesi, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde vatandaşların sağlıklı ve dini şartlara uygun kurbanlık seçebilmesi için dikkat edilmesi gereken önemli noktaları paylaştı. Veteriner Hekim Senem Aksoy, kurbanlık hayvan seçiminde sağlık belgelerinden yaş tayinine kadar birçok konuda uyarılarda bulundu. Kurban Bayramı’nın yaklaşmasıyla birlikte kurbanlık alışverişleri hız kazanırken, Ataşehir Belediyesi de vatandaşların bilinçli seçim yapabilmesi amacıyla bilgilendirme çalışmalarını sürdürüyor. Ataşehir Belediyesi Veteriner Hekimi Senem Aksoy, kurbanlık hayvan seçiminde dikkat edilmesi gereken önemli hususları anlattı. Veteriner Hekim Senem Aksoy, kurbanlık hayvanların mutlaka küpe numarasına sahip olması gerektiğini belirterek, hayvan pasaportu, veteriner sağlık raporu ve şehir dışından getirilen hayvanlar için il nakil belgelerinin kontrol edilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Kurbanlık hayvanların yaş şartlarına da dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Aksoy, sığır ve mandaların en az 2 yaşını doldurmuş olması gerektiğini, koyun ve keçilerde ise 1 yaş şartı arandığını söyledi. Aksoy ayrıca, 6 ayını tamamlamış ancak gelişimi itibarıyla 1 yaşını doldurmuş gibi görünen koyunların da kurbanlık olarak tercih edilebileceğini belirtti. Hayvanların sağlık durumunun dikkatle gözlemlenmesi gerektiğine işaret eden Aksoy, özellikle süt dişlerini değiştirmiş olmalarının önemli bir kriter olduğunu söyledi. Hayvanların canlı bakışlara, parlak tüylere sahip olması gerektiğini belirten Aksoy, vatandaşların hayvanları birkaç dakika gözlemleyerek davranışlarını incelemeleri gerektiğini kaydetti. Hayvanların aşırı tepkili ya da tamamen tepkisiz olmamasının önemli olduğunu ifade eden Aksoy, vücutta yara, şişlik veya bere bulunmaması gerektiğini dile getirdi. Öksürük, ağız ve göz akıntısı, salya, ishal ve yüksek ateş gibi belirtilerin hastalık göstergesi olduğunu belirten Aksoy, bu tür hayvanların kurbanlık olarak tercih edilmemesi gerektiğini söyledi. Kurbanlık seçiminde hayvanların hareketlerinin de dikkatle takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Aksoy, gebe ya da aşırı güçten düşmüş hayvanların kurban edilmesinin uygun olmadığını ifade etti. Yeni doğum yapmış hayvanların da kurbanlık olarak seçilmemesi gerektiğini belirten Aksoy, sürü devamlılığının korunması adına öncelikli olarak erkek hayvanların tercih edilmesinin önemine dikkat çekti. Ataşehir Belediyesi, vatandaşların hem sağlık şartlarına uygun hem de dini kurallara uygun kurbanlık seçebilmesi için bu hususlara dikkat etmeleri gerektiğini hatırlattı.
Çankırı Çankırı ve Kastamonu’da doğum sayısı düştü Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 yılı Doğum İstatistikleri’ne göre, Çankırı ve Kastamonu’da canlı doğan bebek sayısı bir önceki yıla göre azaldı. 2 ilde 2025 yılında toplam 4 bin 567 bebek dünyaya geldi. TÜİK verilerine göre, Çankırı’da 2024 yılında bin 803 olan canlı doğan bebek sayısı, 2025 yılında bin 660’a geriledi. Kentte dünyaya gelen bebeklerin yüzde 50,4’ü erkek, yüzde 49,6’sı kız oldu. Toplam doğurganlık hızı ise 2024 yılında 1,37 iken 2025 yılında 1,28’e düştü. Çankırı’da doğumların en fazla 25-29 yaş grubundaki annelerde gerçekleştiği görüldü. Bu yaş grubunda 2024 yılında 755 doğum yaşanırken, 2025 yılında bu sayı 635 oldu. İlk doğumunu yapan annelerin ortalama yaşı 27 olarak kayıtlara geçti. Kaba doğum hızı da binde 8,9’dan binde 8,3’e geriledi. Kastamonu’da da benzer bir düşüş yaşandı. Kentte 2024 yılında 3 bin 62 olan canlı doğan bebek sayısı, 2025 yılında 2 bin 907’ye düştü. Bebeklerin yüzde 51’i erkek, yüzde 49’u kız olarak kayıtlara geçti. Toplam doğurganlık hızı ise 1,32’den 1,28’e geriledi. Kastamonu’da doğumların en fazla görüldüğü yaş grubu yine 25-29 oldu. Bu yaş grubunda 2024 yılında bin 148 doğum gerçekleşirken, 2025 yılında sayı bin 107’ye düştü. İlk doğumunu yapan annelerin ortalama yaşı 27,6 oldu. Kaba doğum hızı ise binde 7,9’dan binde 7,6’ya geriledi.