EKONOMİ - 11 Ağustos 2025 Pazartesi 15:23

Pastacılık sektöründe tüketici talepleri değişiyor

A
A
A
Pastacılık sektöründe tüketici talepleri değişiyor

Eskişehir’de 28 yıldır pasta ustalığı yapan Mehmet Vural, pastacılık sektöründeki hızlı değişim ve yeni tüketici trendlerine dikkat çekti.


Eskişehir’de 28 yıldır pasta ustalığı yapan Mehmet Vural, pastacılık sektöründe son yıllarda hızla değişen tüketici talepleriyle yeni bir dönüşüm yaşandığını belirtiyor. Geleneksel çok katlı düğün pastalarının yerini, daha pratik ve ekonomik alternatifler alırken, butik ve tek porsiyonluk tatlılara olan ilginin giderek arttığını söylüyor. Ayrıca, sosyal medyanın etkisiyle evde butik pasta yapıp satışa sunan genç girişimcilerin sayısında önemli bir artış yaşandığını vurgulayan Mehmet Vural, bu durumun sektörde üretim tekniklerinden sunuma kadar birçok alanda yeniliklerin yapılmasını zorunlu kıldığını ifade ediyor.



"Düğünlerde çok katlı pastaların yerini sedye pastalar alıyor"


Düğün gibi organizasyonlarda kullanılan çok katlı gerçek pastaların maliyet nedeniyle artık daha az tercih edildiğini dile getiren Mehmet Vural, "Eskiden düğünlerde 6-7 katlı gerçek pastalar çok popülerdi. Ancak hem maliyetin artması hem de servis zorlukları nedeniyle artık fazla tercih edilmiyor. Düğün salonları genellikle sedye pasta dediğimiz, büyük dikdörtgen pastaları kullanıyor. Hem taşınması hem de dilimlenip servis edilmesi kolay olduğu için salonlar açısından daha pratik. Görsellik açısından katlı maket pastalar sahneye konuyor, asıl servis bu dikdörtgen pastalar üzerinden yapılıyor" dedi.



"İnsanlar artık sosyal medyada paylaşabilecekleri estetik görünümler arıyor"


Tüketici alışkanlıklarının yalnızca düğün pastalarında değil, tüm ürün grubunda değiştiğini vurgulayan Vural, "Geçmişte çikolatalı veya meyveli klasik yaş pastalar özel günlerin vazgeçilmeziydi. Şimdi ise tek kişilik adet pastalar, cheesecake çeşitleri, sütlü tatlılar ve modern sunumlu butik pastalar öne çıkıyor. İnsanlar artık hem farklı tatlar hem de sosyal medyada paylaşabilecekleri estetik görünümler arıyor. Bu durum üretim tekniklerini de değiştirdi; eskiden toplu büyük pastalar yapılırken şimdi çeşit ve sunum odaklı üretim yapıyoruz" diye konuştu.



"Pastacılık, sürekli yenilik isteyen bir meslek"


Son yıllarda donuk pasta kullanımının arttığına da değinen Mehmet Vural, "Donuk pastalar hem stoklama hem de hızlı servis açısından avantaj sağlıyor. Özellikle yoğun dönemlerde üreticiye de işletmeye de kolaylık sunuyor. Sedye pastalar şu anda yaygın olsa da, birkaç yıl içinde yerlerini daha pratik ve tek porsiyonluk yeni ürünlere bırakabilirler. Pastacılık sektörü artık hız, pratiklik, görsellik ve lezzeti aynı anda sunmak zorunda. Her gün farklı ürünler, renkler ve tasarımlar üretmeliyiz. Pastacılık, sürekli yenilik isteyen bir meslek" ifadelerini kullandı.



"Gençlerin sektörde varlık göstermesi beni sevindiriyor"


Mehmet Vural, internet üzerinden satış yapan genç pastacıların sayısının artması hakkında da şunları söyledi;


"Gençler evde kendi mutfağında butik pasta, kurabiye, adet pasta yapıp sosyal medyadan satışa sunuyor. Bu hem girişimcilik açısından güzel bir adım hem de tüketiciye daha fazla çeşitlilik sağlıyor. Gençlerin internet üzerinden bu mesleği icra etmesi bizim işlerimizi kesmiyor. Zaten bir pasta dükkânınız varsa sabit bir müşteri kitleniz oluyor. Biz müşterilerimizden dolayı hiç eksilme yaşamadık. Her ustanın elinin lezzeti farklıdır. Kimi keki farklı yapar, kimisi malzeme oranlarını değiştirir. Bu da pastaların lezzet farkını oluşturur. İşlerimizi kesmesinin aksine gençlerin sektörde varlık göstermesi beni sevindiriyor. Meslek devam ettikçe kalite de sürer."



"Eğlenceli ve altın bilezik değerinde bir meslek"


Mesleğe ilgi duyan gençlere tavsiyelerde bulunan deneyimli pastacı, "Ben mesleğimi çok seviyorum. Biz 3 erkek kardeşiz üçümüzde pasta sektöründeyiz benim dört oğlum var dördü de bu sektörde ilerliyor. Ben mesleğimi çok sevdiğim için elimden geldiğince bunu çocuklarıma da aşılamaya çalışıyorum. Ağır bir işimiz yok, zevkli bir iş. Gıda ve pastacılıkla ilgili bölümler okuyarak bu alanda ilerleyebilirler. Eğlenceli ve altın bilezik değerinde bir meslek" şeklinde konuştu.



Pastacılık sektöründe tüketici talepleri değişiyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Posalı ve yüksek lifli besinler, kanser riskini azaltıyor Kolorektal/kalın bağırsak kanseri, dünyada ve Türkiye’de en sık görülen kanser türleri arasında bulunuyor. Birçok kanser türünde olduğu gibi, sağlıklı ve aktif bir yaşam tarzını benimsemek, ideal kiloda kalmak ve işlenmiş gıda tüketiminden kaçınmak, kalın bağırsak kanseri riskinin azaltılmasına yardımcı oluyor. Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı‘na göre; dünyada her 5 kişiden biri kansere yakalanıyor. 8 erkekten 1’i ve 11 kadından 1’i kanser sebebiyle hayatını kaybediyor. Türkiye Sağlık Bakanlığı kanser istatistiklerine göre; 2020 yılında Türkiye’de en sık görülen ilk 5 kanser türünden biri kolorektal / kalın bağırsak kanseri. Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Hande Güngör, kalın bağırsak kanserine karşı alınabilecek tedbirleri şöyle anlattı: "Aşırı kilolu veya obez olmak, fazla miktarda işlenmiş gıda veya kırmızı et tüketmek, alkol-sigara kullanmak ve fiziksel olarak aktif olmamak kolorektal kansere yakalanma riskini artırabilen faktörlerdendir. Sağlıklı kiloda kalmak ve bunu sürdürmek, farklı renklerde taze sebze-meyve ağırlıklı beslenmek, posa içeriğinden zengin besin tüketimini artırmak önemlidir. Rafine şeker ve yüksek karbonhidrat içeren besin tüketimini sınırlamak, sigara-alkol tüketiminin bırakılması gerekir. Soğan-sarımsakta bulunan ve suda çözülebilen polisakkaritlerden ‘inülin’in prebiyotik etkisi, sağlıklı kolonosit hücrelerinin büyümesini destekler ve metastazın azalmasına katkı sağlar." Kahve tüketimi erkeklerde riski azaltırken, kadınlarda artırıyor Çay ve kahvede bulunan biyoaktif bileşenlerden polifenollerin kolorektal kansere karşı koruyucu olduğunu ifade eden Dyt. Hande Güngör, şu bilgileri verdi: "Yapılan çalışmalarda, kahve tüketiminin erkeklerde kolon kanseri riskini azalttığı, kadınlarda ise rektal kanser riskini arttırdığı belirlenmiştir. Antioksidan, antiinflamatuar ve antikarsinojenik etkisi olan zerdeçalın kimyasal bileşeni kurkumin, kolorektal kanserden koruyucu ve iyileştirici etkiye sahiptir. Kurubaklagiller, kuruyemişler, taze sebze ve meyveler posa açısından zengindir. Çözünür posa, antitümör etkisiyle, çözünmez posa ise kanserojen bileşenlerin emilimini önemli ölçüde azaltarak kolon kanseri gelişme riskini azaltmaktadır. Grubunun en yüksek posa içeren besinleri olan barbunya, badem ve bezelye başta olmak üzere, diyet lifi içeren tüm besinlerin tüketimi artırılmalıdır. 1-31 Mart Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı’nda kolon sağlığını korumaya yardımcı olan besin tüketimini artırarak bağırsak sağlığı güçlendirilebilir."
Bursa Karacabey Ovası’nda turfanda karpuz ekimi başladı Bursa’nın sebze üretimiyle önde gelen ve verimli topraklarıyla bilinen Karacabey Ovası’nda turfanda karpuz ekimleri başladı. Karacabey Ziraat Odası 2. Başkanı Ramazan Düzen, ocak ve şubat yağışlarının iyi olduğunu belirterek, birçok bölgede tarım alanlarının sular altında kaldığını hatırlattı. Ekim ve kasım aylarında hububat ekili arazilerde yağışların faydalı olduğunu belirten Düzen, "Su altında kalmayan yerlerde gidişat güzel. Su çekilmeyen yerlerde ise zarar var ve tarlalar yeniden ekilecek. Suyun çekildiği boş tarım alanlarının sebze ekimi için uygundur. Karacabey çiftçisi yavaş yavaş sebze için tarlaya girmeye başladı" dedi. İlk olarak turfanda karpuz ekimlerinin yapıldığını dile getiren Düzen, şöyle konuştu: "ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaştan önce geçen yıla göre maliyetlerimiz yüzde 50’ye yakın artmıştı. Savaştan sonra biraz daha arttı. Gübre, mazot, ilaç derken ekim maliyetleri yüzde 100’e ulaştı. Bir ay önce sezona girmek isteyen çiftçiler turfanda karpuz ekiyor. Dekar maliyeti yaklaşık 40 bin lira turfanda karpuzda. 7-8 ton karpuz aldığımızı düşünerek kilogramda 5-6 lira maliyetimiz var." Düzen, bu fiyatların üzerindeki tarladan satışlarda çiftçinin kazanabileceğine dikkati çekerek, "Yazın bu fiyatın üzerinde olsun ki kazanabilelim. Geçen yıl dekarını 5 bin liraya verdik. Karpuzda geçen yaz dekar başına 25-35 bin lira zarar oluştu. İnşallah bu yıl zarar görmeyiz ve geçen yılı telafi ederiz" diye konuştu.
Antalya Doç. Dr. Murat Köken: "Omuz ağrısı sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştırabilir" Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Doç. Dr. Murat Köken, omuz ağrısının çoğu zaman ihmal edilse de sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştıran bir sorun haline gelebileceği konusunda uyardı. Omuz ağrısı, günlük yaşamı olumsuz etkileyen ve çoğu zaman ihmal edilen sağlık sorunlarının başında geliyor. Hareket kabiliyeti yüksek olan omuz eklemi, bu özelliği nedeniyle aynı zamanda en hassas bölgeler arasında yer alıyor. Uzmanlar, erken dönemde fark edilmeyen omuz ağrılarının zamanla daha ciddi sorunlara yol açabileceğine dikkat çekti. Omuz ağrısının başlıca nedenleri Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Murat Köken, "Omuz ağrısı, toplumda oldukça yaygın görülmesine rağmen çoğu zaman ihmal edilen önemli bir sağlık sorunudur. Sabah giyinirken zorlanma, gece uykudan omuz ağrısıyla uyanma ya da basit bir hareket sırasında omuzda ani bir sızı hissetme ile başlayabilir, sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştıran bir sorun haline gelebilir. Omuz ağrısı; basit zorlanmalardan ciddi ortopedik rahatsızlıklara kadar birçok farklı sebeple ortaya çıkabilir. En sık karşılaşılan nedenler arasında; omuza aşırı yük bindirilmesi, ters pozisyonda yatma (özellikle omuz üzerine yatma), burkulma ve zorlanmalar, tendon yaralanmaları, boyun fıtığı, omuz çıkıkları, sinir sıkışmaları, kireçlenme, düşme veya çarpma gibi travmalar yer almaktadır" dedi. "Bazı meslek gruplarında daha sık görülebilir" Omuz ağrısının bazı meslek gruplarında daha sık görüldüğünü belirten Köken, "Masa başında uzun süre çalışanlar, kuaförler ve berberler, boyacılar ve inşaat işçileri, öğretmen gibi tekrarlayan hareketler ve uzun süre aynı pozisyonda kalmak omuz sağlığını olumsuz etkileyebilir. Ev işlerinde ise cam silmek, halı yıkamak, yüksek raflara uzanmak, ağır tencere ve eşyaları kaldırmak, uzun süre ütü yapmak, omuz kaslarına aşırı yük bindirerek zamanla ağrıya yol açabilir. Omuz ağrısı hem kadınlarda hem erkeklerde görülmekle birlikte, yapılan gözlemler kadınlarda biraz daha yaygın olduğunu göstermektedir" diye konuştu. "Cerrahi dışı yöntemler etkili olabilir" Tedavi yöntemlerine değinen Köken, "Omuz ağrısında tedavi, ağrının nedenine göre planlanır. Çoğu hastada cerrahi dışı yöntemler yeterli olmaktadır. Bunlar arasında; fizik tedavi ve özel egzersiz programları, kortikosteroid veya hyaluronik asit enjeksiyonları, PRP (trombositten zengin plazma) veya kök hücre enjeksiyon tedavisi, şok dalga tedavisi (ESWT) yer almaktadır. Bu yöntemlerle birçok hasta ameliyata gerek kalmadan sağlığına kavuşabilmektedir" ifadelerini kullandı. Cerrahi gerektiren durumlar Cerrahi gerektiren durumlara da değinen Köken, "İleri derecede tendon yırtıkları, ciddi omuz çıkıkları, ileri evre kireçlenme, hareketi ciddi şekilde kısıtlayan durumlarda gibi vakalarda ameliyat gündeme gelebilir. Omzunuzu 90 derecenin üzerine kaldıramıyorsanız, geceleri ağrı nedeniyle uyanıyorsanız, kolunuzda uyuşma veya güçsüzlük varsa, ağrı 2 haftadan uzun süredir devam ediyorsa, omzunuzda çıtırtı veya kilitlenme hissediyorsanız ve diğer yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlarda cerrahi tedavi tercih edilir" dedi. "Cerrahi ile kalıcı çözüm mümkün" Cerrahi yöntemler hakkında bilgi veren Köken, "Hastanın yaşı ve ağrının sebebine bağlı olarak, küçük kesilerle hızlı iyileşme sağlayan artroskopik (kapalı) ameliyat, kapalı ameliyat ile tedavi edilemeyecek hastalıklar ve kırıklarda açık ameliyat, ileri evre kireçlenmelerde kalıcı çözüm olarak omuz protezi tercih edilebilir" diye konuştu.