ASAYİŞ - 15 Ağustos 2025 Cuma 09:51

Taksici ve kurye arasında kavga

A
A
A
Taksici ve kurye arasında kavga

Eskişehir’de trafikteki araçların arasından çıkan taksi şoförü ile motosikletli kurye arasındaki ağız dalaşı kısa sürede kavgaya dönüşürken o anlar kask kamerasına anbean yansıdı.


Odunpazarı ilçesi Atatürk Bulvarı üzerinde trafikte seyreden bir kurye, araçların arasından bir anda çıkan taksiyle kafa kafaya geldi. Kazadan yaptığı hamle ile kurtulan motosikletli kurye, taksi şoförüne tepki gösterdi. Tepkisi sonrasında aracından inen taksi şoförü ile kurye arasında kısa süreli ağız dalaşı yaşandı. Ağız dalaşının arbedeye dönüştüğü olayda, tarafları çevredeki vatandaşlar ayırdı. Kavga anı motosikletli kuryenin kask kamerasına anbean yansıdı.



Taksici ve kurye arasında kavga

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Kadın girişimci, doğal taş bileklik yapımını epoksi sanatıyla birleştirerek sanata dönüştürdü Eskişehir’de yaşayan ev hanımı Sevil Tuluk, hobi olarak başladığı doğal taş bileklik yapımını bu yıl epoksi sanatıyla birleştirerek sanata dönüştürdü. Hazırladığı ürünlerin yoğun ilgi gördüğünü belirten Tuluk, "Her kesime hitap eden, doğal ve estetik tasarımlar yapıyoruz" dedi. Eskişehir’de ev ekonomisine katkı sağlamak isteyen kadın girişimciler, el emeği ürünlerini görücüye çıkarmaya devam ediyor. Geçtiğimiz yıl doğal taş bileklik yaparak sektöre adım atan Sevil Tuluk, bu yıl çalışmalarına epoksiyi de ekleyerek geniş bir ürün yelpazesi oluşturdu. "Doğal taşlarla epoksiyi birleştirdik" Sanat yolculuğunu anlatan Sevil Tuluk, "Geçen sene sadece doğal taş bileklikler üzerine çalışıyordum. Bu yıl kendimi geliştirerek epoksiyi de denemek istedim. Şu an epoksi ile doğal taşları bir araya getirerek; anahtarlık, kalemlik, mumluk, kül tablası ve bardak altlığı gibi pek çok ürün hazırlıyorum" ifadelerini kullandı. Fiyatlar 100 liradan başlıyor Ürettiği eserlerin fiyat aralığı hakkında bilgi veren Tuluk, "Fiyatlarımız anahtarlıklarımızda 100 liradan başlıyor, ürünün detayına ve emeğine göre 700 liraya kadar çıkabiliyor. Şu an en çok ilgiyi anahtarlıklar ve kül tablaları görüyor" dedi. "4 aylık emek sanata dönüştü" Epoksi üzerine yaklaşık 4 aydır yoğun bir çalışma yürüttüğünü kaydeden Sevil Tuluk, "İşin yapılışını öğrendikten sonra çeşitli kalıplar ve iri doğal taşlarla denemeler yaptım. Özellikle ametist taşı kullandığım ağır ve şık modellerimiz çok ilgi çekiyor. Bazı taşları da kırarak altın görünümü veriyoruz, ortaya çok estetik sonuçlar çıkıyor" diyerek sözlerini noktaladı.
Eskişehir Öğrenciler yorulmasın, fidanlar kurumasın diye muhtar kolları sıvadı Eskişehir’de bir lisenin bahçesindeki fidanların bidonlarla sulandığını gören muhtar, makaralı sisteme bağlı 130 metre uzunluğundaki bahçe hortumunu okula bağışlayıp, hem fidanların kurumasını hem de öğrencilerin ve çalışanların yorulmasını önledi. Odunpazarı ilçesi Erenköy Mahallesi’nde bulunan Süleyman Şah Anadolu Lisesi’ni ziyaret eden Gündoğdu Mahallesi Muhtarı Adem Karaman, yamaca inşa edilen okulun bahçesinde bulunan fidanları kovalarla sulamaya çalışan hizmetli ve öğrencileri fark etti. Daha önceden mahallesinde bulunan ve sonra mevcut konumuna taşınan okula ayrı bir ilgi duyan Adem Karaman, fidanların daha kolay sulanması için girişimde bulundu. Kaynak işlerinden anlayan Muhtar Adem Karaman, 130 metre uzunluğunda bahçe hortumu alıp okula bağışladı. Bahçenin tüm fidanlarına ulaşan oldukça uzun hortumun hem dağınıklık sorunu olmaması hem de kolay taşınması için Muhtar Adem Karaman, elleriyle bir seyyar makara sistemi tasarladı. Okuldaki hizmetliler ve öğrenciler yapılan basit ama etkili sistem ile bahçedeki fidanları artık çok daha rahat şekilde sulayabiliyor. "Yıllarca kullansınlar diye böyle bir sistem düşündüm" Fidanlara su taşıyan hizmetlileri gördüğünde bunu çözmek için harekete geçen Adem Karaman, "Ben buraya gelip giderken kadın hizmetli kardeşlerimizi burada ağaç sularken gördüm. Okulumuz yeni olduğu için damlama sulamanın faaliyete geçemediğini öğrendim. ‘Damlama su yapılana kadar biz bir çözüm yapalım’ dedim. Çünkü ben de kaynakçı adamım, 42 sene bu vatana, millete çalıştım. 130 metre bir hortum aldım. Evvelden çıkrık kuyulardan su çekilen bir alet vardı, o benim aklıma geldi. Kardeşlerimizin kolay çekebilmesi için 2 tane sabit, 2 tane sarhoş teker taktım düzeneğe. Yıllarca kullansınlar diye böyle bir sistem düşündüm" dedi. "Fidanlar da aynı evlat gibidir, sularsan, bakarsan ağaç olur" Çocukları da fidana benzeten Adem Karaman, "Hem ağaç hem çocuklar kolay kolay yetişmiyor. Fidanlar da aynı evlat gibidir sularsan, bakarsan ağaç olur. İnşallah bu ağaçların da vatanımıza, milletimize, Süleyman Şah Anadolu Lise’mize, çocuklarımıza faydalı olacağını düşünerek böyle bir şey yaptık. Bizim çocuklarımız fidan gibi. Çocuklarımızın, yetişmesi çok değerli" diye konuştu.
Sivas Bozkırda nadir görülen menderes ıslah öncesi dron ile görüntülendi Sivas’ın Kangal ilçesinde her mevsim farklı bir manzara sunan menderes, ıslah öncesi dron ile görüntülendi. Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Mühürkulak köyünden doğarak 15 kilometre yol kateden akarsu, kıvrımlı görüntüsüyle dikkat çekiyor. Mancılık köyü yakınlarından geçen ve bozkırda menderes oluşturan akarsu, tepeden bakıldığında eşsiz bir görüntü oluşturuyor. Bozkırın ortasında vahayı andıran ve her mevsim farklı bir güzelliğe bürünen akarsu, Tohma Çayı ile birleşerek Fırat Nehri’ne dökülüyor. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nce yapılan arazi toplulaştırma çalışması çerçevesinde ıslah çalışması başlatılan menderes, eski görüntüsünü kaybedecek. Kıvrımlı yapısını yitirecek olan menderes, ıslah çalışmaları öncesi dron ile görüntülendi. "Menderes özelliği kalmayacak" Menderesin tepeden bakıldığında eşsiz görüntülere sahne olduğunu ifade eden köy sakinlerinden İsmail Yolcu, "Burasının belki de son görüntüleri çekilmiş olacak. Çünkü ıslah edilecek ve o kıvrımlı görüntüsü kalmayacak. Burası 1915 yılından bu yana akan bir kaynak suyu. Bu bölgeyi besleyen bir dere burası. Aşağıda bir dere ile daha birleşip Tohma Çayı’nı oluşturuyorlar. Daha sonrasında ise Fırat Nehri’ne karışıyor. Şu anda toplulaştırma projesiyle birlikte ıslah ediliyor. Menderes özelliği kalmayacak ama dere olarak devam edecek. O kıvrımlı ve güzel görüntüsünü kaybedecek" dedi.
Bursa Nöromodülasyon sempozyumu Ankara’da gerçekleştirildi Türk Nöroloji Derneği Nöromodülasyon Çalışma Grubu tarafından düzenlenen 4. Nöromodülasyon Sempozyumu 9-10 Mayıs 2026 tarihlerinde Ankara’da Nöroteknoloji Mükemmeliyet Ortak Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde (NÖROM) yapıldı. Düzenleme Kurulu Başkanlığını Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji AD. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Cengiz’in yaptığı sempozyumda, ülkenin dört bir yanından, farklı disiplinlerden gelen bilim insanları nörolojinin ve nörobilimin popüler alanı nöromodülasyon konusunu tartışmak, bilgi paylaşımında bulunmak ve konu ile ilgili pratik uygulamalara katılmak üzere buluştu. Nöromodülasyonun temel prensiplerinden ileri teknolojiye, tedaviye dirençli hastalıklar için yeni yaklaşımlardan etik sorunlara kadar geniş bir yelpazede konuların ele alındığı sempozyumun ardından değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Bülent Cengiz, "Beyin uyarısı, nöroplastisite gibi genel konular dışında konuşmacılar kendi çalışmalarının bulduklarını da paylaştılar. İki değişik duyusal uyaranın beyinde nasıl işlendiğine ait çalışmanın sonuçları bu işleme sürecinin şizofreni ve yaşlılarda uzadığını gösteriyordu. Migren hastalarında duyusal işletmenin hangi mekanizmalarla bozulduğunu gösteren çalışmaların sunulduğu konuşmalar yapıldı. Araştırmacılar fibromyalji hastalığında rTMS etkinliğini araştırdıkları çalışmayı paylaştılar. Katılımcıların araştırma ağları kurarak ayrıldıkları sempozyumun ülkemizde nöromodülasyon alanındaki birikime katkı sağladığına inanıyoruz" dedi. Ankara’da düzenlenen 4. Nöromodülasyon Sempozyumu’nun organizasyonunu gerçekleştiren Burkon Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Eker de, "Burkon Turizm olarak kongreler ve sempozyumlar düzenlerken, tıp bilimine de katkı sağlıyor olmaktan mutluyuz" şeklinde konuştu.
Eskişehir Murano’dan Eskişehir’e gelen camlar, burada birer sanat eserine dönüşüyor Almanya’dan Eskişehir’e uzanan 20 yıllık serüveninde Venedik’in meşhur Murano camlarını alevle harmanlayan Cem Kılıç, sabrı sanatın temeline koyarak Odunpazarı’ndaki atölyesinde hem eşsiz eserler üretiyor, hem de workshop eğitimleriyle yediden yetmişe sanatseverleri cam sanatıyla buluşturuyor. Eskişehir’in tarihi Odunpazarı ilçesinde bulunan atölyesinde çeşitli takı, biblo ve heykeller üreten cam sanatçısı Cem Kılıç, sanat yolculuğunu ve işin inceliklerini anlattı. Almanya doğumlu olduğunu ve meslekle ilk olarak orada gittiği meslek okulu sayesinde tanıştığını belirten Kılıç, "Bu işi kendi ülkemde yapmak istediğime karar verdim ve Türkiye’ye dönerek çalışmaya başladım. Burada Anadolu Üniversitesi bünyesinde Türkiye’nin tek cam bölümünün olması Eskişehir için büyük bir şans. Biz de atölyemizde üniversite öğrencilerine workshop tarzında hızlı deneme imkânları sunuyor ve devamlı eğitimler veriyoruz" dedi. "En önemli temel kural sabırdır" Cam sanatıyla uğraşmak isteyenlerin sahip olması gereken özelliklere değinen Kılıç, sabrın bu meslekteki en kritik unsur olduğunu vurgulayarak, "Herkes ortaya bir şeyler çıkarabilir. Renk bilginiz varsa farklı, anatomi biliyorsanız daha farklı işler üretirsiniz. Ancak bu işin en temeli sanırım sabır. Malzemeyi öğrenmesi de, yapması da, hatta bazen izlemesi bile çok büyük sabır istiyor. Bir ürünün ortaya çıkma süreci ise çok değişken; bir dakikadan kısa sürede biten ürünlerimiz de var, tamamlanması günler hatta haftalar süren işlerimiz de var" ifadelerini kullandı. "Malzemeler Venedik’ten, şekli alevden" Kullandığı teknik ve malzemeler hakkında bilgi veren Cem Kılıç, şu sözlere yer verdi: "Çalışmalarımda cam çubuklar kullanıyorum. Bu camlar bize Venedik’in Murano Adası’ndan geliyor. Biz bu cam çubukları şalamadan çıkan alevde eriterek şekillendiriyoruz. Her dokunuşta camın alevle buluştuğu o an, sanatın ortaya çıktığı andır."