EĞİTİM - 26 Ağustos 2025 Salı 09:58

Türkiye’nin İngilizce ile imtihanı

A
A
A
Türkiye’nin İngilizce ile imtihanı

Eskişehir Anadolu Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu Öğretim Görevlisi Ersin Ateş, günümüzde dünya ülkeleri arasında ortak dil olarak kabul edilen İngilizcenin Türkiye’de öğrenilmesi ve kullanılmasında, EF İngilizce Yeterlilik Endeksi 2024 verileri ile ilgili görüşlerini belirtirken, "İngilizceye ders değil, bir dil olarak bakmalıyız" diye konuştu.


Endekse göre İngilizce yeterliliğinde Türkiye 497 puanla 116 ülke arasında 65’inci, 34 ülkenin yer aldığı Avrupa kategorisinde ise sondan ikinci sırada yer aldı. Türkiye’nin son sıralarda yer almasının birçok nedeni olabileceğini belirten Ersin Ateş, "Bence en önemli sebep, bizim İngilizceyi öğrenirken kullanmak amaçlı değil de sınav geçme amaçlı hedeflerimizin olması. Biz İngilizceye bir dil değil de ders gözüyle bakıyoruz. Yani bir sınava hazırlanırken biz daha çok üretim amaçlı değil de ’O sınavı geçeyim gerisi önemli değil’ gözüyle bakıyoruz. Halbuki burada en önemli beceriler üretici becerileri olan konuşma becerisi ve yazma becerisidir, ama biz bunu es geçiyoruz ya da önem vermiyoruz. Bence Türkiye’nin bu araştırmalarda gerilerde yer almasının sebebi budur. Türkiye’de birkaç sene öncesine kadar çoğu kişinin ’Şuraya gideyim, şu konuda çalışmalar yapayım’ gibi yurt dışı hedefi yoktu. Ama ekonomik sebepler ve benzeri diğer faktörler sebebiyle gençlerimizin şu an yurt dışına giderek çalışmalarına ve hayatlarına orada devam etmek istiyorlar. Bu etkili bir faktör. Dolayısıyla listede ilerleyeceğimizi düşünüyorum. Hollanda gibi Avrupa’daki gelişmiş ve küçük nüfuslu ülkeler ki, yapılan çalışmada Hollanda, ana dili İngilizce olmayıp İngilizce bilmede birinci olmuş. Dış dünyaya açıklar bundan dolayı buradaki dil öğrenme hedefi herkeste olan doğal bir hedef, ama Türkiye’de bu şekilde değil" dedi.



"Dil buz gibi eriyebilir"


2014’ten bu yana ilkokuldan itibaren İngilizce eğitimi verilmesiyle ilgili olarak ise şöyle söyledi:


"Aslında ne kadar erken başlandığının da bir önemi yok. Yani ilkokul ya da ortaokul olmasının çok bir önemi yok. Tabii ki bunlar etkili faktörler, ama dil öğreniminde en önemli şey süreklilik ve eğitimin kalitesidir. Siz çocuğu ikinci sınıfta dil eğitimine başlatıp okul ya da program bittikten sonra bunu tamamen bırakırsanız dil bir buz gibi erir, kaybolur. Burada en önemli şey devamlılıktır. Tabii kalite de önemli ama devamlılık kısmını atladığımız da kalite onu da eritmiş oluyor. Onun için bizim ne zaman başladığına bakmaksızın programı çok düzgün bir şekilde yazmamız ardından az da olsa ama devamlı olarak çocuğa belirli seviyede gerektiği kadar İngilizce eğitimini vermek bizim ana hedefimiz olmalıdır."



"Problem hocadan ziyade sistemde"


Türkiye’deki İngilizce öğretmenleriyle ilgili görüşlerini ifade eden öğretim görevlisi, "Bizim öğretmenlerimiziz geneli hoşgörülü, öğretmenlik dışında da öğrencisine yardımcı olmaya çalışan, kaliteli hocalarımız var. Bence buradaki problem hocadan ziyade sistemde. Sistemimize bakmamız lazım. Bu istatistikte öne çıkan ülkelerde eğitim sürecini geri bildirim çok önemli bir yer kapsıyor. Profesyonel olarak bu kişiler çalışırken, süreç içerisinde hem kendilerini hem birbirlerini hem sistemi değerlendiriyorlar. Böylelikle problemli alanları keşfedip müdahale edebilme şansları oluyor. Bu önemli bir faktör. Bence hem milli eğitimde hem yüksek öğretimde buna önem vermemiz gerekiyor. Kendi eksiklerimizi görmemiz ve buna çalışmamız gerekiyor. Bunun dışında bizde tekrarın nerede olması gerektiği konusunda da ben sıkıntılar görüyorum. Öğrenci bir programı ya da sınıfı tamamladığında sonraki dönemde kısa bir tekrar ve bunun üstüne devam beklersiniz. Yani öğrenmenin doğal gidişatı bu şekilde olur. Ama bizde pek de böyle olmuyor. Öğrenci konuya hakim olsun ya da olmasın bir sonraki aşamada tekrar görüyor. Bunun çok fazla dezavantajı var. Boşa vakit kaybı" ifadelerini kullandı.



"Öğrenmek için maruz kalmak gerekiyor"


Türkiye’nin İngilizce öğrenimindeki sorunlarının çözümlerinden de bahseden Ersin Ateş, şunları anlattı;


"Öncelikle daha önce de bahsettiğim devamlılık ve kalite konularına göz atmak gerekiyor. Bence sistemimizi üretken beceriler olan yazma ve konuşmaya ağırlık veren sistemlere dönüştürmemiz gerekiyor. Bunun dışında bizim öğrenci kalitemizde ya da öğretmen kalitemizde problem yok. Üniversitelerimizin genelinde İngilizce öğrenmek için teknolojik olarak iyiyiz. Yani gerekli ekipmana sahibiz. Öğrencilerimizi olabildiğince fazla dile maruz bırakacak ortamlar oluşturup, gramer ağırlıklı İngilizceden kurtulmamız gerekiyor."



Türkiye’nin İngilizce ile imtihanı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Turkcell ilk çeyrekte 68,4 milyar TL gelir, 4,6 milyar TL kâr açıkladı Turkcell, 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Şirketin konsolide gelirleri yıllık bazda yüzde 8,9 artarak 68,4 milyar TL’ye ulaşırken, net kârı ise yüzde 14,9 artışla 4,6 milyar TL’ye yükseldi. Teknoloji ve iletişim şirketi Turkcell, güçlü ve sürdürülebilir büyüme performansını devam ettirdi. Yılın ilk üç aylık döneminde konsolide gelirler yıllık bazda yüzde 8,9 artarak 68,4 milyar TL’ye ulaştı. Konsolide FAVÖK yüzde 3,2 artışla 28,3 milyar TL olurken, FAVÖK marjı yüzde 41,4 seviyesinde gerçekleşti. Şirketin vergi öncesi kârı yüzde 38,8 artışla 11,9 milyar TL’ye ulaşırken net kârı ise yüzde 14,9 oranında artarak 4,6 milyar TL’ye yükseldi. "5G çağına çok güçlü bir başlangıç" 5G’nin Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğunda tarihi bir dönüm noktası olduğuna işaret eden Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, şu değerlendirmeyi yaptı: "Şirket olarak, 32 yıllık teknoloji liderliğimizi, güçlü altyapı yatırımlarımız ve yenilikçi vizyonumuzla istikrarlı bir çizgide sürdürüyoruz. İlk çeyreğin son gününde Türkiye’yi Turkcell gücünde 5G ile buluşturmanın gururunu yaşadık. 5G ile yalnızca iletişim standartlarını yükseltmekle kalmadık; aynı zamanda sanayiden sağlığa, eğitimden ulaşıma kadar pek çok alanda ülkemizin rekabet gücünü artıracak yeni nesil bir dijital altyapının da kapılarını araladık. En geniş frekans bandı, en yüksek kapasiteye sahip şebeke mimarimiz, güçlü fiber altyapımız ve veri merkezlerimizle bu yeni döneme güçlü bir başlangıç yaptık. Mobil pazarda liderliğimizi sürdürüyoruz. Güçlü teknolojik altyapımıza müşterilerimizin gösterdiği teveccüh sayesinde yılın ilk çeyreğinde toplam mobil abone sayımız 39,8 milyona ulaştı. Türkiye’nin Turkcell’i olarak teknoloji alanında ülkemizi daha ileri taşıma motivasyonuyla çalışmaya devam ediyoruz. Bu vesileyle attığımız her adımda emeği olan çalışma arkadaşlarıma, destekleri için Yönetim Kurulumuza, hissedarlarımıza ve iş ortaklarımıza gönülden teşekkür ediyorum." Faturalı abone bazı net 661 bin arttı Yapılan açıklamaya göre, müşteri odaklı yaklaşımı, güçlü altyapısı ve yenilikçi teklifleri sayesinde şirket, yılın ilk çeyreğini Mobil Numara Taşıma (MNT) tarafında başarılı sonuçlarla tamamladı. Toplam mobil abone bazı net 655 bin abone kazanımıyla genişledi. Faturalı abone bazı da net 661 bin artışla istikrarlı büyümesini sürdürürken, faturalı abone oranı şirketin "değer odaklı büyüme" stratejisini yansıtır şekilde yüzde 81 seviyesine ulaştı. Dijital İş Servisleri gelirleri yüzde 64 büyüdü Dijital İş Servisleri (DBS) tarafında da şirket, 2026 yılına güçlü bir başlangıç yaptı. Artan kurumsal projelerin katkısıyla yükselen donanım gelirlerinin yanı sıra veri merkezi ve bulut servislerindeki yüzde 21’lik artış, DBS gelirlerinde yıllık yüzde 64’lük yükselişi beraberinde getirdi. ‘Hız Yılı’nda saniyede 10 Gigabit’e varan hızları sunan ilk ve tek operatör Turkcell 2026’yı ‘Hız Yılı’ ilan eden şirket, sabit tarafta da oyunun kurallarını yeniden yazdı. Wi-Fi 7 teknolojisiyle desteklenen Superonline UltraFiber paketleri sayesinde, ev internetinde saniyede 10 Gigabit’e varan hızları kullanıcılarına sunan Türkiye’deki ilk operatörlerden biri Turkcell oldu. Yılın ilk çeyreğinde al-sat operasyonları dahil sabit tarafta toplam 36 bin net fiber abone kazanımı gerçekleştirildi. İlk çeyrekte devam eden sabit altyapı yatırımlarıyla Turkcell, fiber altyapısıyla kapsadığı hane sayısını 138 bin artırarak toplam 6,5 milyona çıkardı. Fiber aboneye dönüşüm oranı ise yüzde 41,8 seviyesinde gerçekleşti. Turkcell’in 1000 Mbps ve üzeri hızlara sahip fiber abone portföyünün, toplam bireysel fiber aboneleri içindeki payı yaklaşık yüzde 20 seviyesine yükseldi. Paycell gelirleri ilk 3 ayda yüzde 15’lik artış gösterdi Turkcell’in techfin alanındaki lokomotifi olan Paycell, yüksek baz etkisine rağmen Grup ortalamasının üzerinde büyümeye devam etti. Paycell gelirleri, POS ve mobil ödeme iş kollarındaki güçlü ivmenin etkisiyle yüzde 15 artış gösterdi. Öte yandan Financell’de net faiz marjı, önceki yılın aynı dönemine göre 3,6 puan artışla yüzde 8,3’e yükseldi. Techfin segmentinin toplam gelir artışı ise yüzde 4 seviyesinde gerçekleşti. Şirket, Türkiye’yi ve telekomünikasyon sektörünü uluslararası platformlarda da başarıyla temsil ediyor. Bu kapsamda Mobil Dünya Kongresi’nde (MWC 2026), sektör paydaşlarıyla geliştirdiği ve yurt dışı kaynaklı sahte aramaları önlemeye yönelik modeli, GSMA tarafından örnek uygulama seçildi. Aynı kongrede, 6G ve yeni nesil şebeke teknolojileriyle ilgili Ar-Ge çalışmaları için stratejik iş birliklerine de imza atıldı.
Van Van’da etkili olan yağışlar barajların doluluk oranını artırdı Van’da kış ve bahar mevsiminde etkili olan kar ve yağışlar barajlardaki doluluk oranını yükseltti. Türkiye genelinde etkili olan yoğun yağışlar, birçok barajda olduğu gibi Zernek Barajı’na da olumlu yansıdı. Bahar yağışları ve yüksek kesimlerde karların erimesiyle başta Zernek Barajı olmak üzere bir çok baraj ve göletlerde doluluk oranı en üst seviyeye ulaştı. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, "Van Gölü havzası kapalı bir havza. Dışarıdan havzaya hiçbir su girdisi yok ve havzadan da dışarıya hiçbir su çıktısı yok. Yazın ve kışın yağan yağmur yağışları ve özellikle kışın yağan kar yağışı havzaya ana su girdisini oluştururken buharlaşma havzadan su çıktısını teşkil ediyor. Bu yüzden kar ve yağmur yağışının bol olduğu zamanlarda bu etkisini özellikle baraj göllerinde çok bariz bir şekilde kendini gösteriyor. Geçtiğimiz yıllarda barajların su seviyesi oldukça düşüktü ve barajlar yüzey alanı olarak küçülmüştü. Fakat 2026 yılında yağışların yüzde 100’den fazla bir oranda artması barajlarda hemen etkisini gösterdi" dedi. "Suyu çok etkili ve efektif bir şekilde kullanmamız lazım" "Bugün barajlar Van Gölü havzasında geçen yıla göre büyük bir hacimsel genişlemeye sahip ve barajlar neredeyse yüzde 100’e yakın bir doluluk oranına sahip" diyen Akkuş, "Tabii bu özellikle önümüzdeki haziran, temmuz, ağustos ayları için hayati bir öneme sahip. Çünkü şu anda halen yağışlar devam ediyor. Tarımsal olarak da ciddi bir sulama suyuna ihtiyaç yok. Fakat önümüzdeki aylarda tarımsal sulama başladığı zaman bu barajlardaki sular adeta bir can suyu gibi çiftçinin imdadına yetişecek. Akarsudaki yaşayan balıkların imdadına yetişecek. Bu noktada barajlardaki suyu çok etkili ve efektif bir şekilde kullanmamız lazım. Şayet efektif bir şekilde kullanmazsak ne kadar suyumuz olursa olsun eski sulama yöntemlerine hiçbir su kaynağı dayanamaz. Ümit ediyoruz ki önümüzdeki yıllarda 2026 yılındaki gibi bol kar ve yağmur yağışı geçer ve barajlarımız her zaman ağzına kadar dolu bir halde olur" ifadelerini kullandı