GÜNDEM - 15 Temmuz 2025 Salı 13:36

15 Temmuz Demokrasi Müzesi’ne ziyaretçi akını

A
A
A
15 Temmuz Demokrasi Müzesi’ne ziyaretçi akını

15 Temmuz darbe girişiminin 9’uncu yıl dönümünde Gaziantep’teki 15 Temmuz Demokrasi Müzesi sabah saatlerinden itibaren ziyaretçi akınına uğradı.


Türkiye’nin ilk 15 Temmuz müzesi olma özelliğini taşıyan ve açıldığı günden beri büyük ilgi gören 15 Temmuz Demokrasi Müzesi’ni darbe girişiminin 9’uncu yıl dönümünde birçok vatandaş ziyaret etti.


FETÖ’nün 2016 yılında gerçekleştirdiği darbe girişiminde yaşananların gelecek nesillere aktarılması amacıyla Gaziantep’te kurulan 15 Temmuz Demokrasi Müzesi"nin ziyaretçileri eksik olmuyor.


Şehitler için dua okundu


Müze içerisinde 15 Temmuz gecesine ait eşyalardan oluşan sergiyi gezen vatandaşlar duygusal anlar yaşarken, şehitler için dua okudu.


Müzede sergilenen objeler ve videolar, o gece yaşanılanları ziyaretçilere hatırlatırken, FETÖ’nün hain darbe girişiminin anlatıldığı müze darbe girişiminin yıl dönümünde vatandaşlar tarafından büyük ilgi gördü.


İstasyon Parkı’ndaki müzede, darbe gecesi yaşananların kronolojik anlatısının yanı sıra ziyaretçilerde tanıklık hissini oluşturmak için deneyim alanları bulunuyor.


Müzede, 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vatandaşlara yönelik yaptığı konuşmanın yer aldığı video ile halkın selalar eşliğinde sokağa çıktıkları anları yansıtan ışık ve ses yerleştirmeleri büyük dikkat çekiyor.


Müzede, tankların 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nü kapatmasından başlayarak darbenin bastırıldığına dair 16 Temmuz’da TBMM’de yapılan resmi açıklamaya kadar olan o süreç tüm detaylarıyla geniş bir şekilde anlatılıyor.


Müzede ayrıca Ankara Emniyet Müdürlüğü otoparkında park halindeki İstihbarat Şube Müdürlüğüne ait polis aracı ile bir vatandaşa ait olan ve zırhlı tanklar tarafından ezilerek hurda haline getirilen iki araç da bulunuyor.


"Darbe girişimini asla unutmayacağız"


15 Temmuz şehitlerinin isimlerinin yazılı olduğu anıt duvar önünde şehitlere dua eden ziyaretçiler, 15 Temmuz’daki karanlık geceyi unutturmayan darbe girişimini asla unutmayacaklarını dile getirdiler.


15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nün 9’uncu yıl dönümü programları kapsamında müzeyi ziyaret eden ziyaretçilere, özellikle çocuk ve gençlere Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Gazi Kültür A. Ş Genel Müdürü Prof. Dr. Halil İbrahim Yakar, 15 Temmuz’da yaşananları detaylı bir şekilde anlattı.


15 Temmuz darbe girişiminin 9’uncu yıldönümü nedeniyle İHA’ya açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Halil İbrahim Yakar, Türkiye’nin 15 Temmuz akşamı en büyük felaketlerden birini yaşadığını söyledi.


"Bu vatanı hainlere teslim etmedik"


15 Temmuz’da milletin darbeye karşı en güzel bir şekilde direniş gösterdiğini ifade eden Yakar, "9 yıl önce, 15 Temmuz 2016 yılında bu ülkenin varlığına, birliğine karşı çıkanlar, bu vatanı, bu milleti bölmek için hain bir kalkışmaya yeltendiler. Biz, Birinci Dünya Savaşında, Milli Mücadele döneminde ve Kurtuluş Savaşı’nda düşmanlarla savaştık. O düşmanlar İngilizlerdi, Fransızlardı ama o düşman karşımızda duruyordu. 15 Temmuz’da biz ihanetle karşılaştığımız için ve silahlar vatandaşlara doğrultuluncaya kadar karşımızdaki düşmanın kim olduğunu bilemiyorduk. Bu vatanda doğup büyümüş ve bu vatanın ekmeğini yemiş insanlar kendi kardeşlerine dışarıdan aldıkları destekle silah doğrultunca biz anladık ki o zaman hain bir darbe girişimi içerisinde bulunuyoruz. Düşmanımız açık ve net olmadığı için ilk başlarda biraz tedirginlik yaşasak da daha sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın bütün milleti sokağa çıkmaya davet etmesiyle bu darbe önlendi. 1960 ve 1980 darbelerinde insanları bezdirmişlerdi. Fakat bu defa öyle olmadı. Vatanını, milletini seven, bu ülkenin bölünmez bütünlüğüne sahip çıkan vatandaşlar bu hain kalkışmaya karşı durdular. Bu vatanı hainlere teslim etmediler" dedi.


Müzeyi ziyaret eden ziyaretçiler ise müzeyi gezerken çok duygulandıklarını, 15 Temmuz Temmuz darbe girişiminin asla unutulmaması ve unutturulmaması gerektiğini belirterek, şehitlere Allah’tan rahmet dilediler.


15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümü nedeniyle "15 Temmuz Demokrasi Müzesi"ne geldiklerini belirten ziyaretçiler, çok etkilendiklerini söylediler.


(LO-Y)

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Posalı ve yüksek lifli besinler, kanser riskini azaltıyor Kolorektal/kalın bağırsak kanseri, dünyada ve Türkiye’de en sık görülen kanser türleri arasında bulunuyor. Birçok kanser türünde olduğu gibi, sağlıklı ve aktif bir yaşam tarzını benimsemek, ideal kiloda kalmak ve işlenmiş gıda tüketiminden kaçınmak, kalın bağırsak kanseri riskinin azaltılmasına yardımcı oluyor. Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı‘na göre; dünyada her 5 kişiden biri kansere yakalanıyor. 8 erkekten 1’i ve 11 kadından 1’i kanser sebebiyle hayatını kaybediyor. Türkiye Sağlık Bakanlığı kanser istatistiklerine göre; 2020 yılında Türkiye’de en sık görülen ilk 5 kanser türünden biri kolorektal / kalın bağırsak kanseri. Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Hande Güngör, kalın bağırsak kanserine karşı alınabilecek tedbirleri şöyle anlattı: "Aşırı kilolu veya obez olmak, fazla miktarda işlenmiş gıda veya kırmızı et tüketmek, alkol-sigara kullanmak ve fiziksel olarak aktif olmamak kolorektal kansere yakalanma riskini artırabilen faktörlerdendir. Sağlıklı kiloda kalmak ve bunu sürdürmek, farklı renklerde taze sebze-meyve ağırlıklı beslenmek, posa içeriğinden zengin besin tüketimini artırmak önemlidir. Rafine şeker ve yüksek karbonhidrat içeren besin tüketimini sınırlamak, sigara-alkol tüketiminin bırakılması gerekir. Soğan-sarımsakta bulunan ve suda çözülebilen polisakkaritlerden ‘inülin’in prebiyotik etkisi, sağlıklı kolonosit hücrelerinin büyümesini destekler ve metastazın azalmasına katkı sağlar." Kahve tüketimi erkeklerde riski azaltırken, kadınlarda artırıyor Çay ve kahvede bulunan biyoaktif bileşenlerden polifenollerin kolorektal kansere karşı koruyucu olduğunu ifade eden Dyt. Hande Güngör, şu bilgileri verdi: "Yapılan çalışmalarda, kahve tüketiminin erkeklerde kolon kanseri riskini azalttığı, kadınlarda ise rektal kanser riskini arttırdığı belirlenmiştir. Antioksidan, antiinflamatuar ve antikarsinojenik etkisi olan zerdeçalın kimyasal bileşeni kurkumin, kolorektal kanserden koruyucu ve iyileştirici etkiye sahiptir. Kurubaklagiller, kuruyemişler, taze sebze ve meyveler posa açısından zengindir. Çözünür posa, antitümör etkisiyle, çözünmez posa ise kanserojen bileşenlerin emilimini önemli ölçüde azaltarak kolon kanseri gelişme riskini azaltmaktadır. Grubunun en yüksek posa içeren besinleri olan barbunya, badem ve bezelye başta olmak üzere, diyet lifi içeren tüm besinlerin tüketimi artırılmalıdır. 1-31 Mart Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı’nda kolon sağlığını korumaya yardımcı olan besin tüketimini artırarak bağırsak sağlığı güçlendirilebilir."
Bursa Karacabey Ovası’nda turfanda karpuz ekimi başladı Bursa’nın sebze üretimiyle önde gelen ve verimli topraklarıyla bilinen Karacabey Ovası’nda turfanda karpuz ekimleri başladı. Karacabey Ziraat Odası 2. Başkanı Ramazan Düzen, ocak ve şubat yağışlarının iyi olduğunu belirterek, birçok bölgede tarım alanlarının sular altında kaldığını hatırlattı. Ekim ve kasım aylarında hububat ekili arazilerde yağışların faydalı olduğunu belirten Düzen, "Su altında kalmayan yerlerde gidişat güzel. Su çekilmeyen yerlerde ise zarar var ve tarlalar yeniden ekilecek. Suyun çekildiği boş tarım alanlarının sebze ekimi için uygundur. Karacabey çiftçisi yavaş yavaş sebze için tarlaya girmeye başladı" dedi. İlk olarak turfanda karpuz ekimlerinin yapıldığını dile getiren Düzen, şöyle konuştu: "ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaştan önce geçen yıla göre maliyetlerimiz yüzde 50’ye yakın artmıştı. Savaştan sonra biraz daha arttı. Gübre, mazot, ilaç derken ekim maliyetleri yüzde 100’e ulaştı. Bir ay önce sezona girmek isteyen çiftçiler turfanda karpuz ekiyor. Dekar maliyeti yaklaşık 40 bin lira turfanda karpuzda. 7-8 ton karpuz aldığımızı düşünerek kilogramda 5-6 lira maliyetimiz var." Düzen, bu fiyatların üzerindeki tarladan satışlarda çiftçinin kazanabileceğine dikkati çekerek, "Yazın bu fiyatın üzerinde olsun ki kazanabilelim. Geçen yıl dekarını 5 bin liraya verdik. Karpuzda geçen yaz dekar başına 25-35 bin lira zarar oluştu. İnşallah bu yıl zarar görmeyiz ve geçen yılı telafi ederiz" diye konuştu.
Antalya Doç. Dr. Murat Köken: "Omuz ağrısı sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştırabilir" Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Doç. Dr. Murat Köken, omuz ağrısının çoğu zaman ihmal edilse de sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştıran bir sorun haline gelebileceği konusunda uyardı. Omuz ağrısı, günlük yaşamı olumsuz etkileyen ve çoğu zaman ihmal edilen sağlık sorunlarının başında geliyor. Hareket kabiliyeti yüksek olan omuz eklemi, bu özelliği nedeniyle aynı zamanda en hassas bölgeler arasında yer alıyor. Uzmanlar, erken dönemde fark edilmeyen omuz ağrılarının zamanla daha ciddi sorunlara yol açabileceğine dikkat çekti. Omuz ağrısının başlıca nedenleri Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Murat Köken, "Omuz ağrısı, toplumda oldukça yaygın görülmesine rağmen çoğu zaman ihmal edilen önemli bir sağlık sorunudur. Sabah giyinirken zorlanma, gece uykudan omuz ağrısıyla uyanma ya da basit bir hareket sırasında omuzda ani bir sızı hissetme ile başlayabilir, sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştıran bir sorun haline gelebilir. Omuz ağrısı; basit zorlanmalardan ciddi ortopedik rahatsızlıklara kadar birçok farklı sebeple ortaya çıkabilir. En sık karşılaşılan nedenler arasında; omuza aşırı yük bindirilmesi, ters pozisyonda yatma (özellikle omuz üzerine yatma), burkulma ve zorlanmalar, tendon yaralanmaları, boyun fıtığı, omuz çıkıkları, sinir sıkışmaları, kireçlenme, düşme veya çarpma gibi travmalar yer almaktadır" dedi. "Bazı meslek gruplarında daha sık görülebilir" Omuz ağrısının bazı meslek gruplarında daha sık görüldüğünü belirten Köken, "Masa başında uzun süre çalışanlar, kuaförler ve berberler, boyacılar ve inşaat işçileri, öğretmen gibi tekrarlayan hareketler ve uzun süre aynı pozisyonda kalmak omuz sağlığını olumsuz etkileyebilir. Ev işlerinde ise cam silmek, halı yıkamak, yüksek raflara uzanmak, ağır tencere ve eşyaları kaldırmak, uzun süre ütü yapmak, omuz kaslarına aşırı yük bindirerek zamanla ağrıya yol açabilir. Omuz ağrısı hem kadınlarda hem erkeklerde görülmekle birlikte, yapılan gözlemler kadınlarda biraz daha yaygın olduğunu göstermektedir" diye konuştu. "Cerrahi dışı yöntemler etkili olabilir" Tedavi yöntemlerine değinen Köken, "Omuz ağrısında tedavi, ağrının nedenine göre planlanır. Çoğu hastada cerrahi dışı yöntemler yeterli olmaktadır. Bunlar arasında; fizik tedavi ve özel egzersiz programları, kortikosteroid veya hyaluronik asit enjeksiyonları, PRP (trombositten zengin plazma) veya kök hücre enjeksiyon tedavisi, şok dalga tedavisi (ESWT) yer almaktadır. Bu yöntemlerle birçok hasta ameliyata gerek kalmadan sağlığına kavuşabilmektedir" ifadelerini kullandı. Cerrahi gerektiren durumlar Cerrahi gerektiren durumlara da değinen Köken, "İleri derecede tendon yırtıkları, ciddi omuz çıkıkları, ileri evre kireçlenme, hareketi ciddi şekilde kısıtlayan durumlarda gibi vakalarda ameliyat gündeme gelebilir. Omzunuzu 90 derecenin üzerine kaldıramıyorsanız, geceleri ağrı nedeniyle uyanıyorsanız, kolunuzda uyuşma veya güçsüzlük varsa, ağrı 2 haftadan uzun süredir devam ediyorsa, omzunuzda çıtırtı veya kilitlenme hissediyorsanız ve diğer yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlarda cerrahi tedavi tercih edilir" dedi. "Cerrahi ile kalıcı çözüm mümkün" Cerrahi yöntemler hakkında bilgi veren Köken, "Hastanın yaşı ve ağrının sebebine bağlı olarak, küçük kesilerle hızlı iyileşme sağlayan artroskopik (kapalı) ameliyat, kapalı ameliyat ile tedavi edilemeyecek hastalıklar ve kırıklarda açık ameliyat, ileri evre kireçlenmelerde kalıcı çözüm olarak omuz protezi tercih edilebilir" diye konuştu.