KÜLTÜR SANAT - 05 Kasım 2025 Çarşamba 13:45

’Antep lahmacunu’na Avrupa’dan tescil

A
A
A
’Antep lahmacunu’na Avrupa’dan tescil

Gastronomi şehri Gaziantep’in önemli lezzetlerinden olan "Antep lahmacunu", Avrupa Birliği’nden (AB) coğrafi işaret alarak tescillendi.


Gaziantep’in yüzyıllardır süregelen mutfak kültürünün en önemli simgelerinden biri olan Antep lahmacunu, Avrupa Birliği’nden Coğrafi İşaret (PGI) tescili alarak uluslararası alanda da koruma altına girdi. Artık bu eşsiz lezzet, Avrupa Birliği nezdinde "Gaziantep" adıyla tescilli bir ürün olarak anılacak. Türkiye’nin 40’ıncı, Gaziantep’in ise 5’inci AB tescilli ürünü olma unvanını kazanan Antep lahmacunu, Gaziantep Ticaret Borsası’nın (GTB) girişimleriyle Avrupa Birliği’nde tescillenen ikinci ürün oldu. Gaziantep’in toplumsal yaşamında önemli bir yere sahip olan Antep lahmacunu, düğünlerden bayram sofralarına, taziyelerden özel davetlere kadar hemen her buluşmada ikram edilen vazgeçilmez bir lezzet olarak öne çıkıyor. Zırh ile kıyılmış kuzu eti, sarımsak, taze biber, maydanoz, domates ve baharatlarla hazırlanan iç harcıyla taş fırınlarda pişirilen bu lahmacun, soğan içermemesi ve yüzde 35-40 oranında kuzu etiyle yapılması sayesinde diğerlerinden ayrılıyor. Gaziantep’in tarihi, kültürel ve coğrafi dokusunu yansıtan Antep lahmacunu, kentin Avrupa Birliği’nden tescil alan Antep baklavası, Araban sarımsağı, Gaziantep menengiç kahvesi ve Antep fıstık ezmesinden sonra beşinci ürünü oldu. Gaziantep’te satılan lahmacun fiyatları ise 75 TL ile 100 TL arasında değişiyor.



"Hepimiz için gurur verici bir gün"


Tescille ilgili konuşan Gaziantep Valisi Kemal Çeber, "Bugün biz Gaziantepliler olarak çok mutluyuz ama sanıyorum ki bu mutluluk tüm Türkiye’ye ait. Çünkü Gaziantep lahmacunumuz, bugün itibarıyla Avrupa Birliği Coğrafi İşareti tescilini aldı. Gaziantep olarak ayrıca gururluyuz, çünkü ilimizin toplamda 107 coğrafi işaretli ürünü bulunuyor. Bunlardan 5 tanesi artık Avrupa Birliği Coğrafi İşaretine sahip. Ülkemizin ilk AB tescilli ürünü yine Gaziantep’e aitti. Gaziantep baklavası. Ardından Araban sarımsağı, Menengiç kahvesi, Antep ezmesi geldi. Bugün nihayet Gaziantep lahmacunu da bu değerli listeye katıldı. Bu, kolay bir süreç değildi. Çok emek, sabır ve iş birliği gerektiren bir yolculuktu. Bu nedenle, süreci büyük bir özveriyle yürüten Gaziantep Ticaret Borsası’nı, Başkan Mehmet Akıncı ve ekibini yürekten tebrik ediyorum. Uzun bir süreçti ama sonunda başarıyla tamamlandı ve Gaziantep lahmacunumuz Avrupa Birliği’nde tescillendi. Şu anda valilik makam odasındasınız, arkamda yer alan Gaziantep’in coğrafi işaretli ürünler köşesinde, Avrupa Birliği tarafından tescillenmiş ürünlerimiz özel yıldızlarla parlıyor. Daha önce dört olan bu sayımız, bugün beşe yükseldi. Hepimiz için gurur verici bir gün" dedi.



"Lahmacunu Türkiye’ye sevdiren şehir Gaziantep olmuştur"


Lahmacunu Türkiye’ye sevdiren şehrin Gaziantep olduğunu söyleyen işletme sahibi Şükrü Savun, "Yıllardır lahmacunu Türkiye’ye sevdiren şehir Gaziantep olmuştur. Biz bu işi mevsimine göre, malzemesini en tazesinden kullanarak yaptık. Kışın domatesini az, yazın ise bol koyarız. Sebzesini mevsiminde değerlendiririz. Yazın kuru sarımsak, kışın ise yeşil sarımsak kullanırız. Etini de yağlı, güzel, özenle seçilmiş etten hazırlarız. Gaziantep, lahmacunda sebzeyi ve eti ustalıkla birleştirip bu lezzeti tüm Türkiye’ye tanıttık. Ekmek üzerinde yapılan bu eşsiz lezzeti biz hak ediyorduk. Yıllardır bu işin başında olan ustalarımızla birlikte çalıştık, emek verdik. Hamdolsun, bugün bu emeğin karşılığını almak bizim için büyük bir gurur kaynağı oldu. Bu süreçte emeği geçen herkese, özellikle her zaman yanımızda duran bakanımıza ve Gaziantep esnafına sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum" ifadelerini kullandı.



"Lahmacun konusunda her zaman en öndeydik"


Tescilden dolayı mutlu olduğunu söyleyen lahmacun ustası Uğurcan Daşdelen ise, "Biz lahmacun konusunda her zaman en öndeydik. Sarımsağından maydanozuna, sebzesinden domatesine ve biberine kadar her malzemeyi en ince şekilde ayıklarız, yıkarız, temizleriz. En güzelini, en doğalı müşterilerimize sunarız. Bu karar sonuna kadar doğru bir karar oldu. Biz burada fırıncılarımızla birlikte lahmacunun malzemesini özenle hazırlarız; eti çeker, sebzesini doğrar, karışımını en ideal kıvama getiririz. Et olarak da döş ve kaburga eti kullanırız; bu da lahmacuna o eşsiz lezzetini verir. Gaziantep olarak yıllardır lahmacunu Türkiye’ye sevdiren şehir olduk. Bu tescille birlikte emeğimizin karşılığını almak bizler için büyük bir gurur. Allah’ın izniyle her zaman en iyisini yapmaya, lezzette önde olmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu.



"Gaziantep lahmacunu lezzet olarak da tescillenmeyi fazlasıyla hak ediyordu"


Antep lahmacunu alıp Çorum’a götüreceğini söyleyen müşteri Mustafa Boybey, "Böyle bir tescile kavuşması bizim için gerçekten mutluluk verici. Zaten Gaziantep lahmacunu lezzet olarak da tescillenmeyi fazlasıyla hak ediyordu. Bu lezzeti herkesin gelip yerinde tatmasını isteriz. Biz zaman zaman Çorum’da da lahmacun yapmaya çalışıyoruz ama buradaki tadı yakalamak mümkün olmuyor. Ailemiz ve çocuklarımız da ’oradan mutlaka lahmacun getirin’ diyorlar. Şimdi paketimizi hazırladık, Allah nasip ederse birazdan yola çıkacağız. Gaziantep’in bu özel lezzetini gittiğimiz her yerde tanıtmak, insanlara tattırmak bizim için büyük bir gurur" diye konuştu.



’Antep lahmacunu’na Avrupa’dan tescil

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bakan Kurum: "Tüm insanlığın, enerjiye çok daha uygun fiyatlarla ulaşmasını sağlamalıyız" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Geri dönüştürülemeyen plastiklerle ilgili bir kısıtlama yapmayı öngörüyoruz. Tek kullanımlık plastikler dediğimiz plastik tabak, çatal, bıçak gibi bugün günlük hayatımızda çok kullandığımız ancak geri dönüştürülemeyen atıkların geri dönüşebilen ya da biyo-bozunur atıklara çevrilmesine ilişkin bir yönetmelik hazırlıyoruz. Ham maddeleri bu çerçevede olmak durumunda kalacak. Buna ilişkin tabii tüm sivil toplum kuruluşlarının yine görüşlerini, ilgili bakanlıklarımızın görüşlerini, fikirlerini dikkate alıyoruz. Onlardan görüş alacağız ve amacımız ağustos, eylül ayı itibariyle de uygulamaya geçirmek" dedi. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, COP31 Başkanlığı sürecine ilişkin İstanbul Beşiktaş’ta bir otelde basın toplantısı düzenledi. "Kuraklığın küresel ölçekte yıllık maliyeti yaklaşık 307 milyar dolar seviyesinde" Toplantıda konuşan Bakan Kurum, kuraklığın küresel ölçekte yıllık maliyetinin yaklaşık 307 milyar dolar seviyesinde olduğunu söyleyerek, "Enerji alanında olduğu gibi, iklim krizinde de artık kritik bir eşikte duruyoruz. Dünyamız, orman yangınları, kuraklık, su stresi, biyolojik çeşitlilik kaybı, gıda ile enerji sistemleri üzerindeki baskılarla karşı karşıya. Kuraklığın küresel ölçekte yıllık maliyeti yaklaşık 307 milyar dolar seviyesinde. Yaklaşık 4 milyar insan, yılın en az bir ayında ciddi su kıtlığı yaşıyor. 2024-2025 yılları arasında dünya genelinde 3,7 milyon kilometrekarelik alanda orman yandı. Daha acı durumlar da var. Dünya genelinde, 1970’ten bu yana sulak alanlarımızın yüzde 35’ini kaybettik. 1990’ların başından bu yana, büyük göllerimizin yarısından fazlası küçüldü. Küresel enerji sistemleri de ciddi baskı altında. Küresel enerji talebinin, 2023 yılında yüzde 2,2 oranında artış göstererek son 10 yıllık ortalamanın yaklaşık iki katına çıktığını görüyoruz. Özellikle elektrik talebinin 2035 yılına kadar mevcut politikalara göre yüzde 40, net sıfır senaryosuna göre ise yüzde 50’nin üzerinde artacağı öngörülüyor. Yani dünyamız; iki büyük gerçekle karşı karşıya. Bir yanda hızla artan enerji talebi, diğer yanda iklim değişikliğiyle mücadele zorunluluğu. İnsanlığın, artık daha güvenli ve temiz enerji sistemleri kurması şarttır, ama önce yeni bir enerji perspektifine ihtiyacımız var. Tek bir enerji kaynağına bağımlılığı azaltmalı, daha güvenli ve esnek bir enerji ekosistemi kurmalıyız. Tüm insanlığın, enerjiye çok daha uygun fiyatlarla ulaşmasını sağlamalıyız. İklim kriziyle mücadelede, hedeflerimizi başarmak istiyorsak; enerji sistemlerimizi sahada en hızlı şekilde dönüştürmek zorundayız. Biliyorsunuz, Türkiye COP31’e ev sahipliği yapacak, başkanlık edecek. Biz, COP31’i yalnızca yeni taahhütlerin konuşulduğu bir platform olarak değil; sözlerin uygulamaya dönüştüğü, güven üreten ve somut ilerleme sağlayan bir süreç olarak görüyoruz. Buna da, uygulama odaklı COP yaklaşımı diyoruz. COP Başkanlığı olarak yaklaşımımız üç temel ilkeye dayanmaktadır; diyalog, uzlaşı ve aksiyon" dedi. "Küresel ölçekte her yıl yaklaşık 70 milyon ton metan emisyonu atık sektöründen kaynaklanmaktadır" Küresel ölçekte her yıl yaklaşık 70 milyon ton metan emisyonunun atık sektöründen kaynaklandığına değinen Bakan Kurum, "COP31’de finansman, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme başlıklarını son derece önemli görüyoruz. Brezilya ve Azerbaycan Başkanlıklarıyla ve Avustralyalı dostlarımızla eşgüdüm içinde, COP30’dan COP31’e taşınan önemli girişimler üzerinde çalışıyoruz. Bir yandan 1.5 hedefi doğrultusunda siyasi ivmeyi korumayı, diğer yandan uygulamaya geçişi hızlandırmayı hedefliyoruz. Bu noktada COP31 eylem gündemimizde enerji sektörüyle ilgili olarak öne çıkan başlıklara temas etmek istiyorum. Birinci önceliğimiz temiz enerji dönüşümüdür. Bugün dünya genelinde yaklaşık 730 milyon insan elektriğe erişemiyor. Bu acı tabloya göre, enerji dönüşümü, bir sağlık ve adalet meselesidir. Bu gidişatı değiştirmek için, Uluslararası Enerji Ajansı ile yenilenebilir enerji, gıda, soğutma ve ısıtma ve dijitalleşme alanlarında güçlü iş birliği geliştireceğiz. İkinci önceliğimiz sıfır atık ve metan azaltımı. Küresel ölçekte her yıl yaklaşık 70 milyon ton metan emisyonu atık sektöründen kaynaklanmaktadır. Şayet metan emisyonlarını azaltabilirsek, sıcaklık artışını yavaşlatmamız mümkün olabilir. Bu hedefe olan inancımızı arttırmak için, Sıfır Atık yaklaşımını, COP31 gündeminin temel sütunlarından biri haline getireceğiz. Katı atık depolama alanlarından kaynaklanan emisyonların azaltılmasına, gıda israfının önlenmesine ve döngüsel ekonominin güçlenmesine yardımcı olacağız. Üçüncü önceliğimiz iklime dirençli şehirler. Küresel bina inşaat alanının 2050 yılına kadar yaklaşık yüzde 45 oranında artması bekleniyor. Bu sebeple şehirler, hem risklerin yoğunlaştığı hem de çözümlerin hızla ölçeklenebileceği alanlardır. Biz yeni yaptığımız her binada, ki son olarak 2 yıl içinde 11 ilimizde inşa ettiğimiz 500 bini aşkın konutta da, iklim dirençli sıfır atık uyumlu yapılar inşa etmeyi başarmış bir ülkeyiz. Bu tecrübe ışığında, COP31 sürecinde, binalarda enerji verimliliği, kentsel enerji çözümleri, dirençli altyapı ve iklime dayanıklı yerleşim modelleri özel bir yer tutacak. Dördüncü önceliğimiz iklim eylemi uygulama mekanizması. Bugün maalesef, küresel hedeflerle ulusal planlar arasında, derin bir uygulama boşluğu var. Biz bunu kapatmak zorundayız. Bu amaçla, kapasite geliştirme, finansman, ortaklıklar ve şeffaflık süreçlerini bir araya getiren bütüncül bir uygulama mekanizması kuracağız. Beşinci önceliğimiz yeşil sanayileşme. Tabi sanayi sektörü, büyük ölçüde fosil yakıtlara bağımlı. Ağır sanayi sektörleri küresel emisyonların yaklaşık yüzde 40’ını oluşturuyor. Bu durum da sanayinin uzun vadeli net sıfır hedefleri ile uyumlu hale gelmesi şart. Bunun için de daha derin yapısal dönüşümler gerekli. COP31’de bu da dikkat çekeceğimiz başlıklardan olacak" diye konuştu. "Geri dönüştürülemeyen plastiklerle ilgili bir kısıtlama yapmayı öngörüyoruz" Konuşmaların ardından basın mensuplarının sorularını cevaplayan Bakan Kurum, geri dönüştürülemeyen plastiklerle ilgili kısıtlama yapmayı öngördüklerini söyleyerek, "Sıfır Atık Projesi kapsamında yaptığımız çalışmalar çerçevesinde bugün atıkların yaklaşık yüzde 40’ını dönüştürebiliyoruz. Bizim hedefimiz bu oranı daha da artırmak. Özellikle geri dönüştürülemeyen plastiklerle ilgili bir kısıtlama yapmayı öngörüyoruz. Tek kullanımlık plastikler dediğimiz plastik tabak, çatal, bıçak gibi bugün günlük hayatımızda çok kullandığımız ancak geri dönüştürülemeyen atıkların geri dönüşebilen ya da biyo-bozunur atıklara çevrilmesine ilişkin bir yönetmelik hazırlıyoruz. Ham maddeleri bu çerçevede olmak durumunda kalacak. Buna ilişkin tabii tüm sivil toplum kuruluşlarının yine görüşlerini, ilgili bakanlıklarımızın görüşlerini, fikirlerini dikkate alıyoruz. Onlardan görüş alacağız ve amacımız ağustos, eylül ayı itibariyle de uygulamaya geçirmek" şeklinde konuştu. "İklim değişikliği Türkiye için de ciddi bir sorun" Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol ise, iklim değişikliğinin dünya için bir sorun olmasıyla beraber Türkiye için de ciddi bir sorun olduğunu söyleyerek, "İklim değişikliği ilgili olayların etkisi, Bakanımızın belirttiği gibi orman yangınları, kuraklıkların artmasına rağmen iklim değişikliği dünyada olan biten yüzünden maalesef uluslararası gündemde biraz aşağı doğru gidiyor. Bu aşağı doğru giden iklim değişim gündemini yukarı doğru çıkarmak, layık olduğu yere getirmek lazım. Türkiye gibi bu konunun önemini anlayan güçlü bir ülkenin de başkanlık yapmasının ben dünya için de önemli bir şans olduğunu düşünüyorum. İklim değişikliği dünya için bir sorun olmasıyla beraber Türkiye için de ciddi bir sorun. Türkiye iklim değişikliğinden en fazla etkilenen ülkelerin başında geliyor. Türkiye’ye yardımcı olacağız " ifadelerini kullandı.
Mersin Mersin’deki ihale yolsuzluğu operasyonunda gözaltına alınanların sorgusu sürüyor Mersin’de rüşvet, resmi belgede sahtecilik ve ihaleye fesat karıştırma iddialarına yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan Mersin Büyükşehir Belediyesi Özel Kalem Müdürü D.U. ile 2 şirket sahibinin de aralarında bulunduğu 7 şüphelinin emniyetteki sorgusu sürerken, özel kalem müdürünün annesi A.G.U. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında ’rüşvet, resmi belgede sahtecilik, ihaleye fesat karıştırma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ile suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması’ suçlarına yönelik operasyon gerçekleştirildi. Soruşturma kapsamında, aralarında Mersin Büyükşehir Belediyesi Özel Kalem Müdürü D.U. ile iki şirket yetkilisinin de bulunduğu şüphelilerin olayla bağlantılı olduğu değerlendirildi. Bu kapsamda dün sabah düzenlenen operasyonda Özel Kalem Müdürü D.U., annesi ve 2 şirket yetkilisinin de bulunduğu 8 şüpheli gözaltına alındı. Operasyonda 21 taşınmaz, 3 araç ve 1 deniz aracına el konuldu. Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri ayrıca D.U.’nun belediyedeki ofisinde de arama yaptı. Aramada bazı evraklara incelenmek üzere el konuldu. Olayla ilgili soruşturma sürerken şüphelilerden A.G.U., sevk edildiği mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Diğer şüphelilerin sorgusunun ise sürdüğü, gözaltı sayısının artabileceği öğrenildi. 16 milyon liralık kamu zararı iddiası Soruşturma kapsamında yapılan incelemelerde, belediyeden bazı firmalara doğrudan temin yöntemiyle gerçekte yapılmayan mal ve hizmet alımları yapılmış gibi gösterildiği iddia edildi. Bu yöntemle belediyeden firmalara aktarılan paraların, şüphelilerin adına alınan taşınmazların ödemelerinde kullanıldığı öne sürüldü. Yapılan tespitlere göre söz konusu işlemler nedeniyle yaklaşık 16 milyon 582 bin lira kamu zararının oluştuğu değerlendirildi. Şüphelilerin 2022 yılından itibaren edindikleri malvarlıklarına, 5549 Sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında el konulmasına yönelik işlemlerin planlandığı bildirildi.
Antalya Alanya’da mart ayı ortasında yaz görüntüleri: Hava sıcaklığı 20 dereceye çıkınca deniz ve güneşin tadını çıkardılar Antalya’nın Alanya ilçesinde mart ayında hava sıcaklığı 20 dereceye kadar çıkınca, turistler, yerleşik yabancılar ve kent sakinleri sahillerde güneşin ve denizin tadını çıkardı. Alanya’nın dünyaca ünlü Kleopatra Plajı, havaların ısınmaya başlamasıyla birlikte kent sakinleri, yerleşik yabancılar ve turistlerin akınına uğradı. Öğle saatlerinde hava sıcaklığının 20 derece, deniz suyu sıcaklığının ise 17 derece ölçüldüğü Alanya’da vatandaşlar güneşli havayı fırsat bilerek denizin ve güneşin keyfini çıkardı. Plajda öğle saatlerinde hareketlilik yaşandığı gözlenirken, sahile gelen bazı vatandaşlar ince kumların üzerinde güneşlenmeyi tercih etti, bazıları ise Akdeniz’in serin sularına girerek yüzdü. Özellikle yabancı turistlerin yoğunluk oluşturduğu plajda renkli görüntüler ortaya çıktı. Tur teknesi de gün boyunca plaj açıklarına demir attı. Turistleri taşıyan teknelerde bulunanlar denize girerek yüzmenin keyfini yaşadı. Plaj çevresinde vakit geçiren bazı vatandaşlar ise oltalarını denize bırakarak balık tuttu. Sahilde yürüyüş yapan ve güneşli havayı değerlendiren turistler, manzara karşısında bol bol fotoğraf çekti. Plaja gelen vatandaşlardan Taner Çakmak, "Yaz gibi bir gün. Alanya’da yaşamak büyük bir şans. Biz de bu durumu değerlendiriyoruz. Alanya sakin ve güzel bir yer burayı çok seviyoruz. Alanya’da denize girilecek kadar sıcak bir hava var" dedi.