GÜNDEM - 02 Ağustos 2025 Cumartesi 10:17

Arı kovanı havası soluyarak şifa arıyorlar

A
A
A
Arı kovanı havası soluyarak şifa arıyorlar

Gaziantep’te girişimci arıcılar tarafından kurulan merkezde, bazı rahatsızlıklarda tedaviyi olumlu etkilediği bilinen apiterapi uygulamaları yapılıyor.


Gaziantep’te arıcılık yapan 56 yaşındaki Mehmet Uçar ve 44 yaşındaki Mehmet Culha, 2 yıl önce gezi için gittikleri İzmir’in Karaburun ilçesindeki arı çiftliğinde gördükleri arı havası merkezini kurmak için kolları sıvadı.


Başta alerji, solunum yolu hastaları ve bağışıklık sistemi zayıf kişilere tedavi süreçlerine destekleyici olarak uygulanan arı havası merkezi için gerekli malzemeleri temin eden Mehmet Uçar ve Mehmet Culha, tüm hazırlıklarını tamamladıkları merkezi açmanın sevincini yaşıyor.


Arı kovanı havasının solunmasıyla uygulanan apiterapi, astım, bronşit ve alerji gibi birçok hastalığın tedavisinde doğal destek olarak öne çıkarken, Organize Sanayi Bölgesi’ndeki iş yerinin içine arı havası merkezini kuran Uçar ve Culha, yeni açtıkları merkezde ücretsiz olarak hizmet veriyor.


Merkeze gelen alerji ve solunum yolları hastaları ile bağışıklık sistemi zayıf olan kişilere alternatif tıp hizmeti sunan Uçar ve Culha, arı kovanından gelen havanın solunması ve kanat sesleriyle rahatlatıcı etki sağladıkları merkezin sayısını çoğaltmayı hedefliyor.


Terapi odası ve arı yatağı ismi verilen odada arı kovanından gelen havanın solunması ve arının kanat sesleriyle kişilere rahatlatıcı etki sağlanan merkez vatandaşlardan ilgi görürken, apiair uygulamasının alerji, astım, bronşit, depresyon, migren ve bağışıklık sistemi zayıflığında olumlu sonuç verdiğini ifade ediliyor.


Arı ürünlerinin solunum yolu ile bulaşan birçok hastalığa iyi gelmesi üzerine bal, polen, propolis, arı sütü ve zehri gibi ürünlerle yapılan apiterapi tedavisi hakkında yıllardır çeşitli eğitimler alan Uçar ve Culha, aynı zamanda sahibi oldukları binlerce arı kovanı dönemsel olarak kentin bölgelerinde farklı noktalara götürüyor.


Aynı zamanda Gaziantep Bal Üreticileri Birliği olarak da çalışmalar yürüten Uçar ve Culha, arı havası tedavi yönteminin yaygınlaştırmayı hedefliyor.


Bal arısı hastalıkları uzmanı emekli akademisyen Mehmet Ali Kutlu, arı kovanı havasının solunmasıyla uygulanan apiterapinin, astım, bronşit ve alerji gibi birçok hastalığın tedavisinde doğal destek olarak öne çıktığını söyledi.


Kutlu, apiterapinin arı ürünleriyle yapılan tedavilerin genel adı olduğunu bildiren Kutlu, Türkiye’de ve özellikle Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgeleri ile diğer bölgelerde arıcılık potansiyeli yüksek olmasına rağmen bal dışında diğer arı ürünlerinin kullanımının henüz yaygın olmadığını belirtti.


Apiterapinin insan sağlığına faydalarının tüm dünyada bilimsel olarak kabul edildiğini ve Almanya başta olmak üzere birçok ülkede bu tedavi yönteminin uygulandığını söyleyen Kutlu, "Arı ürünleri ile tedavi yöntemi 25 yıldan beri dünya genelinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Fakat son yıllarda ise Türkiye’de yavaş yavaş bu tedavi yöntemi tanınmaya başlandı. Türkiye’de maalesef tam teşekküllü bir tedavi bulunmamaktadır. Çünkü kurulum şartları biraz ağır ve bundan dolayı henüz yeni yeni bu alanda çalışmalar var" dedi.


Almanya’da yıllardan beri bazı solunum yolu hastalıklarına yönelik apiterapi tedavi merkezlerinin olduğunu ve güzel de sonuçların alındığını belirten Kutlu, Çin, Japonya, Rusya ve ABD’de apiterapi uygulamalarının yapıldığı polikliniklerin bulunduğunu dile getirdi.


Apiterapi yöntemiyle solunum hastalıklarına doğal çözüm uyguladıklarını belirten arıcı Mehmet Uçar ise, "İki yıldır bu faaliyetleri yürütüyoruz. Arı havası yoluyla gelen şifa yöntemini kendi ailemizde de uyguluyoruz. Bu tedavi yöntemi alerjik reaksiyonlara ve astım hastaları için çok faydalı oluyor. KOAH, astım ve solunum rahatsızlığı yaşayan hastalar fayda görüyor. Arı kovanlarının üzerinde yatanlarda stresini atıyor" diye konuştu.


2 yıl önce İzmir’in Karaburun ilçesindeki arı çiftliğinde gördükleri arı havası merkezini Gaziantep’te kurmanın sevincini yaşadıklarını belirten Mehmet Culha da alerji, solunum ve bağışıklık sistemi sorunu yaşayanlar için yeni şifa kaynağının arı havası olduğunu bildirdi.


Merkeze tedavi için gelen kalp hastası Yusuf Aslancan, bağışıklık sistemini güçlendirmek için merkeze geldiğini ve uygulanan tedaviden memnun kaldığını anlattı.



Arı kovanı havası soluyarak şifa arıyorlar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Muş’ta evlat nöbeti devam ediyor Muş’ta DEM Parti İl Başkanlığı önünde evlat nöbeti tutan aileler, çocuklarına teslim olmaları için çağrıda bulundu. Muş’ta çocuklarının terör örgütü PKK tarafından dağa götürüldüğünü öne süren ailelerin DEM Parti İl Başkanlığı önünde başlattığı evlat nöbeti devam ediyor. Ellerinde çocuklarının fotoğraflarını taşıyan anne ve babalar, "Artık yeter", "Yakamızdan düşün" ve "Anneler direniyor" yazılı pankartlarla seslerini duyurmaya çalıştı. Zaman zaman duygusal anların yaşandığı eylemde aileler, çocuklarına güvenlik güçlerine teslim olmaları çağrısında bulundu. Anne Naciye Sönmez Yıldız, "Ben Osman’ın annesiyim. Osman’ın babası yok ama ben buradayım. Bir damla kanım kalana kadar burada, Osman’ın peşindeyim. Osman, sesimi duyuyorsan gel teslim ol oğlum. 11 senedir seni arıyorum. Eğer yaşıyorsan, beni görüyorsan gelin teslim olun. Yeter. Bu dava sizin davanız değil. Oğlum gelin teslim olun" dedi. Oğlu Atilla’ya seslenen anne Şahinaz Özcan ise, "Atilla’nın annesiyim. Oğlumdan hiç haber alamadım. Var mı, yok mu bilmiyorum. Sadece bir kez sesi bize gelseydi, sesini duysaydım içim yine rahat olurdu. 9 yıldır hiç haber alamıyorum. Yaşıyor mu, yaşamıyor mu bilmiyorum. Buna ‘Kürt davası’ diyorlar. Biz de Kürt’üz. Bu Kürt davası değil, İsrail’in davası. Oğlum şimdi devletin elinde, cezaevinde olsaydı her hafta görüşe gider gelirdim. Bu nedir? Ne davası, bilmiyorum. Oğlum Atilla, sesimi duyuyorsan çık gel" ifadelerini kullandı.
İstanbul Mustafa Rakım Efendi vefatının 200. yılında özel sergiyle anılıyor Osmanlı hat sanatının önde gelen isimlerinden Hattat Mustafa Rakım Efendi, vefatının 200. yılında düzenlenen "Mustafa Rakım Efendi Yazı Kalıpları Sergisi" ile anılıyor. Türkiye Yazma Eserler Kurumu (TÜYEK) Başkanı Coşkun Yılmaz, "Kısmen fotoğraflarla, yani mimari eserlere işlenmiş yazıları gösteren fotoğraflarla ama büyük ölçüde bu yazı kalıplarının yer aldığı bir sergi açtık. Bu bir ’ilk’ olma özelliğine sahip ve son derece hem hat tarihimiz açısından hem mimari sanat-hat ilişkisi açısından hem de Mustafa Rakım Efendi açısından çok önemli bir sergi" dedi. 19. yüzyılın en önemli hattatlarından biri olarak kabul edilen Mustafa Râkım Efendi’nin vefatının 200. yılında, anısına Süleymaniye Külliyesi’ndeki TÜYEK Sergi Salonu’nda sergi açıldı. Sergide Türk ve İslam Eserleri Müzesi koleksiyonunda yer alan ve Mustafa Râkım Efendi’nin bizzat hazırladığı iğneli yazı kalıpları ilk kez bir araya getirildi. Söz konusu kalıplar, sanatçının cami, türbe ve çeşitli mimari yapılar için taşa uygulanmak üzere hazırladığı eserlerden oluşuyor. Yazı kalıplarının yalnızca estetik birer unsur olmadığına dikkat çekilen sergide, bu eserlerin hat sanatının mimariyle olan ilişkisini ve yazının taş üzerindeki nihai halini belgeleyen önemli vesikalar olduğu vurgulanıyor. Sergide ayrıca kalıpların günümüzdeki kitabelerle birlikte fotoğrafları da yer alarak, hazırlık aşamasından uygulamaya kadar geçen zaman ziyaretçilere sunuluyor. Sergide Nakşidil Valide Sultan Türbesi’ndeki çeşme kitabesi, Nusretiye Camii için hazırlanan yazılar ve İsmail Zühdi Efendi’nin mezar kitabesine ait kalıplar da yer alıyor. Bunun yanı sıra, farklı yapılarda kullanılan tuğra kalıpları ile henüz taş üzerindeki nihai hali tespit edilemeyen bazı kitabeler de sergide sergileniyor. Sergide sürpriz eserler de bulunuyor. Hezarfen Necmeddin Okyay’ın Mustafa Râkım Efendi için kaleme aldığı mersiye, hattat Macit Ayral tarafından yazılırken, tezhibi ise Süheyl Ünver tarafından yapıldı. Söz konusu eserin fotoğrafları da sergide ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Mustafa Râkım Efendi’nin sanat anlayışını, hat sanatındaki ustalığını ve Osmanlı hat geleneğindeki yerini gözler önüne seren sergi, aynı zamanda yazı ile mimari arasındaki ilişkiyi yakından incelemek isteyenler için önemli bir kaynak niteliği taşıyor. "Mustafa Rakım Efendi’nin tıpkıbasımını yapacağız sınırlı sayıda; çalışmaları devam ediyor" Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Coşkun Yılmaz, "Mustafa Rakım Efendi, özellikle celî sülüste bizim hat tarihimizin en zirve isimlerinden birisi. Kendisi adeta bir mektep, bir ekol olmuş bir isim. Sultan 3. Selim döneminde, Sultan 2. Mahmud döneminde çalışmaları olan ve Sultan 2. Mahmud’un hat hocalığını yapan bir isim. Bu sene onun vefatının 200. senesi. Mustafa Rakım Efendi gibi büyük bir hattatın anılmaması büyük bir eksiklik, büyük bir haksızlık olurdu. Biz de Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı olarak onunla ilgili çok özel bir çalışma veya özel çalışmalar olarak ne yapabiliriz diye düşündük. Yazı tarihimiz açısından çok önemli bir zirve. Ve araştırmalarımız neticesinde, değerlendirmelerimiz neticesinde onun ’Hilye-i Saadet’i var, çok muhteşem bir hilye. Onun tıpkıbasımını yapacağız sınırlı sayıda; çalışmaları devam ediyor. Ama bugün 25 Mart, tam vefatının 200. yılı olduğu için (1826’da vefat ediyor), bu Rakım Efendi’nin hatlarının ’Yazı Kalıpları Sergisi’ni açtık. Bu yazı kalıpları son derece önemli. Aslında mimariye nakşedilen o gördüğümüz hatların önce bir yazılması, sonra da iğne ucuyla milimetrik bir şekilde bütün yazının üç dört tane kağıtla beraber bir ıhlamur kalıba çıkarılması, sonra da onun bir taş ustası tarafından aynı ustalıkla nakşedilmesi anlamına geliyor. Dolayısıyla bu son derece orijinal bir sergi" dedi. Mustafa Rakım Efendi’den daha önceki dönemlerden bugüne ulaşan herhangi bir yazı kalıbı olmadığını belirten Yılmaz, "Dolayısıyla mevcut bilgiler ışığında, belgeler ışığında bu sergide yer alan yazı kalıpları aynı zamanda elimizdeki ilk veya en eski tarihli yazı kalıpları. Hat tarihimiz açısından son derece önemli. Rakım Efendi’nin o hat tarihimizdeki büyüklüğü, dehası, diğer taraftan buradaki kalıpların belgesel değeri son derece önemli, son derece manidar. Kısmen fotoğraflarla, yani mimari eserlere işlenmiş yazıları gösteren fotoğraflarla ama büyük ölçüde bu yazı kalıplarının yer aldığı bir sergi açtık. Bu bir ’ilk’ olma özelliğine sahip ve son derece hem hat tarihimiz açısından hem mimari sanat-hat ilişkisi açısından hem de Mustafa Rakım Efendi açısından çok önemli bir sergi. Biz bir ay boyunca sergimizi açık tutacağız, bütün vatandaşlarımızı bekliyoruz" diye konuştu. "Mustafa Rakım Efendi ne yapsa zaten muhteşem; buradakiler de ayrı bir değer taşıyor" Sergide en çok dikkatini çeken eserleri anlatan Yılmaz, "En çok dikkatimi çeken eser; Nakşidil Valide Sultan Türbesi’nin kapısına yazılan ’Çapraz Müsennâ’, bunlardan birisi. Yine Nusretiye Camii’nin yazı kalıbının orijinali bunlardan birisi. Doğrusu seçim yapmakta çok zorlandığımı, ’hani bu değil de şu olsa’ diyebileceğim bir tablo olmadığının da altını çizmem gerekiyor. Çünkü Mustafa Rakım Efendi ne yapsa zaten muhteşem; buradakiler de ayrı bir değer taşıyor" dedi. "Rakım’ın celî yazı kalıpları korunmuş ve günümüze de kadar gelmiş; onun için çok önemlidir" Hattat Mehmet Özçay ise, "Bu sergi hat sanatımızın en önemli kilometre taşlarından biri olan Mustafa Rakım Efendi’nin celî yazı kalıplarından oluşan sergi. Celî yazı; bilhassa mimaride kullanılan büyük hacimli yazılara, yazı kalemi ile yazılan yazılara celî yazı diyoruz. Bu sergilenen yazı kalıpları da Mustafa Rakım Efendi’nin meşhur İstanbul camilerinde; Fatih Camii olsun, Nusretiye Camii olsun, Tophane’deki camilerde olsun kullanılan, işlenen yazıların orijinal yazı kalıpları. Bunlar bizim için son derece önemli. Bu mimaride bulunan celî yazılarda Rakım öncesindeki kalıplara maalesef biz rastlamayız. Onlar ne hikmetse muhafaza edilmemiş, kaybolmuş. Hiç bugüne kadar rastlamadım. Ama bunda Rakım müstesna. Rakım’ın celî yazı kalıpları korunmuş ve günümüze de kadar gelmiş; onun için çok önemlidir" dedi. Özçay, "Mustafa Rakım Efendi’nin bizim hat sanatı tarihimizdeki yeri için ’Celî sülüs ve tuğra hattında Rakım öncesi ve Rakım sonrası’ diye bir tasnif yapabiliriz. Yani o kadar önemli bir kilometre taşıdır. Celî sülüs yazısında, hattında inkılap yapmış Rakım. Bu celî yazıda ve tuğra sultanların tuğralarında form ve tavır olarak büyük bir inkılap yapmış ve kendinden sonra gelen bütün üstatlar Rakım yolunda eser vermeye başlamışlar. O bakımdan çok çok önemlidir bizim için. Hakikaten bizden sonraki nesillere bu üstadımızı tanıtmamız, aktarmamız için ilgili herkesi bu sergiye davet ediyorum. Gelsinler bu kıymetimizi, bu değerimizi tanısınlar görsünler" diye konuştu.