ASAYİŞ - 14 Ocak 2026 Çarşamba 10:15

Dr. Çetin, zatüre vakaları hakkında bilgi verdi

A
A
A
Dr. Çetin, zatüre vakaları hakkında bilgi verdi

Medical Point Gaziantep Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Çetin, zatürenin akciğerleri etkileyen ciddi bir enfeksiyon hastalığı olduğunu belirterek, erken tanı ve tedavinin hayati önem taşıdığını vurguladı.


Medical Point Gaziantep Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Çetin, zatüre vakaları hakkında bilgi verdi.


Dr. Çetin, "Son günlerde zatüre (pnömoni) vakalarında belirgin bir artış yaşanıyor. Özellikle mevsim geçişleri, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve üst solunum yolu enfeksiyonlarının artmasıyla birlikte hastanelerde yoğunluk dikkat çekiyor. Gaziantep’te de birçok vatandaş zatüre şüphesiyle sağlık kuruluşlarına başvuruyor" dedi.


Dr. Çetin, "Zatüre; ateş, öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı, halsizlik ve titreme gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemi zayıf bireyler daha fazla risk altındadır" ifadelerini kullandı.


Hastanelerdeki yoğunluğa da dikkat çeken Dr. Çetin, "Son dönemde zatüre vakalarında ciddi bir artış gözlemliyoruz. Bu durum hastanelerde yoğunluğa neden oluyor. Vatandaşlarımız belirtileri hafife almamalı, şikâyetleri varsa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır" ifadelerine yer verdi.


Zatüreden korunmak için alınabilecek önlemlere de değinen Dr. Çetin, "Mevsime uygun giyinmek, el hijyenine dikkat etmek, sigaradan uzak durmak, kalabalık ortamlarda maske kullanmak ve grip ile zatüre aşılarını ihmal etmemek büyük önem taşıyor" diye konuştu.


Medical Point Gaziantep Hastanesi Gögüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Çetin ise vatandaşları bilinçli olmaya davet ederek, erken tanı ve doğru tedaviyle zatürenin kontrol altına alınabileceğini, geç kalınan vakalarda ise ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Osmangazi Belediyesi’nin iftar sofrasında yüzlerce kişi bir araya geldi Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Ramazan ayı boyunca her gün ilçenin 8 ayrı noktasında düzenlenen iftar programlarında yaklaşık 4 bin vatandaşı aynı sofrada buluşturmaya devam ediyor. Ramazan’ın bereketini, huzurunu, paylaşma ve dayanışma ruhunu Osmangazililerle birlikte yaşayan Başkan Aydın, iftar programları kapsamında son olarak Çırpan Mahallesi sakinleriyle bir araya geldi. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Ramazan ayının bereketini, huzurunu ve dayanışma ruhunu ilçe sakinleriyle birlikte yaşamaya devam ediyor. Ramazan boyunca her gün Osmangazi ilçesinin 8 farklı noktasında kurulan iftar sofralarından birine katılan Başkan Aydın, vatandaşlarla birlikte orucunu açma geleneğini sürdürüyor. Bu kapsamda Çırpan Mahallesi Çarşamba Kapalı Pazar Alanı’nda düzenlenen iftar programında yüzlerce mahalle sakini aynı sofrada buluşarak birlik ve beraberlik mesajları verdi. Vatandaşlarla yakından ilgilenen Başkan Erkan Aydın, paylaşma ve dayanışmanın en güzel örneklerinden birini sergiledi. Düzenlenen iftar programında Çırpan Mahallesi sakinleri Başkan Aydın’a yoğun ilgi gösterirken bol bol hatıra fotoğrafı çektirdi. "Vatandaşlarımızla birlikte iftarımızı açmanın mutluluğunu yaşıyoruz" Osmangazi Belediyesi olarak her gün ilçenin birçok noktasında iftar verdiklerine işaret eden Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, "Çırpan Mahallesi’nde başkan yardımcılarımız, muhtarlarımız, meclis üyelerimiz ve kıymetli mahalle sakinlerimizle birlikte iftarımızı açmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Osmangazi Belediyesi olarak Ramazan ayı boyunca her gün 8 ayrı noktada yaklaşık 4 bin vatandaşımıza iftar veriyoruz. Ramazan’ın bereketini, huzurunu, paylaşma ve dayanışma ruhunu hemşehrilerimizle birlikte yaşıyoruz. Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin; bizleri önce Kadir Gecesi’ne, ardından da Ramazan Bayramı’na sağlık ve huzur içinde ulaştırsın." şeklinde konuştu. İftar programının ardından Çırpan Mahallesi sakinleriyle bir araya gelen Başkan Aydın, vatandaşların istek ve taleplerini dinleyerek en kısa sürede çözüme kavuşacağının sözünü verdi.
Aydın Didim Çocuk Meclisi’nden Miletos’ta matematik yolculuğu Didim Belediyesi Çocuk Meclisi üyeleri, UNESCO tarafından 14 Mart’ta gerçekleştirilecek Miletos Matematik Günü öncesinde anlamlı bir keşif programı düzenledi. Bilim ve felsefenin doğduğu kent olarak bilinen, aynı zamanda düşünce tarihinin öncülerinden Thales’in doğum yeri olan Miletos Antik Kenti’nde gerçekleştirilen gezi kapsamında öğrenciler, matematiğin doğayla olan ilişkisini yerinde deneyimledi. Antik kentte yapılan gözlem çalışmaları sırasında çocuklar, Thales’in deneyimlediği gibi gölge ile uzunluk ölçümü deneyi gerçekleştirerek matematiğin temel prensiplerini uygulamalı olarak öğrenme fırsatı buldu. Bilimsel düşüncenin temellerinin atıldığı bu tarihi coğrafyada yapılan çalışmalar, öğrencilerin matematiğe olan ilgisini artırırken öğrenme sürecini sahada deneyimlemelerini sağladı. Programın devamında DİGEM’de bir araya gelen Çocuk Meclisi üyeleri, ’Matematik ve Umut’ temasıyla deneysel sanat çalışmaları hazırladı. Ortaya çıkan özgün eserler, 14 Mart’ta düzenlenecek Miletos Matematik Günü etkinlikleri kapsamında sergilenecek. Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, "Bilim ve felsefenin doğduğu Miletos’ta çocuklarımızın matematiği yerinde deneyimlemesi bizler için büyük bir gurur. Thales’in mirasını yaşatan bu topraklarda, yeni nesillerin bilimle buluşmasını önemsiyoruz. Didim Belediyesi olarak çocuklarımızın sorgulayan, üreten ve düşünen bireyler olarak yetişmesi için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi.
Trabzon Sümela Manastırı beyaza, Altındere Vadisi sessizliğe büründü Türkiye’nin önemli inanç ve kültür turizmi merkezlerinden biri olan Sümela Manastırı ve çevresi, kar yağışıyla beyaza büründü. Altındere Vadisi’nin doğal dokusu ve tarihi manastırın atmosferi, kar manzarasıyla birleşince ortaya etkileyici görüntüler çıktı. Doğu Karadeniz’in simge yapılarından Sümela Manastırı, kar yağışının ardından beyaz örtüyle kaplanarak etkileyici bir kış görünümüne büründü. Tarihi manastırın sarp kayalıklar üzerindeki konumu ve Altındere Vadisi’nin doğal yapısı, karla birlikte daha da belirginleşerek güzel görüntüler oluşturdu. Manastır, 4. yüzyıla uzanan tarihi, kayalara oyulu mimarisi ve zengin orman dokusuyla yılın her ayında farklı bir atmosfer sunan önemli kültür ve turizm durakları arasında yer alıyor. Coğrafi konumu gereği mevsim geçişlerinin tüm tonlarını taşıyan yapı, özellikle kış aylarında çevresiyle birlikte ayrı bir görsellik kazanıyor. Altındere Vadisi’nde etkili olan kar, ormanlık alanı, kayalık yüzeyleri ve dere çevresini tamamen beyaza kapladı. Vadi boyunca hakim olan doğal sessizlik, kar örtüsüyle daha da derinleşerek bölgeye sakin bir kış atmosferi kazandırdı. Karla bütünleşen manastır silüeti, çevresindeki kayalık yapı ve vadinin beyaz dokusuyla birleşerek açık hava galerisini andıran bir görsel şölen ortaya çıkardı. Tarihi yapının karın etkisiyle kazandığı görünüm, bölgenin kış aylarındaki en dikkat çekici manzara örneklerinden biri olarak öne çıktı.
Kocaeli Üsküdar Vapuru faciasından sağ kurtulan annesinin sarsıcı hikayesini anlattı İzmit Körfezi’nde 1 Mart 1958 tarihinde sulara gömülen ve 392 kişinin hayatını kaybettiği Üsküdar Vapuru faciasının üzerinden 68 yıl geçti. Cumhuriyet tarihinin en büyük deniz kazalarından biri olan faciada babasını ve ablasını kaybeden, annesi ise hayatta kalan Nuray Dinçer Büyükarman, 11 yaşındayken yaşadığı o kara günü unutamıyor. Olay günü sağlık sorunları nedeniyle evde kalan ve vapura binmeyen Nuray Dinçer Büyükarman, İzmit Tekel Başmüdürü olan babası, 13 yaşındaki ablası ve annesinin o vapurda yaşadığı can pazarını anlattı. Kazaya karışan vapurun 1927 yapımı olduğunu ve sonradan revizyona uğrayarak dengesiz bir hale getirildiğini belirten Büyükarman, "Faciada maalesef benim ailemle birlikte yaklaşık 400 kişi hayatını kaybetti. Vapur ahşap, eski ve her tarafından sesler gelen bir araçtı. Denize elverişsiz bu vapurun körfezde işletilmesi büyük bir hataydı" dedi. "Halk ’Vapur batmış’ diye haykırıyordu" Olay günü havanın aniden bozduğunu ve şiddetli bir fırtına çıktığını anlatan Büyükarman, şöyle devam etti: "İzmit’te Tekel Başmüdürlüğü’nün üzerindeki lojmanda oturuyorduk ve aradan da deniz görünüyordu. Fırtına yoktu, hava çok sıcaktı. Aniden rüzgar çıktı. Bizi de ürkütmedi değil çünkü lojman ahşap olduğu için çatısından sesler geldi, çatısı saç kaplıymış. Halkın denize doğru koştuklarını, uğultuları, konuşmaları, bağırışları duyduk. Mühim bir durum olduğunu anladık. Zaten balkondan duyuluyordu, halk ’Vapur batmış’ diye halk haykırıyordu. Çıkan fırtına dolayısıyla ısı düştü. 20 derecelik bir bahar havası varken kaba dalgalar, lodos çıktı. Sonradan hortum şekline geçince vapuru da içeri alıyor. Vapur eğer sağlam olsaydı, bu fırtınayı atlatabilirdi diye düşünüyorum. Çünkü annemin anlattığına göre dümen kopuyor. Yani ’Suyun üzeri can pazarı’ ve ’Hiçbir kimseye Allah böyle bir felaketi yaşatmasın’ derdi. Çünkü sarılanlar, suyun üzerinde bağıranlar, haykıranlar, aklını oynatmış gibi hareketleri olanlar... Yani bunları da görmüş oluyor tabii annem. Annemin kurtulması kendi çabasıyladır." "Ceyhan Hanım hazırlığını yap, dümen koptu" Annesi Ceyhan Dinçer’in vapurun içindeki hayatta kalma mücadelesini annesinin anlatımlarından aktaran Nuray Dinçer Büyükarman, şunları kaydetti: "Babam ve ablam dışarı bakmak için yanından ayrılmış. Kaptan anneme, ’Ceyhan Hanım hazırlığını yap, dümen koptu’ demiş. Ayrıca kaptan annemi tanırdı, kendileri ile görüştüğümüz bir aileydi. Vapur sağa sola yatmaya başlayınca annem üzerindeki ağır mantoyu çıkarıp camı kırmaya çalışmış. Ancak en son yere uzanıp ayaklarıyla vurarak camı kırabilmiş. Vapur ters döndüğünde sular annemi dışarı çekmiş fakat vapur üstte, annem altta kalıyor; yani vapur ters dönüyor." Gözleri cam gibi donan abla ve babanın son vedası Annesinin suyun üzerinde babası ve ablasıyla son karşılaşmasını anlatan Büyükarman, "Annemin önüne küçük bir tahta parçası gelmiş. Fakat anneme sarılanlar da var, onlarla da mücadele ediyor, ’Kurtar beni’ diyenler var. Sonra babamla ablamı bir can simidi üzerinde buluyor. O tarafa doğru yüzüyor ama su o kadar soğuk ki ablamın dayanamadığını, o güzel yeşil gözlerinin cam gibi donduğunu anlıyor. Sonra babam ’Sen gayretlisin, kurtar kendini, yüzmeye devam et’ diyor. Sonra zaten bir dalga geliyor, ayırıyor onları ve annem yüzmeye başlıyor. Fakat başka yöne, başka tarafa doğru gidiyor. O arada da bir uçak geçmiş. Hatta ’Uçak bizi kontrol ediyor sandım, yardım gelecek diye sevindim’ derdi. Arkasına dönüp bakıyor, kazanın olduğu yerden çok uzaklaşmış. Fakat ayaklarını hissetmemeye başlıyor. Allah yardım ediyor, tesadüfen önüne vapurdan kopmuş bir kapı geliyor. Annem kapının üzerine çıkmaya gayret ediyor. Kulaç atamıyor artık, kendini bırakıyor. Bir silüet, bir gemi silüeti görüyor, ondan sonrasını annem hatırlamıyor" dedi. Donanma gemisi "Kurtaran" ile hayata dönüş Annesinin kopan bir kapı parçasının üzerine çıkarak hayatta kaldığını belirten Büyükarman, "O sırada Derince açıklarında demirleyen Donanmaya ait ’Kurtaran’ gemisindeki gözcü asker annemi fark ediyor. Hemen filika indirip alıyorlar. Annem askerlere sadece, ’Çok acele edin, kocam ve kızım arkada, kaza oldu’ diyebiliyor ve bayılıyor. Uyandığında kendini bir oksijen çadırında buluyor." "Senin içi yaşamak istedim" Ailesinden gelen haberleri beklerken yaşadığı travmayı anlatan Nuray Dinçer Büyükarman, babası ve ablasının vefatını okul arkadaşlarından öğrendiğini dile getirdi. Büyükarman, annesiyle hastanede kavuştuğu o duygu dolu anı hayatı boyunca unutamadığını vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı: "Annemin hayatta kalması bize büyük bir lütuftur. Ben hep evdeydim ama abim ve arkadaşları sürekli sahildeydi. Hatta abim, babamla ablamın haberi geldikten sonra diğer ablamızın akıbetini bilmediği için arkadaşlarıyla hastanelerde onu kendi aramış, sonra bulmuş. Abimin o çabası da bayağı bir uzun sürmüş. Ailemden hepsi bulundu ama o heyecan, üzüntü, korku... Bunların hepsini yaşadık. Benden babamla ablamın vefatını gizlemişlerdi ama ilkokula gidiyorum, okul arkadaşlarım vardı. Onlar kendi ailelerinden duyunca, ben babamla ablamın o kazada ölmüş olduğunu arkadaşlarımdan öğrendim ve tabii çok kötü oldum. Annemin merdivenlerden çıkışı, bana sarılışı ve ’Senin için yaşamak istedim’ demesi benim için unutamayacağım bir anı."