GÜNDEM - 07 Ocak 2025 Salı 15:31

Gaziantep’in yeni ticaret üssü BÜSEM ekonomiye can katıyor

A
A
A
Gaziantep’in yeni ticaret üssü BÜSEM ekonomiye can katıyor

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından Şehitkamil ilçesi Taşlıca Mahallesi’nde yapımı tamamlanan Büyükşehir Sanayi ve Endüstri Merkezi (BÜSEM) ekonomiye can katıyor.


Toplamda 3 milyon 50 bin metrekarelik alanda dağınık üretim yapan sektörler için bölgenin en büyük ticaret merkezi olan BÜSEM’de inşaat çalışmalarının sonuna gelindi. 150 bin kişiye istihdam sağlayacak BÜSEM hem çarpık kentleşmenin önüne geçebilmek hem de dağınık vaziyette üretim yapmak zorunda kalan 15 meslek grubunu bir çatı altında topladı.


Proje kapsamında BÜSEM’e nakliyatçılar, gıda toptancıları, ayakkabıcılar, fıstıkçılar, motorlu taşıyıcılar ve galericiler, baharat imalatçıları, tır ve makineciler, tır alım- satım sitesi, hurdacılar ve geri dönüşümcüler ve biriketçiler taşınıyor. Gıda esnafları dükkanlarına yerleşti. Modern şekilde tasarlanan yapıya sahip gıda bölümünün her bir dükkanında bin 250 ton kapasiteyi sahip.



“Gaziantep’e müthiş katma değer sağlayacak”


BÜSEM Gıda İmalatçıları ve Toptancıları Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi Başkanı Mehmet Şerif Türk, yaptığı açıklamada BÜSEM’in Gaziantep’e büyük bir katma değer sağlayacağını belirterek, “BÜSEM 15 meslek grubunu kapsadığı için çok geniş bir alana yayılıyor. Burası 3 milyon 50 bin metrekare bir alan. Bu alan şehrin muhtelif yerlerinde çalışan sektörleri komplike olarak bir araya getirip proje. Fatma Şahin bu projeyi çok önemsediği için altyapı ve üstyapılarda projeler başladığı günden bugüne kadar müthiş desteklerini sağladı. Ben gıda grubu olarak bizim sitemiz toplam metrekare alanı olarak 243 bin metrekare alana sahibiz. Bu alanda arsanın içerisinde 200 bin metre kapalı alanımız var. Bu da düşünüldüğü zaman hem bölgeye hem de Gaziantep’e müthiş katma değer sağlayacak bir proje olduğunu gösteriyor” dedi.



“Büyük esnaflarımızın hepsi bu projede yer almış durumdalar”


Başkan Şerif Türk konuşmasının devamında Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ve teknik ekibiyle birlikte çalışmalar yapılarak bu noktaya gelindiğini belirterek, “Şehri trafik anlamında, bu proje şu anda hem çevre yolu olması hem de şehrin dışında olması sebebiyle şehir trafiğini de rahatlatmış olacak. Gıda grubu olarak baktığımızda diğer sektörlerle birlikte bu şehre ne kadar katkı sağlayacağını önümüzdeki yıllarda göreceğiz. Buradan çıkan servisler çevre yollarını kullanacaklar. Bu sayede şehir trafiği rahatlamış olacak. Katma değer sağlayacak devasa bir proje. Büyük esnaflarımızın hepsi bu projede yer almış durumdalar. Dükkanlarımız çok fonksiyonel bir yapıya sahip. Dükkanların hem önünde hem de arkasında yükleme yapabilecek durumdayız. Fatma Şahin’e bize gösterdiği desteklerden katkılardan dolayı çok teşekkür ederiz” ifadelerini kullandı.



“Kurada çekilen sektörler faaliyete geçti”


Şehrin ekonomisine katkı sağlayarak rekabet gücünün artmasının hedeflendiği ve 15 meslek grubunu içinde barındıran BÜSEM için ilk kuralar çekilmişti. İş yerini teslim alan sektörler memnuniyetini dile getirdi.


Esnaflardan Yahya Erhan Yüzbaşı önceki iş yerinin toptancılar sitesinde olduğunu belirterek, “BÜSEM’e 28 Mayıs’ta geçtik. İş anlamında çok güzel şeylere vakıf olduk. Yeni bayilikler aldık. İstihdam sayımızı artırma fırsatı bulduk. GATEM’de bir tır kâğıdı indirmemiz ortama bir gün sürüyordu. Buraya geldiğimizde bir buçuk saatte bir tır kâğıdı paketleyip yerlerine koyabiliyoruz. İmkanlarımızı fazlalaştırdık. Biz daha önce Gaziantep’te içinde çalışıyorduk. Ortalama 5- 6 bayiliğimiz vardı. Buraya geçtiğimizde 10 bayimiz oldu. Şu anda da Gaziantep, Kahramanmaraş ve ilçelerine çalışıyoruz. Eski yerimizde ulaşımla ilgili sorunlar yaşıyorduk. Tırlar hem indirme hem yükleme sırasında çok büyük sorunlar çıkarıyordu bize. Buradan sonra sorunlarımız hafifledi. Zamandan kazandık. BÜSEM iş hayatımıza çok katkı sağladı” açıklamasında bulundu.



Gaziantep’in yeni ticaret üssü BÜSEM ekonomiye can katıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde aileler eğitim seminerleri ile bilgilendiriliyor Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde ailelere yönelik olarak DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) konulu eğitim semineri gerçekleştirildi. Selçuklu Belediyesi, eğitim alanında yürütülen çalışmalar kapsamında, bünyesinde bulundurduğu Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde, 4-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimine katkı sunmak amacıyla velilere yönelik milli ve manevi değerler temelli eğitimler düzenleniyor. Velilerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmaları konusunda büyük destek olan ve gelişim süreçlerine dair farkındalık oluşturan eğitimlerin son oturumunda "DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)" konusu ele alındı. Alanında uzman Psikolojik Danışman ve Oyun Terapisti Ayşe Söğüt’ün katkılarıyla gerçekleştirilen seminerde velilere kapsamlı bilgiler aktarıldı. Söğüt, DEHB’nin özellikle 3-6 yaş aralığı çocuklarda ortaya çıktığını belirterek, çocukların dikkatini toplamakta zorlandığı, çok hareketli olabildiği ve bazen düşünmeden hareket ettiği bir durum olduğunu aktararak, ailelere tavsiyelerde bulundu. Bu durum ile karşı karşıya kalan velilerin sabırlı ve anlayışlı bir yaklaşım benimsemeleri, net kurallar ve düzenli rutinler oluşturmaları, çocuklarının güçlü yönlerini desteklemeleri ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmalarının önemine değinen Söğüt, ayrıca okul-aile iş birliğinin çocuğun gelişim sürecindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Psikolog Ayşe Söğüt, "Ayrılık Kaygısı ve Okula Dönüş", "Oyun Terapisi Nedir, Ne Değildir?", "Gelişim Dönemleri ve Mizaç" ile "Sınır Koyma" gibi önemli başlıkları dönem boyunca velilere aktardı.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Tetkik değil, hasta tedavi edilmelidir" Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi. Prof. Dr. İrfan Koca, tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede anlam kazandığını vurgulayarak, şikayeti olmayan kişilerde bile yüksek oranlarda iz saptanabildiğini söyledi. Literatürde yer alan çalışmalara dikkat çeken Koca, "Şikayeti olmayan bireylerde yüzde 37 - yüzde 96 oranında omurga disklerinde aşınma / fıtık benzeri izler, Omuz görüntülemelerinde yüzde 78’e varan sıvı artışı (bursit), Diz MR’larında yüzde 43’e kadar kıkırdak hasarı, Kalça görüntülemelerinde yüzde 68’e varan eklem kenarı hasarı görülebiliyor. Ancak bu tanıların önemli bir kısmı, hastanın şikayetiyle doğrudan ilişkili olmayabilir" şeklinde konuştu. " Tetkikler tek başına belirleyici değildir" Prof. Dr. Koca, "Yeterli öykü alınmadan ve yeterli muayene yapılmadan gerçekleştirilen tetkikler, tek başına doğru tanıya götürmeyebilir. Ayrıca, bu şekilde tetkik temelli tanı ve tedavi girişimleri, bazı durumlarda yanlış tanı ve uygun olmayan tedavi risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle tetkiklerin, hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi esastır" ifadelerini kullandı. "Gereksiz işlemler ve yükler oluşabilir" Koca, "Şikayetle doğrudan ilişkisi olmayan izler üzerinden hareket edilmesi; gereksiz girişimlere, tedavilere ve bazı durumlarda ameliyatlara yol açabilir. Bunun yanı sıra hastalar gereksiz mali yük altına girebilir ve özellikle tomografi gibi yöntemlerle gereksiz radyasyon maruziyeti söz konusu olabilir. Hastaya yeterli zaman ayrılmadan, öykü alınmadan ve muayene yapılmadan doğrudan tetkiklere yönlendirilmesi; hekim-hasta ilişkisinin niteliğini zayıflatabilir. Oysa tıbbi değerlendirme, bireysel ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir" ifadelerine yer verdi. "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında çoğu zaman ameliyat gerekmez" Kendi alanına ilişkin önemli bir noktayı vurgulayan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları, diz ve omuz problemleri gibi birçok kas-iskelet sistemi hastalığında, hastaların önemli bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle yönetilebilir. Doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakılarak karar verilmesi, gereksiz cerrahiye yönlendirebilir" Şeklinde açıklamada bulundu. "Doğru sıra: öykü, muayene, gerekirse tetkik" Koca, "Öncelik her zaman hastanın şikâyetinin anlaşılması ve muayenedir. Tetkikler bu sürecin tamamlayıcı bir parçasıdır; tek başına belirleyici değildir. MR veya diğer tetkiklerde görülen her iz, tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmez. Önemli olan, bu izlerin hastanın şikayetiyle uyumlu olup olmadığının doğru değerlendirilmesidir" diye konuştu.