EKONOMİ - 31 Aralık 2024 Salı 11:37

GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi: “2025 yılının ekonomide toparlanma ve geçiş yılı olmasını umut ediyoruz”

A
A
A
GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi: “2025 yılının ekonomide toparlanma ve geçiş yılı olmasını umut ediyoruz”

Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, küresel sorunlar ve iç piyasada sıkılaştırma politikaları ile zor olsa da gerçekçi ekonomi politikaları ile önemli mesafeler katedilen bir yılın ardından 2025 yılından beklentilerin arttığını, umutlu olduklarını ve yeni yılda griliklerin kalkarak Türkiye için tablonun daha da netleşeceğine inandıklarını belirtti.


2024 yılını değerlendiren ve 2025 yılı beklentilerini paylaşan GSO Yönetim Kurulu Başkanı Ünverdi, “Ülkemiz ekonomisinin son yıllarını ülke olarak Orta Vadeli Program (OVP) öncesi ve OVP sonrası diye ikiye ayırmak gerektiğini düşünüyorum. OVP öncesi adeta önüne geçilemez, etiketlerin her gün değiştiği azmanlaşmış bir enflasyon, döviz kurundaki ani ataklar, döviz bürosundan bankalara ve Merkez Bankası’na (MB) kadar farklı döviz kuru rakamları, KKMH gibi kamu maliyesini bugün dahi zor durumda bırakan pansuman niteliğindeki adımların ardından bir arınma ve dengelenme sürecinde olduğumuz bir gerçektir. Acı bir reçete var ama umutluyuz. Geçen yıl başlayan ve bu yıl güncellenen yeni OVP ile piyasa gerçekleriyle uyumlu reel politikalarla ekonomide normalleşmeye olan inanç artmıştır. Dezenflasyon süreci devam ederken MB’nin artan rezervleri ve uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarından gelen pozitif değerlendirmeler ekonomimiz adına iyi günlerin habercisi olmasını umuyoruz. Tabi en büyük sorunumuz olan enflasyon konusunda, hedeflerin biraz gerisinde kalınmış olunsa da enflasyon kontrol altına alınmış ve artış hızı da düşmektedir. Fiyat ve finansal istikrarın sağlanması hepimizin öncelikli beklentisidir. Bu doğrultuda, sıkılaştırma ve faiz politikasından en fazla reel sektör etkilenmiş ve imalat sanayisinde uzun zamandır daralma devam etmektedir. Bununla birlikte artan hammadde ve enerji fiyatları, yüksek enflasyon, yüksek faiz, krediye ulaşımdaki güçlükler, yüksek kredi maliyetleri, küresel ticarette yaşanan sorunlar ve ihracat kanadında reel olmayan döviz kuru rakamları iş dünyamızın başlıca sorunları arasında yer almaktadır. Rakiplerimiz karşısında rekabetçi olabilmemiz için kur politikasının yeniden gözden geçirilmesi ve daha rekabetçi hale gelmesi, maliyetlerin arttığı bir dönemde Eximbank, KGF ve benzeri desteklerin uygun şartlarda ve daha kolay ulaşılabilir olması, bankacılık sektörünün de ticari krediler başta olmak üzere üreten kesimin düşük maliyette kredi kullanmasına imkan sağlaması bu süreçte kritik öneme sahiptir. Üretim, ihracat ve istihdamın sürdürülebilirliğini ancak bu sayede sağlayabiliriz. OVP ile ekonomik şartların iyileştirilmesi, gerekse teknolojiye dayalı kalıcı yatırımlarla ülkemiz eminim geleceğe damgasını vuracaktır. Çünkü ülke olarak hiçbir sanayi devrimine bu kadar yakın olmamıştık. Sanayinin merkezi ve en büyük pazarımız olan Avrupa’da durgunluk ve resesyon endişesi maalesef devam ediyor. Almanya gibi sanayide örnek olmuş bir ülkede otomotiv devleri kendilerini yenileyemedikleri için üretimlerini durduruyor. Çin’in teknolojiye dayalı elektrikli otomotiv, e-mobilite yatırımları, dijitalleşme, yapay zeka konusundaki hızlı gelişimi otomotiv ve tüm sektörlerde hakimiyetini artırıyor. Sanayi devrimlerinin öncüsü olan Batı yavaşlarken, Doğu yeniden üretimin ve ticaretin merkezi olma yolunda ilerliyor. Sanayi devrimlerini kaçırmış bir ülke olarak ilk defa bir sanayi devrimini yakalamaya bu kadar yakın olduğumuza yürekten inanıyor ve büyük heyecan duyuyorum. Yeter ki gerekli adımları geç kalmadan atmaya devam edelim. Savunma sanayisi ve yerli otomobil ile başlattığımız yerli ve milli teknoloji hamlesini sürdürür ve bunu geniş bir tabana yayabilirsek Türkiye yakın zamanda eminim bambaşka bir noktaya gelecek. Konya’da, Sivas’ta olduğu gibi Gaziantep gibi sanayisi gelişmiş kentlerde savunma sanayisine kamu ve vakıf şirketleri aracılığıyla yapılacak yatırımlar, bu bölgelerde teknolojiye geçişi sağlayacak ve ülkemizin topyekûn teknolojiyle buluşmasını sağlayacaktır. Şartlar ağır ve zor ama güçlü beşeri sermayemiz ve kazanımlarımızla, Kalkınma Yolu Projesi gibi önümüze gelen fırsatları en iyi şekilde değerlendirerek tarihten gelen misyonumuzla sosyal, siyasal ve ekonomik anlamda çok büyük bir şahlanışı birlikte gerçekleştirebileceğimize inanıyorum. Tabi risklerimiz de yok değil, ABD seçimlerini kazanan Trump hükümetinin ithalatta gümrük vergilerini artırmaya yönelik açıklamalarını hayata geçirmesi halinde yeni yılda uluslararası ticarette yeni bir dönemin başlaması da kaçınılmaz görünüyor. Tabi burada küresel ticarette daralma ile birlikte ülkemiz adına zorluklar ve yeni fırsatların bir arada olacağını düşünüyorum. Ülkemizin güneyinde (Ortadoğu) ve Kuzeyinde (Rusya-Ukrayna) savaş var, bu kaotik ortam ve en güçlü olduğumuz pazarlarımızdaki durgunluk ihracatımızı güçleştiriyor. Artan girdi maliyetleri ile sanayicilerimiz ve ihracatçılarımız zorluk yaşarken tekstil, konfeksiyon, ayakkabı gibi sektörlerimizde üretim uzak doğu ülkelerine kayıyor. Mısır, Hindistan, Vietnam, Bangladeş gibi ülkelerde maliyetlerin düşük olması sebebiyle bizim üreticilerimiz dış pazarda rekabet gücünü kaybediyor. Bu sebeple üreten kesim üzerindeki maliyetler ivedilikle makul seviyelere çekilmeli üreticilerimiz rekabet edebilir hale gelmelidir. Gaziantep olarak ise küresel sorunların yanında biz yaklaşık 2 yılda hem depremin yaralarını sardık hem de olağanüstü şartlara rağmen ülkemize katma değer kazandırmaya devam ettik. Deprem felaketine rağmen geçtiğimiz yıl 189 ülkeye 10 milyar 71 milyon 31 bin dolar ihracat gerçekleştirdik. 2024 yılı, ilk 11 ayında Gaziantep’ten 9 milyar 79 milyon 725 bin dolarlık ihracata ulaştık. Yıl sonunda da içi ve dış piyasada zorluklarla geçen 2024 yılını 10 milyar dolar seviyesinde bir ihracatla tamamlamış olacağız. Türkiye’nin ilk 1000 ihracatçı firması arasında şehrimizden 59 firma yer alırken, İSO Türkiye’nin en büyük 1000 sanayi kuruluşu arasında 62 firmamız bulunuyor. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 148 olan gazi şehrimiz cari fazlası ile ülkemiz ekonomisine en büyük katkıyı veriyor. Bu rakamlara ulaşmamızı sağlayan, tüm sanayicilerimize, ihracatçılarımıza, çalışanlarımıza, taş üstüne taş koyan, şehrimizin bu noktaya gelmesinde emeği olan herkese çok teşekkür ediyorum. Suriye’deki gelişmeler ise ülkemiz ve bölgeyle sınır olan şehrimiz için büyük önem taşıyor. Gaziantep resmi rakamlara göre 450 bin Suriyeli ile en fazla Suriyelinin yaşadığı kentlerin başında geliyor. Bu insanların kendi ülkelerine dönüşüyle birlikte sosyal, siyasal ve ekonomik anlamda yeni bir dönem başlayacak. Sanayi ve üretimleriyle öne çıkan şehrimiz Suriye’nin gerek altyapı gerekse üstyapı çalışmaları konusunda üzerine düşeni yapmaya da hazırdır. Bölgedeki yeni yapılanmayla birlikte ikili ticaretimiz gelişecektir. Lojistik güzergahların açılmasıyla hem Suriye’ye hem de Suriye üzerinden başka ülkelere yapılan ihracatımız da aratacaktır. 13 yıl boyunca ülkemiz, insanımız bu insanlara ev sahipliği yaptı ve kurulan bağların gelecek adına iki tarafa da fayda sağlamasını temenni ediyorum. Suriyelilerin gidişiyle birlikte muhtemel istihdam kayıplarının da sanayimizde sıkıntılara sebebiyet verse de aşılacağını düşünüyorum. Bunun için de iş beğenmeyerek sosyal yardım alan kişilerin muhakkak iş gücüne katılımının sağlanması gerekiyor. Mesleği ya da tecrübesi olmadığı için işsiz olan gençlerimize ve çalışmak isteyen kadınlarımıza, meslek öğrenme ve istihdam fırsatları sunarak bu potansiyeli değerlendirmek durumundayız. Ülke sanayicileri olarak bizler de çağın gereklerine uygun olarak kendimizi yenilemek ve işletmelerimizi hızla yeni teknolojilere adapte etmek zorundayız. Çevreye duyarlı üretim yapamayan ve dijital gelişimini tamamlamayan firmalar yarının dünyasında kendilerine yer bulamayacaklar. Sanayi 4.0, yeşil üretim, dijitalleşme, yapay zeka, insan verimliliği, üretimde verimlilik, yüksek teknolojiye geçiş, katma değerli üretim, e-ticaret ve e-ihracat odaklı çalışmalar yürütüyoruz. 2019 yılında ’Sanayide Dönüşüm Başladı’ diyerek dijital dönüşüm hamlemizi başlattık. 2021 yılında ’Verimlilik ve Yeşil Gelecek’, 2022 yılında ise ’Yeşil Gelecek’ temasıyla alışmalarımıza hız verdik. AB Yeşil Mutabakatı kapsamında sınırda karbon düzenlemesinin uygulamasına 1 yıl gibi kısa bir süre kaldı. GSO-Mesleki Eğitim Merkezi’mizde firmalarımızın uluslararası standartlarda karbon ayak izi hesaplamalarını yapıyor, yeşil dönüşüm yol haritalarını belirliyor, firmalarımıza rehberlik ediyoruz. Bugüne kadar 78 firmanın karbon ayak izini hesapladık ve hizmet verdiğimiz firmalarımızdan bir tanesi uluslararası akredite kurulundan doğrulama sertifikasını aldı. Gaziantep Sanayi Odası olarak, kurumsal karbon ayak izini hesaplayan ve raporlayan ilk Oda olmakla birlikte, doğrulama sürecini de tamamlayan ilk oda olduk. Daha önce uluslararası yeşil enerji sertifikası alan ilk sanayi odası olmuştuk ve halen odamız tarafından kullanılan elektriğin tamamı yenilenebilir enerji kaynaklarından temin edilmektedir. Bundan sonraki çalışmalarımızda yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm ile birlikte insan ve toplumsal dönüşümü içine alan ’Üçüz Dönüşüm’ temasıyla daha geniş kapsamda çalışmalarımızı güçlendirecek ve yön vereceğiz. Üretim ve faaliyetlerimizde toplumsal faydayı gözeterek, verimliliği ve katma değeri artıracak, rekabette çok daha güçlü hale geleceğiz. ’Sosyal Dönüşümü’ yakaladığımızda nitelikli insanla gelişim, değişim ve dönüşümde sürdürülebilirliği de sağlamış olacağız. Bu duygu ve düşüncelerle, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında atalarımızdan aldığımız güç ve ilhamla daha çok çalışacak, üretim, ihracat ve istihdamımızla örnek şehir olmaya devam edeceğiz. Gaziantep sanayisinin temelinde zor zamanlarda yapılan yatırımlar, krizlerdeki cesur adımlar, risklerden doğan fırsatlar, kritik zamanlardaki stratejik hamleler vardır. Bu yüzden denir, Gaziantep’in girişimciliği genetiğinden gelir. Milli birlik ve kardeşliğimizle güzel bir yıl temenni ediyor, hayırlara vesile olması dileğiyle aziz milletimizin ve tüm hemşerilerimin yeni yılını kutluyorum” ifadelerine yer verildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Birçok badire atlatan 508 yıllık cami tarihe tanıklık etmeye devam ediyor Sakarya’da Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim’in vezir-i azamı Yunus Paşa tarafından 1516 yılında Mimar Sinan’a yaptırılan cami, 508 yılı aşkın süredir varlığını sürdürerek tarihe tanıklık ediyor. Taraklı ilçesinde Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim’in vezir-i azamı Yunus Paşa tarafından 1516 yılında Mimar Sinan’a yaptırılan cami, 508 yıldır ilk günkü gibi ayakta duruyor. Kubbesinin kurşunla kaplanması ve taş bloklar arasındaki bağlantıya demir yerine kurşun dökülmesi sebebiyle halk arasında "Kurşunlu Cami" olarak bilinen Yunus Paşa Cami, yerli ve yabancı turistler tarafından ilgi görüyor. Birçok deprem görmesine rağmen sağlamlığını koruyan camii, ortaya çıkan yıpranmalardan kaynaklı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2022 yılında restorasyona alındı. Çalışmalar çerçevesinde caminin kurşun üst örtü kaplamasında meydana gelen bozulmalar ve pencere açıklıklarındaki çatlakların onarımı için rölöve ve restitüsyon çalışması yapıldı. İşlemleri tamamlanan cami bugün yeniden ibadete açıldı. "500 yıllık olmasına ve birçok badire atlatmasına rağmen dimdik ayakta" Cami hakkında bilgi veren Alaattin Yılmaz, "Resmi adı Yunus Paşa Camii ama halk dilinde buraya Kurşunlu Camii’de derler. Kubbesi ve birbirlerine bağlanan taşlar kurşun dökülerek yapılması sebebiyle cami adını buradan almıştır. Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi sırasında vezir-i azam Yunus Paşa tarafından yaptırılmıştır. Caminin yaklaşık 40 metre arkasında bir hamam var daha önce bu hamam işlevde olduğunda buharı caminin ısıtmasında kullanılıyordu. Bu cami 500 yıllık olmasına ve birçok badire atlatmasına rağmen dimdik ayakta ve hizmet vermektedir. Yunus Paşa Cami’nin bahçesinde bulunan mezarlar Osmanlı döneminden kalma ve buda ilçenin hatta yurdumuzun tapusu niteliğinde taşlardır. Mezar taşları Osmanlı zamanında ölen kişinin statüsüne göre yapılan taşlardır. Bu mezarları da biz vatandaşlar gözümüz gibi muhafaza etmekteyiz" dedi.
Manisa Kaza kurbanı Manisalı Uzman Çavuş’a acı veda Balıkesir’de İzmir seferini yapan yolcu otobüsünün devrilmesi sonucu meydana gelen kazada hayatını kaybeden Uzman Çavuş Kemal Can Sert (33) memleketi Manisa’nın Salihli ilçesinde toprağa verildi. Uzman Çavuş Sert’in cenazesi helallik alınmak üzere Sart Mahallesi’ndeki baba ocağına getirildikten sonra cenazesi, cenaze namazı kılınmak üzere Yukarı Sart Camii’ne getirildi. Yukarı Sart Camiinde öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından evli ve 2 çocuk babası Sert, mahalle mezarlığında toprağa verildi. Cenaze namazına Kula Kaymakamı Salihli Kaymakam Vekili Talha Altuntaş, İlçe Emniyet Müdürü Bircan Baycan, Salihli İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Doğukan Karaaslan, CHP İlçe Başkanı Mustafa Özer, Ziraat Odası Başkanı Cem Yalvaç’ın yanı sıra protokol üyeleri ailesi ve yakınları katıldı. Cenaze namazında eşi Emine, çocukları Kahraman ve İlayda gözyaşı dökerken, kızı İlayda, namaz sırasında anne ve babasına ait eşyayı bir an olsun elinden bırakmadı. Kaza, saat 03.30 sıralarında Balıkesir Bandırma ilçesi Külefli Kavşağı’nda meydana geldi.Tekirdağ-İzmir istikametine ilerleyen 35 PK 328 plakalı yolcu otobüsü, şoförünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada Salihlili Uzman Çavuş Kemal Can Sert’in yanı sıra Nezire Akova ve Elif Kel hayatını kaybederken, 1’i ağır 31 kişi yaralandı.