GÜNDEM - 09 Ocak 2025 Perşembe 15:40

GTB Başkanlarından ’10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ mesajı

A
A
A
GTB Başkanlarından ’10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ mesajı

Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu ve Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, ‘10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ dolayısıyla kutlama mesajı yayımladı.


Basın mensuplarının toplumun doğru bilgilendirilmesi ve aydınlatılmasında kritik öneme sahip olduklarını belirten GTB Başkanları, "Basın, demokrasinin teminatı, halkın sesi ve vicdanıdır. Gazetecilik, yalnızca haber aktarmak değil; toplumu doğru bilgilendirme, farklı bakış açılarını duyurma ve toplumsal huzur ile barışa katkı sağlama noktasında da hayati bir rol üstlenmektedir. Gazeteciler, toplumun her kesimini aydınlatarak, doğru bilgiye ulaşmalarını sağlarlar. Bu nedenle, gazetecilerin meslek hayatlarındaki özveri, azim ve gayret her zaman takdirle karşılanmaktadır" ifadelerini kullandı.


Başkanlar, mesajın devamında, “Günümüzde, bilgiye kolay erişimin yanı sıra dijital medya araçlarının yaygınlaşması, bilgi kirliliğini de beraberinde getirmiştir. Yanlış bilginin hızla yayılması, gazetecilerin sorumluluğunu daha da artırmaktadır. Gazetecilik, sadece haber vermek değil; doğru bilgiyi kamuoyu ile paylaşmak, haberin doğruluğunu titizlikle sorgulamak ve güvenilir kaynaklardan bilgi edinmek gibi önemli sorumluluklar da taşır. Bu sorumluluğu yerine getiren gazeteciler, toplumların bilinçlenmesine katkı sağlarken, demokrasinin güçlenmesine de önemli bir ivme kazandırmaktadır. Gaziantep yerel basınımız ise mesleki görevlerinin yanı sıra şehrimizin sosyal, kültürel ve ekonomik gelişimine de büyük katkılar sağlamaktadır. Gaziantep medyamızın bu önemli rolünü her zaman takdirle izlemekteyiz. Gaziantep’te görev yapan basın mensuplarımız şehrimizin sesini duyuran, toplumu bilinçlendiren ve her alandaki gelişmeleri halkla buluşturan bir köprü görevi üstlenmektedirler. Gaziantep Ticaret Borsası olarak, medyanın toplumsal yaşamımızdaki kritik rolünü her zaman takdirle karşılıyoruz. Başta yerel medyamız olmak üzere tüm gazetecilerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü gönülden kutluyor, meslek hayatlarında başarılar diliyoruz” ifadelerine yer verildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde aileler eğitim seminerleri ile bilgilendiriliyor Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde ailelere yönelik olarak DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) konulu eğitim semineri gerçekleştirildi. Selçuklu Belediyesi, eğitim alanında yürütülen çalışmalar kapsamında, bünyesinde bulundurduğu Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde, 4-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimine katkı sunmak amacıyla velilere yönelik milli ve manevi değerler temelli eğitimler düzenleniyor. Velilerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmaları konusunda büyük destek olan ve gelişim süreçlerine dair farkındalık oluşturan eğitimlerin son oturumunda "DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)" konusu ele alındı. Alanında uzman Psikolojik Danışman ve Oyun Terapisti Ayşe Söğüt’ün katkılarıyla gerçekleştirilen seminerde velilere kapsamlı bilgiler aktarıldı. Söğüt, DEHB’nin özellikle 3-6 yaş aralığı çocuklarda ortaya çıktığını belirterek, çocukların dikkatini toplamakta zorlandığı, çok hareketli olabildiği ve bazen düşünmeden hareket ettiği bir durum olduğunu aktararak, ailelere tavsiyelerde bulundu. Bu durum ile karşı karşıya kalan velilerin sabırlı ve anlayışlı bir yaklaşım benimsemeleri, net kurallar ve düzenli rutinler oluşturmaları, çocuklarının güçlü yönlerini desteklemeleri ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmalarının önemine değinen Söğüt, ayrıca okul-aile iş birliğinin çocuğun gelişim sürecindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Psikolog Ayşe Söğüt, "Ayrılık Kaygısı ve Okula Dönüş", "Oyun Terapisi Nedir, Ne Değildir?", "Gelişim Dönemleri ve Mizaç" ile "Sınır Koyma" gibi önemli başlıkları dönem boyunca velilere aktardı.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Tetkik değil, hasta tedavi edilmelidir" Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi. Prof. Dr. İrfan Koca, tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede anlam kazandığını vurgulayarak, şikayeti olmayan kişilerde bile yüksek oranlarda iz saptanabildiğini söyledi. Literatürde yer alan çalışmalara dikkat çeken Koca, "Şikayeti olmayan bireylerde yüzde 37 - yüzde 96 oranında omurga disklerinde aşınma / fıtık benzeri izler, Omuz görüntülemelerinde yüzde 78’e varan sıvı artışı (bursit), Diz MR’larında yüzde 43’e kadar kıkırdak hasarı, Kalça görüntülemelerinde yüzde 68’e varan eklem kenarı hasarı görülebiliyor. Ancak bu tanıların önemli bir kısmı, hastanın şikayetiyle doğrudan ilişkili olmayabilir" şeklinde konuştu. " Tetkikler tek başına belirleyici değildir" Prof. Dr. Koca, "Yeterli öykü alınmadan ve yeterli muayene yapılmadan gerçekleştirilen tetkikler, tek başına doğru tanıya götürmeyebilir. Ayrıca, bu şekilde tetkik temelli tanı ve tedavi girişimleri, bazı durumlarda yanlış tanı ve uygun olmayan tedavi risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle tetkiklerin, hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi esastır" ifadelerini kullandı. "Gereksiz işlemler ve yükler oluşabilir" Koca, "Şikayetle doğrudan ilişkisi olmayan izler üzerinden hareket edilmesi; gereksiz girişimlere, tedavilere ve bazı durumlarda ameliyatlara yol açabilir. Bunun yanı sıra hastalar gereksiz mali yük altına girebilir ve özellikle tomografi gibi yöntemlerle gereksiz radyasyon maruziyeti söz konusu olabilir. Hastaya yeterli zaman ayrılmadan, öykü alınmadan ve muayene yapılmadan doğrudan tetkiklere yönlendirilmesi; hekim-hasta ilişkisinin niteliğini zayıflatabilir. Oysa tıbbi değerlendirme, bireysel ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir" ifadelerine yer verdi. "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında çoğu zaman ameliyat gerekmez" Kendi alanına ilişkin önemli bir noktayı vurgulayan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları, diz ve omuz problemleri gibi birçok kas-iskelet sistemi hastalığında, hastaların önemli bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle yönetilebilir. Doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakılarak karar verilmesi, gereksiz cerrahiye yönlendirebilir" Şeklinde açıklamada bulundu. "Doğru sıra: öykü, muayene, gerekirse tetkik" Koca, "Öncelik her zaman hastanın şikâyetinin anlaşılması ve muayenedir. Tetkikler bu sürecin tamamlayıcı bir parçasıdır; tek başına belirleyici değildir. MR veya diğer tetkiklerde görülen her iz, tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmez. Önemli olan, bu izlerin hastanın şikayetiyle uyumlu olup olmadığının doğru değerlendirilmesidir" diye konuştu.
Kars Kars’ta dede mesleği yaşatılıyor: Arıcılık sezonu başladı Kars’ta baharın gelişiyle birlikte doğa canlanırken, bölgenin köklü geçim kaynaklarından biri olan arıcılıkta da hareketlilik başladı. Dededen kalma mesleği babasıyla birlikte sürdüren üreticiler, havaların ısınmasıyla birlikte arı kovanlarının bakım ve beslenme çalışmalarına hız verdi. Kars’ın Kağızman ilçesinde kış aylarını zorlu şartlar altında geçiren arılar için ilkbahar dönemi büyük önem taşıyor. Bu süreçte arıcılar, kovanların temizliğini yaparak arıların sağlıklı bir şekilde üretime hazırlanmasını sağlıyor. Aynı zamanda arıların güçlenmesi için şerbet ve çeşitli destekleyici besinlerle takviye yapılıyor. Bu dönemde yapılan bakımın bal verimini doğrudan etkilediğine dikkat çekiliyor. Kağızman’da dede mesleğini babası Erol Ergüven ile birlikte yaptığını ifade eden Sinan Ergüven, "Arılarımız beslenme döneminde şuan kolonileri çoğaltıyoruz. İnşallah yaklaşık 2 ay sonra Kars yaylarına çıkaracağız. Orada şekersiz çiçek balı yapıyoruz. Meslek babadan, dededen kalma, dedemden babam devraldı. Şimdi ben babam ile birlikte yapmaktayım. O şekilde bal üretimi yapıyoruz" dedi. Bölgede uzun yıllardır arıcılıkla uğraşan Ergüven ailesi, bu mesleği sadece bir geçim kaynağı olarak değil, aynı zamanda kültürel bir miras olarak görüyor. Bakım ve beslenme sürecinin tamamlanmasının ardından arılar, daha verimli üretim yapabilmeleri için yüksek rakımlı yaylalara taşınacak. Doğal florası zengin olan bu bölgeler, arıların kaliteli ve organik bal üretmesi için ideal ortam sunuyor. Özellikle Kars’ın endemik bitki çeşitliliği, bölge balına kendine has aroma ve değer kazandırıyor. Arıcı Sinan Ergüven, bu yıl hava şartlarının olumlu seyretmesi halinde bal veriminde artış beklediklerini ifade etti. Ancak ani hava değişimleri ve iklim şartları, üretim üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. Tüm zorluklara rağmen Kağızmanlı arıcılar, hem geleneklerini yaşatmak hem de ekonomiye katkı sağlamak için çalışmalarını sürdürüyor.