EKONOMİ - 26 Haziran 2024 Çarşamba 19:18

GTO Başkanı Yıldırım’dan fahiş fiyatlara, yerel yönetimlerin uygulamalarına sert sözler

A
A
A
GTO Başkanı Yıldırım’dan fahiş fiyatlara, yerel yönetimlerin uygulamalarına sert sözler

Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Tuncay Yıldırım, son günlerde tartışılan pahalılık, fahiş fiyatlar ve bu konuda yerel yönetimlerin uygulamaları hakkında basın açıklaması düzenledi.


Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Tuncay Yıldırım, meclis üyeleriyle birlikte toplanarak gündeme ilişkin konular hakkında basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada Gaziantep’te son günlerde yoğun şekilde tartışılan pahalılık, fahiş fiyatlar ve barınma sorunlarının Gaziantep ticari yaşamına ve sosyal yaşamına olan etkileri ele alındı. Yerel yönetimlerin sektöre yönelik attığı adımları sert sözlerle eleştiren Yıldırım, kayıt dışı göçlerin bir an önce engellenmesi gerektiğini vurguladı.


“Göç, pandemi, deprem ve savaş dengemizi bozdu”


Tuncay Yıldırım, “Elbette tüm bu bahsettiğimiz sorunların tetikleyicilerinden biri hiç şüphesiz 13 yıldır şehrimizde yaşayan Geçici Koruma Altındaki Suriyelilerdir. Kayıt dışı ticari faaliyetlerinin oluşturduğu haksız rekabet, kimi sektörlerde elde ettikleri üstünlükler işletmelerimizin iç ve dış pazar kayıpları. Kiralar basta olmak üzere genel fiyat seviyesine ve sosyo- kültürel yapımıza olan olumsuz etkileri ne yazık ki her gecen gün artan bir oranda hissediyoruz. Bugün Gaziantep’te faaliyet gösteren kayıtlı Suriyeli işletme sayısı Odamız, Sanayi Odası ve Esnaf Odaları dahil toplam 6 bin 300 Kayıtlı Suriyeli istihdam sayısı ise 12 bin. Bu sayılar bile şehrimizdeki Suriyeli nüfusu düşününce kayıt dışılığın boyutunu gözler önüne sermeye yeter. Bu durumun Türk işletmeler acısından oluşturduğu haksız rekabeti hepiniz tahmin edebilirsiniz. Gaziantep Ticaret Odası olarak bu sorunları 10 yıl önce öngörmüş ve çözüm önerileri de sunmuştuk. İlk göç dalgasının ardından meclisimiz 04 Aralık 2013 tarihinde özel "Suriye Gündemi" ile toplanmış, bir komite oluşturmuş ve bu komite, 12 sivil toplum kuruluşu ve 3 üniversitenin de katılımıyla bir ortak akıl raporu hazırlamıştır. Gaziantep Ticaret Odası olarak bugüne kadar ekonomi - eğitim- sağlık demografik yapı ve güvenlik başta olmak üzere konuyu her yönüyle değerlendirdiğimiz 6 rapor ve sayısız bilgi notu hazırladık. Bunları başta kanun koyucular ve karar vericiler olmak üzere tüm ilgililerle, kamuoyuyla ve basın ile defalarca paylaştık, takipçisi olduk, olmaya devam ediyoruz. Raporlar, notlar hazırlamanın ötesinde yaptığımız Oda çalışmalarıyla da ekonomik entegrasyonun en sağlıklı şekilde olmasını desteklemeye çalışıyoruz. Göç, pandemi, savaşlar derken reel sektörün 6 Şubat depremlerinin ekosisteme verdiği zararlarla da uğraştığını unutmayalım. Tedarik zincirimiz bozuldu. Bölgede iş gücü piyasası zarar gördü. Çevre illerden göç aldık. Şehrin konut ihtiyacı daha da büyüdü. Bu süreçte İslahiye ve Nurdağı ilçeleri dışında Gaziantep reel sektörü devlet desteği de alamadı” şeklinde konuştu.


“Yerel yönetimlerin uygulamaları uzun vadede yanlıştır”


Yerel yönetimlerin uygulamalarının uzun vadede yanlış olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Yüksek enflasyonla ve mevcut ekonomik olumsuzluklar eklendi. Enflasyonist baskının herkesi derinden etkilediğini biliyoruz. Vatandaşlarımızın alım gücü düştü, ülkede gelir dağılımı bozuldu. İşletmelerimizin ise girdi maliyetleri oldukça yükseldi. Enflasyon ile mücadele için uygulanan sıkı para politikası da girdi maliyetleri yönetmemiz için ihtiyaç duyduğumuz finansman maliyeti artırırken erişimini ise neredeyse yok etti. Mevcut durum karşısında; Hayat pahalılığı ile mücadele eden, alım gücü düşen vatandaşa destek olabilmek amacıyla yerel yönetimler iyi niyetli girişimlerde bulunmaya başladı. Sadece Gaziantep’te değil ya da sadece iktidar ya da muhalefet değil görüyoruz ki birçok şehirde yerel yönetimler halk için bir takım aksiyonlar alıyor. Üzülerek ifade ediyoruz ki; yeme içme mekanları açmak, bayramlık kurban ve tatlı satışı yapmak gibi örnekleri bulunan bu iyi niyetli hamleler kısa vadede vatandaş lehine bir uygulama gibi gözükse de uzun vadede ciddi sorunlara yol açacaktır” dedi.


“Kent lokantaları esnafı zor durumda bırakıyor”


Yerel yönetimlerin açtıkları kent lokantalarına da değinen Yıldırım, “Türkiye genelinde birçok belediye 40-45 TL’ye vatandaşa yemek vereceklerini söylüyorlar. Eğer bir kap yemek 40-45 TL’ye kar bırakıyor ise buyursun belediye başkanlarımız, kamu kurumlarının temsilcileri restoran açsınlar 40- 45 TL ‘ye bu yemekleri satabilsinler bizlerde onlara destek olalım. Burada oluşacak kamu zararı burada yapılan iyi niyetler sonucunda bu belediyeler adına çalıştırılan işletmelerin kapanmasına sebep olacaktır. İşletmelerin zararına mal satabilme şansları sıfır. Pahalılıktan şikayet edenler esnaf lokantaları. Bu sürecin sonunda esnaflarımızın bellerini doğrultabilme şansları yok” ifadelerini kullandı.


“Bu şehrin en büyük problemlerinden biri barınma”


Gaziantep’in barınma sorununa değinen Yıldırım, “Gaziantep, ülkemizde konut fiyatları ve kiraların en yüksek olduğu iller arasında yer almaktadır. Bir metropol şehre bir gecede 10 bin kişiyi indirirseniz o şehir trafiğiyle, alt yapısıyla ve barınmasıyla felç olur. Ancak son 13 yılda ilimizin yöneticileri sayesinde mümkün mertebede her hangi bir işe dokunur bir olay meydana gelmeden bu sürece gelindi. Bizim yerel yönetimlerimize bir önerimiz var. Yerinde dönüşüm ile ilgili belediyelerden ruhsat bekleyen çok proje var. Buyurun gelin konut stokunun arttırılmasına yönelik bunu onaylayınız. Müteahhitlerimiz, vatandaşlarımız kiradan kurtulup evlerine geçsin binlerce bina boşa çıkacak. Şehrimizde imara açılan arazilerde kanunen alt yapı katılım bedeli DOB Bedeli kanunen yüzde 45’e kadar diye belirtilmiştir. Maalesef yüzde 65’e kadar DOB payı alınmakta. Biz komünist sisteme geçtik haberimiz mi yok. Bu kadar piyasa müdahaleci bir durum alınıyorsa. Belediyeler ihaleyle arsa satıyor üst limit yok. Kendilerinin tespit ettikleri fiyatların çok çok üzerinde arsa satışları oluşuyor. Serbest piyasa kamuya var özel sektöre neden yok. Türkiye’nin benimsediği ekonomik sistem serbest ekonomi sistemidir. Gelsinler müteahhitlerimizin el birliğiyle konut sorununu çözelim. Herkesin kendi işini doğru bir şekilde yapması gerektiğine inanıyoruz. Seçim zamanı kapısını çalabileceğimiz esnaf bulamama ihtimalimiz var” dedi.


“Antep fıstığı Rize fındığından kötü mü”


Antep fıstığına değinen Yıldırım, “Kayıt altına giren fıstık dolayısıyla devletin kazancı var. Buradan yetkililere çağrımızdır, Antep fıstığı Rize’nin fındığından kötü mü veya Gaziantep Rize’den daha az mı hizmet ediyor. Bizde fındığa verilen desteğin aynısından Gaziantep fıstığına istiyoruz. Bu şehir kendi göbeğini kendi kesen şehir olarak anılıyor. Biz bu güne kadar kendi göbeğimizi kendimiz kestik bu saatten sonra yorulduk. Gaziantep’in de ilgili desteklerden faydalanması gerekiyor. Bu şehirde tarım biterse, hayvancılık biterse bu gemi batarsa bizde hepimiz içinde batarız. Hayatında yanında 2 tane sigortalı işçi çalıştırmamış insanlar elinde telefonla sosyal medyadan yargı dağıtıyor. Bu şehir bu kadar aşağı çekilmemesi lazım. Bayram süresince gördük. Bu şehir bu kadar olumsuzluklarla dile gelmemelidir. Herkes kendi bireysel sorumluluğunu da yerine getirmelidir. Eline aldığı telefonla attığı paylaşımla yargı dağıtılması, yargısız infazlar hem bizim esnafımızı zedeliyor hem bu şehrin itibarını da yerin dibine sokuyor. O yüzden üretici, tacir ve tüccarlarımız kendi işlerini yapacak. Belediyelerimiz, kamu kurumlarımız kendi işlerini yapacak. Bu şehirde huzur içerisinde yaşamamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.


Tuncay Yıldırım son olarak kayıt dışı göçlerin son bulması gerektiğini vurguladı.



GTO Başkanı Yıldırım’dan fahiş fiyatlara, yerel yönetimlerin uygulamalarına sert sözler

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Konuralp pirinciyle atıksız mutfak Düzce Üniversitesi Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü tarafından, Türk Mutfağı Haftası etkinlikleri kapsamında "Coğrafi İşaretli Konuralp Pirincinin Türk Mutfağında Kullanımı (atıksız mutfak uygulaması)" başlıklı uygulamalı etkinlik düzenlendi. Programa; Akçakoca Kaymakamı Dr. Hacı Arslan Uzan, Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oğuz Kara, Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Hatice Kavuncuoğlu, Doç. Dr. Zeynep Mesci, Dr. Öğr. Üyesi Emrah Öztürk ve Öğr. Gör. Dr. Atıf Akkil katılım sağladı. Ayrıca teknik gezi kapsamında Düzce Zübeyde Hanım Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Yiyecek-İçecek Hizmetleri Alanı öğretmenleri ve öğrencileri de etkinlikte yer aldı. Etkinlikte, Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğrencileri, Öğr. Gör. Dr. Vedat Kayış’ın yürütücülüğünü yaptığı "Mutfaklarda Atık Yönetimi" dersi kapsamında coğrafi işaretli Konuralp pirincini kullanarak Türk mutfağına özgü çeşitli yemek uygulamaları gerçekleştirdi. Atıksız mutfak anlayışının ön plana çıkarıldığı etkinlikte; sürdürülebilir gastronomi yaklaşımı doğrultusunda yerel ürünlerin verimli kullanımı, gıda israfının azaltılması ve geleneksel mutfak kültürünün korunmasına yönelik uygulamalara yer verildi. Etkinlik süresince öğrenciler tarafından hazırlanan yemekler incelenirken, coğrafi işaretli ürünlerin gastronomi turizmi açısından taşıdığı önem ile yerel mutfak değerlerinin sürdürülebilirliği üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.
Sivas Heybeti ile dikkat çekiyor, yarım milyon TL’ye alıcısını bekliyor Sivas’ta heybetiyle dikkat çeken 1 tonluk kurbanlık tosun, 500 bin TL’lik fiyatıyla alıcısını bekliyor. Sivas’ta yaşayan ve besicilik yapan Halil İbrahim Güler, Zara ilçesinden aldığı simental cinsi bir tosuna Poyraz adını verdi. Yaklaşık 6 aydır besiye çekilen Poyraz’ın ağırlığı 1 ton 40 kilograma kadar çıktı. Heybetiyle göz kamaştıran Poyraz isimli tosuna 500 bin TL fiyat biçildi. Daha önce 450 bin TL teklif edilen 3 buçuk yaşındaki Poyraz’ın Kurban Bayramı’na kadar satılması bekleniyor. "Bayrama satmayı düşünüyoruz" Tosunun 6 aydır beside olduğunu söyleyen Güler, "Öncesinde Zara ilçesinde Kösedağ köyü yaylalarında yayıldı. Uzun bir süre yayıldı sonra alıp getirerek burada besledik. Bu tonaja ulaşma hedefimiz vardı şu anda bu hedefimize ulaştık. Kurban için baktık, besledik bayrama da satmayı düşünüyoruz. Tosunumuzun adı Poyraz oğlum koydu adını, kuru besi ile besledik uzun zaman da yaylalarda yayıldığı için bu tonaja ulaştı" dedi. "Fiyatını 500 bin TL olarak belirledik" Poyraz’ı satın almak isteyenlerin olduğunu söyleyen Güler, "Şu an 1 ton 40 kilogram, kurban bayramına kadar da en az 1 ton 100 kilograma rahat bir şekilde ulaşır. Poyraz’ın fiyatını 500 bin TL olarak belirledik alıcısı olduğu zaman da pazarlık payı mevcut. Bayram öncesi baya bir talibi oldu fiyat olarak 450 bin TL teklif edildi. 3 buçuk yaşında şu an" ifadelerine yer verdi.
Niğde Konaklı Rum Kilisesi’nde Türk Mutfağı tanıtıldı Niğde Valiliği koordinesinde, Türk Mutfağı Haftası kapsamında bu yıl ’Bir Sofrada Miras’ temasıyla düzenlenen program, Konaklı Rum Kilisesi’nin tarihi atmosferinde gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan himayelerinde her yıl farklı bir konseptle kutlanan Türk Mutfağı Haftası’nın beşincisi, 21-27 Mayıs 2026 tarihleri arasında çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Farklı dönemler, yaşam biçimleri ve kültürel etkileşimlerle şekillenen zengin yapısına dikkat çekilmesi amacıyla düzenlenen ’Bir Sofrada Miras’ programının gerçekleştirildiği Konaklı Beldesi, eski adıyla ’Misthi’ olarak bilinen ve tarih boyunca farklı kültür ile medeniyetlerin bir arada yaşadığı Kapadokya’nın önemli yerleşim merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. 1844 yılında inşa edilen, özgün mimarisi ve tarihi dokusuyla bölgenin kültürel hafızasını günümüze taşıyan simge yapılar arasında yer alan Konaklı Rum Kilisesi’nde gerçekleşen etkinlikte, 1923 Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi sonrasında Konaklı’da oluşan kültürel dönüşüm ve bu dönüşümün mutfak kültürüne etkileri anlatıldı. Kurulan sofralarda geleneksel lezzetler misafirlere ikram edilirken; Türk mutfağının yalnızca yemeklerden ibaret olmadığı; üretim gelenekleri, pişirme teknikleri, ritüelleri ve kültürel aktarımıyla yaşayan güçlü bir miras katılımcılara aktarıldı.
İzmir EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı "Özbekistan-Türkiye 4. Rektörler Forumu"na katıldı Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile Özbekistan Yükseköğretim, Bilim ve İnovasyon Bakanlığı tarafından düzenlenen "4. Özbekistan-Türkiye Rektörler Forumu" iki ülkeden üniversitelerin rektörleri, üst düzey yöneticilerinin katılımı ile gerçekleştirildi. Buhara Devlet Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde "Küresel Rekabet Gücü İçin Özbekistan-Türkiye Yükseköğretim İşbirliğinin Geliştirilmesi" yaklaşımıyla gerçekleştirilen foruma Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı da katılarak önemli temaslarda bulundu. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, ilk olarak Özbekistan Uluslararası Türk Devletleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bakhodir Turayev ile bir araya geldi. Ardından Türk yükseköğretim vizyonu doğrultusunda üniversitelerarası ilişkilerin geliştirilmesine yönelik önemli yeni iş birliği protokollerine imza attı. Forum kapsamında düzenlenen "Geleceğinin Mühendisleri: Üniversite Sanayi Entegrasyonu ve Ortak Teknolojik Çözümler" başlıklı oturumda konuşan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, "Türkiye-Özbekistan Rektörler Forumu vesilesiyle bugün sizlerle bir araya gelmekten büyük onur duyuyorum. İki ülkemizin ortak tarihinden ve köklü bilim geleneğinden gelen kardeşliğin, bu forumda akademik bir muhtevaya kavuşacak olması başlı başına anlamlı bir gelişmedir. Bugün mühendislik alanında konuştuğumuz hemen her başlığın merkezinde artık ortak bir kavram bulunmaktadır o da yapay zekadır. Yapay zeka; yalnızca bilgisayar bilimlerinin ya da yazılım mühendisliğinin konusu olmaktan çıkmış; enerjiden tarıma, sağlıktan gıda güvenliğine, akıllı altyapılardan robotik sistemlere kadar bütün mühendislik alanlarını dönüştüren yatay bir teknoloji haline gelmiştir. Bu nedenle ‘geleceğin mühendisi’ derken artık yalnızca kendi disiplininin temel bilgilerine hakim bir mezundan söz etmiyoruz. Geleceğin mühendisi; veriyi anlayabilen, yapay zekayı doğru ve sorumlu biçimde kullanabilen, farklı disiplinlerle birlikte çalışabilen, sanayinin gerçek problemlerine çözüm geliştirebilen ve toplumsal faydayı önceleyen bir mühendis olacaktır" dedi. "Yapay zeka mühendislik eğitiminin düşünme biçimini değiştirdi" Sektörel görünüm hakkında konuşan Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, "Bu dönüşümün izdüşümünü hemen her alanda görüyoruz. Yeşil enerjide; talep tahmini, akıllı şebeke yönetimi ve karbon ayak izi takibi yapay zeka ile daha etkili hale gelmektedir. Akıllı tarımda; sensörlerden, uydu ve İHA görüntülerinden gelen veriler hastalık tespitinde, verim tahmininde ve erken uyarı sistemlerinde belirleyici olmaktadır. Gıda güvenliğinde; üretimden tüketime kadar izlenebilirlik, kalite kontrol ve risk tahmini giderek daha fazla veri analitiği ve karar destek sistemleriyle güçlenmektedir. Nanoteknoloji gibi ileri araştırma alanlarında ise deneysel verinin yapay zeka ile analiz edilmesi, laboratuvar altyapılarımızın değerini artıran önemli bir katman oluşturmaktadır. Bu tablo bize şunu göstermektedir: Yapay zeka artık tek başına bir teknoloji başlığı değil; mühendislik eğitiminin düşünme biçimini değiştiren temel bir dönüşümdür" diye konuştu. Üniversitelerin sorumluluğuna vurgu yapan Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, "Bu dönüşüm karşısında üniversitelerin görevi yalnızca yeni dersler açmak değildir. Asıl mesele; eğitim, araştırma, sanayi iş birliği ve girişimcilik boyutlarını birlikte ele alan bütüncül bir model kurabilmektir. Öğrencilerimizi yalnızca ders alan bireyler olarak değil; problem tanımlayan, prototip geliştiren, takım çalışması yapan ve teknoloji transferine katkı sunan genç mühendis adayları olarak yetiştirmeliyiz" dedi. Üç önemli başlıkta iş birliği Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, "Bu noktada Türkiye ile Özbekistan arasında çok güçlü bir ortaklık potansiyeli bulunduğuna inanıyorum. Türkiye’nin mühendislik alt yapısı ve sanayi tecrübesi ile Özbekistan’ın genç nüfus dinamizmi ve hızla büyüyen teknoloji ekosistemi; ortak tarihî ve kültürel bağlarımızla birleştiğinde, yapay zeka temelli mühendislik eğitimi ve araştırma iş birlikleri için son derece elverişli bir zemin sunmaktadır. Bu çerçevede, üzerinde birlikte düşünebileceğimiz başlıca üç alanın öne çıktığını değerlendiriyorum. Birincisi, yapay zeka ve ilgili mühendislik alanlarında akademik iş birliği imkanlarıdır. İkincisi, ortak araştırma temalarının belirlenmesidir. Üçüncüsü ise öğrenci düzeyinde iş birliği imkanlarıdır. Bu başlıkların her birinin hangi modelle ve hangi öncelik sırasıyla hayata geçirileceği, karşılıklı görüşmelerimizin ve bu forum sonrasında kurumlarımız arasında devam edecek istişarelerin konusudur" diye konuştu. "Yapay zekanın takipçisi değil üreteni olacağız" Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, "Türkiye ile Özbekistan; ortak tarih, ortak dil ve ortak medeniyet köklerini paylaşan iki kardeş ülke olarak, yapay zeka çağının yalnızca takipçisi değil, ortak değer üreten iki aktörü olma potansiyeline sahiptir. Üniversitelerimiz arasında kurulacak iş birliklerinin, bu potansiyeli somut akademik ve teknolojik çıktılara dönüştüreceğine inancım tamdır. Bu vesileyle, foruma emeği geçen tüm kıymetli akademisyenlere teşekkürlerimi sunuyor; gerçekleştirilecek çalışmaların iki ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerine yer verdi. "Akademik birikimimizi uluslararası alana taşıyoruz" Özbekistan temasları ile ilgili genel bir değerlendirme yapan Prof. Dr. Musa Alcı, "Ülkemizin köklü yükseköğretim kurumlarından birisi olarak uluslararası arenada akademik iş birliği ağımızı güçlendirmeyi sürdürüyoruz. Köklerimizden gelen güçlü bağlar ve ortak kültürel mirasımızdan aldığımız ilhamla Türk Dünyasıyla akademik iş birliklerimizi daha ileriye taşıyoruz. Üniversitemizin 71 yıllık bilgi birikimini; bilim, Ar-Ge, inovasyon ve toplumsal fayda odaklı projeler aracılığıyla uluslararası arenaya taşıyoruz. Bu kapsamda Özbekistan üniversiteleri ile var olan bağlarımızı yeni projelerle, akademik çalışmalarla taçlandırıyoruz. Araştırma-geliştirme ve inovasyon alanları başta olmak üzere ortak çalışmalarla bilim dünyasına ve literatüre katkı sağlamayı hedefliyoruz" diye konuştu. Özbekistan’ın farklı eğitim kurumuyla iş birliği anlaşmaları imzaladıklarını ifade eden Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, "Programımız kapsamda üniversitelerarası ilişkilerin geliştirilmesine yönelik önemli temaslarda bulunarak yeni iş birliği protokollerine imza attık. Forum vesilesiyle bir dizi ikili görüşme gerçekleştirdik. Akademik iş birliklerimize yönelik mutabakat zabıtlarını imzaladık. Üniversitemiz ile Özbekistan’ın farklı yükseköğretim kurumları arasındaki akademik ilişkilere yeni bir ivme kazandırdık" dedi.