SAĞLIK - 13 Mayıs 2025 Salı 13:50

Kalp sağlığında yeni nesil görüntüleme yöntemi: Koroner BT Anjiyografi

A
A
A
Kalp sağlığında yeni nesil görüntüleme yöntemi: Koroner BT Anjiyografi

Medical Point Gaziantep Hastanesi Radyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Davut Ünsal Çapkan, kalp ve damar hastalıklarında erken tanının önemine dikkat çekerek, "Koroner BT Anjiyografi sayesinde kalp krizi riski erkenden belirlenebiliyor" dedi.


Radyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Davut Ünsal Çapkan, "Kalp ve damar hastalıkları, Türkiye’de ve dünyada en yaygın ölüm nedenlerinin başında geliyor. Ancak gelişen teknoloji, bu hastalıkların erken teşhisini mümkün kılıyor. Bu alanda çığır açan yöntemlerden biri ise Koroner BT Anjiyografi, yani halk arasında bilinen adıyla Koroner Tomografi" dedi.


Koroner Tomografi


Radyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Davut Ünsal Çapkan, "Koroner BT Anjiyografi, kalbi besleyen damarların (koroner arterlerin) üç boyutlu ve detaylı görüntülerini sağlayan ileri düzey bir bilgisayarlı tomografi yöntemidir. Damardan verilen kontrast madde (boya) ile kalp atımlarıyla senkronize şekilde görüntüleme yapılır. Bu sayede damar tıkanıklıkları invaziv (girişimsel) bir işleme gerek kalmadan yüksek hassasiyetle saptanabilir" şeklinde konuştu.


Yöntemin avantajları


Yöntemin avantajları hakkında bilgiler veren Dr. Çapkan, "Non-invazivdir: Bıçak altına yatmadan damar yapısı analiz edilebilir. Hızlı ve güvenlidir: Çekim süresi 10-15 saniye arasında değişir. Yüksek doğruluk oranına sahiptir: Kalp damar hastalıklarının erken teşhisinde etkilidir. Gereksiz klasik anjiyografilerin önüne geçer: Hasta konforunu artırır, sağlık sistemine ekonomik katkı sağlar. Açıklanamayan göğüs ağrılarında önemli bir tanı aracıdır" ifadelerini kullandı.


Kimler için uygundur


Dr. Çapkan, "Kalp hastalığı riski taşıyan ancak kesin tanı konulamayan hastalar. Ailesinde kalp hastalığı öyküsü bulunan bireyler. Göğüs ağrısı yaşayan, ancak EKG ve efor testleri normal çıkan kişiler. Daha önce stent takılmış, damar açıklığı değerlendirilmesi gereken hastalar" ifadelerine yer verdi.


Radyasyon riski var mı


Dr. Çapkan, "Modern cihazlarla yapılan Koroner BT Anjiyografi, düşük dozda radyasyon içerir. Hasta için en uygun yöntemin belirlenmesi amacıyla, işlem öncesinde radyoloji uzmanı tarafından kapsamlı bir değerlendirme yapılır" dedi.


"Hayat kurtarıcı bir yöntem"


Dr. Davut Ünsal Çapkan, "Artık kalp damarlarındaki tıkanıklığı belirlemek için her zaman klasik anjiyografiye ihtiyaç duymuyoruz. Koroner BT Anjiyografi, özellikle risk grubundaki hastalarda erken müdahale imkânı sunarak hayat kurtarıcı olabiliyor. Bu yöntem sayesinde birçok hastayı erken dönemde tedaviye yönlendirebiliyoruz" şeklinde konuştu.


Gelecekte daha yaygın olacak


Koroner Tomografi’nin önümüzdeki yıllarda kalp sağlığı taramalarında daha sık kullanılacağını belirten Dr. Çapkan, şunları söyledi:


"Yapay zekâ destekli analizlerin de bu alana entegre edilmesiyle birlikte, tanı doğruluğunun daha da artacağını öngörüyoruz. Koroner BT Anjiyografi, kalp damar hastalıklarının erken teşhisinde devrim niteliğinde bir yöntem. Özellikle risk grubundaki bireylerin bu yöntemi kardiyoloji uzmanı danışmanlığında değerlendirmesi, muhtemel kalp krizlerinin önlenmesinde hayati önem taşıyor."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tokat Uzmanı uyardı: "Kar örtüsü keneleri yok etmiyor" Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, kış mevsiminin uzun ve sert geçmesinin keneleri tamamen ortadan kaldırmadığını, bazı türlerin düşük sıcaklıklarda dahi aktif kalabildiğini söyledi. Tokat’ta nisan ayında etkili olan kar yağışı, kene popülasyonunun azalacağı yönündeki beklentileri yeniden gündeme getirdi. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, kış şartlarının keneler üzerindeki etkisine ilişkin yaptığı değerlendirmede Türkiye’de zaman zaman görülen aşırı yağışların ’iklim düzensizliği’ olarak nitelendirildiğini ve bu durumun kene popülasyonlarını doğrudan etkileyebileceğini belirtti. Keskin, toplumda yaygın olan ’kış uzun sürerse yazın kene azalır’ düşüncesinin ise her kene türü için geçerli olmadığını ifade etti. "Bazı kene türleri kış ve sonbaharda da aktif olabiliyor" Kışın sert geçmesi ve kar örtüsünün bulunmasının kenelerin tamamen yok olduğu anlamına gelmediğini belirten Prof. Dr. Keskin, "Hava sıcaklığının yaklaşık 4 derece olduğu dönemlerde dahi kene toplayabiliyoruz. Özellikle soğuğa dayanıklı bazı türler, kış ve sonbahar aylarında da aktif olabiliyor. Bazı kene türleri larva evresinde eksi 20 derecenin altındaki sıcaklıklarda dahi uzun süre hayatta kalabiliyor. Keneler, aşırı soğukta doğrudan yüzeyde kalmak yerine daha korunaklı alanlara yönelir. Toprak altı, taş altı ve yaprak döküntülerinin bulunduğu alanlar, kışın dış ortama göre daha sıcak olduğu için keneler buralarda yaşamlarını sürdürebilir" dedi. "Keneler antifriz proteinleri sayesinde soğuğa dirençli" Kenelerin biyolojik olarak da oldukça dayanıklı canlılar olduğuna dikkat çeken Keskin, bu canlıların antifriz proteinleri sayesinde düşük sıcaklıklara karşı direnç geliştirdiğini belirterek, "Bazı kene türleri kışı yumurta, bazıları ise larva halinde geçirir. Kene yumurtalarının da çevresel tehditlere karşı koruma mekanizmaları vardır. Keneler, yumurtalarını ‘Gené’s organı’ adı verilen yapıdan salgılanan bir sıvıyla kaplayarak kuruma, bakteri ve mantarlara karşı koruyabilir. Kene popülasyonlarının ciddi şekilde azalması için uzun süreli ve çok düşük sıcaklıkların etkili olması gerekir. Bunun dışında keneler, kışı dinlenme halinde geçirerek varlıklarını sürdürebilir" ifadelerini kullandı.
Mersin Cennet Obruğu’ndan 13 yıl sonra su çıktı Mersin’in önemli turizm noktaları arasında yer alan ’Cennet ve Cehennem’ obruklarından Cennet Obruğu’nun derinliklerinden 13 yıl sonra su kaynamaya başladı. Doğanın sürprizi mağaranın atmosferini değiştirdi. Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Narlıkuyu Mahallesi’nde yer alan ve her yıl yaklaşık 400 bin kişiyi ağırlayan 452 basamaklı Cennet ve Cehennem obruklarında yeni sezon öncesi ilginç bir durum yaşandı. Obruklardan Cennet ismiyle bilinen yerin zemininden 13 yıl sonra su kaynamaya başladı. Bu yıl kış mevsiminin yağışlı geçmesinden kaynaklı olduğu değerlendirilen durum nedeniyle yoğun olarak kaynayan su ilk günlerde obruğun belirli kısmını doldurdu. Doğal gider gözlerin açılmasıyla su akar yolunu buldu. Şu anda iki kaya parçasının altından kaynayan su izleyenlere keyif veren bir akarsu oluşturdu. "13 yıl önce kaybolmuştu" Narlıkuyu Mahallesi Muhtarı İrfan Aydın, "Mahallemizde bulunan Cennet-Cehennem obruklarındayız. Şu anda Cennet Obruğu’nun içerisindeyiz. 452 basamakla iniliyor. İçeride büyük bir su kaynağı var. Bu su kaynağı 13 yıl önce kaybolmuştu. Bu sene yağış çok aldığımız için şu anda kayaların altından yine kaynamaya başladı" dedi. Aydın, "Çok güzel, muhteşem bir görüntüsü var. Yani daha önceki gelen ziyaretçilerimiz ’Hiçbir şey yok, bomboş bir mağara’ diyorlardı ama su kaynamaya başlayınca herkes ’Çok güzel, çok muhteşem, gelip görmeye, gezmeye değer bir yer’ diyorlar" ifadelerini kullandı.