SAĞLIK - 26 Aralık 2024 Perşembe 12:12

“Kış aylarında çocuklarda soğuk algınlığı vakaları artıyor”

A
A
A
“Kış aylarında çocuklarda soğuk algınlığı vakaları artıyor”

Liv Hospital Gaziantep Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hatice Uygun çocuklarda en sık görülen hastalıklardan biri olan, üst solunum yolu enfeksiyonları hakkında bilgilendirmelerde bulundu.


Liv Hospital Gaziantep Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hatice Uygun, çocuklarda en sık görülen hastalıkların, solunum yolu hastalıkları olduğunu belirtti. Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Dr. Öğr. Üyesi Hatice Uygun, “Kış mevsiminde çocuklarda soğuk algınlığı, boğaz enfeksiyonları, sinüzit ve larenjit gibi üst solunum yolu enfeksiyonları ile bronşit ve zatürre gibi alt solunum yolu enfeksiyonlarında artış olmaktadır. Çocuklar yılda genellikle 3-8 kez, erişkinler 2-5 defa soğuk algınlığı geçirebilir. Kreş ve okula giden çocuklarda özellikle kreşin ilk yıllarında daha sık görülür” dedi.



“Çocuklar risk altındadır”


Çocuklarda en sık görülen hastalıkların, solunum yolu hastalıkları olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Uygun, “Viral üst solunum yolu enfeksiyonları ise en sık görülen üst solunum yolu enfeksiyonu olup virüslerin neden olduğu ’hafif’ seyirli bir hastalıktır. Çocuklar yılda genellikle 3-8 kez, erişkinler 2-5 defa soğuk algınlığı geçirebilir. Kreş ve okula giden çocuklarda özellikle kreşin ilk yıllarında daha sık görülür. Çocuğun günlük aktivitelerinde kısıtlanmaya ve okul devamsızlıklarına neden olmaktadır” ifadelerini kullandı.



“Boğaz enfeksiyonları görülür”


Soğuk havalara dikkat edilmesi gerekildiğini vurgulayan değinen Dr. Öğr. Üyesi Uygun, “Kış mevsiminde çocuklarda soğuk algınlığı, boğaz enfeksiyonları, sinüzit ve larenjit gibi üst solunum yolu enfeksiyonları ile bronşit ve zatürre gibi alt solunum yolu enfeksiyonlarında artış olmaktadır. Kış aylarında havanın soğuması, hava kirliliğinin artması, toplu ve sıkışık ortamlarda yaşanılması, özellikle çocukların maruz kaldığı soğuk algınlığının sürekli bulaşması sonucunda ortaya çıkar. Virüs enfeksiyonlarını büyük çocuklar basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu gibi geçirebilirken, yaş küçüldükçe hastalık bronşit ya da zatürre şeklinde geçirilebilir. Çünkü küçük bebek ve çocukların bağışıklık sistemi henüz yeterince gelişmemiştir’’ şeklinde konuştu.



“En sık virüs etkenleri”


Üst solunum yolu enfeksiyonlarında etkenin virüsler olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Uygun, “Ancak bakterilere bağlı üst solunum yolu enfeksiyonları da gelişebilir. En sık virüs etkenleri rinovirüs, parainfluenza, respiratuvar sinsisyal virüs, korona virüstür” dedi.



“Hafif ateş ve halsizlik olabilir”


Görülebilecek belirtilere dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Uygun, “Burunda kaşıntı, boğazda yanma-batma hissi, geniz akıntısı ve boğaz ağrısı, hafif ateş, kas ağrısı, halsizlik, iştahsızlık olur. 2-3 gün içinde burun akıntısı koyulaşır. Sistemik belirtiler 5-7 günde düzelmekle birlikte burun akıntısı ve öksürük, bir hafta daha devam edebilir. Bazen hafif bir ishal görülebilir. Bulaşma yolu virüs içeren damlacıklarla, kısa mesafede direkt aksırık, öksürükle, uzun mesafeye ise virüslü damlacıkların taşınması ile olur. Kirli yüzeye direkt temasla da bulaşır” ifadelerini kullandı.



“Temas riski fazla olan bireyler”


Dr. Öğr. Üyesi Uygun, üst solunum yolu enfeksiyonu ile temas riski fazla olan bireyleri ise “Sağlık çalışanlarının çocukları, yuva ve okula yeni başlayan çocuklar ve kışın soğuk havalarda kalabalık ortamlarda bulunmak zorunda olanlar” şeklinde sıraladı.



“Çocuğun sıvı alımı artırılmalı”


Tedavi yollarından bahseden Dr. Öğr. Üyesi Uygun, “Semptomları azaltmaya yönelik tedavi yapılmalıdır. Çocuğun sıvı alımı artırılmalıdır. Serum fizyolojikle burun açılmaya çalışılmalıdır. Başın yüksek tutulması, sigara dumanından uzak tutulması da yardımcıdır. Büyük çocuklarda ateşli dönemde yatak istirahati yapılmalıdır. Ateş düşürücü olarak ilk tercih parasetamol kullanımıdır. Alerji ilaçları ve balgam söktürücülerin etkisi yoktur. Üst solunum yolu enfeksiyonlarında yapılması gereken en önemli şey, virüslerle mi bakterilerle mi oluştuğunun ayrımını yapmak ve akılcı antibiyotik kullanımını sağlamaktır. Antibiyotik kullanımı, semptom süresini kısaltmaz veya iyileşmeyi hızlandırmaz, ikincil olarak gelişebilecek bakteri enfeksiyonlarını önleme amaçlı da kullanılmaz. Soğuk algınlığında antibiyotik ile tedavinin yeri olmamasına karşın özellikle ateşin yükseldiği ve öksürüğün bulunduğu durumlarda antibiyotikler yanlış olarak sık kullanılmaktadır. Öksürük şurupları hastalığı önlemez, tedavi etmez, hastalık süresini kısaltmaz. Küçük çocuklarda kullanımı ile ilgili yeterli veri yoktur ve önerilmez” diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Çalışma hayatında beyaz yaka cazibesini kaybetti Türkiye’de zorunlu eğitimin 12 yıla çıkmasının ardından yaşanan ara eleman sıkıntısı çalışma hayatında beyaz yaka personelin cazibesini kaybetmesine mavi yakalıların ise kıymetlenmesine neden oldu. Şartların değişmesi ile birlikte eskiden mühendislerin yarısı kadar maaş alamayan mavi yaka çalışanlar şimdi mühendislerin 2 katından fazla maaşla çalışıyor. Herkesin diploma sahip olduğu ve masa başı iş aradığı günümüzde meslek öğrenen gençler mühendislerden fazla para kazanmaya başladı. Aydın’ın Köşk ilçesine bağlı Kırsal Akçaköy Mahallesi’nde yaşayan 19 yaşındaki Ahmet Çifçi, babasından öğrendiği inşaat ustalığı sayesinde 15 yaşından bu yana kendi ayakları üzerinde durduğunu belirterek "Çevremdeki okumuş işsizleri görünce ben meslek edinmeye karar verip babamdan inşaat ustalığını öğrendim. 15 yaşından bu yana çalışıyorum. Bir gün iş aramadık. Sürekli iş var ve şu anda en düşük yevmiye günlüğü 3 bin lira ile 4 bin lira arasında değişiyor. Akranlarımın arasında okulu bitirmeye çalışanlar veya okulu bitip üniversite sınavlarına hazırlananlar var. Daha 4-5 yıl daha okuyup daha sonra KPSS sınavına girip işe başlayacaklar. Okuyup mühendis olan pek çok tanıdığım da var. Bunlardan da pek çoğu mühendis diplomaları olmasına rağmen zincir marke şubelerinde asgari ücretle kasiyerlik yapmaya veya kafe ve restoranlarda garsonluk yapmaya çalışıyor. Çalışma hayatında beyaz yaka cazibesini kaybettiği için akranlarımın meslek edinmesini tavsiye ediyorum" dedi. "Çalışan bir usta aylık 150 bin lira rahat kazanır" Son yıllarda en çok konuşulan meselelerin başında ‘ekonomik kriz’ konusunun geldiğini ancak bugün mesleği olan bir kimsenin asgari ücretle çalışmadığını belirten 19 yaşındaki Ahmet Çifçi, "Bana göre eğitimde 12 yıl zorunluluğu getirilmesi ile pek çok kişi kabiliyetlerini geliştiremedi. Şu anda halen üniversite sınavına çalışan arkadaşım var. Birkaç bölüm hariç üniversiteye okusalar da artık diploma ekmek kapısı olmuyor. Ben okulu bırakıp inşaat ustalığı yapmaya karar verdiğimde pek çok arkadaşım hata ettiğimi söyledi. Ben 3 yıldır ustalık yapıyorum. O zaman kararımın yanlış olduğunu söyleyenler bugün isabetli karar verdiğimi söylüyor. Götürü iş alan bir usta şu anda aylık 150 bin lira çok rahat kazanır. Bu nedenle tüm arkadaşlarıma ‘meslek edinin’ çağrısında bulunuyorum" diyerek genç yaşta ekmek kazanmanın çok güzel bir duygu olduğunu söyledi.