GÜNDEM - 30 Aralık 2025 Salı 10:05

Kur’an-ı Kerim aşkı, görmeyen gözü oldu 1 yılda hafız oldu

A
A
A

Doğuştan görme engelli 21 yaşındaki gencin, Kur’an-ı Kerim aşkıyla hayallerine ulaşarak hafızlık eğitimini 1 yılda başarıyla tamamladı.

Gaziantep’in Şahinbey ilçesinde yaşayan doğuştan görme engelli 21yaşındaki Mehmet Can Durmuş, azmi ve Kur’an-ı Kerim sevgisiyle büyük bir başarıya imza atarak çocukluğundan beri hayalini kurduğu hafız olmanın gururunu yaşıyor. Karanlık dünyasını Kur’an-ı Kerim ile aydınlatan ve engeline rağmen hafızlık hayalinden vazgeçmeyen Durmuş, gününün önemli bölümünü Kur’an-ı Kerim okuyarak geçiriyor. Leyla ve Bahtiyar Durmuş çiftinin 2005 yılında Mehmet Can ismini verdikleri ilk oğulları görme engelli olarak dünyaya geldi. Mehmet Can’ın 6 aylıkken rutin kontrol için götürüldüğü hastanede görme engelli olduğu belirlendi. Oğullarının görme engelli olduğunu öğrenerek büyük üzüntü yaşayan Leyla ve Bahtiyar Durmuş çifti, oğullarının maddi ve manevi eğitimi için her türlü fedakarlığa katlandı.

Kur’an-ı Kerim aşkı, görmeyen gözü oldu 1 yılda hafız oldu

Kur’an-ı Kerim’i gönül gözüyle ezberledi

Ailesinin adeta üzerine titrediği ve yaşadıkları tüm zorlukların üstünden geldiği Durmuş, ailesinin bu desteğini başarılarıyla taçlandırdı. Okul eğitimi ile birlikte hafızlık eğitimini de bir arada alan genç, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından görme engellilere yönelik özel hazırlanan Braille alfabeli Kur’an-ı Kerim’i dokunarak gönül gözüyle ezberledi.

Hafız olmak için büyük bir gayret gösterdi

İlkokul-ortaokul eğitimini GAP Görme Engelliler Ortaokulu’nda, lise eğitimini de Şehitkamil Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde okul birincisi olarak tamamlayan Durmuş, hafızlık eğitimini ise Şahinbey İlçe Müftülüğü’ne bağlı Hoşgör Fatih Kur’an Kursu’nda tamamladı. Görme engelli öğrenciler için açılan kursta kendisi gibi görme engelli arkadaşları ile birlikte Kur’an-ı Kerim’i parmaklarıyla ezberleyerek hafızlık eğitimini bir yıl gibi kısa sürede tamamlayan Durmuş, hafız olmak için büyük bir gayret gösterdi. Okuldaki başarısını hafızlıkla taçlandırmak için örgün eğitimle birlikte hafızlık eğitimini bir arada alan Durmuş, Braille alfabesiyle öğrendiği Kur’an-ı Kerim’i ezberleyerek hafızlık hayalini gerçekleştirdi.

Kur’an-ı Kerim’i öğrenmek için hiçbir "engel" tanımadı

Kur’an-ı Kerim’i öğrenmek ve ezberlemek için hiçbir "engel" tanımayan Durmuş, büyük bir azim ve gayret göstererek tüm zorluklara rağmen hafız olmayı başarmanın gururunu yaşıyor. Azmiyle hiçbir engelin başarının önüne geçmeyeceğini gösteren Durmuş’un başarısı üniversite hayatında da devam ediyor. Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Eğitim Fakültesi 2’nci sınıf öğrencisi olan Durmuş’un en büyük hayali ise akademisyen olmak. Hafızlığını tamamlamasına rağmen evde sürekli Kur’an-ı Kerim okuyan ve tekrar yapan Durmuş’un Kur’an sevgisi görenleri imrendiriyor.

Kur’an-ı Kerim aşkı, görmeyen gözü oldu 1 yılda hafız oldu

"Akademisyen olarak üniversitede kalmayı düşünüyorum"

Akademisyen olmak istediğini anlatan Durmuş, "5 yaşından beri aslında kısa sureleri, namaz dualarını ezberlemeye başladım. 9 yaşında Kur’an-ı Kerim okumayı öğrendim. 13 yaşına geldiğimde de bir umre yarışması vardı, sınava katıldım. Daha sonra Hoşgör Fatih Kur’an Kursu’nda 2018 yılında başlatılan hafızlık projesine dahil olduk. Bu proje kapsamında hafızlık eğitimimizi tamamladık. 2019 yılında hafızlığımı tamamladım. 2021 yılında tekrarlarımı yaptım, belgemi aldım. Şu anda günde 5-10 sayfa tekrar yapmaya çalışıyorum. Tam olarak bir yılda hafızlığımı tamamladım. Fedakarlıklar yaptım. Zor bir süreçti ama tatlı bir sevinci vardı. Hafız olmanın vermiş olduğu bir bahtiyarlık, bir onur vardı. Bu yüzden çalıştık ve başardık. Hafızlığımı devam ettirmeyi, akademik yönden de yüksek lisans yapmak, tarih alanında yüksek lisans yapmak ve Allah nasip ederse akademisyen olarak üniversitede kalmayı düşünüyorum" dedi.

"Annem ve babam hayatımın vazgeçilmezleridir"

Hem okul hem de Kur’an-ı Kerim eğitimini bir arada sürdürdüğünü ve bu süreçte ailesinin kendisine büyük bir destek verdiğini belirten Durmuş, "Annem ve babam benim hayatımın her alanında iki vazgeçilmez kişidir. Çünkü bir insanın, anne ve babası bir binanın iki ana kolonu gibidir. Annem ve babam her daim benim yanımda durdular. Ben ne istersem, ne yaparsam gerekli çevre şartlarına baktılar ve bu şartlarda bir zorluk, bir engel yoksa önce Allah’a güvendik. Sonra da anneme ve babama güvendim. Bismillah diyerek yola çıktım. Onlara çok teşekkür ediyorum. Anne ve babanın önemi gerçekten insanlık hayatında çok büyüktür. Annem ve babam bana destek olmasaydı ben şu an olduğum bu konumda olamazdım" şeklinde konuştu.

"Her zaman oğlumun destekçisiyiz"

Oğlunun eğitimine büyük önem verdiklerini belirten anne Leyla Durmuş, "Mehmet Can’ın küçüklükten beri hep Kur’an okuma hevesi vardı. İçinde Kur’an sevgisi vardı. Onunla beraber ben de Kur’an öğrendim. Sağ olsun hocaları kendine çok iyi destek oldular. Her zaman yanımda oldular. İkinci sınıfa giderken hocası kendisini hafızlığa yönlendirdi. Ondan sonra kısa sureleri kendisine ezberlettirdim. Ondan sonra da hafızlığını yaptı ve çok şükür bitirdi. Liseyi bitirdi. Türkçe öğretmenliği kazandı, Gaziantep Üniversitesi’nde ikinci sınıf öğrencisi olarak eğitimine devam ediyor. Memurluğu kazandı ve EKPSS’den 90 puan aldı. Fakat kendisi akademisyen olmak istiyor. Her daim yanındayız ve destekçisiyiz" ifadelerini kullandı.

Kur’an-ı Kerim aşkı, görmeyen gözü oldu 1 yılda hafız oldu

"Oğlum hafız olduğu için çok gururluyuz"

Oğlunu her yönde geliştirmek için büyük bir çaba gösterdiklerini belirten baba Bahtiyar Durmuş da, "Mehmet Can 6 aylıkken görme engelli olduğunu öğrendik. Biraz cefa çektik ama sonu muhteşem ve güzel oldu. Bu da Rabbimin takdiri ve oğlum hafız olduğu için çok gururluyuz. Ortaokul döneminde ve hafızlık sürecinde oğlum bayağı gayretliydi. Pandemi döneminde bir yıl içerisinde hafızlığını bitirdi ve icazetini aldı. Oğlumun hayali akademisyen olarak hayatına devam etmek. Annesi ve babası olarak her zaman arkasındayız, yanındayız" diye konuştu.

İbrahim Koçyiğit -Uğur Dönek

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Osmaniye Maç öncesi ortalık karıştı: Futbolcular kramponlarla darbedildi Osmaniye’nin Bölgesel Amatör Lig (BAL) temsilcisi Bahçespor’un, Anamur Belediyespor maçı öncesi soyunma odası koridorunda kavga çıktı, o anlar güvenlik kamerasına yansıdı. Bölgesel Amatör Lig (BAL) 6. Grup’ta 1 Mart tarihinde oynanması planlanan ancak başlama vuruşu öncesi çıkan olaylar nedeniyle tatil edilen Anamur Belediyespor-Bahçespor müsabakasına ilişkin güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Anamur İlçe Stadı’nda oynanması planlanan karşılaşma öncesinde rakip takım futbolcuları, soyunma odası koridorunda Bahçespor’un bulunduğu bölümün önüne geldi. İddiaya göre kapı önünde bekleyen Bahçespor Teknik Direktörü İsa Kılıçoğlu, rakip oyuncuya tokalaşmak için elini uzattı. Ancak rakip futbolcunun Kılıçoğlu’na yumruk attı ve bu olayın ardından tartışmanın kısa sürede kavgaya dönüştü. İki takım oyuncularının dahil olduğu kavgada krampon ve fırça saplarının da kullanıldığı görüldü. Ortalığın bir anda adeta savaş alanına döndüğü olay, araya giren polis ekiplerinin müdahalesiyle güçlükle son buldu. Bahçespor Teknik Direktörü İsa Kılıçoğlu’nun adli muayene raporunda kaburgasında 2 kırık tespit edildiği, saldırıya uğrayan 2 Bahçesporlu futbolcunun raporlarında ise "krampon çivisi izi" bulunduğu belirtildi. Olayın ardından Bahçespor kafilesi, Anamur Kaymakamı’nın talimatı ve polis nezaretinde stadyumdan tahliye edildi. Soyunma odası koridorunda yaşanan saldırı anları güvenlik kamerasına yansıdı. Olayın ardından karşılaşma ileri bir tarihe ertelendi. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
İstanbul Anadolu’nun kadim hafızası dünya sinemasıyla buluşuyor Bitlis’in yüzyıllara meydan okuyan geleneksel el sanatlarını ve bu zanaatlara ömrünü adamış son ustalarını konu alan "Zamanın Ustaları" belgesel sinema projesinden, ilk görüntüler yayınlandı. Uluslararası film festivallerinde Türkiye’yi temsil etme hedefiyle yola çıkan proje, bölgenin kültürel mirasına ışık tutuyor. Yapımcılığını ve yönetmenliğini, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde medya ve sinema alanında dersler veren, İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Türk sinema tarihinin unutulmaz ismi Kemal Sunal’ın yeğeni akademisyen Doç. Dr. Gözde Sunal’ın üstlendiği "Zamanın Ustaları" (Timeless Masters), alışılagelmiş belgesel kalıplarının dışına çıkarak izleyiciye farklı bir anlatı tarzı sunuyor. Bitlis’in tarih kokan atmosferini de yansıtan belgesel, taşın ve toprağın hafızasını, uluslararası sinema standartlarında, şiirsel ve derinlikli bir görsel dille kayıt altına alıyor. Yaşayan hazineler ve son ustalar bir arada Filmde; UNESCO tarafından "Yaşayan İnsan Hazinesi" ödülüne layık görülen Adilcevazlı geleneksel baston ustası Cumali Birol’un, Bitlis’in yöresel ayakkabısı "Harik"in bölgedeki son temsilcisi Haydar Yılmaz’ın, Ahlat ve Bitlis taşının sırrını çözen taş işçiliği geleneğinin temsilcileri Emre Nacaroğlu ile Metin Coşkun’un ve Ahlat bastonculuğunun önemli isimlerinden, Kültür Bakanlığı sanatçısı ve Yaşayan İnsan Hazineleri envanterine kayıtlı Refa Gökbulak’ın zanaat yolculukları yer alıyor. Geleneksel zanaatların sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bağların ve yerel kimliğin taşıyıcısı olduğu gerçeğinden hareketle, modernleşme karşısında kaybolma riski taşıyan mirası belgeleyerek gelecek nesillere aktarmayı ve farkındalık oluşturmayı hedefleyen belgesel, toplumsal hafızayı güçlendirirken kültürel sürdürülebilirliğe de önemli katkılar sağlıyor. Ustanın elinden zamana düşen iz Sadece bir zanaat anlatısı olmanın ötesinde; sabır, zaman ve miras kavramlarını sorgulayan "Zamanın Ustaları", izleyiciyi sessiz bir tanıklığa davet ediyor. Film; taşın, ahşabın ve hariğin usta ellerde nasıl bir sanat eserine dönüştüğünü anlatırken, bu kadim geleneğin ardındaki derin felsefeyi de gözler önüne seriyor. Projenin yapımcısı ve yönetmeni Doç. Dr. Gözde Sunal, filmle ilgili yaptığı açıklamada şunları kaydetti: "Amacımız, sadece unutulmaya yüz tutmuş meslekleri belgelemek değil; bu topraklardaki sessiz emeği, evrensel bir sinema diliyle tüm dünyaya duyurmaktı. Bir ustanın çekici indirirken hissettiği o duyguyu, dünyanın diğer ucundaki bir izleyiciye de hissettirmek istedik. Bu film, Bitlis’ten dünyaya açılan bir kültür köprüsüdür." Uluslararası Festival Yolculuğu Özgün anlatımı ve güçlü görsel dünyasıyla dikkat çeken "Zamanın Ustaları", önümüzdeki aylarda dünya genelindeki prestijli film festivallerinde yarışarak Anadolu’nun kültürel mirasını uluslararası arenada temsil etmeyi hedefliyor.
Kocaeli Bakan Kacır: "İhracatımızı 273 milyar dolara çıkardık" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin üretim ve teknoloji alanındaki ilerlemesine dikkat çekerek, son 23 yılda sanayi katma değerinin 41 milyar dolardan 241 milyar dolara yükseldiğini, ihracatın ise 36 milyar dolardan 273 milyar dolara çıktığını söyledi. Bakan Kacır, Kocaeli Valisi İlhami Aktaş’ı makamında ziyaret etti. Ziyaretin ardından AK Parti Kocaeli İl Başkanlığı’na geçen Kacır, burada İl Başkanı Şahin Talus, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın ve partililerle bir araya gelerek değerlendirmelerde bulundu. "Üretimde ve teknoloji geliştirmede hamdolsun rekorlara imza atıyoruz" Türkiye’nin üretim ve teknoloji alanında önemli mesafeler kat ettiğini ifade eden Bakan Kacır, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ’aşk ile koşan yorulmaz’ diyerek ülkemizin her bir köşesini ihya etmek için canla başla hep birlikte gayret ediyoruz. Hep birlikte adeta bir demokrasi ve kalkınma destanı yazıyoruz. Üretimde ve teknoloji geliştirmede hamdolsun rekorlara imza atıyoruz. Son 23 yılda sanayi katma değerimizi 41 milyar dolardan 241 milyar dolara yükselttik. İhracatımızı ise 36 milyar dolardan 273 milyar dolara çıkardık" dedi. "Yerli ve milli bir savunma sanayi altyapısını inşa ettik" Yerli ve milli savunma sanayi altyapısı inşa ettiklerini belirten Bakan Kacır, Türkiye’nin savunma sanayisinde güçlü bir altyapı oluşturduğunu vurgulayarak, "Kabiliyetleriyle, teknolojisiyle, mühendisliğiyle dünyada ses getiren, geniş bir yelpazede ürün geliştiren, tasarlayan, üreten ve rekabetçi şekilde ihraç eden yerli ve milli bir savunma sanayi altyapısını inşa ettik. Türkiye’yi ticari araç, beyaz eşya, güneş paneli ve çelik üretiminde Avrupa liderliğine taşıdık. Bugün dünyada acımasız bir bölüşüm savaşı yaşanıyor. Kendi teknolojisini üretemeyen, kendi savunma sanayisini oluşturamayan milletlerin bu dönemde ayakta kalma şansı yok. Böylesi bir ortamda Türkiye, güçlü üretim kapasitesi ve derinleşen teknoloji ekosistemiyle sahada inisiyatif alan, kendi rotasını çizen, ilkelerinden asla taviz vermeyen ve masada sözünün ağırlığını hissettiren bir ülkedir" ifadelerini kullandı.