DÜNYA - 04 Mart 2026 Çarşamba 18:25 | Son Güncelleme : 04 Mart 2026 Çarşamba 18:26

Avrupa Komisyonu, uzun süredir beklenen "Made in EU" planını sundu

A
A
A
Avrupa Komisyonu, uzun süredir beklenen "Made in EU" planını sundu

Avrupa Komisyonu, Avrupa’nın sanayi politikalarında köklü değişiklikler öngören ve Avrupa’yı "Made in EU" yaklaşımı ile yeniden sanayileştirmeyi hedefleyen "Endüstriyel Hızlandırma Yasası" adlı planını açıkladı.

AB Komisyonu’nun Refah ve Sanayi Stratejisinden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Stephane Sejourne, düzenlenen basın toplantısıyla kıtanın yeniden sanayileşmesini ve Çin’in rekabetine karşı daha iyi direnmesini amaçlayan "Made in EU" yaklaşımı ile yeniden sanayileştirmeyi hedefleyen "Endüstriyel Hızlandırma Yasası" adlı planını açıkladı.

AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Sejourne tarafından hazırlanan yeni düzenleme, kamu destekleri ve kamu alımlarında AB’de üretilmiş (Made in EU) ürünlere öncelik verilmesini öngörüyor. Düzenlemeye ilişkin basın toplantısında Sejourne, "Teklif, eşi görülmemiş küresel belirsizlik ve adil olmayan rekabet ortamına rağmen, stratejik sektörlerde talebi artırmayı ve tedarik zincirlerini güvence altına almayı amaçlıyor" dedi.

Dünyanın en açık pazarı olan ve küresel serbest ticareti savunan Avrupa Birliği adına bir zihniyet değişikliğine işaret eden yeni düzenleme, "Avrupa tercihi" adı verilen bir mekanizma getirerek Avrupa’nın ticarette daha korumacı bir yaklaşım benimsemesini öngörüyor.

Temiz teknolojiler, otomotiv, alüminyum, çelik ve çimento gibi üretimi yoğun enerji kullanımı gerektiren stratejik sektörleri hedef alan düzenlemeye ilişkin açıklamasında Sejourne, "Vergi mükelleflerinin parasını Avrupa üretimine yönlendirerek istihdam oluşturacak, bağımlılıklarımızı azaltacak ve ekonomik güvenliğimiz ile egemenliğimizi güçlendireceğiz" dedi.

Otomotiv gibi Çin rekabeti karşısında yok olma tehdidiyle karşı karşıya olan ve Avrupa’nın Çin’in karşısında en fazla zemin kaybettiği sektörlere öncelik veren yeni düzenleme, ekolojik dönüşüm ve yüksek enerji fiyatları ile darboğazda olan kilit sanayi dallarını korumayı ve karbonsuzlaştırmayı amaçlıyor.
Kamu fonlarından yararlanılan stratejik sektörlerde şirketlerden belirli sayıda ya da belirli oranda Avrupa menşeli bileşen ve parça kullanımı şartı öngören düzenleme, elektrikli araçlar için (batarya istisnası ile birlikte) yüzde 70, alüminyum için yüzde 25 ve çimento için yüzde 25 AB içeriği şartı koşuyor.

Basın toplantısında Sejourne, "Bugün hiçbir şey yapmazsak, önümüzdeki yıllarda temiz teknoloji ürünlerinin tamamının Çin’de üretilmesi çok muhtemeldir. Çimento sanayimizin, çelik sanayimizin de önümüzdeki yıllarda yüzde yüzünün taşınmış olması da kuvvetle muhtemeldir" dedi.

Sejourne, "Bu, yalnızca çalışma yönteminin değişmesi değil, sadece birkaç ay önce düşünülmesi bile mümkün olmayan bir doktrin değişimidir. Hedefimiz, 2035’e kadar Avrupa sanayisini GSYH’sinin yüzde 20’sine getirmek. Bugün için bu oran, yüzde 14 seviyesinde" ifadelerini kullandı.

Düzenleme, 27 ülke arasında sert tartışmalara neden olmuş ve geçtiğimiz aylarda defalarca ertelenmişti.

Fransa’nın güçlü şekilde savunduğu yeni ekonomik doktrin çerçevesinde kamu fonlarından yararlanan inşaat sektörü ve otomotiv üreticileri, "Made in EU" çimento ve alüminyum kullanmak zorunda kalacak. Çelik kullanımı konusunda ise Avrupa çeliği kullanma zorunluluğu yerine sadece "düşük karbonlu çelik" şartı aranacak.

Örneğin bir yerel yönetim, kamu fonlarıyla güneş paneli satın almak istediğinde, kullanılacak ekipmanın belirli oranda Avrupa'da üretilmiş olması gerekecek. "Made in EU" kavramı, AB dışında üretilmiş bazı sanayi ürünlerini de kapsayabilecek. Çin kesin bir şekilde dışlanırken, AB’nin önemli ticaret ortaklarını içeren ülkeler, sıkı şartlar altında bu ayrıcalıklardan istifade edebilecek.

Kamu fonları ve kamu ihalelerinde Avrupa üretimi tercih edilmesi, teşvik ve kamu alımlarında ürünlerin belirli oranda AB menşeli olması şartı, büyük çaplı yabancı yatırımlarda Avrupalı çalışan gibi radikal tedbirler içeren düzenlemenin AB üyesi ülkeler ve Avrupa Parlamentosu tarafından onaylanması gerekecek.

Avrupa Komisyonu verilerine göre, 2024’ten bu yana sanayide 200 bin iş kaybı yaşanması, Çin ile rekabet edemeyen otomotiv sektöründe 600 bin iş kaybı daha beklenmesi ve Çin’in ucuz ihracatının Avrupa sanayisini baskılaması nedeniyle ortaya çıkan düzenleme, korumacı adımların AB’nin ruhuna aykırı olması ve Dünya Ticaret Örgütü kurallarına aykırı yanları olabileceği gerekçesiyle eleştiriliyor.

İbrahim Aydoğan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Muğlalı öğretmenlerin isimleri yeni imar yollarında yaşatılacak Belediye Meclisi, Mart ayı toplantısında Muğlalı ya da Muğla’da görev yapmış ve binlerce öğrenci yetiştirmiş Cumhuriyet öğretmenlerinin isimlerinin yeni açılacak imar yollarına verilmesini gündemine aldı. Konakaltı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıda, Emirbeyazıt Mahallesi’nde 11, 14, 15, 24, 25 ve 33. sokaklar ile 10. Cadde olarak planlanan imar yollarına; Nilüfer Caner, Osman Günsan, Sakine Şeker Özman, Feride Demircan, Artemiz Kaleli, Zeliha Korkmaz ve Hüsnü Kıvırcık isimlerinin verilmesi önergesi meclis üyelerinin oylarına sunuldu. Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras, konuya ilişkin açıklamasında, Ortaköy Mahallesi’nde Cumhuriyet’in güçlü kadın figürlerinin isimlerini cadde ve sokaklarda yaşatma kararı aldıklarını hatırlattı. Emirbeyazıt Mahallesi’nde halk arasında ‘Kolejler bölgesi’ olarak bilinen ve özel eğitim kurumlarının bulunduğu alanda altyapı çalışmalarının tamamlandığını, kilit parke çalışmalarının da tamamlanmak üzere olduğunu belirten Köksal Aras, bu bölgede Muğla’nın eğitim hayatına katkı sunmuş öğretmenlerin isimlerini yaşatmak istediklerini ifade etti. İsimlerin meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla yürütülen ortak çalışmalar sonucunda belirlendiğini kaydeden Köksal Aras, vatandaşlardan gelecek önerilere de açık olduklarını söyledi. Önerge, detaylı değerlendirme yapılmak üzere İnceleme Komisyonu’na havale edildi. Komisyon raporunun ardından teklif yeniden Meclis gündemine alınarak karara bağlanacak.
Bursa Süt inekçiliğinden dört çocuğunu büyüterek üniversitede okuttu Bursa’nın Karacabey ilçesinde 22 yıldır süt inekçiliği yapan 62 yaşındaki yetiştirici, 4 çocuğunu okuttuğu hayvancılıkta son birkaç yıldır yem fiyatlarının yüksekliği nedeniyle zorlandığını söyledi. Trabzon’un Sürmene ilçesinden 22 yıl önce Bursa’nın Karacabey ilçesine yerleşen 62 yaşındaki Mustafa Çolakoğlu, inşaatlarda çalışarak ve hayvancılık yaparak geçimini sağladı. Son birkaç yıl yem maliyetlerinin yüksekliği ve çiğ süt fiyatının düşük kalması nedeniyle sorun yaşadığını söyleyen Çolakoğlu, sağılabilir 15 hayvanı bulunduğunu ve günlük 400 litreye yakın süt aldığını, ahırında 25 büyükbaş bulunduğunu ifade etti. Dört çocuğunu okuttu meslek sahibi yaptı Eşiyle her sabah 05.00’te kalktığını, hayvanlarının bakımını yapıp sağdığını dile getiren Çolakoğlu, şöyle konuştu: "Öğlene doğru dışarıya çıkarıyorum. Saat 16.00’ye kadar gezinirler, otlarlar. Sonra ahıra dönerler. Samanını, yemini veririm sağarım, akşam ezanı gibi evime girerim. İznimiz yok her günümüz, bütün hayatımız bu şekilde. Dört çocuğu okuttum süt inekçiliği yaparak ve inşaatlarda çalışarak. Çocuklarımdan biri veteriner, diğeri öğretmen, biri bilgisayar mühendisi oldu. Bir çocuğum da bilgisayar mühendisliğinde okuyor." Hayvancılığın zor olduğunu ancak maliyetler yüzünden daha da zorlaştığını vurgulayan Çolakoğlu, "En son 18,5 liradan verdim. Şimdi 20 lira olduğunu söylüyorlar ama yine de düşük. Kooperatife veriyorum. Süt sudan daha ucuz. Kimse pahalı demesin, en ucuz gıda ürünü şu anda süt" ifadesini kullandı. Otlakların yağışlardan dolayı su altında kaldığını belirten Çolakoğlu, şöyle konuştu: "Hayvanlara buğday ve arpa samanı ile mısır silajı veriyorum. Yonca balyası geçen yıl 200 liraydı bugün 300 lirayı geçti. Bir balyayı 5 hayvan ancak yiyebiliyor. Hayvan sayısı ve günlüğe göre hesap edin. Yonca lüks oldu hayvanlara veremiyoruz. Kirayla mısır ekiyorum, hayvanlara kendi ürettiğim mısır silajı veriyorum. Buğday arpa samanı ile karıştırıp maliyet düşürüyoruz. Hayvanları ne zamandır otlatmaya çıkaramıyorum. Mecbur yeme ağırlık verdik." Şap yüzünden aylarca hayvanları çıkaramayıp ahırda satın aldığı yemle beslediğini anlatan Çolakoğlu, "Şimdi de yağışlardan otlaklar, tarlalar su altında. Bir iki ay daha otlatamayız hayvanları su hemen çekilmez. Bu durum da ilave maliyet demek. Hep bizi etkiliyor yaşanan olumsuzluklar. Hayvancılığa destek çıkılması lazım" diye konuştu.