SAĞLIK - 12 Aralık 2025 Cuma 12:06

Opr. Dr. Tüfekçi "Erkekler iyi huylu prostat büyümesiyle yaş ilerledikçe sık karşılaşır"

A
A
A
Opr. Dr. Tüfekçi "Erkekler iyi huylu prostat büyümesiyle yaş ilerledikçe sık karşılaşır"

SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı’nda görev yapan Opr. Dr. Ahmet Tüfekçi, iyi huylu prostat büyümesinin (BPH-Benign Prostat Hiperplazisi) erkeklerin yaş ilerledikçe sık karşılaştığı bir sağlık durumu olduğunu söyledi.


Opr. Dr. Tüfekçi, "BPH, prostat kanserinden tamamen farklı bir hastalık olup, yaşam kalitesini ciddi şekilde etkilemektedir" dedi.


İdrar kesesinin hemen altında yer alan prostatın, idrar kanalını (Üretra) çevreleyen bir bez olduğunu kaydeden Opr. Dr. Tüfekçi, "BPH, bu bezin hücrelerinin çoğalarak büyümesi ve idrar kanalına baskı yaparak idrar yapma ile ilgili şikayetlere neden olan bir hastalıktır" şeklinde konuştu.


Opr. Dr. Tüfekçi, BPH’nin belirtilerini açıklayarak, "Sık İdrara Çıkma: Özellikle gece uykudan uyandıran sık idrara çıkma ihtiyacı. Ani Sıkışma Hissi: Aniden gelen ve ertelemesi zor olan idrara çıkma isteği. Zayıf İdrar Akımı: İdrar yapmaya başlama zorluğu, idrar akımının incelmesi ve yavaşlaması. İdrarı Kesik Kesik Yapma: İdrarı yaparken durarak, yeniden başlama durumu olması. Tam Boşaltamama Hissi: İdrar kesesinin tamamen boşalmadığı hissi. Bu belirtiler çoğunlukla 50 yaşından sonra başlar, yaşla birlikte görülme sıklığı artar" ifadelerine yer verdi.


"BPH tanısı, genellikle bir üroloji uzmanı tarafından yapılan muayene ve çeşitli tetkikler ile konulur. Hastanın şikayetlerinin dinlenmesi ve rektal yolla yapılan parmakla prostat muayenesi tanı koyma açısından oldukça önemlidir" diyen Opr. Dr. Tüfekçi,"Kan testi ile Prostat Spesifik Antijen (PSA) seviyesi ölçülür. Bu test hem BPH hem de prostat kanseri için önemli olup 50 yaş üzerindeki her erkekte yapılması önerilmektedir. Tam idrar tahlili yapılarak, idrar yolu enfeksiyonu veya idrarda kan olup olmadığının kontrolü mutlaka yapılmalıdır. Yine üroflowmetri adı verilen işeme testi ile idrar akım hızı ölçülerek var olan prostat büyümesinin idrar yapmayı ne derecede etkilediği değerlendirilmelidir" dedi.


BPH tedavisinin, semptomların şiddetine ve hastanın genel sağlık durumuna göre kişiye özgü planlanması gerektiğini belirten Opr. Dr. Tüfekçi, tedaviye yönelik, "Hafif belirtileri olan hastalarda, yaşam tarzı değişiklikleri (Sıvı alımını ayarlama, diüretik etki yapan maddelerin alımını azaltma, bazı besin maddelerinin tüketimini azaltma vs.) önerilerek ve düzenli kontrollerle durumlarını takip ederek yönetilebilmektedir. Bu düzenlemelere rağmen şikayetlerinde gerileme olmayan ya da şikayetleri orta-şiddetli düzeyde olan hastalarda öncelikli olarak ilaç tedavileri uygulanmaktadır. İlaç tedavisinin yetersiz kalması, sürekli idrar yolu enfeksiyonu ya da idrarda kanama olması, BPH’ye eşlik eden bir mesane taşı varlığı veya hastanın ilaçlardan kurtulma isteğinin olması durumunda ise minimal invaziv yöntemler ile uygulanan cerrahi tedaviler gündeme gelmektedir. Burada önemli olan cerrahi tedavilere karar verme zamanlamasının doğru olmasıdır. İlaçlar ile yeterince kontrol altına alınamadığı zaman, BPH’ye bağlı idrar yapamama durumu ilerleyen aşamalarda idrar kesesinin de yapısının bozarak bazı semptomların geri dönüşsüz olmasına neden olabilmektedir. Günümüzde iyi huylu prostat büyümesi için uygulanan en sık minimal invaziv cerrahi yöntemler; transuretral insizyon (TUİP), bipolar transuretral rezeksiyon prostat (TUR- P), holmium Lazer Prostat (HoLEP) ve thulium lazer prostat (ThuLEP) tedavileri olup yine daha az sıklıkta uygulanan çeşitli cerrahi yöntemler de mevcuttur. Bu tedaviler arasından seçim yaparken detaylı bir hasta değerlendirmesi ve büyümüş prostatın hacmi önemli rol oynamaktadır" şeklinde konuştu.


BPH’nin, tedavi edilmediğinde zamanla daha ciddi sağlık problemlerine neden olabileceğine dikkat çeken Opr. Dr. Tüfekçi, hastaların yaşayabileceği sağlık sorunlarına yönelik, "Hastalarda idrarı hiç yapamamaya bağlı sonda takılma ihtiyacı gelişebilir. Uzun süreli mesanenin tam boşalamaması durumunda idrar içerisindeki minerallerin birikimi sonucu mesane taşı oluşabilir. Yine bu duruma bağlı olarak sık idrar yolu enfeksiyonu ve idrarda kanama atakları ortaya çıkabilir. İdrar kesesinin sürekli bir zorluk ile karşılaşmasından ötürü yapısı bozulabilir ve bu durum bir süre sonra şikayetlerin geri dönüşümsüz olmasına sebep olabilir. Hatta ilerleyen süreçte idrar kesesinde biriken idrarın geriye doğru böbreklere baskı yapması sonucunda böbrek fonksiyonlarında bozulmaya dahi sebep olabilmektedir" diye konuştu.


50 yaş ve üzerindeki her erkeğin, belirti olsun veya olmasın, düzenli bir şekilde üroloji hekimine başvurmasının ve prostat kontrollerini yaptırmasının önemine değinen Opr. Dr. Tüfekçi, erken tanı ve uygun tedavinin, BPH’nin neden olabileceği ciddi komplikasyonları önlemek adına önemli olduğunu söyledi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Artvin Hasta doğan buzağıları buhar makinesiyle hayatta tutuyor Artvin’de bir çiftlikte, doğumda sorun yaşayan buzağılar çocuklar için kullanılan buhar makinesiyle tedavi ediliyor. Evde sobanın yanında sıcak ortamda bakımları yapılarak hayatta tutuluyor. Artvin merkezde babası ve kardeşleriyle birlikte aile çiftliğini işleten Kenan Köse, çiftliklerinde 250 büyükbaş ve 800 küçükbaş hayvanla üretim yapıyor. Geçtiğimiz yıl ülkemizde yaşanan şap hastalıklar sonrası doğumlarda yaşanan sorunlar nedeniyle buzağı kayıplarının arttığını belirtti. Köse, hasta doğan buzağıları kurtarmak için farklı bir yöntem geliştirdi. Doğum sırasında anne karnında uzun süre kalan buzağıların ciğerlerine su kaçabildiğini belirten Köse, bu durumdaki buzağıların nefes almakta zorlandığını söyledi. Buzağıların nefesini rahatlatmak için eczaneden temin ettikleri çocuklara yönelik buhar makinesini kullandıklarını anlatan Köse, tedavi sürecinde buzağıları sıcak bir ortamda tutmak için evlerine götürdüklerini dile getirdi. Buzağılar için evini yeni doğan servisine dönüştürdü Köse, buzağıları önce sıcak bir ortamda dinlendirdiklerini, ardından buhar makinesiyle solunumlarını rahatlatmaya çalıştıklarını ifade ederek, "Soğuktan etkilenmemesi için buzağıyı eve getirip sobanın yanında sıcak bir ortam sağlıyoruz. Ardından buhar makinesiyle nefes almasını kolaylaştırıyoruz. Bu yöntemle şimdiye kadar 8-10 buzağıyı kurtardık. Sağlığına kavuşan buzağıları yeniden annelerinin yanına bırakıyoruz" dedi. "Türkiye’de buzağı ölümlerinin önemli bir sorun" diyen Köse "Geçtiğimiz yıl yaşanan şap hastalığı sonrası doğumlar daha zor geçmeye başladı. Bazı buzağılar anne karnında normalden daha uzun süre kalabiliyor. Bu durumda ciğerlerine su kaçabiliyor ve nefes almakta zorlanıyorlar. Biz de elimizden geldiğince müdahale edip hayatta tutmaya çalışıyoruz. Buhar makinesinin aslında çocuklar için kullanılan bir cihaz. Eczaneden aldığımız buhar makinesini buzağılarda denedik ve iyi sonuç aldık. Sürekli uyguladığımız bir yöntem haline geldi. Yaşamaz denilen buzağılar yaşayınca biz de mutlu oluyoruz" ifadelerini kullandı.
Hatay Akaryakıt karıştığı iddia edilen yağmur suyu birikintisinden su içen 43 küçükbaş hayvan telef oldu Hatay’ın Yayladağı ilçesinde yaşayan Nurullah Şengül’e ait 43 küçükbaş hayvan, otlatmadan döndüğü esnada yağmur suyu birikintisindeki zehirli olduğu tahmin edilen suyu içtikten sonra telef oldu. Hayvan sahibi Şengül’ün iddiasına göre, Dağdüzü Madenciliğe ait olan taş ocağında bulunan akaryakıt ve adblue tankerinden yaşanan sızıntının su birikintisine karışmasıyla hayvanların telef olduğu tahmin ediliyor. Yayladağı ilçesi Çaksına Mahallesi’nde yaşayan Nurullah Şengül, hayvancılık yaparak geçimini sürdürüyor. Geçtiğimiz Perşembe gününde hayvanlarını otlatmadan döndüğü esnada susayan küçükbaş hayvanlar, Dağdüzü Madencilik firmasına ait taş ocağının önünde biriken yağmur suyundan su içti. Yağmur suyu birikintisinde su içen hayvanlar, ahıra 80 metre kala rahatsızlanıp yere yığılarak telef olmaya başladılar. Hayvanlarının yere yığıldığını gören Şengül, hayvanlarını kontrol ederken hepsini telef olduğunu gördü. Otlatmaya çıkardığı 72 küçükbaş hayvandan 43’ü içtiği sudan zehirlenerek telef oldu. Yayladağı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne bağlı ekipler gelerek olay yeri incelemesi yaptıktan sonra sudan numuneler aldı ve hayvanlardan birisini alarak Adana’ya gönderdi. Adana Veteriner Kontrol Araştırma Enstitüsü Laboratuvarı’nda numuneler üzerinde yapılacak incelemelerin ardından hayvanların kesin telef olma nedenleri belirlenecek. Hayvanlarının zehirli su içtikten sonra telef olduğunu ve yaklaşık 1 milyon TL’lik kaybı olduğunu ifade eden Şengül, hayvanlarının telef olmasında maden ocağında bulunan akaryakıt veya addblue tankerinde yaşanan sızıntının neden olabileceğini düşündüğünü söyledi. "Taş ocağının önünde biriken yağmur suyundan su içtiler ve ahıra doğru giderken 80 metre kala hayvanlar telef olmaya başladı" Yağmur suyundan su içtikten sonra 43 hayvanının telef olduğunu ifade eden Nurullah Şengül, " Dün akşam babam hayvanları otlattıktan sonra taş ocağının önünde biriken yağmur suyundan su içtiler. Burada yağmurlardan dolayı su birikintisi oldu. Ahıra doğru giderken 80 metre kala hayvanlar telef olmaya başladı. Hayvanları saydığımızda 43 hayvan telef olmuştu. Babama sorduğumda yukarıda bu bölgede su içirdiğini söyledi. Buraya geldiğimizde mazot tankeri ve adblue tankeri vardı. Raporları ve tahlillerini sonuçlarını bekliyoruz. Yağmur suyuna akan adblue ve mazottan şüpheleniyoruz. Burada etrafta taş ocakları var. Karşımızda da ablue ve mazot tankeri var. Dün akarken müdahale etmişler ama geç kaldılar. Maddiyata bakarsak karşılığı yok. Benim 43 hayvanım öldü ve 43 yavru var. Yavruların hepsi aç ve onları biberonla beslemeye çalışıyoruz ama yavrular biberonu da emmiyor. Bu yavruları da kaybetmek istemiyoruz. Hayvanlarım öldü ve maddi kaybım yaklaşık 1 milyon TL’dir" ifadelerini kullandı.
Van Van’da Mart sürprizi: Bahar beklerken kar kapıya dayandı Van’da Mart ayının gelmesiyle birlikte etkili olan soğuk hava ve kar yağışı vatandaşlara zor anlar yaşattı. Baharın habercisi olarak bilinen Mart ayı, Van’da adeta kışın devam ettiğini gösterirken, 143 yerleşim yerinin yolu da ulaşıma kapandı. Takvimler Mart ayını göstermesine ve cemrelerin düşmesine rağmen, Van güne beyaz örtüyle uyandı. Kent merkezinde etkili olan kar yağışı, yüksek kesimlerde etkili olurken; "Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır" deyimi bir kez daha gerçek oldu. Geçtiğimiz hafta mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıkları, Vanlılara baharın geldiğini müjdelemişti. Ancak dün gece saatlerinde başlayan kar yağışı, kenti beyaza bürüdü. Hava sıcaklığının gece saatlerinde sıfırın altına düşmesiyle birlikte yollarda yer yer buzlanmalar meydana geldi. "Van’da Mart kapıdan baktırdı" Kentte gece saatlerinden itibaren etkili olan kar yağışı ve soğuk hava, sabah saatlerinde hayatı olumsuz etkiledi. Cadde ve sokaklar beyaza bürünürken, araç sürücüleri ilerlemekte güçlük çekti. Hava sıcaklıklarının sıfırın altına düşmesiyle birlikte buzlanma da etkili olurken, yetkililer sürücülere dikkatli olmaları konusunda uyarılarda bulundu. Özellikle yüksek kesimlerde kar yağışının daha etkili olduğu öğrenildi. "143 yerleşim yerinin yolu kapandı" Van genelinde önceki gün etkili olan kar yağışı günlük hayatı olumsuz etkilerken, kent genelinde kardan dolayı kapanan 143 yerleşim yerinin yolu ulaşıma kapandı. Kar yağışı ile birlikte Bahçesaray’da 71, Başkale’de 2, Muradiye’de 17, Özalp’ta 12, Saray’da 6 ve Tuşba ilçesinde 35 olmak üzere toplam 143 yerleşim yerinin yolunun açılması için de çalışmalar aralıksız devam ediyor. Van’da dün akşam akşam saatlerinde başlayan ve belli aralıklarla devam eden kar, yüksek kesimlerde trafiği etkiledi. Van-Hakkari karayolu üzerindeki 2 bin 225 rakımlı Kurubaş Geçidi ile aynı güzergahtaki 2 bin 730 rakımlı Güzeldere Geçidi’nde kar yağışı ve sis sürücülere zor anlar yaşattı. Sürücülerin sıkıntı yaşamaması için Karayolları 11. Bölge Müdürlüğü ekipleri bölgeye 2 kar küreme aracı göndererek yolu kardan temizliyor.
İstanbul İş Bankası’ndan kız çocuklarının geleceğine birikim desteği Türkiye İş Bankası, kız çocuklarının eğitim ve iş yaşamı ile ihtiyaç duyabilecekleri farklı alanlarda kullanmaları, onların gelecekte özellikle girişimcilik ekosistemine katılımını teşvik etmek amacıyla ’Girişimci Kız Çocukları Hesabı’nı hayata geçirdi. Kız çocuklarının eğitime, kadınların iş hayatına daha fazla katılımı ve her alanda fırsat eşitliğine sahip olmaları toplumların gelişmişlik düzeyinin en önemli göstergeleri arasında yer alıyor. Girişimcilik kültürünün yaygınlaşmasının ekonomiler için taşıdığı önem ise her geçen gün artıyor. Türkiye İş Bankası da toplumsal cinsiyet eşitliği ile kadınların iş hayatındaki varlığını güçlendirme ve girişimcilik kültürünün yaygınlaştırılması vizyonunu bir araya getirerek ’Girişimci Kız Çocukları Hesabı’nı hayata geçirdi. Girişimcilik Vakfı’nın katkısıyla "bir kız çocuğunun geleceği doğduğu gün başlar" yaklaşımıyla tasarlanan birikim hesabı, ebeveynleri üzerinden kız çocuklarının ilerleyen yıllarda eğitim ve iş yaşamında, özellikle girişimcilik dünyasına adım atmak istediklerinde onlara destek olmak, yarınları için finansal bir güvence oluşturmak üzere uzun vadeli tasarruf yapılmasını hedefliyor. 18 yaşına kadar enflasyon karşısında korunan uzun vadeli birikim Yapılan açıklamaya göre, enflasyona karşı korumalı bir gelecek fonu olma özelliği taşıyan hesap, 8 Mart 2025 ve sonrasında doğan kız çocukları adına ebeveynleri tarafından İş Bankası şubelerinden veya mobil bankacılık uygulaması İşCep’ten açılabiliyor. 180 gün vadeli olarak düzenlenen ve talimat verilmediği sürece vade sonunda otomatik yenilenen hesaba, yıllık TÜFE değişim oranı üzerine ek destek uygulanıyor. Böylece birikim, enflasyonun üzerinde bir getiri potansiyeline sahip oluyor. Açılış alt limiti 1.000 TL olan hesap, ebeveyni tarafından kapatma talimatı verilmediği sürece çocuk 18 gelene kadar sürdürülüyor. Kız çocuğun 18 yaşına girmesiyle birlikte hesap otomatik olarak kapatılıyor ve birikim vadesiz hesaba aktarılıyor. Böylelikle birikimin kullanım alanı çocuğun tercihine bırakılıyor. "Toplumsal cinsiyet eşitliği ve girişimcilik anlayışımızı aynı potada buluşturduk" İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Türkiye’nin bugün odaklanması gereken sürdürülebilir kalkınma hedeflerini gerçekleştirmesinin bir koşulunun toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması olduğunu, kız çocuklarının ve kadınların toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle birçok engelle karşılaştığını, bunun sadece sosyal ve ekonomik değil insani bir mesele olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Bu zorlukların aşılmasında girişimcilik kültürünün yaygınlaşmasının önemli bir rol oynayabileceğini ifade eden Aran, şöyle konuştu: "Eğer ülkemizde daha fazla girişimci kadın görmek istiyorsak onlara genç yaşlardan itibaren fikir geliştirebilecekleri ve bu fikirleri somut bir çıktıya dönüştürebilecekleri bir ortam sağlamalıyız. İşte biz de Girişimci Kız Çocukları Hesabı’nı bu anlayışla hayata geçirdik. Kız çocuklarının ekonomik bağımsızlıklarını elde ederek kendi ayakları üzerinde durabilmelerine, bir ürüne veya hizmete dönüşebilecek fikirleri varsa onu gerçekleştirmelerine katkıda bulunmak istedik. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve girişimcilik alanındaki anlayışımızı aynı potada buluşturduğumuz Girişimci Kız Çocukları hesabı ile kız çocuklarımız inanıyoruz ki hayatlarının belki de en önemli döneminde cesur adımlar atabilecek; sadece kendileri için değil aileleri ve hatta toplumumuz için değer üretebilecekler."