GÜNDEM - 06 Mart 2026 Cuma 10:50

Osmanlı’dan günümüze bakır cezvelerde hazırlanan menengiç kahvesi lezzetiyle dikkat çekiyor

A
A
A
Osmanlı’dan günümüze bakır cezvelerde hazırlanan menengiç kahvesi lezzetiyle dikkat çekiyor

Gaziantep’te bulunan Tahmis Kahvesi, Osmanlı’dan günümüze uzanan köklü geçmişiyle bakır cezvelerde hazırlanan menengiç kahvesi lezzetiyle dikkat çekiyor.


Osmanlı döneminin ilk kıraathanelerinden biri olarak bilinen Tahmis Kahvesi, bugün hala faal durumda olmasıyla dünyanın en eski kahvehanelerinden biri olarak gösteriliyor. Tarihi mekan, özellikle bakır cezvelerde hazırlanan menengiç kahvesiyle dikkat çekiyor. Gaziantep’e özgü bir lezzet olan menengiç kahvesi, fıstığın yabani türünden elde ediliyor. Bu kahve, geleneksel yöntemlerle bakır cezvelerde ve kısık ateşte hazırlanarak servis ediliyor. Ustalar, bakır cezvenin kahvenin aromasını ve lezzetini en iyi şekilde ortaya çıkardığını belirtiyor. Tahmis Kahvesi’nin sahibi Mehmet Hilmi Bağcı, bir rivayetlere göre Osmanlı padişahlarından 4. Murad, Bağdat Seferi sırasında Tahmis Kahvesi’nde mola vererek kahve içip dinlendiğini söyledi. Bu nedenle Tahmis Kahvesi yalnızca bir kahvehane değil, aynı zamanda Osmanlı kültürünün ve geleneksel sohbet ortamının yaşatıldığı önemli bir tarihi mekan olarak kabul ediliyor.


"Osmanlı padişahlarından 4. Murad, Bağdat Seferi sırasında burada durup kahve içerek dinlenmiştir"


Tahmis Kahvesi’nin sahibi Mehmet Hilmi Bağcı, menengiç kahvesi ile ilgili bilgi vererek, "Burası Osmanlı döneminin ilk kıraathanelerinden biridir. Günümüzde ise dünyanın bilinen en eski ve hâlâ faal durumda olan kahvehanelerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bu mekân özellikle menengiç kahvesi ile ünlüdür. Eski dönemlerden beri menengiç kahvesi, lezzetini artırmak için bakır cezvelerde hazırlanır. Menengiç aslında fıstığın yabani halidir. Bir rivayete göre, Osmanlı padişahlarından 4. Murad, Bağdat Seferi sırasında burada durup kahve içerek dinlenmiştir. Günümüzde de gelen misafirlerimize menengiç kahvesini yine bakır cezvelerde hazırlayıp, geleneksel bir sunumla ikram ediyoruz. Misafirlerimiz bu sunumdan oldukça memnun kalıyor. Bakırın en önemli özelliği iyi bir yalıtım sağlamasıdır. Ayrıca sağlık açısından da iç kısmının kalaylı olması önemlidir. Menengiç kahvesi kısık ateşte pişirildiğinde daha lezzetli olur. Bu nedenle bakır cezveler kahvenin tadını daha iyi ortaya çıkarır. Eskiden olduğu gibi günümüzde de bakır cezveler yeniden rağbet görmeye başlamıştır. İnsanlar farklı malzemelerden yapılan cezveler yerine tekrar bakır cezveleri tercih etmektedir. Bu cezveler tamamen bakırdan yapılır ve iç kısmı kalaylanır. Böylece hem sağlık açısından güvenli olur hem de kahvenin lezzeti korunur" dedi.


"400 yıllık bir geçmişe sahiptir ve oldukça nostaljik bir mekandır"


Tahmis Kahvesi’nin tarihinin çok eskiye dayandığını ifade eden Bağcı, "Bu kahvehane yaklaşık 400 yıllık bir geçmişe sahiptir ve oldukça nostaljik bir mekandır. İnsanlar buraya sadece kahve içmek için değil, oturmak, dinlenmek ve bu tarihi atmosferi yaşamak için gelirler. Bilindiği gibi ‘Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır.’ Biz de diyoruz ki, Tahmis Kahvesi’nin 400 yıllık hatırası vardır. Bu nedenle burası eski dönemlerden beri kültürel buluşmaların ve sohbetlerin yaşandığı önemli bir mekân olmuştur. Buraya gelen insanlar hem kahvenin tadını çıkarır hem de biraz dinlenme fırsatı bulur. Aslında burada amaç sadece kahve içmek değildir; kahve bir bahanedir. Biz burada menengiç kahvesi başta olmak üzere farklı kahve türleri de sunuyoruz. Türk kahvesi de vardır, ancak menengiç kahvesi bu mekâna özgü en meşhur kahvedir. Hatta bazı misafirlerimiz menengiç kahvesini doğrudan bu isimle istemez. ‘Bize Tahmis kahvesi verin’ derler. Biz de onların aslında menengiç kahvesi istediğini bilir ve ikram ederiz. Şu anda bir fincan kahvenin fiyatı 130 TL’dir. Gelen misafirlerimiz genellikle memnun kalmaktadır. Biz de fiyatları mümkün olduğunca uygun tutmaya çalışıyoruz. Çünkü bizim için önemli olan insanların burada oturup dinlenmesi, keyif alması ve memnun bir şekilde ayrılmasıdır" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul TÜSİAD eski Başkanı Orhan Turan ve YİK Başkanı Mehmet Ömer Arif Aras’ın yargılandığı davada karar Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) eski Başkanı Orhan Turan ile Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Mehmet Ömer Arif Aras’ın yargılandığı davada karar açıklandı. Sanıkların ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçundan 1 yıl 3 ay 18 gün hapisle cezalandırılmalarına hükmedildi. Verilen cezada hükmün açıklanması geri bırakıldı. Turan ve Mehmet Ömer Arif Aras’ın 2 ayrı suçtan 5’er yıl 6’şar aya kadar hapis talebiyle yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. İstanbul 28.Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuksuz sanıklar Orhan Turan ve Mehmet Ömer Arif Aras ile avukatları hazır bulundu. Duruşmada savunma yapan Aras, "Huzurdaki yargılama konusu beyanlarım incelendiğinde suçlamaya konu bir durum olmadığı anlaşılabilir. 20 dakikalık konuşmam bağlamından koparılmıştır. Konuşma bütünüyle incelendiğinde ekonomik kalkınmaya yönelik olduğu anlaşılmaktadır ve tamamen iyi niyetlidir. Konuşmam güncel meselelere isim kullanmadan değinmektedir. Buradan suç üretilmeye çalışılması anlamsızdır. 72 yıllık yaşamımda hiç mahkemeye çıkmamış bir kişi olarak, ülkenin kalkınması için yapılmış konuşmanın suç gibi gösterilmesini kabul etmiyorum" dedi. Sanık Turan da savunmasında suçlamaları kabul etmedi. Sanıkların ve avukatlarının savunmasının ardından kararını açıklayan mahkeme Mehmet Ömer Arif Aras ve Orhan Turan hakkında ‘adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ suçundan beraat kararı verdi. Sanıkların ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçundan ise 1 yıl 3 ay 18 gün hapisle cezalandırılmalarına hükmedildi. Verilen cezada hükmün açıklanması geri bırakıldı. Olayın geçmişi Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) eski Başkanı Orhan Turan ve Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mehmet Ömer Arif Aras’a yönelik yürütülen soruşturma tamamlanmış, hazırlanan iddianamede şüphelilerin içeriğini bilmedikleri siyasi, hukuki, adli ve idari olaylar ile ilgili değerlendirmede bulunmak suretiyle ülke genelinde hukuki güvenliğin olmadığını, vatandaşların Türkiye Cumhuriyeti Devletine yönelik güven probleminin olduğunu, bu sebeple huzursuzluğun bulunduğunu, tutuklama iş ve işlemlerinin hukuksuz olduğunu, kayyum atama iş ve işlemleri ile gözaltı tutuklama gibi hukuki tedbirlerin toplumda güveni sarstığını beyan ederek telkin ve yönlendirici mahiyetteki yanıltıcı ve dezenfermasyon içerikli bilgileri yaydıkları aktarılmıştı. Şüphelilerin konuşmalarını ekonomi alanında bulunduğu konum ve kariyerleri ile birçok üyesi bulunan derneğin başkanlık makamında bulunmalarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle gerçekleştirdiklerinin aktarıldığı iddianamede, şüpheliler Mehmet Ömer Arif Aras ve Orhan Turan’ın zincirleme şekilde ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak’ suçundan 1 yıl 10 aydan 5 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti. Öte yandan şüpheliler hakkında ‘adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ suçundan dosyanın ayrı olarak devam ettiği öğrenilmiş, bu suçtan hazırlanan iddianamede ise şüpheliler Mehmet Ömer Arif Aras ve Orhan Turan’ın zincirleme şekilde ‘adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ 50 günden az olmamak üzere adli para cezasına çarptırılması talep edilmişti. 2 iddianame ise irtibatlı olduğu gerekçesiyle birleştirilmişti.
Tokat Bakan Memişoğlu açıkladı: Sağlıkta bilim adamlarına SGK destekli araştırma dönemi Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu TÜSEB ile SGK iş birliği kapsamında yürütülecek bilimsel araştırmalarda hasta maliyetlerinin SGK tarafından karşılanacağını belirterek, "Yeni tedavi yöntemleri, ilaçlar ve sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine güçlü finansal destek sağlanacak" dedi. Bir dizi program için Tokat’a gelen Bakan Memişoğlu valilik ziyareti sonrası açıklamalarda bulundu. Sigarayı bırakma çağrısı yaptı Memişoğlu yaptığı açıklamada, "Ben toplumumuza özellikle sağlıklı yaşamlarıyla ilgili, sağlıklı kalmalarıyla ilgili çaba harcamalarını, bağımlılıklardan uzak kalmalarını özellikle istirham ediyorum. Biliyorsunuz bu hafta Yeşilay Haftası. Yeşilay; sigara bağımlılığından madde bağımlılığına kadar her türlü mücadelede toplumumuzun yanında, bizlerin yanında. Toplumumuz da bu konudaki bağımlılıklardan uzak kalmak için sağlıkçılarla beraber inşallah, özellikle Ramazan ayı gibi mübarek ayda, irademizi güçlendirdiğimiz ayda hazır fırsat var; bu ayda kötü alışkanlıklarımızdan, özellikle sigaradan kurtulmanın en güzel zamanlarını yaşayacaklar. Bizlere başvururlarsa Sağlıklı Hayat Merkezlerine, hastanelere, sigara bırakma polikliniklerine, beraber bu illetten onları kurtaracağımıza söz veriyorum" dedi. Bilim adamlarına maliyet desteği geliyor Bakan Memişoğlu konuşmasının devamında bilimsel araştırmalara SGK desteği sağlanacağını söyleyerek, "Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ile beraber Sosyal Güvenlik Kurumu’nun çabasıyla, özellikle Türkiye’de yeni bir şey söyleyecek bilim insanlarının yapacakları çalışmalarda, bilimsel araştırmalarda dünyaya ve sağlığa katkı verilecek çalışmalarla ilgili, bu çalışmalarda hastalarımızın maliyetlerini Sosyal Güvenlik Kurumu karşılayacak. Bu özellikle ’üreten sağlık’ mottomuzdaki Türkiye’deki yeni şeylerin söylenmesiyle ilgili gerçekten iyi bir finansal kaynak olacak. Özellikle bilim insanlarımızın, araştırmacılarımızın bu konudaki desteğiyle çok iyi şeyler söyleyeceğine, dünyaya yeni tedavi yöntemleri, yeni ilaçlar, yeni cihazlar kazandıracağına eminim. Bu konuda üretmeye, üreteni desteklemeye devam edeceğiz. Türkiye; koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modeliyle Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’nı yaşayacak ve dünyada nasıl sağlık hizmetinde örnek olmuşsa, sağlığın teknolojisinde de biliminde de örnek ülke haline gelecek" ifadelerini kullandı.
Ankara ‘Sağlığa Yön Veren Kadınlar’ panelinde bilim ve mühendislikte kadının gücü konuşuldu Ankara’da Özel Güven Hastanesi’nin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında düzenlediği ‘Sağlığa Yön Veren Kadınlar’ panelinde, bilim ve mühendislik alanında çalışan kadınlar deneyimlerini paylaştı. Moderatörlüğünü Spiker ve Eğitmen Jülide Sönmez’in yaptığı panelde, Hacettepe Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nihal Aydoğan, Koç Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Tuğba Bağcı Önder, ASELSAN Proje Sorumlusu Kıdemli Baş Mühendis Leyla Demirel, HAVELSAN Lider Mühendis Bensu Alkan Semiz ve Güven Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. Yeşim Çetinkaya Şardan konuşmacı olarak yer aldı. Prof. Dr. Nihal Aydoğan, panel öncesi yaptığı açıklamada, "Bir bilim insanı, akademisyen ve aynı zamanda kadın olarak bilime verilen önemi her zaman hissetmek bize mutluluk veriyor. Öğrenci yetiştirmeyi de çok önemsiyorum. Özellikle genç bilim insanlarına ve genç kadınlara örnek olmakta bizlerin önemli misyonlarından bir tanesi" diye konuştu. Kıdemli Baş Mühendis Leyla Demirel ise, savunma sanayiinde geliştirilen teknolojileri sağlık teknolojileri gibi alanlara aktarmakla görevli olduklarını belirterek, "Bizler medikal görüntüleme alanlarında ve yaşam destek alanlarında yeni ürünler geliştirmekteyiz. Bunları halkımızın kullanımına sunmaktayız. İsterim ki daha fazla kadın mühendis, hem savunma hem de sağlık alanlarında çalışmak ister. Çünkü kadın mühendisler olmadan bu projelerin başarıya ulaşması mümkün değil" ifadelerini kullandı. Lider Mühendis Bensu Alkan Semiz de, bilime katkı sağlanmasından dolayı mutluluk duyduğunu aktararak, "Umuyorum hem HAVELSAN olarak hem de kadınlar olarak bilime, yapay zekaya, geleceğe katkılarımız olacak ve geleceğe ışık tutacağız diye umuyorum. Bilgisayar mühendisliği, yazılım mühendisliği, elektronik mühendisliği gibi alanlarda aslında kadınları daha az görüyoruz. O yüzden bu alanlarda kadınlar fark oluşturabilir ve çok başarılı olabilirler. Bunu bizzat deneyimleyip görebiliyoruz. Kadınlarımızın bu alanlarda, mühendislik alanlarında seçim yapmaları gerçekten onların kariyerlerine de çok katkı sağlayacak ve bu alanda çok güzel gelişmeler olacağına inanıyoruz" şeklinde konuştu.