EKONOMİ - 07 Mayıs 2024 Salı 17:56

Otokoç 2. el ’in Gaziantep bayisi açıldı

A
A
A

İkinci el araç pazarının lideri Otokoç 2. el’in bayisi Gaziantep’te hizmete girdi. İkinci elde kurumsallaşmanın yaygınlaşmasına öncülük eden Otokoç 2. El, 2026 sonuna kadar 35 bayiye ulaşmayı hedefliyor.

İkinci el araç satışında Türkiye’nin lideri konumunda bulunan Otokoç 2. El, giderek büyüyen ikinci el pazarındaki ihtiyaçlara cevap verme ve tedarik kanallarını geliştirme stratejisi yönünde satış kanallarını çeşitlendirerek bayilik ağı oluşturmaya yeni şubelerle devam ediyor. Otokoç 2. el’in Gaziantep bayi açılışı, 7 Mayıs 2024 Salı günü Gaziantep’te gerçekleşti. Bayi açılışı vesilesiyle düzenlenen tören, Otokoç Otomotiv Lideri İnan Ekici, 2. El ve Filo Operasyonları İş Birimi Lideri Birkan Çalışkan, Pazarlama ve Dijital Platformlar Lideri Esra Arslanbaş Kaynak, 2. El Perakende ve Network Lideri Taylan Filiz, Bayi Sahibi İsmail Kurtul’un yanı sıra, davetlilerin ve basın mensuplarının katılımıyla gerçekleşti.

Otokoç 2. el ’in Gaziantep bayisi açıldı

“2024 sonu hedefi 20 bayi”

İkinci el otomotiv sektörünün uzun süredir tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de tutarlı bir şekilde büyümeye devam ettiğini, öncülük ve güven vizyonu doğrultusunda attığı adımlarla 96 yıldır sektörde standartları belirleyen Otokoç Otomotiv çatısı altında çözüm sağlayan Otokoç 2. elin de sektöründe ilk akla gelen marka olarak konumlandığını belirten Otokoç Otomotiv Lideri İnan Ekici, “Sektöre kurumsal bir yaklaşım getirerek araç satışı, aynı gün nakit ile araç alımı, profesyonel ekspertiz hizmetleri, yaygın hizmet ağı, temassız teslimat ve online satın alma gibi yenilikçi seçenekleriyle ikinci el araç konusunda güven noktası olarak faaliyet gösteren Otokoç 2. El markamızla, bugün itibarıyla Türkiye çapında 30 lokasyonda hizmet veriyoruz. Otokoç 2. El olarak araç satın alırken veya satarken tüm süreçlerin en kolay, hızlı ve şeffaf şekilde gerçekleşmesini sağlıyor, katma değerli hizmetlerimizle müşterilerimize her zaman yanlarında olduğumuzu hissettiriyoruz. Bunun yanı sıra Türkiye’de 2023 yılında toplam 8,8 milyon adet satışın gerçekleştiği kurumsal ikinci el araç pazarında 2024 yılında 50 bini aşan satış adediyle liderlik konumumuzu da sürdüreceğiz. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına başlamanın heyecanı ve enerjisi ile Otokoç Otomotivliler olarak biz de tıpkı Cumhuriyet gibi tüm faaliyetlerimizin merkezine insanı koyuyor; yalnızca şirketimizin değil, sektörümüzün, ülkemizin ve dünyamızın daha iyi özellikler kazanarak gelişmesi ve ilerlemesi için bir asra yakın süredir hiç durmadan çalışıyoruz. Bu çerçevede, Otokoç Otomotiv’in sektöründeki liderlik ve önderlik konumunu daha da pekiştirecek hamlelerimiz ve giderek büyüyen ikinci el sektöründeki ihtiyaçlara cevap verme ve tedarik kanallarını geliştirme stratejimiz yönünde, bayilik ağımızı büyütmeye devam ediyoruz. Bugün itibarıyla kıymetli şehrimiz Gaziantep’te attığımız bu adım, Otokoç 2. El çalışanları için olduğu kadar Gaziantep kentine ve halkına da katkı sağlayacak bir sürecin başlangıcı olma özelliği taşıyor. Tarihi İpek Yolu üzerinde yer alan ve her döneminde kültür ve ticaret merkezi olma özelliğini koruyan Gazi şehrimiz Antep’te bulunmaktan gurur duyuyoruz. Otokoç 2. El Gaziantep bayimiz, ortaya koyacağı hizmet kalitesi, müşteri memnuniyeti ve yüksek performans ile yurt genelinde açılacak yeni bayilerimiz için de son derece ilham ve cesaret verici bir örnek teşkil edecek. Bu çerçevede, Otokoç 2. El satış kanallarını 2024 sonuna kadar 20, 2026 yıl sonuna kadar 35, 2028 yılı sonuna kadar ise kademeli olarak toplamda 40’a yakın bayiye ulaştırarak her geçen gün daha da büyümeyi hedefliyoruz” dedi.

Otokoç 2. el ’in Gaziantep bayisi açıldı

Otokoç Otomotiv 2. El ve Filo Operasyonları Lideri Birkan Çalışkan, “Sektöre iş modelleriyle de liderlik eden ve ilham veren bir şirket olarak, Otokoç 2. El markası altında 2022 yılında oluşturmaya başladığımız bayilik ağımız büyümeye devam ediyor. Otokoç 2. el’in emin ellerde gelişmeye devam ettiğini görmek bizi bir hayli mutlu ediyor. Bu çerçevede bugün itibarıyla tarihi, kültürel değerleri, gastronomisiyle turizm açısından olduğu kadar, beş organize sanayi bölgesi, şehirler arası ve uluslararası bağlantı yolları ile bölgenin en önemli ticaret kentlerinden biri olarak konumlanan Gaziantep’te yer almaktan memnuniyet duyuyoruz. Açılışını gerçekleştirdiğimiz Gaziantep’in yanı sıra Denizli, Mardin, Hatay, Malatya, Kayseri, Sivas, Erzurum ve Şanlıurfa illerinde de Otokoç 2. El bayilerimizle hizmet veriyoruz. Yakın bir süre içinde Kocaeli, Tekirdağ, Çorum ve Diyarbakır bayilerimiz de faaliyete geçecek. Potansiyel gördüğümüz tüm Türkiye coğrafyasında yayılımımızın devam edeceğine gönülden inanıyoruz. Otokoç 2. El olarak bu yıl yüzde 60’ın üzerinde büyüme sağlamayı hedefliyoruz.” İfadelerini kullandı.

Otokoç 2. el ’in Gaziantep bayisi açıldı

Bayi Sahibi İsmail Kurtul, “Otokoç 2. El Gaziantep bayilik açılışımızı gerçekleştirmekten ötürü son derece heyecanlı ve gururluyuz. Otokoç 2. el’in yıllardır geliştirip mükemmel hale getirdiği, tüketicilere güven ve avantaj sağlayan imkanlar, açılışını gerçekleştirdiğimiz bayiliğimiz sayesinde artık Gaziantep ve çevresinde yaşayan vatandaşlarımız için de ulaşılabilir duruma geldi. Ülkemizin en büyük ve itibarlı markalarından Otokoç Otomotiv çatısı altında faaliyet gösteren Otokoç 2. El güvencesinin Gaziantep’e çok önemli kazanımlar sağlayacağına ve sektöre değer katacağına inanıyoruz. Hizmet sağlayıcısından müşterisine, bayisinden tüm paydaşlarına kadar geniş bir ekosistemi içine alan, nihayetinde tüm Türkiye’ye avantaj ve katma değer sağlayan bir iş modelini temsil eden Otokoç 2. El bayiliğimizin, hem Gazianteplilere hem de Türkiye’mize hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu. İkinci el pazarında yakaladığı yüksek satış hacmi ile bugüne kadar sayısız ikinci el aracı sahipleri ile buluşturan Otokoç 2. El, özenle seçilmiş bayileriyle birlikte satış hacmini ve müşterileri için değer oluşturan hizmet kalitesini daha da ileri seviyeye taşımaya devam edecek.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Saitabat Şelalesi eski ihtişamlı günlerine döndü Bursa’nın Kestel ilçesine bağlı Derekızık Mahallesi’ne 3 kilometre mesafede, kayalıklar arasında bulunan ve Marmara Bölgesi’nin önemli doğa turizmi destinasyonlarından biri olan Saitabat Şelalesi’nde su seviyesi rekor düzeye ulaştı. Uludağ eteklerindeki bir kanyondan neşet eden ve yaklaşık 5 metre yükseklikten dökülen şelale, geçmiş yaz dönemlerinde kuraklık ve yetersiz yağışlar nedeniyle kuruma noktasına gelerek parmak kalınlığında akmaya başlamıştı. Bu yıl kış ve ilkbahar aylarında zirvede etkili olan yoğun kar yağışı ve ardından gerçekleşen hızlı erimeler, şelalenin su debisini son yıllarda görülmemiş bir seviyeye taşıdı. Tekirdağ’dan gelen bir aile, Uludağ’da kar gördüklerini ve aşağıya inip eriyen kar sularının oluşturduğu şelaleye hayran kaldıklarını dile getirerek, bu güzelliğin korunması gerektiğini söyledi. Saitabat Köyü Kadınları Dayanışma Derneği İdari İşler Sorumlusu Kemal Akçay, gazetecilere yaptığı açıklamada, doğal güzelliğin geri dönmesinin bölge turizmine doping etkisi yaptığını belirtti. Şelalenin son 10 yıldır bu denli güçlü akmadığına dikkati çeken Akçay, mevcut su rezervi sayesinde canlılığın yaz ayları boyunca kesintisiz sürmesini öngördüklerini ifade etti. Akçay, artan su debisiyle beraber İstanbul, Ankara ve Trakya başta olmak üzere çevre illerden gelen ziyaretçi sayısında ciddi bir artış yaşandığını, bu durumun yerel esnafın yüzünü güldürdüğünü aktardı. Doğa yürüyüşü, yöresel köy kahvaltısı, akarsuda yetiştirilen alabalık tesisleri ve atlı safari gibi etkinliklerin sunulduğu şelale çevresini ziyaret eden vatandaşlar ise Uludağ’ın serin havası eşliğinde gürül gürül akan suyun oluşturduğu görsel şölene hayran kaldıklarını dile getirdi.
Ankara Bayramın kokusu çam ormanlarından yükseliyor: Çam kolonyası ve aromalı Türk kahvesine yoğun ilgi Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde bulunan, çam ormanlarından esinlenerek hazırlanan çam kolonyası ve aromalı Türk kahvesi Kurban Bayramı’nda vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Kurban Bayramı’nda termal ve doğal güzellikleriyle öne çıkan Kızılcahamam ilçesinde, yıllardır üretilen çam kolonyası ve aromalı Türk kahveleri vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Başta Başkent’teki ilçelerin doğasından ilham alınarak hazırlanan çam, havuç, kavun ve üzüm aromalı esanslar ve kahveler, bayram ziyaretlerinde hem geleneksel hem de farklı bir hediye alternatifi olarak tercih ediliyor. Kadın istihdamıyla üretim yapan işletme sahibi Nuray Arslan, niş esanslarla hazırlanan kolonyalar ve özel aromalı kahvelerin yapım sürecini İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine anlattı. "Amacım ilçemize ne katabilirim, ne yapabilirim" Yaklaşık 12 yıldır kolonya firmasını işlettiğini belirten Arslan, "Kadınlarla başladık, kadınlarla devam ediyoruz. Üreten kadının gücüne inanlardanım. Çalışan personelin büyük bir çoğunluğu kadın. Sadece Kızılcahamam değil bizim çalıştığımız yerler. İlçelerle çalışıyorum. Amacım ilçemize ne katabilirim, ne yapabilirim? Nasıl bir fayda sağlayabilirim diye düşünürken kahvelerle çıktığımız yolculukta kolonyalarla bütünleştirdik. Daha sonra Kahramankazan’a çalıştık, kavun kahvesi ile kavun kolonyası. Elmadağ’ın elma kahvesi, elma kolonyası. Kalecik’le çalıştık. Çok büyük bir festivalleri oluyor. Üzümle çalışmamız devam etti. 2 sene öncesinde de Beypazarı’na dedik neden çalışmıyoruz? Beypazarı’nın havucu çok meşhur. Görüştük yetkililerle. Onlar da çok memnun oldular. Beypazarı’nın havuç kahvesi ve havuç kolonyasıyla yolculuğumuz devam ediyor. Çamlıdere ve Kızılcahamam’a da çam kahvesi ve çam kolonyası yapıyoruz" dedi. "Kolonyalarımız bizim bebeklerimiz gibi" Kolonya yapımındaki esanslara ve çeşitliliğe değinen Arslan, şu ifadelere yer verdi: "Kolonyalarımız bizim bebeklerimiz gibi. Bir ürünün 10 tane çeşidi var. Düşünün ki 50 milimden 40 milime kadar, 400 milimden, şişelerden plastik petlere kadar hepsi bizim evlatlarımız. Hepsinin dolumları da esansları da yaptığımız çalışmalar da keyif alarak yaptığımız işler. 3 sene önce kızımın adına bir kolonya çıkardım, Damla kolonyası diye. Aslında orkide var içerisinde. Müşterilerimiz yıllardır geliyorlar, ismini hatırlayamasalar bile kızınızın adıydı diyorlar. 1 sene olacak gelinimin adına Esin kolonyası çıkardık. O da çok niş bir ürünümüz. Onda çok ünlü bir parfümün esansı kullanıldı. Şimdi diyorlar ki biz gelinden alalım, biz kızdan alalım. Böyle bir rekabet var kendi aralarında. Buraya özgü kolonyamız var. Bize ait tılsım kolonyası dediğimiz lavanta ve zambak karışımı gibi bir kokumuz var. Yaklaşık 15 çeşit ürünle biz gelen müşterilerimize hitap ediyoruz." Niş esanslar tercih ediliyor Nuray Arslan, kolonya ve koku seçiminde kullanılan esansların büyük önem taşıdığını belirterek, kaliteli ve insan sağlığına zarar vermeyen niş esanslar tercih ettiklerini söyledi. Kokuların deri yoluyla da vücuda temas ettiğine dikkati çeken Arslan, kalıcı ve kaliteli ürünler kullanmalarının vatandaşların tercih sebeplerinden biri olduğunu ifade etti. "Belli bir süre ayrışması var" Kolonyaların yapım sürecini anlatan Özarlsan, "Önce alkol geliyor, damıtılıyor. Belli bir süre ayrışması var. Esansların dinlendirilmesi var. Belli bir dinlendirilme sürecinden sonra dolum aşamaları var. Dolum aşamalarında da belli bir boyutta 50 milimler, 100 milimler dolup paketleniyor. Şişelenme süreçleri, paketlenmelerle birlikte adetler, adetlerle birlikte müşteriye dağıtım yapıyoruz. Sonra dağıttığımız yerler de müşteriyle buluşturuyorlar" ifadelerini kullandı. "Hem ülke ekonomisine katkısı sağlıyoruz hem de çalışan insanlar evine ekmek götürüyor" Aynı zamanda kahvelerin İstanbul, İzmir ve Mersin’deki limanlardan alındığını söyleyen Arslan, "Kavrulma aşamaları, öğütülme aşamaları ve daha sonra yapılan aşamalarla birlikte paketlemeleri var. Zor bir süreç ama çok keyifli ve zevkli bir süreç bunlar. Biz işimizi aşkla ve severek yaptığımız için bize zor gelmiyor. Bunu yapıp kendi yavrularımız gibi doğumundan satışına kadar bir süreç bu. Kendi sevgimizle büyüterek satışımızı yapıyoruz. Hem ülke ekonomisine bir katkısı sağlıyoruz hem burada çalışan insanlar evine ekmek götürüyor. Kadınların ayakta durması için fırsat tanıyoruz. Çalışan, üreten kadının, emeğin ülke genelinde daha büyük katkı sağlayacağını ve ülkenin gelişmesine faydası saylayacağını düşünen insanlarız" şeklinde konuştu. Bayram dönemlerinde yoğunluk Nuray Arslan, Kızılcahamam’ın turistik bir ilçe olduğunu ve üretici firma olarak ilçe genelindeki işletmelerle çalıştıklarını belirtti. Bayram dönemlerinde yoğunluk yaşandığını ifade eden Arslan, özellikle Kızılcahamam’daki otellerin ve turistik hareketliliğin şovrum satışlarında önemli paya sahip olduğunu söyledi. Kızılcahamam’ın doğasından çam kolonyası ve Türk kahvesi Arslan, Soğuksu Milli Parkı’nın dünyada sayılı olduğunu dile getirerek, "Özellikle hamamlarımız çok şifalı. Şöyle düşündüm, gelen kişiler Kızılcahamam’ın hamam suyunu götüremiyor. Soğuksu’ya çıkıyor, yürüyüş, piknik yapıyor. Havasını da götüremiyor. Ne götürecek bu insanlar? Bazlamayı götürebiliyor. Tereyağı, etlerimiz çok güzeldir. Etlerimizi götürüyor ama bir şeyler daha katmak gerekmiyor mu buna? Sınırlı kalmamalı diye düşündüm. Kahveyle başladığımız yolculukta Kızılcahamam, Çamlıdere yan ilçemiz çam kahvesi olarak çıkarttığımız yolda çam kolonyamızı da ekledik. Ne oldu? Mis gibi orman koktu. İçtiğinizde de yoğun bir şey yoktur. Türk kahvesi ağırlıklıdır. İçtikten sonra damağınıza gelen çok güzel bir tadı vardır. İlçemize katkı olsun amacıyla başladığımız yolda Allah bizi bugünlere nasip etti" diye konuştu.
Kütahya İlkbahar Kütahya’ya ayrı bir güzellik kattı Kütahya’da ilkbaharın etkisini göstermesiyle birlikte kent genelinde ortaya çıkan yeşil manzara vatandaşların beğenisini topluyor. Tarihi yapıları, meydanları ve doğal güzellikleriyle dikkat çeken şehir, özellikle son yıllarda yapılan ağaçlandırma çalışmaları sayesinde adeta "yeşil şehir" kimliğini daha da güçlendirdi. Havadan çekilen görüntülerde tarihi alanların doğayla bütünleşmesi ise kartpostallık manzaralar oluşturdu. Kentte "şehrin kalbi" olarak adlandırılan Hisar Kalesi çevresindeki tarihi burçlar, baharın gelişiyle birlikte yemyeşil bir görünüme kavuştu. Tarihi dokunun doğayla birleştiği görüntüler sosyal medyada da ilgi görürken, şehrin simgesi Zafer Meydanı’ndaki çinili vazo ve çevresi yeşili bol görüntüsüyle dikkat çekti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın verilerine göre Kütahya, Türkiye’de en fazla ormanlık ve yeşil alana sahip beşinci il konumunda bulunuyor. Şehir genelinde sürdürülen ağaçlandırma ve çevre düzenleme çalışmaları, kentin doğal güzelliğinin korunmasına katkı sağlıyor. "Yeşil Bursa değil, artık Yeşil Kütahya diyoruz" Kütahya’daki yeşil dönüşüm vatandaşların da takdirini topluyor. Emekli din görevlisi Turhan Bayatlı, son yıllarda devlet ve vatandaş iş birliğiyle gerçekleştirilen ağaçlandırma çalışmalarının kente önemli katkılar sunduğunu belirterek, Kütahya’nın artık tamamen yeşil bir şehir görünümüne kavuştuğunu söyledi. Yeşilin gelecek nesiller açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken Bayatlı, "Yapılan ağaçlandırma çalışmalarıyla Kütahya tamamen yeşil bir şehir haline geldi. Bu bize sevinç ve kıvanç veriyor. Gelecek nesillere umut oluyor. Vatandaşlarımızın da bu konuda duyarlılık göstermesi çok önemli" dedi. Hz. Muhammed’in ağaç dikmenin önemine vurgu yapan hadis-i şerifini hatırlatan Bayatlı, "Kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizde bir fidan varsa onu dikiniz" sözünün çevre bilinci açısından önemli bir mesaj taşıdığını ifade etti. Bayatlı, son yıllarda dikilen ağaçların Kütahya’nın çehresini değiştirdiğini belirterek, "Yeşil Bursa değil, artık Yeşil Kütahya diyoruz. Yaşanabilir bir şehir için yeşil alanların artması büyük önem taşıyor" diye konuştu. "Her yerde ağaç, her yerde doğa var" Emlakçı Özcan Öz de Kütahya’nın huzurlu atmosferi ve doğal güzellikleriyle öne çıktığını söyledi. Kütahya’nın birçok bölgesini gezdiğini dile getiren Öz, "Kütahya’ya geldiğiniz zaman insan rahatlıyor. Psikolojiniz düzeliyor. Şehrin her tarafı yemyeşil. dolaşırken kendimi vadide hissediyorum. Her yerde ağaç, her yerde doğa var" dedi. Kütahya’nın doğal güzelliklerini reklam amacıyla değil, içinden geldiği gibi anlattığını belirten Öz, "Bunu reklam olsun diye söylemiyorum. Gerçekten kalbimden geçenleri anlatıyorum. Kütahya çok huzurlu bir şehir. Burayı görmek isteyen herkes gelsin, misafirimiz olsun" ifadelerini kullandı.
Hatay Akıma kapılarak hayatını kaybeden 16 yaşındaki Mahir Buğra’nın ölümünden 2 gün önce söylediği kurban hayalini gözü yaşlı annesi gerçekleştirdi Hatay’da staj yaptığı pastanede çalışırken elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden 16 yaşındaki Mahir Buğra Karagön’ün vefatından 2 gün önce annesine Kurban Bayramı’nda kurban kesmek istediğini söylemesi nedeniyle acılı aile evlatlarının hayalini gerçekleştirdi. Evladı adına kına yaktıkları ve süsledikleri koyunu kurban olarak kestiren gözü yaşlı anne Serap Karagön’ün "Ramazan Bayramı’nda 5 kişiydik, bu bayramda 4 kişi kaldık" sözleriyse yürekleri dağladı. İskenderun ilçesi Modernevler Mahallesi’nde bulunan Saray Pastanesi’nde 1 Mayıs günü yaşanan olayda Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) Yiyecek İçecek Hizmetleri Bölümünde eğitim gören 10. sınıf öğrencisi 16 yaşındaki Mahir Buğra Karagön, staj gördüğü iş yerinde elektrik akımına kapılarak vefat etmişti. Evladı vefat eden anne Serap Karagön, oğlunun ölmeden 2 gün önce kendine söylediği "Ben de kurban kesmek istiyorum, benim param var" sözleri nedeniyle ailesiyle birlikte Mahir Buğra’nın hayalini gerçekleştirdi. Hayatında ilk kez para kazanan ve kurban kesmek isteyen Mahir Buğra için ailesi tarafından kurban kesildi. Oğulları adına seçtikleri kurbanı süsleyen aile duygusal anlar yaşarken anne Serap Karagön, elleriyle kına yaktığı koyuna ’kınalı yavrum’ diyerek duygusal anlar yaşadı. Karagön ailesi, Mahir Buğra’nın mezarını ziyaret ederek duygusal anlar yaşadı. "Ramazan Bayramı’nda 5 kişiydik, bu bayramda 4 kişi kaldık" Evladının vefatından 2 gün önce kendisine kurban kesmek istediğini söylediğini dile getiren hayalini acılı anne Serap Karagön, "Ölmeden iki gün önce Çarşamba günüydü. Beraber oturduk kahvaltı yaptık, oğlumla. Kahvaltıdan sonra oturduk sohbet ediyorduk. ‘Anne bu sene kurban kesmek istiyorum’ dedi. Oğlum senin daha yaşın küçük, sana düşmez dedim. Ama yine de istiyorsan babana söylerim dedim. Senin adına keseriz bu senelik. ‘Ben de kurban kesmek istiyorum, benim param var’ ve ‘ben de çalışıyorum’ dedi. Bugün o hayalini gerçekleştirdik. Şimdi sıra ikinci hayalinde inşallah. Ne yapayım kısmet ederse pastaneyi de açmayı düşünüyorum. Oğlumun hayalini gerçekleştirmeyi düşünüyorum inşallah, babasıyla birlikte. Diyecek bir şey bulamıyorum. Ramazan Bayramı’nda 5 kişiydik, bu bayramda 4 kişi kaldık. Bir yanım eksik kaldı, benim bayramım oğlumun yanına geldiğim zaman oluyor. Bugün benim bayramım, bugün onun bayramıydı. Bugün kurbanını kestiğimiz için e bizim bayramımız. Bizim bayramımız bitti bugünden itibaren" dedi.